Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13546 E. , 2024/3934 K. T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13546 Karar No : 2024/3934 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Adana İli, Ceyhan İlçesi, ... Mahallesinde 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde bulunan listede gösterilen rapor ve eki krokide sınırları belirtilen ve kaya düşmesi nedeniyle Afete Maruz…
Danıştay 4. Daire Başkanlığı 2023/13546 E. , 2024/3934 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y DÖRDÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/13546 Karar No : 2024/3934 DAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLLERİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ... Başkanlığı VEKİLLERİ : Av. ... DAVANIN KONUSU : Adana İli, Ceyhan İlçesi, ... Mahallesinde 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde bulunan listede gösterilen rapor ve eki krokide sınırları belirtilen ve kaya düşmesi nedeniyle Afete Maruz Bölge olarak ilan edilen alanın, anılan Bakanlar Kurulu Kararı kapsamından çıkarılarak, 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporu ile eki pafta/kroki/haritalarda sınırları belirtilen alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca Afete Maruz Bölge ilan edilmesine ilişkin 14/01/2019 tarih ve 615 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Afete Maruz Bölgeden çıkarılma işleminin geri alınması istemiyle yapılan 16/11/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istenilmektedir. DAVACILARIN İDDİALARI : Davacılar, ...'in ... Mahallesi, ...in ... Mahallesi, ...'ün ise ... Mahallesi muhtarı olduklarını belirterek, Adana İli, Ceyhan İlçesi, ... Mahallesinin kaya düşmesi nedeniyle 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Afete Maruz Bölge olarak ilan edildiği, dava konusu işlemle alanın bu kapsamdan çıkarıldığı, İsalı köyü ve çevresini kapsayan alana kireç taşı ocağı işletme ruhsatının verildiği, henüz madencilik faaliyeti başlamadan kaya düşmesi ve heyelan afeti yaşanan alanda, faaliyete başlanması halinde Ceyhan İlçesi, Sırkıntı Dağı eteğinde bulunan İsalı, Gündoğan ve Kızıldere Mahallelerinin afete maruz kalacağından can ve mal güvenliği riskinin bulunduğu; heyelan, kaya düşmesi gibi afetlerin önlem alınmadan kendiliğinden ortadan kalkmasının mümkün olmadığı, dava konusu işlemle kaya düşmesi afet tehlikesine ilişkin hiçbir önlem alınmadan alanın afete maruz bölge kapsamından çıkarılmasının 7269 sayılı kanunun 14. maddesine aykırı olduğu, ayrıca Anayasanın 17, 35 ve 56. maddelerinde düzenlenen yaşama hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ve mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ileri sürmektedir. DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI : Davalı tarafından, öncelikle usule ilişkin olarak ehliyet yönünden ve süre aşımı nedeniyle davanın reddi gerektiği, esasa ilişkin olarak ise dava konusu işleme konu Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Mahallesinde muhtemel kaya düşmesi Afeti nedeniyle ilk olarak 18/02/1999 tarihli jeolojik etüt raporunun düzenlendiği, sonrasında düzenlenen 26/04/2007 tarihli raporun eki krokide sınırları belirtilen alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Afete Maruz Bölge ilan edildiği, koordinatsız kroki halindeki söz konusu bölgeye ait aynı sınırların sayısallaştırılması kapsamında düzenlenen 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda ile eki pafta/kroki/haritalarda sınırları belirtilen alanın dava konusu işlemle yeniden Afete Maruz Bölge ilan edildiği, 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile Afete Maruz Bölge ilan edilen alanın dava konusu 14/01/2019 tarih ve 615 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile aynen korunduğu, afete maruz bölge kapsamından çıkarılmadığı, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Davacılardan ... yönünden dava konusu işlemlerin iptali, davacılardan ... ve ... yönünden ise davanın ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir DANIŞTAY SAVCISI : ... DÜŞÜNCESİ : Dava Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Mahallesinde 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ekinde bulunan listede gösterilen rapor ve eki krokide sınırları belirtilen ve kaya düşmesi nedeniyle Afete Maruz Bölge olarak ilan edilen alanın, anılan Bakanlar Kurulu Kararı kapsamından çıkarılarak, 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporu ile eki pafta/kroki/haritalarda sınırları belirtilen alanın 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısıyla Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanunun 2. ve 14. maddeleri uyarınca Afete Maruz Bölge ilan edilmesine ilişkin 14/01/2019 tarih ve 615 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile Afete Maruz Bölgeden çıkarılma işleminin geri alınması istemiyle yapılan 16/11/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin iptali istemiyle açılmıştır. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesinde, "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur. Mahalli şart ve özellikler dolayısiyle yangın afetine uğraması muhtemel olan sahalar, şehir ve kasabalarda belediye meclisleri, köylerde ihtiyar heyetleri tarafından tespit ve kaymakamların mütalaası alındıktan sonra valilerin tasvibi üzerine ilgili bölgelerde ilan olunur." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir. Dairesince yerinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen rapor ve ek raporda özetle ;dava konusu alandaki İsalı Mahallesi üstünde kireçtaşı birimi bulunduğu, batısında bulunan neritik kireçtaşı bloklarının, köyün içine kadar geldiği, büyük bir kireçtaşı bloğunun ise daha alt kotlardaki düzlüğe eriştiği, boyutları değişmekle birlikte düşen blokların yaklaşık 0.5-8 m3 mertebelerinde olduğu, Gündoğan ve Kızıldere köylerinde ise, kaya düşmesi veya heyelan dolayısıyla herhangi bir afet yaşanmadığının anlaşıldığı, Kızıldere ve İsalı mahallelerinin mülkiyet sınırlarının komşu olduğu, dava konusu AMB sahasının Kızıldere Mahallesi mülkiyet sınırının dışında, dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasının bir kısımının ise Kızıldere Mahallesi mülkiyet sınırları içerisinde olduğu, ... ve ... mahallelerinin mülkiyet sınırlarının komşu olmadığı, dava konusu AMB sahasının ve dava da bahsedilen maden sahasının Gündoğan mahallesi mülkiyet sınırlarının dışında olduğu, uydu görüntülerine işlenen sınırlar üzerinde yapılan ölçümler sonucunda; dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasına İsalı mahallesinin en yakın sınırının 700 m, ... mahallesinin en yakın sınırının 2700 mt., ... mahallesinin en yakın sınırının ise 3000 mt. mesafede olduğunun belirlendiği, AMB kararlarının sınırların farklı tarihlerde farklı çizim ve harita teknikleri kullanılarak yapılmış olduğu, 17/09/2007 tarihli eski kararda yapılan krokinin koordinatsız ve yaklaşık ölçekli bir kroki niteliğinde oluşu, sahada yeni yapılaşmalar ve arazi örtüsü değişiklikleri olduğundan kesinlik içermemesi nedeni ile kabaca ve yaklaşık olarak yoruma açık şekilde zeminde işaretlenebildiği, AFAD tarafından yapılan 22/05/2018 tarihli yeni etüt haritasında sınırların yeniden belirlenerek farklı bir Afete Maruz Bölge sahası oluşturulduğu, bu nedenle anılan kararların sınırlarının aynı olmadığı, dava konusu işlem ile bir kısım alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen Afete Maruz Bölge kapsamından çıkarıldığı, dava konusu alanda oldukça dik bir şev ve üst kotlarda eklemleri (çatlakları) olan ve ana kütleden ayrılmış kireçtaşı bloklarının bulunduğu, farklı boyutlardaki kaya bloklarının dik yamaç altında bulunan İsalı köyüne ait evlerin olduğu alana kadar (hatta daha alt kotlardaki düz alana kadar) gelmiş olması nedeniyle Afete maruz bölge olarak ilan edildiği tarih ve keşif tarihi itibariyla afet riskinin bulunduğu, alanın yakınında deprem üretebilecek fayların da bulunduğu dikkate alındığında; gerek mevsimsel etkilerle gerek deprem etkisiyle, gerekse muhtemel insan etkisiyle gelecekte kaya düşme türünde muhtemel afet riskinin bulunduğu, kroki halinde belirlenen ilk AMB alanının kuzey ve güney sınırlarının yaklaşık uzunluklarının (Kuzey sınır uzunluğu doğudaki yoldan yaklaşık 200 m., güney sınır uzunluğu doğudaki yoldan yaklaşık 150 m.) krokide net olarak yazılmış olması, krokide sınırın güney batısında yolun hemen kenarındaki tarla içerisinde düşmüş bir kaya kütlesinin varlığının işaretlenmiş olması ve aynı kaya kütlesinin hem sahada ve hem de Google Earth uydu görüntüsünde tespit edilmesi ile birlikte ilk AMB sınırının bu işaretler ve uzunluklar referans alınarak ve yaklaşık olarak bilirkişi kurulunca Google Earth uydu görüntüsüne yeniden işlendiği, kroki halinde olan ilk AMB sınırı ile daha sonra dava konusu işlemle ilan edilen AMB sınırı arasında açıkça farklar bulunduğu, ilk ilan edilen kroki halindeki AMB sınırının krokisinde tarif edilen mevkii isimleri, sınırların genel itibari şekil ve yönlerinin, AMB alanının güney ve kuzeyindeki yazılı olan sınır uzunluklarının çakıştırma haritasında farklı olduğu, arazi ile uyumlu olmadığı, sınırların benzemediği, 22/05/2018 tarihli AMB alanının 51.000 m² (5 Hektar ), AFAD tarafından yapılan 26/04/2007 tarihli AMB Krokisinin Alanının 69.000 m² (6,9 Hektar), bilirkişi heyeti tarafından yapılan 26/04/2007 Tarihli AMB Krokisinin Alanının ise 30.000 m² (3 Hektar) olduğu; 22/05/2018 tarihli AMB alanı ile bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitte belirlenen 26/04/2007 tarihli AMB alanı arasında 13.000 m² ortak alan, 17.000 m² çıkan alan olduğu, 22/05/2018 tarihli AMB alanı ile AFAD tarafından yapılan tespitte belirlenen 26/04/2007 tarihli AMB alanı arasında 45.500 m² ortak alan, 23.500 m² çıkan alan olduğunun belirlendiği, dava konusu olan kapsamdan çıkarma işlemi ile kapsam daraltma işleminin birbirinden ayrılmaz, birbirini tamamlayan iki süreç olduğu, dava konusu kararın; “...Ekli listede yer alan yerleşim yerlerinin karşılarında tarih ve sayıları belirtilen Bakanlar Kurulu kararlarının kapsamından çıkarılmasına ve aynı listede tarihleri gösterilen jeolojik etüt raporları ile eki pafta/kroki/haritalarda sınırları belirtilen alanların afete maruz bölge olarak ilan edilmesine, 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri gereğince karar verilmiştir...“, şeklinde yapılmış olduğu, sonrasında belirlenen yeni sınırın eski ilan edilen sınırla aynı olmaması, şekil, büyüklük ve sınırlar yönünden farklı olması nedeni ile mevzuat gereği kapsam daraltma şeklinde ifade edildiği, bu kapsamda 7269 sayılı yasanın 14. maddesindeki "Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır." hükmüne göre işlem yapıldığı belirtilmiştir. Keşif mahallinde yapılan incelemelerde; afete maruz bölge kapsamından çıkarılan alan yönünden; dava konusu işlemin tesisinden önce afet riskini ortadan kaldırmaya ve tehlikeyi önlemeye yönelik herhangi bir tedbir alınmadığının tespit edildiği, bu nedenle bu alan yönünden de afet riskinin halen devam ettiği, ileride olması muhtemel bir madencilikte, doğru mühendislik yaklaşımı ile kaya düşme sorununun olmayabileceği, ancak, uygun olmayan madencilik yaklaşımında (hatalı patlatma dolayısıyla) İsalı köyünü olumsuz etkileyebilecek kaya düşme ve kayanın fırlaması olaylarının gerçekleşebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Davanın davacılardan ... açısından değerlendirilmesinden; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; davaya konu alanda oldukça dik bir şev ve üst kotlarda eklemleri (çatlakları) olan ve ana kütleden ayrılmış kireçtaşı bloklarının bulunduğu, farklı boyutlardaki kaya bloklarının dik yamaç altında bulunan İsalı köyüne ait evlerin olduğu alana kadar (hatta daha alt kotlardaki düz alana kadar) gelmiş olması nedeniyle dava konusu işlem ve keşif tarihi itibariyle afet riskinin bulunduğu, alanın yakınında deprem üretebilecek fayların da bulunduğu dikkate alındığında; gerek mevsimsel etkilerle gerek deprem etkisiyle, gerekse muhtemel insan etkisiyle gelecekte kaya düşme türünde muhtemel afet riskinin bulunduğu, dava konusu işlemin dayanağı 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda sınırların yeniden belirlenerek farklı bir Afete Maruz Bölge sahası oluşturulduğu, dava konusu işlemle bir kısım alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen AMB alanı kapsamından çıkarıldığı, AMB kapsamından çıkarılan alanda dava konusu işlemin tesisinden önce bulunan afet riskini ortadan kaldırmaya ve tehlikeyi önlemeye yönelik herhangi bir tedbir alınmadığı, bu alan yönünden de afet riskinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan; davalı idarelerce, dava konusu işlemin 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelge uyarınca aynı alanın koordinatlarının alınarak sayısallaştırılması işlemi olduğu, koordinat alınmadan ve kroki üzerine ölçeksiz çizilmiş sınırlardan oluşan 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına konu Afete Maruz Bölge sınırlarının, yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla düzenlenen 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilmiş ise de, davalı idarece sunulan çakıştırma haritasında gösterilen 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen sınırlar ile dava konusu işlemin sınırlarının birbirinden farklı olduğu; 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokisinde tarif edilen mevkii isimleri ve sınırların genel itibarıyla şekil ve yönlerinin, alanının güney ve kuzeyindeki yazılı olan sınır uzunluklarının farklı gösterildiği, gösterimin arazi ile uyumlu olmadığı, sınırların benzemediği, 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokisinde belirtilen alandan farklı bir bölgenin gösteriminin yapıldığı görülmektedir. Bilirkişi kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucu belirlenen 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokinin sayısallaştırma işleminin sınırlarının idarece sunulan çakıştırma haritasından farklı olması nedeniyle, dava konusu işlemle afete maruz bölge kapsamı dışında bırakılan alanda da farklılıklar olduğu, idarece koordinat alınmadan, kroki üzerine ölçeksiz çizilmiş sınırların koordinat alınarak sayısallaştırılması işleminin usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davanın davacılardan ... ve ... yönünden değerlendirilmesine gelince; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Dava dilekçesinde, davacılardan ...'in Kızıldere Mahallesi muhtarı, ...'ün ise Gündoğan Mahallesi muhtarı olduğu, anılan mahallelerin maden sahasında yapılan çalışmalar nedeniyle kaya düşmesi ve heyelan afet riski altında olduğu, Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Mahallesinin Afete Maruz Bölge kapsamından çıkarılmasının kendi mahallerini de etkileyeceği belirtilerek davanın açıldığı; bilirkişi raporunda, Afete maruz bölge ilan edilen alanın İsalı Mahallesi sınırları içerisinde olduğu, dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasının da İsalı Mahallesi güney batı mülkiyet sınırında kaldığı, Kızıldere ve Gündoğan Mahallelerinin Afete Maruz Bölge sahası ile bir ilgisinin bulunmadığı, anılan mahallelerde kaya düşmesi veya heyelan dolayısıyla herhangi bir afet yaşanmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, doğrudan, davacılardan ... ve ...'ün hak ve menfaatlerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle, dava konusu işlemlerin davacılardan ... açısından iptali ,davacılardan ... ve ... yönünden ehliyet yönünden reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Dördüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Davalı idarelerin süre aşımına ilişkin itirazları yerinde görülmemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Köyünde kaya düşmesi afetine ilişkin olarak ilk olarak 18/02/1999 tarihli ve 06/08/1999 tarihli ve 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporlarının düzenlendiği, sonrasında düzenlenen 26/04/2007 tarihli raporda; falez şeklindeki Develik Dağı yamaçlarında yer alan kireçtaşı bloklarının fiziksel süreçler ve meteorolojik koşullar nedeniyle irili ufaklı bloklar halinde ayrıştığı, bu blokların büyük kısmının yüzeyde, serbest halde bulunduğu ve konutlar için tehlike arz ettiği, daha önceki raporlarda düşme riski gösteren blokların mahalli imkanlarla ıslah edilmesinin belirtilmesine rağmen ıslahın yapılmadığı, yamaç eğiminin yüksek ve konutlar ile kaya blokları arasının yakın olması (20m-50m) nedeniyle kireçtaşı bloklarının ıslahının mümkün olmadığı, rapor ekinde belirtilen alan için "Afete Maruz Bölge (yapı ve ikamete yasaklanmış afet bölgesi) kararının alınması gerektiğinin belirtilmesi üzerine, rapor ve eki krokide sınırları belirtilen alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kaya düşmesi nedeniyle afete maruz bölge olarak ilan edildiği anlaşılmaktadır. 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporuna istinaden alınan 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile kabul edilen ve kroki halinde olan Afete Maruz Bölge sınırlarının 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelge uyarınca koordinat alınmadan ve kroki üzerine ölçeksiz çizilmiş sınırlardan oluşan Afete Maruz Bölgenin yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla düzenlenen 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda; İsalı Mahallesi Kaya düşmesi olayı için 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunda belirtilenden farklı bir durum olmadığı, sayısallaştırma işleminin tamamlandığı ve ekte sınırları belirtilen aynı alanın sayısal hali için Afete Maruz Bölge Kararı alınması gerektiği yönünde rapor düzenlenmesi üzerine dava konusu işlemin tesis edildiği görülmektedir. Dairemizin 07/04/2022 tarihli ara kararı ile davalı idarelerden, 17/09/2007 tarih ve 12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 14/01/2019 tarih ve 615 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararının sınırlarını ve çakışıp çakışmadığını gösteren; üzerinde İsalı Mahallesi, Kızıldere Mahallesi ve Gündoğan Mahallesinin de renkli kalemlerle işaretlendiği harita ve krokilerin gönderilmesinin istenilmesi üzerine, 20/05/2022 tarihli dilekçe ekinde kroki halinde olan AMB alanı ile sayısallaştırılmış AMB sınırlarının gösterildiği kroki ve çakıştırılmış haritaların, ayrıca anılan mahallelerin gösterildiği harita ve görüntülerin gönderildiği anlaşılmaktadır. Uyuşmazlığın, 7269 sayılı Kanun uyarınca kaya düşmesi afeti nedeniyle afete maruz bölge ilan edilmesine ilişkin olması ve çözümünün özel ve teknik bilgiyi gerektirmesi nedeniyle, 07/06/2022 tarihli ara kararıyla keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmesi üzerine, Naip Üye ... tarafından re'sen seçilen bilirkişiler; Jeoloji Mühendisi Prof. Dr. ..., İnşaat MühendisiProf. Dr. ... ve Harita ve Kadastro Mühendisi ...'dan oluşan bilirkişi kurulu ile birlikte mahallinde 03/11/2022 tarihinde gerçekleştirilen keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen 30/11/2022 tarihli raporda özetle; dava konusu alandaki İsalı Mahallesi üstünde kireçtaşı birimi bulunduğu, batısında bulunan neritik kireçtaşı bloklarının, köyün içine kadar geldiği, büyük bir kireçtaşı bloğunun ise daha alt kotlardaki düzlüğe eriştiği, boyutları değişmekle birlikte düşen blokların yaklaşık 0.5-8 m3 mertebelerinde olduğu, Gündoğan ve Kızıldere köylerinde ise, kaya düşmesi veya heyelan dolayısıyla herhangi bir afet yaşanmadığının anlaşıldığı, Kızıldere ve İsalı mahallelerinin mülkiyet sınırlarının komşu olduğu, dava konusu AMB sahasının Kızıldere Mahallesi mülkiyet sınırının dışında, dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasının bir kısımının ise Kızıldere Mahallesi mülkiyet sınırları içerisinde olduğu, Gündoğan ve İsalı mahallelerinin mülkiyet sınırlarının komşu olmadığı, dava konusu AMB sahasının ve dava da bahsedilen maden sahasının Gündoğan mahallesi mülkiyet sınırlarının dışında olduğu, uydu görüntülerine işlenen sınırlar üzerinde yapılan ölçümler sonucunda; dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasına İsalı mahallesinin en yakın sınırının 700 m, Kızıldere mahallesinin en yakın sınırının 2700 mt., Gündoğan mahallesinin en yakın sınırının ise 3000 mt. mesafede olduğunun belirlendiği, AMB kararlarının sınırların farklı tarihlerde farklı çizim ve harita teknikleri kullanılarak yapılmış olduğu, 17/09/2007 tarihli eski kararda yapılan krokinin koordinatsız ve yaklaşık ölçekli bir kroki niteliğinde oluşu, sahada yeni yapılaşmalar ve arazi örtüsü değişiklikleri olduğundan kesinlik içermemesi nedeni ile kabaca ve yaklaşık olarak yoruma açık şekilde zeminde işaretlenebildiği, AFAD tarafından yapılan 22/05/2018 tarihli yeni etüt haritasında sınırların yeniden belirlenerek farklı bir Afete Maruz Bölge sahası oluşturulduğu, bu nedenle anılan kararların sınırlarının aynı olmadığı, dava konusu işlem ile bir kısım alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen Afete Maruz Bölge kapsamından çıkarıldığı görülmektedir. Dava konusu alanda oldukça dik bir şev ve üst kotlarda eklemleri (çatlakları) olan ve ana kütleden ayrılmış kireçtaşı bloklarının bulunduğu, farklı boyutlardaki kaya bloklarının dik yamaç altında bulunan İsalı köyüne ait evlerin olduğu alana kadar (hatta daha alt kotlardaki düz alana kadar) gelmiş olması nedeniyle Afete maruz bölge olarak ilan edildiği tarih ve keşif tarihi itibariyla afet riskinin bulunduğu, alanın yakınında deprem üretebilecek fayların da bulunduğu dikkate alındığında; gerek mevsimsel etkilerle gerek deprem etkisiyle, gerekse muhtemel insan etkisiyle gelecekte kaya düşme türünde muhtemel afet riskinin bulunduğunun belirtilmiştir. Bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen 20/02/2023 tarihli ek raporda ise, kroki halinde belirlenen ilk AMB alanının kuzey ve güney sınırlarının yaklaşık uzunluklarının (Kuzey sınır uzunluğu doğudaki yoldan yaklaşık 200 m., güney sınır uzunluğu doğudaki yoldan yaklaşık 150 m.) krokide net olarak yazılmış olması, krokide sınırın güney batısında yolun hemen kenarındaki tarla içerisinde düşmüş bir kaya kütlesinin varlığının işaretlenmiş olması ve aynı kaya kütlesinin hem sahada ve hem de Google Earth uydu görüntüsünde tespit edilmesi ile birlikte ilk AMB sınırının bu işaretler ve uzunluklar referans alınarak ve yaklaşık olarak bilirkişi kurulunca Google Earth uydu görüntüsüne yeniden işlendiği, kroki halinde olan ilk AMB sınırı ile daha sonra dava konusu işlemle ilan edilen AMB sınırı arasında açıkça farklar bulunduğu, ilk ilan edilen kroki halindeki AMB sınırının krokisinde tarif edilen mevkii isimleri, sınırların genel itibari şekil ve yönlerinin, AMB alanının güney ve kuzeyindeki yazılı olan sınır uzunluklarının çakıştırma haritasında farklı olduğu, arazi ile uyumlu olmadığı, sınırların benzemediği, 22/05/2018 tarihli AMB alanının 51.000 m² (5 Hektar ), AFAD tarafından yapılan 26/04/2007 tarihli AMB Krokisinin Alanının 69.000 m² (6,9 Hektar), bilirkişi heyeti tarafından yapılan 26/04/2007 Tarihli AMB Krokisinin Alanının ise 30.000 m² (3 Hektar) olduğu; 22/05/2018 tarihli AMB alanı ile bilirkişi heyeti tarafından yapılan tespitte belirlenen 26/04/2007 tarihli AMB alanı arasında 13.000 m² ortak alan, 17.000 m² çıkan alan olduğu, 22/05/2018 tarihli AMB alanı ile AFAD tarafından yapılan tespitte belirlenen 26/04/2007 tarihli AMB alanı arasında 45.500 m² ortak alan, 23.500 m² çıkan alan olduğunun belirlendiği, dava konusu olan kapsamdan çıkarma işlemi ile kapsam daraltma işleminin birbirinden ayrılmaz, birbirini tamamlayan iki süreç olduğu, dava konusu kararın; “...Ekli listede yer alan yerleşim yerlerinin karşılarında tarih ve sayıları belirtilen Bakanlar Kurulu kararlarının kapsamından çıkarılmasına ve aynı listede tarihleri gösterilen jeolojik etüt raporları ile eki pafta/kroki/haritalarda sınırları belirtilen alanların afete maruz bölge olarak ilan edilmesine, 15/5/1959 tarihli ve 7269 sayılı Kanunun 2. ve 14. maddeleri gereğince karar verilmiştir...“, şeklinde yapılmış olduğu, sonrasında belirlenen yeni sınırın eski ilan edilen sınırla aynı olmaması, şekil, büyüklük ve sınırlar yönünden farklı olması nedeni ile mevzuat gereği kapsam daraltma şeklinde ifade edildiği, bu kapsamda 7269 sayılı Yasanın 14. maddesindeki "Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır." hükmüne göre işlem yapıldığı belirtilmiştir. Keşif mahallinde yapılan incelemelerde; afete maruz bölge kapsamından çıkarılan alan yönünden; dava konusu işlemin tesisinden önce afet riskini ortadan kaldırmaya ve tehlikeyi önlemeye yönelik herhangi bir tedbir alınmadığının tespit edildiği, bu nedenle bu alan yönünden de afet riskinin halen devam ettiği, ileride olması muhtemel bir madencilikte, doğru mühendislik yaklaşımı ile kaya düşme sorununun olmayabileceği, ancak, uygun olmayan madencilik yaklaşımında (hatalı patlatma dolayısıyla) İsalı köyünü olumsuz etkileyebilecek kaya düşme ve kayanın fırlaması olaylarının gerçekleşebileceği yönünde görüş bildirilmiştir. Anılan bilirkişi raporları taraflara tebliğ edilmiş, raporlardaki bilimsel verilerin hukuken kabul edilebilir ve bu bağlamda da hükme esas alınabilir nitelikte olduğu anlaşıldığından, taraflarca rapora yapılan itirazlar, raporu kusurlandıracak nitelikte görülmemiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, iptal davalarının, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılacağı belirtildikten sonra, ilk inceleme konularının belirlendiği, 14. maddenin üçüncü fıkrasının (c) bendinde dilekçenin ehliyet yönünden de inceleneceği, 15. maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, bu hususta kanuna aykırılık görülmesi halinde davanın reddedileceği hükme bağlanmıştır. 7269 sayılı Umumi Hayata Müessir Afetler Dolayısiyle Alınacak Tedbirlerle Yapılacak Yardımlara Dair Kanun'un 2. maddesinde, "Su baskınına uğramış veya uğrayabilir bölgeler, İmar ve İskan Bakanlığının teklifi üzerine Devlet Su İşlerinin bağlı bulunduğu Bakanlıkça; yer sarsıntısı, yer kayması, kaya düşmesi ve çığ gibi afetlere uğramış veya uğrayabilir bölgeler ise, İmar ve İskan Bakanlığınca tespit ve bunlardan şehir ve kasabalarda meydana gelen ve gelebileceklerin sınırları imar planına, imar planı bulunmıyan kasaba ve köylerde de belli edildikçe harita veya krokilere işlenmek suretiyle, afete maruz bölge olarak Cumhurbaşkanınca kararlaştırılır ve bu suretle tespit olunan sınırlar, ilgili valiliklerce mahallinde ilan olunur. Mahalli şart ve özellikler dolayısiyle yangın afetine uğraması muhtemel olan sahalar, şehir ve kasabalarda belediye meclisleri, köylerde ihtiyar heyetleri tarafından tespit ve kaymakamların mütalaası alındıktan sonra valilerin tasvibi üzerine ilgili bölgelerde ilan olunur." hükmü yer almaktadır. Aynı Kanun'un 14. maddesinde ise; "İkinci madde gereğince tespit ve ilan olunan afet bölgelerine dahil şehir, kasaba ve köylerde bina ve mesken yapımı, fen kurullarınca tehlikeli görülen ve sınırları krokilerle tespit olunan yerler, İmar ve İskan Bakanlığınca yapı ve ikamet için yasaklanmış afet bölgeleri sayılır ve durum, belediyesi olan yerlerde belediyesince, köylerde ise ihtiyar meclislerince hemen ilan edilir. Belediyesi olan yerlerde belediyeler, olmayan yerlerde ihtiyar meclisleri bu yasaklanmış afet bölgesi hükmünü uygulamakla görevlidir. Hilafına hareket edildiği takdirde, mevcut ve yapılmakta olan binalar, yıkma parası yıkıntı malzemesinden karşılanmak, yetmemesi halinde kalan kısmı afetler fonundan tamamlanmak üzere vali ve kaymakamların emri ile yıktırılır. Yasaklanmış afet bölgesi sınırları, alınacak tedbirlerle tehlikenin önlenmesi oranında daraltılır veya tamamen kaldırılır. Bu husus da aynı şekilde duyurulur." hükümlerine yer verilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın, davacılardan ... açısından değerlendirilmesinden; Dosyadaki bilgi ve belgeler ile mahallinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun birlikte değerlendirilmesinden; davaya konu alanda oldukça dik bir şev ve üst kotlarda eklemleri (çatlakları) olan ve ana kütleden ayrılmış kireçtaşı bloklarının bulunduğu, farklı boyutlardaki kaya bloklarının dik yamaç altında bulunan İsalı köyüne ait evlerin olduğu alana kadar (hatta daha alt kotlardaki düz alana kadar) gelmiş olması nedeniyle dava konusu işlem ve keşif tarihi itibariyle afet riskinin bulunduğu, alanın yakınında deprem üretebilecek fayların da bulunduğu dikkate alındığında; gerek mevsimsel etkilerle gerek deprem etkisiyle, gerekse muhtemel insan etkisiyle gelecekte kaya düşme türünde muhtemel afet riskinin bulunduğu, dava konusu işlemin dayanağı 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporunda sınırların yeniden belirlenerek farklı bir Afete Maruz Bölge sahası oluşturulduğu, dava konusu işlemle bir kısım alanın 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen AMB alanı kapsamından çıkarıldığı, AMB kapsamından çıkarılan alanda dava konusu işlemin tesisinden önce bulunan afet riskini ortadan kaldırmaya ve tehlikeyi önlemeye yönelik herhangi bir tedbir alınmadığı, bu alan yönünden de afet riskinin halen devam ettiği anlaşılmaktadır. Diğer yandan; davalı idarelerce, dava konusu işlemin 20/03/2013 tarih ve 1919 sayılı Genelge uyarınca aynı alanın koordinatlarının alınarak sayısallaştırılması işlemi olduğu, koordinat alınmadan ve kroki üzerine ölçeksiz çizilmiş sınırlardan oluşan 17/09/2007 tarih ve 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararına konu Afete Maruz Bölge sınırlarının, yerinde koordinat alınarak sayısallaştırılması amacıyla düzenlenen 22/05/2018 tarihli jeolojik etüt raporuna dayanılarak dava konusu işlemin tesis edildiği belirtilmiş ise de, davalı idarece sunulan çakıştırma haritasında gösterilen 2007/12666 sayılı Bakanlar Kurulu Kararında belirlenen sınırlar ile dava konusu işlemin sınırlarının birbirinden farklı olduğu; 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokisinde tarif edilen mevkii isimleri ve sınırların genel itibarıyla şekil ve yönlerinin, alanının güney ve kuzeyindeki yazılı olan sınır uzunluklarının farklı gösterildiği, gösterimin arazi ile uyumlu olmadığı, sınırların benzemediği, 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokisinde belirtilen alandan farklı bir bölgenin gösteriminin yapıldığı görülmektedir. Bilirkişi kurulu tarafından yapılan değerlendirme sonucu belirlenen 26/04/2007 tarihli jeolojik etüt raporunun ekindeki krokinin sayısallaştırma işleminin sınırlarının idarece sunulan çakıştırma haritasından farklı olması nedeniyle, dava konusu işlemle afete maruz bölge kapsamı dışında bırakılan alanda da farklılıklar olduğu, idarece koordinat alınmadan, kroki üzerine ölçeksiz çizilmiş sınırların koordinat alınarak sayısallaştırılması işleminin usulüne uygun yapılmadığı anlaşılmaktadır. Davanın, davacılardan ... ve ... yönünden değerlendirilmesine gelince; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinde yer alan ve iptal davasının sübjektif ehliyet koşulu olan "menfaat ihlali" doktrin ve içtihatlarda dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlanmaktadır. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerekir. Sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırları her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirlenmektedir. Dava dilekçesinde, davacılardan ...'in Kızıldere Mahallesi muhtarı, ...'ün ise Gündoğan Mahallesi muhtarı olduğu, anılan mahallelerin maden sahasında yapılan çalışmalar nedeniyle kaya düşmesi ve heyelan afet riski altında olduğu, Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Mahallesinin Afete Maruz Bölge kapsamından çıkarılmasının kendi mahallerini de etkileyeceği belirtilerek davanın açıldığı; bilirkişi raporunda, Afete maruz bölge ilan edilen alanın İsalı Mahallesi sınırları içerisinde olduğu, dava dilekçesinde bahsedilen maden sahasının da İsalı Mahallesi güney batı mülkiyet sınırında kaldığı, Kızıldere ve Gündoğan Mahallelerinin Afete Maruz Bölge sahası ile bir ilgisinin bulunmadığı, anılan mahallelerde kaya düşmesi veya heyelan dolayısıyla herhangi bir afet yaşanmadığının belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle, dava konusu Cumhurbaşkanı Kararının, davacılardan ... ve ...'ün menfaatlerini etkilemediği sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacılardan ... ve ... yönünden davanın ehliyet yönünden REDDİNE, 2. Davacılardan ... yönünden ise 14/01/2019 tarih ve 615 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının Adana İli, Ceyhan İlçesi, İsalı Mahallesine ilişkin kısmı ile Afete Maruz Bölgeden çıkarılma işleminin geri alınması istemiyle yapılan 16/11/2021 tarihli başvurunun zımnen reddine dair işlemin İPTALİNE, 3. Dava kısmen ehliyet ret, kısmen de dava konusu işlemlerin iptaline şeklinde sonuçlandığından, ayrıntısı aşağıda gösterilen ve davacılar tarafından yapılan toplam ... TL yargılama giderinin haklılık oranına göre takdir edilen ... TL'si ile karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ... TL vekâlet ücretinin davalı idarelerden alınarak ...'e verilmesine, kalan ... TL yargılama giderinin ise ... ve ... üzerinde bırakılmasına, ... TL vekâlet ücretinin ise davacılardan ... ve ...'ten alınarak davalı idarelere verilmesine, 4.Posta giderleri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen otuz (30) gün içinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, 12/06/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.