12. Ceza Dairesi 2020/11811 E. , 2024/4666 K. MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/182 Esas, 2016/93 Karar SUÇ : Taksirle Öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Y…
**12. Ceza Dairesi 2020/11811 E. , 2024/4666 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/182 Esas, 2016/93 Karar SUÇ : Taksirle Öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; sanık müdafi ve katılanlar vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Yerel Mahkemece sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/1, 22/3, 62/1, 53/1, 53/6, 63.maddeleri uyarınca 4 yıl 5 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve 3 yıl süreyle sürücü belgesinin geri alınmasına ve belli haklardan yoksun kalmasına ilişkin hak yoksunluklarına karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca bozma kararı verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdii edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteminin; dosya kapsamında sanığın alkollü olduğuna ilişkin tespit ve delil bulunmadığından bilinçli taksir hükümleri uyarınca artırım yapılmasının hukuka aykırı olduğuna ilişkindir. Katılanlar vekilinin temyiz isteminin; sanığa verilen temel cezanın az olduğuna, sanık hakkında uygulanan bilinçli taksir hükümlerinin ½ oranında uygulanması gerektiği, adaleti yanıltan ve pişmanlık göstermeyen sanık hakkında takdiri indirim hükümlerinin uygulanmaması gerektiği, ayrıca TCK 179 uyarınca da sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Yerel Mahkemece, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; 18.06.2015 günü saat 00:30 sıralarında gece vakti, sanık sürücü ...’un sevk ve idaresindeki 28 AF ... plaka sayılı minibüs ile Kümbet köyü istikametinden ... köyü istikametine çift yönlü köy yolunu takiben seyri sırasında olay mahalli virajlı ve eğimli yol bölümüne geldiğinde, aracın direksiyon hakimiyetini kaybederek gidiş istikametine göre önce soldan yol dışı kalıp tekrar yol üzerinde takla atarak devrilmesi sonucu araç içerisinde bulunan arkadaşlarından ...'in ölümüyle sonuçlanan trafik kazasının meydana gelmesinde kaza tespit tutanağında; kazanın oluşumunda sürücüsü tespit edilemeyen 28 AF ... plaka sayılı araç sürücüsünün 2918 sayılı KTK'nın 52/1-b maddesi uyarınca "hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak" kuralını ihlal ettiği belirlenmiş, Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 04.03.2016 tarihli adli raporuna göre; sanık sürücü ...'un sevk ve idaresindeki 28 AF ... plaka sayılı minibüs ile gece vakti meskun mahal dışında Kümbet köyü istikametinden ... köyü istikametine çift yönlü köy yolunu takiben seyri sırasında olay mahalli virajlı ve eğimli yol bölümüne geldiğinde, yola gereken dikkatini vermemiş, aracının hızını yol, zemin, hava, mahal ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamamış, hız azaltmadan seyir hızıyla girdiği virajda sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybetmesi ile mevcut şartlarda meydana gelen olaya sebebiyet verdiği anlaşılmış olup olayda dikkat ve özen göstermemekle asli kusurlu olduğu mütalaa edilmiş, Yerel mahkemece sanığın olay günü alkollü şekilde araç kullanırken yola gereken dikkatini vermeyerek aracının hızını yol, zemin, hava, mahal ve görüş durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamayarak, hız azaltmadan seyir hızıyla girdiği virajda sevk ve idare hatası gösterip direksiyon hakimiyetini kaybederek kazaya sebebiyet vererek asli kusurlu olduğu ve sanığın olaydan 9-10 saat sonra yapılan muayenesinde alkol tespit edilememişse de gerek tanık beyanları gerek sanık savunması ile olay günü birlikte alkol aldıklarının beyanları ile sanığın meydana gelen kazada alkollü olduğu kabul edilerek sanık hakkında bilinçli taksir hükümleri uygulanmak suretiyle, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/1. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE ve KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, sanık müdafi ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki ve yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine, ancak; 1-Olay sonrası kaza mahallinden kaçan sanığın alkol tespitinin yapılamadığı, aynı araç içinde yolculuk yaptığını beyan eden tanıkların sanığın alkollü olduğuna dair beyanına itibar edilerek bilinçli taksir hükümlerinin uygulandığı anlaşılmakla, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre kaza esnasında 1,00 promil üzerinde bir miktarda alkollü olan sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesinde tanımlı bilinçli taksir hükümlerinin uygulanabileceği göz önünde bulundurulduğunda, sanığın olay yerinden ayrılması sebebiyle olay anındaki alkol ölçümünün yapılamaması; tanık beyanlarının, sanığın olay anındaki alkol miktarını ve güvenli sürüş yeteneğini kaybettiği tespitine yetecek düzeyde olmaması sebebi ile sanık hakkında TCK'nın 22/3. maddesindeki bilinçli taksir koşullarının oluşmadığının gözetilmemesi; 2-5237 sayılı TCK'nın 53/1.maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının taksirli suçlarda uygulanma olanağı bulunmadığı gözetilmeden, taksirle yaralama suçundan hüküm kurulurken anılan madde ile sanık hakkında hak yoksunluğuna hükmedilmesi, 3-5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinde, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebileceği düzenlenmiş olup, aynı Kanun'un 3/1. maddesi uyarınca tayin olunacak güvenlik tedbirinin süresinin, fiilin ağırlığı ile orantılı, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun olacak şekilde belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, sürücü belgesinin asgari hadden çok fazla uzaklaşmak suretiyle 3 yıl süre ile geri alınmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle Dereli Asliye Ceza Mahkemesi kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2024 tarihinde karar verildi.