4. Hukuk Dairesi 2022/17117 E. , 2024/13569 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1046 D.İş -2022/1046 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; d…
**4. Hukuk Dairesi 2022/17117 E. , 2024/13569 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/1046 D.İş -2022/1046 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracı sollamaya çalışırken, bu aracın sürücüsünün de önündeki aracı sollamaya çalıştığı esnada davacının sevk ve idaresindeki motosikletin devrilmesi sonucunda 10.05.2020 tarihinde iki taraflı yaralamalı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da ödeme yapılmadığını beyanla fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 500,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 5.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte tahsilini talep etmiş, ıslah dilekçesiyle talebini 170.846,47 TL'ye yükseltmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; açılan davanın kısmi alacak davası olduğunu ve bedel arttırımına muvafakatlerinin olmadığını, aracın tescilsiz olması, türünün belirsiz olması hallerinde sigorta yaptırma zorunluluğunun bulunup bulunmadığının ve sadece zarar görenin beyanlarına dayanılan kazalarda kazanın gerçekleştiğine yönelik araştırma yapılması gerektiğinden hakem heyeti tarafından el çekme kararı verilmesi gerektiğini, zarar verdiği iddia olunan aracın tescilsiz olduğunu ve türünün belli olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu olmadığını, dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, iyileşme sürelerinin tamamlanması beklenilmeden maluliyet raporunun düzenlendiğini, müvekkilinin plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün kusur oranının tespiti ile kusur oranında hesaplama yapılması gerektiğini, hesap olunan tazminattan davacının kask ve koruyucu tertibat takmamış olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, aksi kanaat halinde 1,65 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, davacının kaza esnasında kask ve koruyucu ekipman takmaması nedeniyle hesap olunan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faize karar verilmesi halinde, aktüer raporu tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine hükmedilmesi gereken vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5 oranında olması gerektiğini beyanla başvurunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın kabulü ile 170.846,47 TL tazminatın 10.02.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'ne göre hesaplanan 20.180,41 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; hükme esas alınan maluliyet raporunun karar tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmış olmasına, tazminat hesabının Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve prograsif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle yapılmasına, davalının geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmasına, müterafik kusur indirimi yapılmasını gerektirecek bir durumun olayda mevcut olmamasına göre bunlara yönelik itirazların reddine ve başvuran lehine maktu vekalet ücretinin altında kalmamak ve kabul miktarını aşmamak üzere nispi hesaplanan vekalet ücretinin 1/5'i oranında vekalet ücretine karar verilmesi gerektiğinden buna yönelik itirazların kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının 4. bendinin davacı vekil ile temsil edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 17. maddesine göre tespit ve takdir edilen 5.100,00 TL vekâlet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine şeklinde değiştirilmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A.Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davanın kısmi alacak davası olduğunu ve bedel arttırımına muvafakatlerinin olmadığını, ıslah edilen bedel yönünden kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu, davaya konu alacak kalemlerinin ayrı ayrı açıklanması gerektiğini, HMK'nın 119. maddesi kapsamında açıklama yaptırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, aracın tescilsiz olması, türünün belirsiz olması hallerinde sigorta yaptırma zorunluluğunun bulunup bulunmadığının ve sadece zarar görenin beyanlarına dayanılan kazalarda kazanın gerçekleştiğine yönelik araştırma yapılması gerektiğinden hakem heyeti tarafından el çekme kararı verilmesi gerektiğini, zarar verdiği iddia olunan aracın tescilsiz olduğunu ve türünün belli olmadığını, bu nedenle müvekkilinin sorumlu olmadığını, dava öncesinde müvekkiline usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının sunmuş olduğu maluliyet raporunun hükme esas alınamayacağını, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre hazırlanmadığını, iyileşme sürelerinin tamamlanması beklenilmeden maluliyet raporunun düzenlendiğini, müvekkilinin plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, araç sürücüsünün kusur oranının tespiti ile kusur oranında hesaplama yapılması gerektiğini, kusur raporundaki hususları kabul etmediklerini, hesap olunan tazminattan davacının kask ve koruyucu tertibat takmamış olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespit edilmesi gerektiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, zamanaşımı defilerinin dikkate alınmadığını, müvekkilinin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacıya SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerektiğini, tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosu ile 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, aksi kanaat halinde 1,65 teknik faiz yönteminin kullanılması gerektiğini, faize karar verilmesi halinde aktüer raporu tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın karıştığı iki taraflı trafik kazası sonucunda yaralanan davacının uğradığı bedensel zarar nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davalının diğer temyiz itirazlarına gelince; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetince, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir. Maluliyete ilişkin alınacak raporlar 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. Somut olayda; Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükme esas alınan davacı tarafça dosyaya sunulan Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından düzenlenen 26.10.2021 tarihli raporda, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin uyluk kaslarında atrofiye bağlı %3, baldır kaslarında atrofiye bağlı %3 ve balthazard formülüne göre göre %5,91 ve kişinin engel oranının %6 oranında olduğu kabul edilmiştir. İtiraz Hakem Heyetince; davacının maluliyet oranının tespiti için davacının tüm tedavi evraklarının getirtilip değerlendirmek ve davacının da muayene edilmesi suretiyle hükme esas alınan 26.10.2021 tarihli raporu tanzim eden hastane dışında ve davacının bulunduğu yere en yakın Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümlerinden olay tarihinde yürürlükte olan Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun rapor alınarak, davacının kaza nedeniyle uğradığı çalışma gücü kaybı bulunup bulunmadığı ve varsa oranı konusunda ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli, kaza ile illiyet bağı kuran rapor alınarak (usuli kazanılmış haklar gözetilmek suretiyle) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması doğru değildir. Kararın bu nedenle bozulması gerekir. 3-Dosya kapsamına göre, kaza günü kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 54/1-b maddesinde düzenlenen geçmenin yasak olduğu yerlerde önündeki aracı geçmek ve 55/1-a maddesinde düzenlenen kuralı ihlal ettiği, davacı motosiklet sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 54/1-b maddesinde düzenlenen geçmenin yasak olduğu yerlerde önündeki aracı geçme kuralını ihlal ettiğinin ifade edildiği görülmüştür. Uyuşmazlık Hakem Heyetince alınan 12.06.2022 tarihli bilirkişi raporunda; davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun şerit izleme kuralları başlıklı 56. maddesi ve geçme kuralları başlıklı 54. maddesi hükümlerini ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesinde %35 oranında kusurlu olduğu, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen beyaz renkli araç sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun şerit izleme kuralları başlıklı 56. maddesi, geçme kuralları başlıklı 54. maddesi, geçilen araçlara ait kurallar başlıklı 55. madde hükümlerini ve araç manevralarını düzenleyen kurallar başlıklı 67. maddesi hükümlerini ihlal ettiği ve yine 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/7. maddesine göre; manevraları düzenleyen genel şartlara uymama hallerinde asli kusurlu sayılırlar düzenlemesine göre asli kusurlu olduğu ve kazanın meydana gelmesinde %65 oranında kusurlu olduğu, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen lacivert renkli Renault marka araç sürücüsünün herhangi bir kural ihlali bulunmadığından kusursuz olduğu ifade edilmiş ve hakem heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK 266 ve takip eden maddeleri uyarınca, mahkemece, çözümü hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden bilirkişinin oy ve görüşü alınarak karar verilmelidir. Trafik kazasında tarafların kusur oranlarını belirlenmesi uzmanlık gerektiren konulardandır. Bu sebeple eksik incelenme ile hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Şu durumda, İtiraz Hakem Heyetince dava konusu trafik kazasına ilişkin var olması halinde ceza soruşturma dosyası da dosya arasına alınarak tüm deliller değerlendirilmek suretiyle tüm dosya kapsamı ile oluş şekline göre tarafların olaydaki kusur oranlarının duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespiti için uzman bilirkişi heyetinden denetime elverişli, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınıp, buna uygun şekilde hesaplama yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değildir. 4- Davacıda oluşan zararın belirlenmesi amacı ile tazminat hesabına yönelik olarak alınan raporda geçici iş göremezlik süresi için davacının kusur durumu da dikkate alınarak 6.882,09 TL tazminat belirlenmiş, Uyuşmazlık Hakem Heyetince tazminat raporu esas alınarak karar verilmiştir. Dosya kapsamından davacının, 5510 sayılı Kanunun 4/a maddesine bağlı olarak hastanede güvenlik görevlisi sıfatıyla çalıştığı anlaşılmaktadır. Ancak, dosya kapsamında işveren tarafından geçici iş göremezlik döneminde davacının maaşının ödenip ödenmediği, iyileşme döneminde çalışamadığı için elde edemediği düzenli ek gelirinin bulunup bulunmadığı anlaşılamamaktadır. Davacının işveren nezdinde çalışması nedeni ile geçici iş göremezlik süresi içerisinde maaşını almaya devam etti ise davacının geçici iş göremezlik zararının bulunduğundan söz edilemeyecek, ancak, davacının bu dönemdeki zararı, varsa bu süre içerisinde çalışamadığı için alamadığı ek ödemeler kadar olacaktır. Mükerrer ödemenin ve sebepsiz zenginleşmenin önlenmesi, gerçek zararın tespiti amacı ile davacının geçici iş göremezlik süresi içerisinde maaşı eksik ödenmiş ise buna ilişkin fark bedeli, varsa bu süre için mahrum kaldığı ek ödemeler, döner sermaye gelirleri gibi ek gelirleri araştırılarak çalışmadığı dönem hesabında varsa bu gelirler esas alınmak suretiyle, geçici iş göremezlik süresi için ödeme yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne kadar süre için yapıldığı ve ne zaman tekrar çalışmaya başladığı da araştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Yukarıda (2), (3) ve (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,23.12.2024 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dosya kapsamından, çift taraflı trafik kazasında davacının motosiklet sürücüsü olduğu, kaza tespit tutanağına göre plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün asli, davacının tali kusurlu olduğu, Uyuşmazlık Hakem Heyetince 3 adli trafik bilirkişiden alınan raporda ise plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %65, davacının %35 oranında kusurlu olduğu, bu haliyle kaza tespit tutanağı ve kusur raporunun uyumlu olduğu anlaşılmaktadır. Şu durumda yeniden kusur raporu alınmasına gerek yoktur. Ayrıca, 10.05.2020 tarihli kaza nedeniyle 26.10.2021 tarihinde düzenlenen ve Erişkinler İçin Engellilik değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerinin esas alındığı ve 2 adli tıp uzmanı ve 1 ortopedi uzmanının bulunduğu heyetten alınan raporun da mevzuata ve usule uygun olduğu, yeniden maluliyet raporu alınmasına gerek bulunmadığı görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğun (2) ve (3) numaralı bentlerdeki bozma gerekçesine katılmıyorum.