10. Hukuk Dairesi 2024/9240 E. , 2024/11622 K. MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/73 E., 2024/1882 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/5 E., 2022/401 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... …
**10. Hukuk Dairesi 2024/9240 E. , 2024/11622 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/73 E., 2024/1882 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. İş Mahkemesi SAYISI : 2022/5 E., 2022/401 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili ile davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Kurum tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerine konu alacakların zamanaşımına uğramış olması nedeniyle davacının borçlu olmadığının tespiti ile ödeme emirlerinin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile davalı Kurum tarafından düzenlenip davacıya tebliğ edilen 2015/25686, 2015/25687, 2016/59483, 2019/19076, 2015/25686, 2019/19077, 2021/11541, 2021/11542 ödeme emirlerinin iptaline, davacının bu ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunda bulunması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle, dava konusu ödeme emirlerinin asıl borçlusunun şirket olup, şirketten tahsil edilememesi halinde davacıdan istenilmesi gerektiğini, alacakların zamanaşımına uğradığını, ayrıca dava kısmen kabul edildiğine göre nisbi vekalet ücreti verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını talep etmiştir. Davalı Kurum vekili temyiz dilekçesinde özetle, ödeme emrine konu borçların bir kısmının mahkeme kararları doğrultusunda tahakkuk ettirilmiş olduğu dikkate alınmaksızın zamanaşımına uğradığı yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkindir. Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde, dava konusu edilen ödeme emirlerinden 2013/13858, 2013/72167, 2013/72168, 2014/42198 takip numaralı ödeme emrine konu alacakların zamanaşımına uğramadığı; 2013/13859 ile 2013/72169 takip numaralı ödeme emrine konu alacakların bir kısmının zamanaşımına uğramadığı, alacak dönemlerine göre bir kısmının ise zamanaşımına uğradığı, 2015/25686, 2015/25687, 2016/59483, 2019/19076, 2015/25686, 2019/19077, 2021/11541, 2021/11542 takip numaralı ödeme emirlerine konu alacakların ise zamanaşımına uğradığı belirtilmiştir. Hüküm fıkrasında ise, kararın gerekçesinde zamanaşımına uğradığı değerlendirilen 2015/25686, 2015/25687, 2016/59483, 2019/19076, 2015/25686, 2019/19077, 2021/11541, 2021/11542 takip numaralı ödeme emirlerinin iptaline, davacının bu ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verildiği belirtilmiştir. Ancak, gerekçeli kararda, 2013/13859 ile 2013/72169 takip numaralı ödeme emrine konu alacakların bir kısmının zamanaşımına uğramadığı, alacak dönemlerine göre bir kısmının ise zamanaşımına uğradığı belirtilmesine rağmen hüküm kısmında bu değerlendirmeye uygun karar verilmemiş olması bozmayı gerektirmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı tarafın tüm, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4. Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, Üye ...'ın muhalefetine karşı; Başkan ... ile Üyeler ..., ... ve ...'nın oyları ve oy çokluğuyla, 21.11.2024 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Davalı Kurum tarafından davalı ... KonfeksiyonGiyim San. Tic. Ltd. Şti. ünvanlı işyerinde çalışan sigortalı ... Ateşin açtığı ve Yargıtay 21.HD onama ilamı ile kesinleşen, ... açtığı ve Yargıtay 10. HD'nin onama ilamı ile kesinleşen, sigortalı ... un açtığı Yargıtay 21. HD'nin onama ilamı ile kesinleşen, sigortalı ... , sigortalı ... , sigortalı ... Küçükali nin hizmet tespiti davalarının kabul edilmesi sonucu hesaplanan ve ödeme emrine bağlanıp tebliğ edilen prim borcunun iptali ile borçlu olmadığının tespiti istemli davada, Mahkemece primlerin ait olduğu aylara göre muacceliyet kazandığı tarihler itibariyle 5510 sayılı Kanun'un 93/2. maddesi öncesinde 5. ve 10 yıllık zamanaşımı uygulamış, sonraki dönem için kararın kesinleşmesi sonrasında 10 yıllık zamanaşımına tabi tutmuş, buna göre davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizdeki temyiz incelemesinde sayın çoğunluk tarafından mahkemenin bu yöndeki değerlendirilmesinin yerinde olduğu, ancak dava konusu edilen iki ödeme emri yönünden karar verilmemesi nedeniyle eksik incelemeden dolayı bozma kararı verilmiştir. Sosyal Güvenlik Hukukunun kapsamı, Kurumun prim alacağının hukuki niteliği, uyuşmazlığın çözümünde uygulanacak yasa hükümleri, zamanaşımının başlangıç tarihinin hangi tarih olacağı noktasında Sayın çoğunlukla görüş ayrılığına düşülmüştür. Sayın çoğunluk mahkemenin kanunların geriye yürümeyeceği ilkesinden hareketle oluşturduğu gerekçeye itibar etmiş; 506 sayılı Kanun'un 80. maddesindeki düzenleme kapsamında prim borcunun ait olduğu ayı takip eden ayın sonunda muaccel ... geleceğinden bahisle zamanaşımı süresinin bu tarihten itibaren başlayarak dava konusu prim alacağının zamanaşımına uğradığının kabul edilmesinin yerinde olduğunu belirtmiştir. Uyuşmazlığın çözümünde öncelikle sosyal güvenlik hukukunun, kamu hukuku mu, yoksa özel hukuk alanına mı girdiği ve primin hukuki niteliğinin ne olduğu hususlarının tespit edilmesi gerekmektedir. Sosyal güvenlik hukuku çerçevesinde oluşturulan sigortalılık ilişkisi bir kamu hukuku ilişkisidir. Bu ilişki yasa gereği kendiliğinden meydana gelir. Sigortalı olma yükümü sigortalının iradesinden bağımsızdır. Yasanın emredici kuralı doğrultusunda ortaya çıkar. Sigortalı olma hak ve yükümlülüğünden kaçınılmaz. İşverenin sigortalıları bildirmek, primleri ödemek gibi kaçınamayacağı yükümlülükleri vardır. Bu nedenle sigortalı-işveren-Kurum arasında kamu hukukundan kaynaklanan bir ilişki söz konusudur. Kamu hukuku içinde yer alan sosyal güvenlik hukuku, bir kamu hizmetinin yürütümünü düzenlediği için aynı zamanda “ idare hukukunun da” bir parçasıdır. Özel hukukla bağını sınırlı olarak korumuştur. Kendi kamu hukukundan kaynaklanan yapısına uygun medeni ve borçlar hukuku ilkelerinden de yararlanmaktadır. Prim, sosyal sigortaların temeli olup;çeşitli sosyal risklere karşı bireylerin ekonomik açıdan güvenliğini karşılama amacıyla alınmaktadır. Sosyal risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalıya yapılacak yardımların karşılığı olmak üzere, zorunlu olarak sigortalı adına ve hesabına Sosyal Güvenlik Kurumu'na ödenen işçi, işveren ve devlet katkısından oluşan parasal bir kaynaktır. Primin hukuki niteliği üzerinde öğretide farklı görüşler bulunmaktadır. ... Çemberci sigortalıdan kesilen hisse nedeniyle primin “geriye bırakılmış ücret” olduğunu ifade ederken, ... ve ...; primlerin zorunlu oluşu, matrahının ve oranının kanunlarla belirlenmesi, tahsilinin kamu yaptırımları ile denetlenmesi, kamusal hizmet niteliğindeki sosyal sosyal sigorta edimlerinin finasmanına tahsis edilmesi nedeniyle primler “vergi” veya “vergi benzeri” ödeme sayılacağı, ... ise; vergi ve primlerin genel bütçedeki konumlarına göre primin bütçe dışı gelir olması nedeniyle vergi yada ücret gibi belirli bir hukuki müesseseye bağlanmayan “kamu hukukuna dayalı kendine özgü bir müessese” olarak tanımlamıştır. Bu tanımlardan hareketle primlerin zorunlu oluşu, matrah ve oranlarının kanunlarca belirlenmesi, tahsilinin kamusal yaptırımlara bağlanması kamu alacaklarının tahsiline yönelik 6183 sayılı Kanun kapsamında tahsil edilmesi karşısında, kamusal nitelikte bir alacak olduğu açıktır. Bu nedenle tahakkuk ve tahsilinde kamu hukukuna ait hüküm ve ilkeler uygulanacaktır. Özel hukuk borç ilişkilerini düzenleyen Borçlar Kanunu'nun “muacceliyet hükümlerinin” bu uyuşmazlıkta uygulama yeri bulunmamaktadır. Prim alacaklısı Sosyal Güvenlik Kurumu, prim alacağından ne zaman haberdar olmuş ise alacağını isteme hak ve yetkisine o zaman kavuşacaktır. Kurumun haberdar olmadığı bir alacağını istemesini ve tahsil etmesini beklemek ve bu sürede zamanaşımı süresini işletmek hukuk mantığına aykırıdır. 506 sayılı Kanun'un 80.maddesinde düzenlenen süre, Kuruma bildirilen haberdar olunan prim alacakları için geçerli bir süredir. Kurumun haberdar olmadığı bir alacağın zamanaşımı süresinin hangi tarihte başlayacağına dair 506 sayılı Kanun'da bir düzenleme mevcut değildir. Ancak kamu hukukunun alacakların tahsiline ilişkin ilkeleri ile çözüme kavuşturulmaları gerekmektedir. Tıpkı vergi hukukunda kabul edilen, tahakkuk ve tahsil için ayrı zamanaşımı süreleri prim alacağı içinde geçerlidir. Vergi alacağı, vergi doğuran olayın idare tarafından öğrenilmesinden itibaren tahakkuk ettirilmekte, bu tahakkuktan sonra tahsil zamanaşımına tabi olmaktadır. Bu özellik, alacağın kamu alacağı niteliğinden kaynaklanmaktadır. Nitekim 5510 sayılı Kanun'un 93/2 maddesinde kanun koyucu tarafından aynı kamu hukuku ilkeleri gözetilerek “Kurumun prim ve diğer alacakları ödeme süresinin dolduğu tarihi takip eden takvim yılı başından başlayarak on yıllık zamanaşımına tabidir. Kurumun prim ve diğer alacakları; mahkeme kararı sonucunda doğmuş ise mahkeme kararının kesinleşme tarihinden, Kurumun denetim ve kontrolle görevli memurlarınca yapılan tespitlerden doğmuş ise rapor tarihinden, kamu idarelerinin denetim elamanlarınca kendi mevzuatı gereğince yapacakları soruşturma, denetim ve incelemelerden doğmuş ise bu soruşturma, denetim ve inceleme ve inceleme sonuçlarının Kuruma intikal ettiği tarihten veya bankalar döner sermayeli kuruluşlar, kamu idareleri ile kanunla kurulmuş kurum ve kuruluşlardan alınan bilgi ve belgelerden doğmuş ise bilgi ve belgenin Kuruma intikal ettiği tarihten itibaren zamanaşımı on yıl olarak uygulanır. Bu alacaklar için 89. madde gereğince hesaplanacak gecikme cezası ve gecikme zammı 88. maddede belirtilen ödeme süresinin son gününü takip eden günden itibaren uygulanır” düzenlemesini getirilmiştir. 506 sayılı Kanun'un 80. maddesinde düzenlenen prim alacağı ile 5510 sayılı Kanun'un 88. maddesindeki prim alacağı aynı alacaktır. Hukuki nitelikçe aralarında bir fark yoktur. Her ikisi de kamu alacağıdır. Bu kamu alacağının zamanaşımına esas alınan başlangıç tarihinin ne zaman başlayacağı hangi ilkelerin uygulanacağı kanun koyucu tarafından 93/2 maddesinde açıklanmış, izah edilmiştir. Bu düzenleme “olanının açıklanması, malum ilkelerin ilanı niteliğinde” olup yeni bir ilke yeni bir düzenleme getirmemiştir. Uygulayıcının buradan hareketle açık düzenleme bulunmayan 506 sayılı Kanun dönemindeki Kurum alacakları içinde kamu hukukunun bu ilkelerini uygulayarak sonuca gitmesi gerekmektedir. Yoksa kanunun geriye yürütülmesi gibi bir sorun bulunmamaktadır. Yukarıda açıklanan, kamu alacaklarının tahakkuk ve tahsiline ilişkin usule göre; 5510 sayılı kanun öncesinde de prim alacağında zamanaşımı süresinin, hizmet tespitine yönelik mahkeme kararının kesinleşmesi ve prim alacağının tespitine ilişkin Kurum denetim raporunun intikal tarihinden sonra işlemeye başlayacağından, aksine değerlendirmeye dayalı mahkeme kararı bu gerekçe ile yerinde olmadığından ve kararın bu nedenle bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun bu yöndeki bozma gerekçesine katılmıyorum.