Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini, ayrıca tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın 19. maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, tutukluluğunun kanunda öngörülen azami sınırı aşması nedeniyle hukuka aykırı hâle geldiğini, ayrıca tutukluluğun devamına ilişkin kararların gerekçelerinin yetersiz olduğunu ileri sürerek Anayasa’nın maddesinde düzenlenen kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini iddia etmiş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 16/1/2014 tarihinde Bursa Ağır Ceza Mahkemesi vasıtasıyla yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinde belirlenen eksiklikler tamamlatılmış ve Komisyona sunulmasına engel bir durumun bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Birinci Komisyonunca 26/5/2014 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından 19/6/2014 tarihinde, başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına ve bir örneğinin görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmesine karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular 19/6/2014 tarihinde Adalet Bakanlığına bildirilmiştir. Adalet Bakanlığının 9/7/2014 tarihli yazısında, Anayasa Mahkemesinin önceki kararlarına ve bu kapsamda sunulan görüşlerine atfen, başvuru hakkında görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru dilekçesi ve UYAP aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Köyceğiz Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma kapsamında Köyceğiz Sulh Ceza Mahkemesince 1/11/2008 tarih ve 2008/13 Sorgu sayılı kararı ile "kasten insan öldürme" suçundan tutuklanmıştır. Muğla Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 31/3/2009 tarihli iddianame ile başvurucu hakkında “kasten insan öldürme ve ruhsatsız silah bulundurma ve taşıma suçlarından” kamu davası açılmıştır. Davanın görüldüğü Muğla Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda 29/12/2011 tarih ve E.2009/148, K.2011/414 sayılı kararı ile başvurucunun cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına hükmetmiştir. Anılan kararın temyizi üzerine, Yargıtay Ceza Dairesi 30/4/2013 tarih ve E.2013/933, K.2013/3433 sayılı ilamı ile hükmün bozulmasına karar vermiştir. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada Mahkeme E.2013/180 sayılı dosyada 29/5/2013 tarihli tensip zaptı ile başvurucunun akli durumu ve ceza ehliyeti konusunda Adli Tıp kurumundan rapor alınmasına, “atılı suçların niteliği, mevcut delil durumu ve kuvvetli suç şüphesini gösterir olguların varlığı ve atılı suçun CMK.100/3 madde de sayılan suçlardan oluşu gösterilerek TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA”, tutukluluk durumunun 25/6/2013 tarihinde değerlendirilmesine ve duruşmanın 18/7/2013 tarihine bırakılmasına karar vermiştir. Mahkeme 18/7/2013, 8/10/2013, 3/12/2013, 28/1/2014, 22/4/2014 tarihli oturumlarda başvurucunun adli tıp raporunun beklenilmesine, “tutuklu sanığın üzerine atılı suçun niteliği”, “delil durumu”, “delillerin henüz tam olarak toplanmamış olması”, “kaçma şüphesi” ve “atılı suçun CMK.100/3 maddesinde sayılan suçlardan olması” gerekçeleriyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Mahkeme 10/7/2014 tarihli oturumda başvurucuya Cumhuriyet Savcısının esas hakkındaki mütalaasına karşı beyanda bulunması için süre verilmesine, “atılı suçun niteliği, olay tutanağı, otopsi tutanağına göre kuvvetli suç şüphesini gösterir delillerin var olduğu ve atılı suçun CMK.100/3 madde de sayılan suçlardan oluşu nedeniyle kaçma şüphesinin bulunduğu, adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacağı” gerekçesiyle tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. Başvuru yollarının tüketilmesi ile ilgili olarak başvuru formu ve ekindeki belgelerde herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakla birlikte UYAP sisteminde başvuruya ait Mahkeme dosyasının incelenmesinde: Muğla Ağır ceza Mahkemesinin E.2013/180 sayılı dosyanın 27/12/2013 tarihli kararında; başvurucunun 25/12/2013 ve 27/12/2013 tarihli iki ayrı dilekçe ile tutukluluğun devamı kararına itirazla tahliyesini talep ettiği belirtilerek sanığın itirazı yerinde görülmediğinden itirazın değerlendirilmesi için dosyanın Muğla Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. Muğla Ağır Ceza Mahkemesi 31/12/2013 tarih ve 2013/1640 değişik iş sayılı kararı ile “sanığı yüklenen suçun vasıf ve mahiyeti, atılı suçun işlendiğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması, delillerin tam olarak toplanmamış olması ve kaçma şüphesi nazara alınarak sanığın tutukluluk halinin devamına, itirazının ve tahliye talebinin reddine” karar vermiştir. Başvurucu 16/1/2014 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur. Muğla Ağır Ceza Mahkemesi yargılama sonucunda 17/7/2014 tarih ve E.2013/180, K.2014/214 sayılı ilamla başvurucunun kasten insan öldürmek suçundan müebbet hapis cezası ile, ruhsatsız tabanca taşımak suçundan ise 1 yıl hapis ve 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir. UYAP sisteminden yapılan sorgulamada başvuru ile ilgili kararın temyizi üzerine Yargıtayda derdest olduğu tespit edilmiştir. UYAP sisteminde başvurucu ile ilgili Mahkeme dosyasında yapılan araştırmada Muğla E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 22/11/2013 tarihli Muğla Ağır Ceza Mahkemesine yazdığı yazı cevabında: “İlgi sayılı yazınız ile sorulan Zafer ÇUHACIOĞLU'nun Kasten İnsan Öldürme suçundan Köyceğiz Sulh Ceza Mahkemesinin 01/11/2008 tarih ve 2008/13 Sorgu sayılı tevkif müzekkeresi ile tutuklanarak 01/11/2008 tarihinde Kurumumuza alınarak tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı, -30/12/2008 tarihinde tevkif müzekkeresinin infazına ara verilerek Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin 20/02/2008 tarih ve 2007/346 Esas, 2008/134 Karar sayılı ilamı ile verilen 000,00 TL Adli para cezası yerine 70 gün hapis cezasının infazına başlanıldığı, 10/03/2009 tarihinde 70 gün hapis cezasından tahliye edildiği, -10/03/2009 - 05/12/2009 tarihleri arasında Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2008 tarih ve 2007/585 Esas, 2008/109 Karar sayılı ilamı ile verilen 000,00 TL Adli para cezası yerine 270 gün hapis cezasını infaz ettiği, -05/12/2009 - 14/01/2010 tarihleri arasında Bursa Asliye Ceza Mahkemesinin 09/10/2008 tarih ve 2007/828 Esas, 2008/1126 Karar sayılı ilamı ile verilen 000,00 TL adli para cezası yerine 300 gün hapis cezasını infaz ettiği, -14/01/2010 - 09/09/2010 tarihleri arasında Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2008 tarih ve 2008/729 Esas, 2008/1212 Karar sayılı ilamı ile verilen 850,00 TL adli para cezası yerine 238 gün hapis cezasını infaz ettiği, - 09/09/2010 tarihinde tekrar tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı, 15/12/2010 tarihinde tevkif müzekkeresinin infazına tekrar ara verilerek Ümraniye Asliye Ceza Mahkemesinin 06/11/2008 tarih ve 2008/729 Esas, 2008/1212 Karar sayılı ilamı ile verilen 850,00 TL adli para cezası yerine 238 gün hapis cezasını infaz ettiği, 10/08/2011 tarihinde 238 gün hapis cezasından tahliye edildiği, -10/08/2011 - 04/02/2012 tarihleri arasında Kadıköy Asliye Ceza Mahkemesinin 21/10/2010 tarih ve 2009/917 Esas, 2010/950 Karar sayılı ilamı ile verilen 500,00 TL Adli para cezası yerine 235 gün hapis cezasını infaz ettiği, 04/02/2012 tarihinde tekrar tevkif müzekkeresinin infazına başlanıldığı, 12/11/2012 tarihinde Bursa E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakil edildiği, -bu tevkif müzekkeresinin infazının Kurumumuzda 01/11/2008 - 30/12/2008, 09/09/2010 - 15/12/2010, 04/02/2012 - 12/11/2012 tarihleri arasında yapıldığı kayıtlarımızın tetkikinden anlaşılmıştır.” Ayrıca Bursa Ağır Ceza Mahkemesinin E.2009/42 , K.2012/488 sayılı ilamına konu 10 yıl hapis cezasının infazına 31/3/2014 tarihinde başlandığı, koşullu salıverme tarihinin 27/11/2020 olduğu UYAP sisteminde kayıtlı bulunan müddetnameden anlaşılmıştır.B. İlgili Hukuk 4/12/2004 tarih ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanun’un maddesi şöyledir:“(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez.(2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa.(3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan; … Kasten öldürme (Madde 81, 82, 83), …” Aynı Kanun’un maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:“Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, tutukluluk süresi en çok iki yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı geçemez.” 26/9/2004 tarih ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un maddenin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi şöyledir:“(1) Bir insanıkasten öldüren kişi, müebbet hapiscezası ile cezalandırılır.” 10/7/1953 tarih ve 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkındaki Kanun’un maddesinin birinci fıkrası şöyledir:“Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak ateşlisilahlarla bunlara ait mermileri satın alan veya taşıyanlarveya bulunduranlar hakkında bir yıldanüç yıla kadarhapis ve otuz günden yüzgüne kadar adlî para cezasına hükmolunur.”