12. Ceza Dairesi 2022/9682 E. , 2023/1570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayıl
**12. Ceza Dairesi 2022/9682 E. , 2023/1570 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi Sanık hakkında Dairemizce verilen bozma kararı üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 22014/96 Esas, 2016/59 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. 2. ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.01.2016 tarihli ve 22014/96 Esas, 2016/59 Karar sayılı kararının, sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Dairemizin, 10.02.2022 tarihli ve 2019/12546 Esas,2022/979 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında basit yargılama usulü hükümleri çerçevesinde sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/225 Esas, 2022/396 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında taksirle yaralama suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 89 uncu maddesinin üçüncü fıkrasının (b) bendi, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 51 inci maddesinin birinci, üçüncü altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hükmün ertelenmesine ve 1 yıl denetim süresi belirlenmesine karar verilmiştir. 4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan 26.11.2022 tarihli ve 2022/127718 sayılı, sanık hakkında kurulan hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; 1. Taksirle yaralama suçunun unsurlarının oluşmadığına, 2. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması gerektiğine, 3. Usul ve yasaya aykırı diğer hususlara ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1.Mahkeme kabulü: '' Yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, olay günü mağdur ... Taştan'ın geçirdiği kaza sonucu sağ dirseğin altına bir cismin battığı bu sebeple Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesine getirildiği, acilde görevli olan sanık doktor'un mağdurla ilgilendiği, çekilen röntgen sonucu kırığın tespit edildiği, kolun alçıya alındığı açık yaranın sargı bezi ile kapatıldığı, sadece ... kesici vermek suretiyle mağdurun sanık doktor tarafından taburcu edildiği, 2 gün sonra şikayetlerin artması üzerine yeniden aynı hastaneye mağdurun götürüldüğü, aynı sanık doktorun mağdur ile ilgilendiği, alçıyı kestiği, yarayı silerek yeniden sargı bezi ile kapattığı, alçıyı kapatarak tedaviyi sonlandırdığı, herhangi bir antibiyotik tedavisinin uygulanmadığı, şikayetlerin devam etmesi üzerine sevkli olarak ..Eğitim ve Araştırma Hastanesine mağdurun götürüldüğü, mağdur götürüldüğünde kangren sebebiyle sağ kolun omuz altından kesildiği, dosyaya sunulan adli tıp kurumu başkanlığı 2. ihtisas kurulu raporuna göre doktorun önerdiği antibiyoterapinin ayrıntılarını (ilaç adı, günlük doz vs) olay tarihinde düzenlenmiş olduğu tıbbi belgeye yazmamış olmasının bir eksiklik olarak nitelendirildiğine oy birliği ile karar verildiği, adli tıp kurumu raporunun oluşa ve dosya kapsamına uygun olduğu ve bu eksikliğin doktorun yaptığı tedavide kusur olarak kabulünü gerektirdiği anlaşılmakla... '' denilmiştir. 2. Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2 nci İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli olaya ilişkin raporunda, ''Dr. ...'nın önerdiği antibiyoterapinin ayrıntılarını (İlaç adı, günlük doz vs) olay tarihinde düzenlemiş olduğu tıbbi belgeye yazmamış olmasının bir eksiklik olarak nitelendirildiği oy birliği ile mütalaa'' olunduğu belirtilmiştir. 3. Mahkemece, Hukukî Süreç başlığı altında (2) numaralı paragrafta bilgilerine yer verilen bozma ilâmına uyulmasına karar verilmekle, 5271 sayılı Kanun'un 251 inci maddesi kapsamında basit yargılama usulünün uygulanmaması takdir kılınmıştır. IV. GEREKÇE 1. Taksirle Yaralama Suçunun Unsurlarının Oluşmadığı Yönünden; Olay tarihinde 9 yaşında olan ... Aslan'ın parkta oynarken düşme sonucu Çukurova Dr. Aşkım Tüfekçi Devlet Hastanesi'nin acil servisine getirildiği burada nöbetçi ortopedi uzmanı sanık doktor tarafından muayene edildiği ve sağ kolu alçıya alınarak eve gönderilen hastanın şiddetli ... şikayeti ile 30.04.2013 tarihinde tekrardan anılan hastaneye başvurduğu yapılan muayene neticesinde hastanın Balcalı Hastanesine acilen götürülmesi gerektiğinin belirtilmesi üzerine hastanın anılan hastaneye getirildiği ve buarada yapılan tetkikler sonucunda kolunda gazlı gangren teşhisi ile sağ kolunun omuz altından kesildiği olayda, Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 2 nci İhtisas Kurulunun 28.08.2015 tarihli olaya ilişkin raporunda, ''... Parkta oynarken düşme nedeniyle 27.04.2013 tarihinde saat 19:59'da başvurduğu . Devlet Hastanesi Acil Servisinde . tarafından yara pansumanı ve tetanoz aşısı yapılıp ortopedi konsültasyonu istendiği, konsültan ortopedist Dr. ... tarafından saat 20:36'da yapılan muayenede ön kol ve dirsek 2 yünlü grafi istendiği, ulnar ve radial arter nabazanları (+), nörolojik araz olmadığı, ulnada fraktür, minimal ödem tespit edildiği, uzun kol atele alındığı, alçıyı yüksekte tutma, pazar sabah 07:00'de dolaşım kontrolü ve antibiyoterapi önerildiği, bununla birlikte istenmesine rağmen temin edilip te gönderilemeyen reçetede hasta yakınları tarafından yalnızca dolven isimli ilacın yazılı olduğunun beyan edildiği, ayrıca sonraki günlerde tekrardan aynı hastaneye başvuru yapıldığını beyan ettikleri ancak bunlara dair de herhangi bir tıbbi belge bulunmadığı, dava dosyasındaki belgelere göre yakınları tarafından 30.04.2013 tarihinde kompartman sendromu tablosu ile . Üniversitesi Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Anabilim Dalı'na götürüldüğünün anlaşıldığı, buradada ilk önce 30.04.2013'te fasyotomi + embolektomi yapıldığı, takiplerinde distal dolanım yok, kaslar tamamen nekroze hale gelmesi nedeniyle 01.05.2013 tarihinde sağ kol yüksek humeral amputasyon yapıldığı bildirilen ... Taştan hakkında düzenlenen adli ve tıbbi belgelerin tetkikinde; Düşme nedeniyle başvuran hastanın yapılan muayene ile tetkiklerinde ulna kırığı tespit edilerek yara yeri pansumanı, uzun kol atel, medikal tedavi ve kontrol önerileri yapılmış olduğu, ulna kırıkları için yapılan işlemler arasında söz konusu tedavi şeklinin uygulanan yöntemlerden biri olduğu, bu tür yöntemlerden sonra klinik şikayetlere neden olan bulgularda tam düzelme olamayabileceği, bunun yanı sıra tedavi esnasında ortaya çıkan enfeksiyonların bu tür kırık tedavileri esnasında ortaya çıkabilen herhangi bir tıbbi kusur ya da ihmale izafe edilemeyen komplikasyon olarak nitelendirildiği, söz konusu komplikasyonları gidermeye yönelik medikal ve cerrahi tedavi yapılabileceği, komplikasyon yönetiminin doğru yapılıp yapılmadığını değerlendirme maksadıyla istenmiş olan 28.04.2013 ve 29.04.2013 tarihli tıbbi belgelerin dava dosyasında mevcut olmadığının, enfeksiyon gelişmemesi için verildiği iddia edilen reçetenin de temin edilememiş olduğunun anlaşıldığı dolayısıyla Dr. ...'nın komplikasyon gelişmemesi için doğru antibiyoterapi verip vermediği ve gelişen komplikasyonu tıp kurallarına uygun yönetip yönetmediği konusunda bir tespite gidilemediği, Dr. ...'nın kendisinin konsültan hekim olduğunu ve acil servis işleyişine göre önerdiği antibiyoterapiyi .'in reçete etmesi gerektiğini belirttiği, söz konusu reçete elde edilememiş olduğundan reçeteyi kimin düzenlediği, yazılan ilaçların doğru ve yeterli dozda yazılıp yazılmadığı konularında da bir tespite gidilemediği, bundan ayrı olarak Dr. ...'nın düzenlemiş olduğu olay tarihli tıbbi belgede "Antibiyoterapi önerildi" şeklinde yüzeyel bir ifade bulunduğu, 20.06.2014 tarihinde verdiği ifadede ise "...Acil servis hekimi (müdavi hekim) konsültasyon notunu okuyarak reçete yazmış ve bunu acil muayene formunun 3 sayfasına not düşmüştür..." şeklinde beyanda bulunduğu, dolayısıyla söz konusu elde edilemeyen reçeteyi Acil servis hekimi .'in kaleme aldığının anlaşıldığı, bu durumda .in "Antibiyoterapi önerildi" ifadesine dayanarak ne gibi bir tedavi düzenlendiği, tedavi ayrıntılarını reçeteyi yazdığı esnada Dr. ...'nın sözel olarak mı kendisine söylediği konularında bir tespite gidilemediği, bununla birlikte Dr. ...'nın önerdiği antibiyoterapinin ayrıntılarını (İlaç adı, günlük doz vs) olay tarihinde düzenlemiş olduğu tıbbi belgeye yazmamış olmasının bir eksiklik olarak nitelendirildiği oy birliği ile mütalaa'' olunduğunun belirtildiği anlaşılmakla, tüm dosya kapsamından, sanığın, ampute sonucuna neden olan komplikasyonun gelişmemesi için doğru antibiyoterapi verip vermediği ve gelişen komplikasyonu tıp kurallarına uygun yönetip yönetmediği konusunda bir tespitte bulunulamaması karşısında, hastanın yaralanması olayı ile sanık doktorun eylemi arasında illiyet bağının bulunduğundan bahsetmek mümkün değil ise de sanığın, önerdiği antibiyoterapinin ayrıntılarını (ilaç adı, günlük doz miktarı vs...) olay tarihinde düzenlemiş olduğu tıbbi belgeye yazmamış olması karşısında, sanığın ihmali davranışla görevi kötüye kullanma suçuna ilişkin 5237 sayılı Kanun'un 257 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca cezalandırılması gerekirken yazılı şekilde taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verilmesinde hukuka uygunluk bulunmamıştır. 2. Hükmün Açıklamasının Geri Bırakılması Hükümlerinin Uygulanması Gerektiği Yönünden; Mahkeme gerekçesinde açıklanan nedenler ile sanık hakkında erteleme hükümlerinin uygulanıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmamasında bir isabetsizlik görülmemiştir. 3. Usul ve Hukuka Aykırı Diğer Hususlar Yönünden; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, anlaşılmakla, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (1) numaralı maddede açıklanan nedenlerle ... 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.06.2022 tarihli ve 2022/225 Esas, 2022/396 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.05.2023 tarihinde karar verildi.