8. Ceza Dairesi 2024/13008 E. , 2024/8230 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/557 E., 2019/842 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca tem…
**8. Ceza Dairesi 2024/13008 E. , 2024/8230 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2018/557 E., 2019/842 K. SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak ve kullanmak HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286 ncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294 üncü maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298 inci maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. Sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Konya Cumhuriyet Başsavcılığınca, 07.04.2017 tarihinde kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. B. Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 11.10.2017 tarihli iddianamesi ile sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. C. Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.03.2018 tarihli ve 2017/912 Esas, 2018/250 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. D. Cumhuriyet savcısının istinaf talebi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14.06.2019 tarih, 2018/557 Esas, 2019/842 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında ilk derece mahkemesince kurulan hüküm kaldırılarak sanık hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği, hakkında verilen cezanın adli para cezasına çevrilmesine veya ertelenmesine karar verilmesini için temyiz ettiğine, denetime tabi tutulmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Temyizin kapsamına göre, dava konusu olay, sanığın kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek, bulundurmak veya kullanmak suçunu işlediği iddiasına ilişkindir. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü Dosyada mevcut yakalama tutanağı çerçevesinde sanığın hakkında herhangi bir soruşturma olmaksızın kimlik tespiti esnasında suçunu ikrar edip suça konu eşyayı da rızası ile teslim ettiği sabit olduğundan ceza tayinine yer olmadığına sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiştir. B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü 20/03/2017 tarihinde kollukça şüphe üzerine durdurulan ve kimlik tespiti yapılan sanığın üzerinde bulunan eroini teslim ettiği, yapılan vücut analizi sonucu opiyatın pozitif çıktığı, böylece sanığın kullanmak için uyuşturucu madde bulundurduğu ve kullandığı hususunun sabit olduğu, ilk derece mahkemesi kimlik tespiti sırasında sanığın üzerindeki uyuşturucuyu teslim etmesini gerekçe göstererek bunu cezasızlık hali saymış ise de, Türk Ceza Kanunu'nun 192 nci maddesi ikinci fıkrasında kişinin resmi makamlar tarafından haber alınmadan önce maddeyi kimden, nerede ve ne zaman temin ettiğini bildirerek suçluların yakalanmasını veya uyuşturucu maddenin bulunmasını temin etmesinden söz edildiği, davaya konu olayda sözü edilen bu hususların gerçekleşmediği, tutanağa yansıyan halinden de anlaşılacağı üzere sanığın şüphe üzerine durdurulduğu, kimlik tespitine müteakip gerekli arama işleminin yapılmasının mutat uygulamalardan olduğu, sanık söylemese bile üzerinde yapılacak aramayla davaya konu uyuşturucu maddenin ele geçirileceğinin açık bulunduğu, bu haliyle sanığın etkin pişmanlığından söz edilemeyeceği ve sanığın cezalandırılmasına karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 10 uncu maddesinin ikinci fıkrasının, “Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.” hükmü ile gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntem benimsenmiş olması karşısında, öncelikle bilinen en son adres (bilinen bir adres yoksa ya da bilinen en son adres ile adres kayıt sistemindeki adres aynı ise MERNİS adresi olduğu belirtilmeksizin adres kayıt sistemindeki adres) esas alınarak, aynı Kanunu'nun 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata aynı Kanunu'nun 23 üncü maddesinin bir ila sekizinci fıkraları ve Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin ikinci fıkrası hükümlerine göre, “Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanunu'nun 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması” gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği gözetilmeksizin; sanık hakkında, 6545 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının 12.04.2017 tarihinde doğrudan mernis adresine yapıldığı, dolayısıyla tebligatın usulsüz olduğu ve 07.04.2017 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmediği anlaşılmakla, sanık hakkında kovuşturma şartlarının oluşmaması nedeniyle, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereğince kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere, kamu davasının durmasına ve gerekli tebligat işlemlerinin tamamlanarak, kararın infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi yerine yargılamaya devamla sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulması, nedeniyle hukuka aykırılık görülmüştür. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin 14.06.2019 tarih, 2018/557 Esas, 2019/842 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, diğer yönleri incelenmeksizin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 31.10.2024 tarihinde karar verildi.