İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"müvekkilinin kendisine ait olan ....... plaka sayılı araç ile Mardin çevre yolu istik…
T.C. DİYARBAKIR BAM 4. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/2659 - 2026/332 T.C. DİYARBAKIR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2023/2659 KARAR NO : 2026/332 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN DAVANIN KONUSU : Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklı) DAVA TARİHİ : 03/01/2022 İSTİNAF KARAR TARİHİ: 13/02/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 13/02/2026 Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: A) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;"müvekkilinin kendisine ait olan ....... plaka sayılı araç ile Mardin çevre yolu istikametinde seyir halindeyken, davalı sigorta şirketince sigortalanan ....... plaka sayılı aracın kavşak ve dönüş tabelalarının olmadığı alanda dönmesi ile birlikte 27.09.2021 tarihinde sabah saat 08.25'te zincirleme trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin önünde seyir halinde bulunan ...... plaka sayılı aracın ani fren yapması sebebiyle müvekkilinin bu araca çarptığını, sigortalı araç sürücüsünün kazaya sebebiyet vermesine rağmen olay yerinde durmadığını ve uzaklaştığını, müvekkilinin aracında 4.500,00 TL tutarında hasar meydana geldiğini ve bu nedenle aracın 15 gün boyunca sanayide kalması nedeniyle davacının aracınını kullanamadığını, araçta hasar gören bir parçanın Diyarbakır'da bulunmaması nedeniyle aracın bu kadar uzun süre ile tamirde kaldığını, müvekkilin her gün taksi ile işe gidip geldiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL değer kaybı ile 4.500,00 TL hasar bedelinin kaza tarihinden, aracı 15 gün boyunca kullanamaktan kaynaklı oluşan zarar nedeniyle şimdilik 1.000,00 TL'nın ise arabuluculuğa başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini" talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;"yetkili mahkemenin İstanbul Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, kaza sonrası herhangi bir hasar ihbarında bulunulmadığı gibi dava açılmadan önce davacı tarafından müvekkili şirkete başvuru yapılmadığını, müvekkili şirketin sigortalının kusuru oranında poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, davacının taleplerinin haksız olduğunu ,müvekkili şirketin hasar sorumluluğunun poliçe limiti ile sınırlı olduğu ancak Uyuşmazlık konusu hasarın, temassız olarak gerçekleştiğinden davacının hasar talebinin reddi gerektiğini, davacının değer kaybının oluşmadığı, davalı şirketin araç mahrumiyet bedeli yönünden sorumluluğunun bulunmadığı, davanın reddine karar verilmesini" talep etmiştir. B) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2022 tarih 2022/3 Esas ve 2022/2711 Karar sayılı kararı ile; "Dosya içerisinde yer alan kaza tespit tutanağı ile kusura yönelik düzenlenen bilirkişi raporlarından, 27.09.2021 günü saat 08:25 sıralarında sürücü ....... sevk ve idaresindeki .......plakalı araç ile Kamışlo Bulvarı üzerinden Havaalanı istikametinden Mardin istikametine seyri sırasında olay mahalli ........ isimli iş yeri karşısına geldiğinde, önünde aynı istikamette seyrederken orta refüj boşluğundan geçiş yapan ........ plakalı araca çarpmamak için yavaşlayıp duruşa geçtiği esnada, gerisinden gelen ve aynı istikamete seyreden sürücü ......'in sevk ve idaresindeki ......plakalı aracın ön kısımlarıyla önünde bulunan ...... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığı, gerilerinden gelen sürücü .....'in sevk ve idaresindeki .....plakalı otomobilin ön kısımlarıyla...... plakalı aracın arka kısımlarına çarptığı, akabinde gerilerinden aynı istikamette seyreden davacı sürücü ......'nın sevk ve idaresindeki ...... plakalı otomobilin ön kısmıyla ..... plakalı otomobilin arka kısmına çarpması sonucu, dava konusu trafik kazası meydana gelmiştir. Kazada kusur durumunun tespitine yönelik trafik bilirkişisinden alınan 28.04.2022 tarihli bilirkişi raporunda; ........ plaka sayılı araç sürücüsü ......'in, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 56. ve 84.maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 107.maddesinde yer alan kuralları ihlal etmiş olduğundan kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu olduğu, ...... plaka sayılı araç sürücüsü .......'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52.maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101.maddesinde yer alan kuralları ihlal ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğu, ....... plaka sayılı araç sürücüsü olan davacı ....'nın 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 52.maddesinde ve Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 101.maddesinde yer alan kuralları ihlal ettiğinden %25 oranında kusurlu olduğu, ...... plaka sayılı araç sürücüsü ........'ın meydana gelen kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığı mütalaa edilmiştir. Alınan kusur raporuna davacı vekili tarafından yapılan itirazlar doğrultusunda bu sefer Ankara Adli Tıp Kurumundan kusur yönünden alınan bilirkişi raporunda; ....... plakalı aracın kendi önünde seyrederken orta refüj aralığından geçen ...... plakalı araca çarpmadan duruşa geçmiş olması nedeniyle ...... plakalı aracın orta refüj aralığından dönüş yapması ile arkadaki üç aracın (........) arasında meydana gelen olayların birbiri ile illiyetinin koptuğu ve heyetçe trafik bilirkişisi tarafından düzenlenen kusur oranına iştirak edildiği mütalaa edilmiştir. Kusur yönünden alınan rapor mahkememizce denetime ve hüküm kurmaya elverişli kabul edilmiştir. Somut olayda, davacı vekili tarafından her ne kadar davaya konu kazanın davalı sigorta şirketince sigortalanan araç sürücüsünün kusuru nedeniyle meydana geldiği iddia edilmiş ise de, alınan bilirkişi raporları doğrultusunda sigortalı araç sürücüsüne atfedilen bir kusur bulunmamasına, raporların denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğunun anlaşılmasına, sigortalının kusurunun bulunmaması nedeniyle davalı sigorta şirketinin poliçeden kaynaklı herhangi bir tazminat ödeme yükümlülüğü bulunmadığının anlaşılmasına göre, ispatlanamayan davanın REDDİNE karar verilmiştir. 25/09/2025 tarihli İstinaf Başvurusu Değerlendirme Kararı ile;" Davacı vekiline gönderilen muhtıraya rağmen yasal süresi içinde istinaf karar harcı (naktu) ve istinaf başvurma harcının süresinde yatırılmaması nedeniyle HMK 344/1 maddesi hükmü gereğince davalı vekilinin İSTİNAF KANUN YOLUNA BAŞVURMA TALEBİNDEN VAZGEÇMİŞ SAYILMASINA," karar verilmiştir. C) İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili tarafından karar ve istinaf kanun yoluna başvuru değerlendirme ek kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf yoluna başvuru dilekçesinde özetle; "Yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, Arabuluculuk görüşmesine katılmayan tarafın, davada haklı çıksa dahi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edileceği, açıkça belirtilmiş olasına rağmen gerekçeli kararın 5. Fıkrasında davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiğini, bu durum kanuna aykırı olduğunu, davada haklı çıkması halinde lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini, müvekkili tarafından sunulan hiçbir delile bakılmadan ve incelenmeden bilirkişi raporunun dosyaya sunulduğunu, zincirleme kazaya sebebiyet veren ( dönüşü olmayan yoldan dönen) ........ plaka sayılı araç dışında kazaya karışan tüm araçların kusur oranlarının hesaplandığını fakat kazaya sebebiyet veren...... plaka sayılı aracın kusurunun hesaplanmadığını, davanın salt bilirkişi raporu doğrultusunda reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, ...... plakalı araç sürücüsünün zincirleme kazaya sebebiyet verdiğini, kazaya sebebiyet veren ...... plakalı araç hakkında herhangi bir kusur yöneltilmemesin hukuka aykırılık teşkil ettiği gibi yerel mahkemenin bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine karar vermesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 16/12/2022 tarih ve 2022/3 E 2022/2711 K sayılı kararının istinaf incelenmesi neticesinde kaldırılmasını ve yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın Kabulüne karar verilmesini aksi kanaate ise 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu madde 18/A-11 yer alan maddeler uyarınca ara buluculuk toplantısına katılmayan taraf yönünden verilen vekalet ücretinin kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" talep etmiştir. Davacı vekili ek karar istinaf dilekçesinde özetle;"mahkeme tarafından harçların süresinde yatırılmadığı, bu sebeple harçlar kanunu gereğince İstinaf kanun yoluna başvurmasından vazgeçmiş sayılmasına karar verildiğini fakat taraflarına bahse konu tarihlerde herhangi bir istinaf tamamlanma harcı veya eksik harç yatırma talebine ilişkin herhangi bir tebligat yapılmadığını , harç ikmali yaptıklarına , bu sebeple verilen kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu kaldırılması gerektiğini" talep etmiştir. D) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası nedeni ile hasar , değer kaybı ile araç mahrumiyet bedelinin davalı sigorta şirketinden tahsili istemine ilişkindir. İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır. Ek kararın istinafına ilişkin inceleme; ek karar ile muhtıra çekilmesine rağmen süresinde harç ikmali yapılmaması nedeni ile istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına dair karar verildiği, Dosya içerisinde, biri davacı diğeri ise davalı sigorta şirketine ait iki ayrı muhtıra olduğu,davacıya ait muhtıranın 13/07/2023 tarihinde düzenlendiği, davacı vekiline 18/07/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davacı vekilince 14/07/2023 tarihinde harçların ikmal edildiği, harç ikmalinin süresinde olmasına rağmen mahkeme tarafından davalıya çekilen muhtıra ve tebliğ esas alınarak davacının istinaf kanun yoluna başvurma talebinden vazgeçmiş sayılmasına kararın yerinde olmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin esasa yönelik istinaf başvurusunun incelenmesine geçilmiştir. Davacı vekili tarafından 27.09.2021 tarihli trafik kazası nedeni ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan ...... plakalı aracın kazaya sebebiyet vermesi nedeni ile hasar ,değer kaybı ve araç mahrumiyet bedelinin talep edildiği ,alının bilirkişi ve ATK raporu ile davacının%25 oranında kusurlu olduğu, davalı sigorta şirketi tarafından sigortalı olan aracın ise kusurunun bulunmadığı, dava dışı kazaya karışan araç sürücülerine kusur izafe edildiği, bahse konu trafik bilirkişi raporu, atk raporunun birbirini teyit ettiği ve kazanın oluş şekliyle uyumlu olduğu, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı aracın kusurunun bulunmadığı dosya kapsamıyla sabit olması nedeniyle mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davacı vekilinin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönündeki istinaf itirazının değerlendirilmesinde; dosya arasında mevcut arabuluculuk son tutanağından, davalı sigorta şirketinin arabuluculuk toplantısına katılmadığı anlaşılmaktadır.İlk derece mahkemesi karar tarihinden sonra Anayasa Mahkemesi'nin, 14/03/2024 tarih 2023/160 Esas 2024/77 Karar sayılı ilamıyla 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda, toplantıya katılmayan tarafın davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile yargılama giderlerinin tamamından sorumlu tutulacağı, ayrıca bu taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini düzenleyen arabuluculuğa ilişkin 18/A maddesi iptal edilmiştir. 14/11/2024 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile HUAK'ın iptal edilen 18/A maddesi hükmü yerine ilgili hükmün"Taraflardan birinin geçerli bir mazeret göstermeksizin ilk toplantıya katılmaması sebebiyle arabuluculuk faaliyetinin sona ermesi durumunda toplantıya katılmayan taraf, son tutanakta belirtilir ve bu taraf davada kısmen veya tamamen haklı çıksa bile karşı tarafın ödemekle yükümlü olduğu yargılama giderlerinin yarısından sorumlu tutulur. Ayrıca bu taraf lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen vekâlet ücretinin yarısına hükmedilir." şeklinde düzenlendiği. Bu durumda davada haklı çıkmasına rağmen arabuluculuk toplantısına katılmayan davalı lehine vekalet ücretinin yarı oranında hükmedilmesi gerekmektedir, davacı vekilinin bu yöndeki istinafının kabulü ile davalı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin yarısına hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. (Ankara BAM 21.Hukuk 2022/1923 Esas ve 2025/685 Karar ,Trabzon BAM 4.Hukuk Dairesinin 2024/799 Esas ve 2025/1620 Karar sayılı kararı,Konya BAM 5.Hukuk Dairesinin 2024/1103 Esas ve 2025/1587 Karar, İzmir BAM 3.Hukuk dairesinin 2025/1069 Esas ve 2025/1816 karar ) Bu itibarla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenle kabulü ile, yanılgı, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına esas hakkında yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenler ile; A)Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, yeniden hüküm kurulmasına, bu suretle; 1-Davanın REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 80,70 TL karar ve ilam harcının başlanğıçta yatırılan 111,01 TL'den mahsubu ile 30,31 TL harcın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, 3-Arabuluculuk aşamasının davalının mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmaması nedeniyle görüşme yapılmadan anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmakla; 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-11 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca davacı tarafından yargılama gideri olarak sarf edilen 2.559,00 TL bilirkişi ücreti, 116,10 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplamda 2.675,00 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına, 5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 6.500,00 TL vekalet ücretinin 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-11 maddesi uyarınca yarısı olan 3.250,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 6-Arabuluculuk aşamasının davalının mazeretsiz olarak ilk toplantıya katılmaması nedeniyle görüşme yapılmadan anlaşamama ile sonuçlandığı anlaşılmakla; 6325 Sayılı HUAK'nun 18/A-11 maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine, B)İSTİNAF YARGILAMA GİDERLERİ BAKIMINDAN: 1-) Davacı vekili tarafından karşılanan istinaf karar ve ilam harcının talep halinde iadesine, 2-) İstinaf yargılama giderlerinin takdiren istinaf yoluna başvuran üzerinde bırakılmasına, 3-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 4-) Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-) Temyizi kabil olmayan işbu kararın işbu kararın tebliğ, kesinleştirme, harç tahsil ve artan istinaf avansının iade işlemlerinin HMK'nın 359/4. Maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nin 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 13/02/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.