3. Hukuk Dairesi 2014/8355 E. , 2014/7315 K. "" MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2013 NUMARASI : 2003/845-2013/261 Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş old…
**3. Hukuk Dairesi 2014/8355 E. , 2014/7315 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : KIRKLARELİ 1.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 25/06/2013 NUMARASI : 2003/845-2013/261 Taraflar arasında görülen alacak davasının yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir. Y A R G I T A Y K A R A R I Temyiz isteminin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların kardeş olduğunu, adi ortaklık kurduklarını, aralarında anlaşmazlık çıktığını, davalıların davacıyı işyerine almadıklarını, tüm malları ve araçları davalıların kullandığını belirterek, araçların ve cihazların ecrimisil bedeli olarak fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere 2.000.00 TL yasal faizi ile müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece; 16.268.00 TL dava tarihinden itibaren yasal faizi ile davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm davalılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Mahkemece; benimsenen ve makine mühendisi ile oto galeri çalışanı tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda minibüsler, ticari araçlar ve diğer cihazların getireceği ecrimisil bedeli hesaplanmış, anılan bu rapor aşağıda ayrıntılı olarak açıklanan nedenlerle hükme dayanak alınacak nitelikte bulunmamıştır. Somut olayda; taraflar arasında adi ortaklık ilişkisi bulunduğu, tarafların ortaklığın işleyişi konusunda anlaşamadıkları, davacının davalılara ecrimisil davası açtığı anlaşılmaktadır. Davacının bu isteminin ortaklığın tasfiyesi aşamasında değerlendirilmesi ve adi ortaklığın son bulduğunun kabulü zorunludur. Ortaklık son bulduğuna göre tasfiyenin de mahkemece bizzat yaptırılması gerekir. Ortaklığın feshi ile ortaklığın tasfiyesi ayrı ayrı hukuki işlemlerdir. Tasfiye, ortaklığın bütün malvarlığının belirlenip, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılması, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Diğer bir anlatımla, tasfiye memuru tarafından yapılacak bir arıtma işlemi olup, hesap ve işlemlerin incelenip, bir bilanço düzenlenerek ortaklığın aktif ve pasifi arasındaki farkı ortaya koymaktır. Bu durumda mahkemece, 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 642.madde ve devamı hükümlerince tasfiye işlemi gerçekleştirilmelidir. 6101 sayılı Türk Borçlar Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 1.maddesine göre; Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten önceki fiil ve işlemlere, bunların hukuken bağlayıcı olup olmadıklarına ve sonuçlarına, bu fiil ve işlemler hangi kanun yürürlükte iken gerçekleşmişse, kural olarak o kanun hükümleri uygulanır. Ancak, Türk Borçlar Kanununun yürürlüğe girmesinden sonra bu fiil ve işlemlere ilişkin olarak gerçekleşecek temerrüt, sona erme ve tasfiye, Türk Borçlar Kanunu hükümlerine tabidir.