T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/930 - 2025/1221 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/930 KARAR NO : 2025/1221 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : 2023/513 Esas - 2024/410 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 30/10/2025 Mahalli mahkemesince verilen…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/930 - 2025/1221 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2024/930 KARAR NO : 2025/1221 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 06/06/2024 NUMARASI : 2023/513 Esas - 2024/410 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 09/10/2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 30/10/2025 Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde; 07.03.2017 tarihinde davacının içinde yolcu olarak bulunduğu, dava dışı sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki araç ile seyri sırasında E260521 nolu aydınlatma direği önüne geldiğinde aynı istikametten gelerek seyreden dava dışı sürücü ...’in sevk ve idaresindeki araç ile çarpışması neticesinde meydana gelen kazada davacının ağır şekilde yaralandığını, davalı ... Sigorta A.Ş.'nin dava konusu trafik kazasına asli kusuru ile sebebiyet veren 38 UK 128 plaka sayılı aracın, kaza tarihi itibariyle geçerli ZMM (Trafik) Sigorta Poliçesi uyarınca sigortacısı olduğunu belirterek, belirsiz alacak davası niteliğinde kalıcı iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 50.000,-TL, geçici iş göremezlik bedeli olarak şimdilik 100,00-TL, bakıcı gideri tazminatı olarak şimdilik 100,00-TL olmak üzere TOPLAM 50.200,00-TL maddi tazminatın kaza tarihi olan 07.03.2017 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan (teminat limiti ile sorumlu olmak üzere) tahsili ile davacıya ödenmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile dava değerini sürekli işgöremezlik tazminatı talebini 330.000-TL, geçici işgöremezlik tazminatı talebini 1.906,12-TL, geçici bakıcı gideri tazminatı talebini 306,62-TL olarak artırmıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, 1.906,12-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 306,62-TL geçici bakıcı gideri ile 328.093,88-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 330.306,62-TL maddi tazminatın 14/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacının sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu 2018.E.49577 sayılı dosyasına başvuru yapıldığını, anılan kararın İtiraz Hakem Heyeti incelemesine tabi tutulduğunu ve 2018.i.12241 16/03/2019-2019/İHK-2709 sayılı kararda; "Başvuran tarafın talebini kanıtlayacak yeterli delili sunmadığı ve iddiasını ispatlayamadığından talebin reddine karar verilmiştir." denilerek, talebin reddine kesin olarak karar verildiğini, mahkemece poliçe teminat limitleri nazara alınmadan karar verildiğini, geçici bakıcı gideri taleplerinin trafik sigortası teminatlarında olmadığını, hükümde sürekli iş göremezlik tazminatı ile bakıcı gideri tazminatı sanki ayrı teminatlardaymış gibi poliçe teminat limitlerini aşacak tutarlarda karar verildiğini, davacıların bakıcı giderine ilişkin taleplerinin trafik sigortası teminatları kapsamında olmadığını, raporda %1,65 teknik faiz uygulanması gerektiğini, mahkeme tarafından verilen hüküm ile davalı sigorta şirketi aleyhine dava tarihinden önceki bir tarihten itibaren faiz işletilmesine hükmolunmasının yerinde olmadığını ileri sürerek, kararın kaldırılmasını istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, HMK’nın 355. maddesi kapsamında, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda kaza tespit tutanağı uyarınca, 07.03.2017 günü sürücü ...’in sevk ve idaresindeki araçla sağ şeritte seyri sırasında geldiği yol bölümünde, sağ şeritten sola doğru doğrultu değiştirmesi sırasında, aynı yönde arkadan sol şeridi takiben gelen sürücü ...’ın yönetimindeki otomobilin sağ ön köşe taraflarıyla, diğer aracın sol arka çamurluk taraflarıyla sol şeritte çarpışması ile meydana gelen kazada (tutanakta yolcunun emniyet kemeri belirsiz olarak işaretlenmiştir) sürücü ...’in KTK'nın 56/1-a maddesindeki kural ihlali ile kusurlu olduğu, sürücü ...’nın ise KTK'nın 52/1-a maddesindeki kural ihlali ile kusurlu olduğunun belirtildiği, mahkemece alınan 18.10.2023 tarihli ATK kusur bilirkişi raporunda, kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin sigortalısı olduğu dava dışı araç sürücüsü ...’in %75 oranında, davacının yolcusu olduğu dava dışı araç sürücüsü olan ...’ın ise %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, Kayseri CBS’nin 2017/10866 Soruşturma nolu dosyasında alınan kusur raporunda, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...’in asli, sürücü ...’ın tali kusurlu olduğunun belirlendiği, dava konusu trafik kazasına karışan 38 UK 128 plakalı aracın kaza tarihini de kapsar şekilde 27/09/2016-27/09/2017 tarihleri arasında davalı sigorta şirketine sigortalı olduğu, ölüm ve sakatlanma sigorta limitinin 330.000-TL, sağlık gideri teminat limitinin ise 330.000-TL olduğu, mahkemece E.Ü.Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden alınan adli tıp raporunda, kaza sonucu yaralanan davacının maluliyet oranının %10 olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 2 aya kadar uzayabileceği ve bakıcıya ihtiyaç süresinin 1 hafta olduğunun belirlendiği, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan raporda, davacı lehine (araç sürücüsünün %75 kusuruna göre) 1.906.12 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 306.62 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplandığı, mahkemece pasif dönem hesabının 14.299,99 TL net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 617.783,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı, Mahkemece aktif-pasif dönem ayırımı yapılmadan davacının bakiye ömür sonuna kadar gelir vergisi istisnasından yararlanacağı vergi iadesi alacağı göz önüne alınarak, pasif dönem hesabının da 17.002,12 TL vergi iadesi dahil net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 16.501,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 733.029,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığının belirtildiği, mahkemece anılan delillerin değerlendirilmesiyle yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmıştır. Öncelikle, ZMMS poliçesinde sağlık giderleri için ve sağlık giderleri dışındaki tazminat talepleri için olmak üzere çift limit düzenlendiği, geçici iş görmezlik ve geçici bakıcı gideri zararının TBK'nın 54 ve KTK'nın 91. maddesi gereğince ZMMS poliçesindeki sağlık giderleri limiti kapsamında bulunduğu tartışmasız olmakla birlikte mahkemece yanılgılı gerekçe ile dosyaya sunulan aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda, geçici iş göremezlik tazminatı ile sürekli iş göremezlik tazminatının sakatlanma teminatı kapsamında olduğu ve sigorta şirketinin bu iki talep yönünden tek poliçe limiti olan 330.000-TL ile sınırlı olduğu kabul edilerek davacının geçici iş göremezlik tazminatı yönünden 1.906,12-TL, sürekli iş göremezlik tazminatı yönünden 328.093,88-TL, geçici bakıcı gideri yönünden ise 306,62-TL isteyebileceği kanaatine varılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olması yerinde görülmemiş olmakla birlikte istinaf eden tarafın sıfatına göre usulü kazanılmış hakların nazara alınmasıyla bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. 1-Davalı vekilinin kesin hükme yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; 6100 sayılı Hukuk Mahkemeleri Kanunu'nun 114/1-i maddesinde tanımlanan şekilde; "aynı davanın daha önceden kesin hükme bağlanmamış" olması dava şartıdır. Kesin hüküm, hem bireyler için hem de devlet için hukuki durumda bir kararlılık ortaya koyar. Bununla, hukuki güvenlik ve yargı erkine güven sağlandığından kamu yararı ile doğrudan ilgilidir. Hemen belirtilmelidir ki, kesin hükmün amacı, kişiler arasındaki uyuşmazlıkların kesin bir biçimde çözümlenmesidir. Bu amacın gerçekleşmesinde, hem kişilerin hem de Devletin yararı vardır. Çünkü kişiler, uyuşmazlığın kesin bir biçimde sonuçlanması için dava sırasında bütün olanaklarını kullanırlar ve dava sonucunda verilecek kararla artık, bu uyuşmazlığın sona ermesini isterler. Bu açıdan, Devletin de menfaati söz konusudur. Çünkü Devlet, mahkemelerin sınırsız bir biçimde aynı uyuşmazlık (dava) ile sürekli ve yinelenerek meşgul edilmesini istemez. Dava konusu uyuşmazlık hakkında kesin hüküm bulunuyorsa, aynı konuda, aynı taraflar arasında ve aynı dava sebebine dayanılarak yeni bir dava açılamaz. Kesin hüküm itirazı, davanın her aşamasında ileri sürülebilir ve mahkemenin de (Yargıtay’ın da) davanın her aşamasında kesin hükmün varlığını kendiliğinden gözetip, davayı kesin hükümden (dava şartı yokluğundan) reddetmesi gerekir. Yine kesin hüküm itirazı mahkemede ileri sürülmemiş olsa dahi, ilk defa Yargıtay'da (temyiz veya karar düzeltme aşamasında) ve dahası bozmadan sonra da ileri sürülebilir. Bu bakımdan usulü kazanılmış hakkın istisnasıdır ve tarafların iradesine de bağlı olmayan mutlak bir etkiye sahiptir. O nedenle kesin hükmün varlığının, yargılamanın bir kesiminde nazara alınmamış olması diğer bir kesiminde ele alınmasını engellemez. Maddi anlamda kesin hükmün koşulları 6100 sayılı HMK’nın 303/1. maddesinde; “Bir davaya ait şeklî anlamda kesinleşmiş olan hükmün, diğer bir davada maddi anlamda kesin hüküm oluşturabilmesi için, her iki davanın taraflarının, dava sebeplerinin ve ilk davanın hüküm fıkrası ile ikinci davaya ait talep sonucunun aynı olması gerekir.” şeklinde düzenlenmiştir. Kesin hükümden söz edebilmek için ilk kararın mahkemece hükme bağlanması şart olmayıp, uyuşmazlık konusunda tarafların tahkim yoluna gitmeleri halinde, Hakem/Hakem Heyetlerince verilen esasa ilişkin kararların da usulünce kesinleşmesinden sonra, kesin hüküm oluşturacağından aynı uyuşmazlık konusunda yeniden dava açılmaz. Kesin hükmün ilk koşulu, her iki davanın taraflarının aynı kişiler olması, ikinci koşulu, müddeabihin aynılığı, üçüncü koşulu ise, dava sebebinin aynı olmasıdır. Kesin hükmün ikinci koşulu olan müddeabih, dava konusu yapılmış olan hak, yani dava ile elde edilmek istenilen sonuçtur. Önceki dava ile yeni davanın müddeabihlerinin (konularının) aynı olup olmadığını anlamak için hakimin, eski davada verilen kararın hüküm fıkrası ile yeni davada ileri sürülen talep sonucunu karşılaştırması gerekir. Kesin hükmün üçüncü koşulu ise dava sebebinin aynı olmasıdır. Dava sebebi, hukuki sebep olmayıp, davacının davasını dayandırdığı vakıalardır. Öyle ise; her iki davanın da dayandığı maddi vakıalar (olaylar) aynı ise, diğer iki koşulun da bulunması halinde kesin hükmün bulunduğundan söz edilebilir. Somut olayda davacının sürekli iş göremezlik tazminat talebine ilişkin Sigorta Tahkim Komisyonu'nun 2018.E.49577 sayılı dosyasına başvuru yapıldığı, anılan dosyada talebin kabulü ile toplam 45.511,92 TL tazminatın, 37.762,17 TL'sinin ... Sigorta A.Ş. tarafından 04.06.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile başvurana ödenmesine, 7.749,75 TL'sinin ise 23.05.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ... Sigorta A.Ş. tarafından ...'a ödenmesine karar verildiği, anılan Hakem Heyeti kararının İtiraz Hakem Heyeti incelemesine tabi tutulduğu, İtiraz Hakem Heyeti tarafından verilen 2018.i.12241 16/03/2019-2019/İHK-2709 sayılı 28.01.2019 tarihli ara kararda davacının maluliyetine ilişkin olarak “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik" hükümlerine uygun Sağlık Kurulu Raporu alınmasına, bu çerçevede başvuranın ikametgahının bulunduğu Kayseri ilinde yer alan yetkili sağlık kuruluşu listesinde bulunan kurumlardan usulüne uygun, muayeneleri yapılarak ve kaza ile illiyeti incelenerek, Yönetmelik 6. maddesinde bulunan hekim listesine uygun heyetin yer aldığı Sağlık Kurulu Raporu alınmasına karar verildiği, ara karar gereğinin 30 gün süre içerisinde yerine getirilmesi gerektiğinin belirtildiği, taraflara gerektiği takdirde kullanılmak üzere 2 aylık ek süreye muvafakatları olup olmadığının sorulduğu, ara karar gereğinin belirtilen sürede yerine getirilmemesi halinde, ilgili tarafın ara kararını yerine getirmekten kaçınmış sayılmasına ve dosyanın mevcut belgelerin delil durumuna ya da yetersizliğine ilişkin yapılacak değerlendirilme suretiyle sonuçlandırılacağının taraflara ihtar ve tebliğ edildiği, ara kararın taraflara tebliğ edildiği, 28.01.2019 tarihli ara kararın gereğinin verilen süre sonunda başvuran tarafça yerine getirilmediği, bu hususta bir beyanda da bulunulmadığı, başvuran tarafın talebiyle ilgili iddiasını ispat edecek nitelikte, muayenelerinin yapıldığı, kaza ile illiyetinin kurulduğu, Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik çerçevesinde ve ilgili Yönetmeliğin 6. maddesine uygun düzenlenmiş Sağlık Kurulu Raporu dosya kapsamına sunmadığı, heyetçe 28.01.2019 tarihli ara karar ile bu şartları taşıyan raporu sunması için verilen sürede ise ara karar gereğini yerine getirmediği, başvuran tarafın talebini kanıtlayacak yeterli delili sunmadığı ve iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle talebin reddine davalı ... Sigorta A.Ş. vekilinin itirazının kabulüne, başvuran tarafça ... Sigorta A.Ş.'ye yönelik yapılan 7.762,17 TL sürekli iş göremezlik tazminatı talebinin reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır. Anlatılanlar ışığında mahkemece Sigorta Tahkim Komisyonunun uyuşmazlığa ilişkin evrakın dosyaya kazandırılmasına rağmen eldeki davada davacının sürekli işgöremezlik tazminatı talebine ilişkin kesin hükme yönelik davalının itirazları değerlendirilmeden davanın esası hakkında karar verilmesi yerinde görülmemiştir. 2-“7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile, Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde İstisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir. Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla bu tarihten itibaren ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmektedir. Asgari ücret, Asgari Ücret Tespit Komisyonu tarafından belirlenen bir miktar olup, "ücretin belirlenmesinde, ülkenin içinde bulunduğu sosyal ve ekonomik durumu, ücretliler geçinme indekslerini, bu indeksler yoksa geçinme indekslerini, fiilen ödenmekte olan ücretlerin genel durumunu ve geçim şartlarını göz önünde bulundurur." (Asgari Ücret Yönetmeliği m.7). Asgari ücretin belirlenme şekli, amacı gözetildiğinde, kişi çalışsın ya da çalışmasın net açıklanan rakam kadar bir gelirin hayatını idamesi ve temel ihtiyaçları için gerekli olduğu kabul edilmelidir. Belirlenen asgari ücrete, yasa koyucu tarafından vergi istinası getirilmiş olması, Komisyon tarafından asgari ücretin belirlenmesinde esas alınan bir kriter olup, dolayısı ile net asgari ücrete etki edecek vergi istisnasının çalışmayanlar için uygulanmaması şeklinde bir ayrım, yasal düzenleme ve asgari ücretin belirlenme şekli ve amacı ile bağdaşmayacaktır. Nitekim Yargıtay 4 H.D. 2023/2944 E. 2025/2078 K. sayılı kararında; "25.12.2021 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7349 sayılı Kanun'un 3. maddesine göre 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesinde düzenlenen Asgari Geçim İndirimi (AGİ) uygulaması kaldırılmış ve bu hükmün 01.01.2022 tarihinden itibaren ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlenmiştir.Buna göre davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden sonra ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve sonucuna göre hüküm tesisi gerekirken dosyaya eklenen ve denetlenebilir olmayan mevcut haliyle de davacının aktif dönem tazminat hesabında asgari geçim indirimli olarak hesaplama yapıldığı anlaşılabilen rapora göre karar verilmesi de doğru olmamış, ayrıntılı, gerekçeli, denetime açık bir rapor alınarak, davacı için bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden itibaren ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılması ve davalı lehine oluşan usuli kazanılmış haklar dikkate alınarak sonucuna göre hüküm tesisi gerektiğinden yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı rapora göre karar verilmesi kararın bozulmasını gerektirmiştir." denilerek, açıklanan asgari ücretin asgari geçim indirimi ilaveli bir ücret olmadığı kabul edildiğinden, pasif dönem için de indirimi gereken gelir vergisi, damga vergisi, yahut AGİ indirimi mümkün görülmemektedir. Mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda, davacı lehine (araç sürücüsünün %75 kusuruna göre) 1.906.12 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 306.62 TL geçici bakıcı gideri tazminatı hesaplanmış, pasif dönem hesabında alternatifli hesaplama yapılmak suretiyle; hesaplamanın 14.299,99 TL net asgari ücret üzerinden hesaplanması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 617.783,48 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, aktif-pasif dönem ayırımı yapılmadan davacının bakiye ömür sonuna kadar gelir vergisi istisnasından yararlanacağı-vergi iadesi alacağı göz önüne alınarak 17.002,12 TL vergi iadesi dahil net asgari icret üzerinden hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü halinde, davacı lehine 16.501,05 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 733.029,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı hesaplandığı belirtilmiş,kararda tek limit kabulü ile 1.906,12-TL geçici iş göremezlik tazminatı, 306,62-TL geçici bakıcı gideri ile 328.093,88-TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 330.306,62-TL maddi tazminatın 14/04/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin sürekli iş göremezlik tazminat talebinin reddine karar verildiği, bu kapsamda kararda alternatifli hesaplamada (AGİ'li-AGİ'siz) hangi belirlemenin kabul edildiği açıkça gerekçelendirilmemiş olması yerinde görülmediği gibi, mahkeme kabulünün poliçede 330.000,00 TL'lik tek limit kabulü doğrultusunda anılan 330.000,00 TL'lik tek limitin de (yargılama giderleri kapsamında da) aşılmasına neden olacak şekilde hüküm kurulmuş olması da yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece aktüer bilirkişiden alınan raporda bilinmeyen işleyecek aktif dönem için 01.01.2022 tarihinden sonra ücrete AGİ dahil edilmeden hesap yapılmasıyla belirlenen meblağların nazara alınması, Sigorta Tahkim Komisyonu İtiraz Hakem Heyeti tarafından davacının sürekli işgöremezlik tazminatına ilişkin kararının eldeki davada sürekli işgöremezlik tazminatı talebi yönünden kesin hüküm teşkil edip etmeyeceğinin tartışılıp değerlendirilmesi ile kararın sürekli işgöremezlik tazminatı talebi yönünden kesin hüküm teşkil ettiğinin kabulü halinde bu kaleme yönelik talebin reddi gerekeceğinin nazara alınması, hükümde ve yargılama giderlerinde (hatalı olmakla birlikte istinaf eden taraf lehine oluşan usuli müktesep hakların korunması açısından tek limit 330.000,00 TL kabulü ile) mahkemece kabul gören 330.000,00 TL'lik limitin aşılmaması gerektiği hususiyetle nazara alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 06/06/2024 tarihli, 2023/513 Esas – 2024/410 Karar sayılı kararının, HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, Kararın kaldırılma sebebine göre, davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA, 2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 3-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf edene iadesine, 4-İstinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesinde değerlendirilmesine, 5-İİK'nın 36. maddesi gereğince, icranın geri bırakılması kararına istinaden Ankara 7. Genel İcra Dairesi'nin 2024/43532 Esas sayılı dosyasına depo edilen 560.000,00 TL ile 20.000,00 TL bedelli teminat mektuplarının YATIRAN TARAFA İADESİNE, 6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili, iadesi ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 09/10/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.