Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, ceza davasında başvurucunun (sanığın) duruşmada hazır bulunma talebi reddedilerek ses ve görüntü aktarımı suretiyle duruşmaya uzaktan katılımının sağlanmaya çalışılması nedeniyle duruşmada hazır bulunma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 15/4/2019 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Birinci Bölüm Birinci Komisyon tarafından incelenen başvurunun eşitlik ilkesinin ihlal edildiği iddiası yönünden kabul edilemez olduğuna karar verilmiştir. Komisyonca adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiası yönünden başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına ve adli yardım talebinin kabulüne karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu, Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmuştur. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Geyiksuyu Jandarma Komando Tabur Komutanlığı personeli ile DHKP/C silahlı terör örgütü üyesi olduğu değerlendirilen kişiler arasında 6/4/2016 günü Tunceli ili Hozat ilçesi Taşıtlı Köyü kırsal alanında meydana gelen çatışma neticesinde yaralı olarak ele geçirilmiştir. Başvurucunun üzerinden -diğer suç delilleri ile birlikte- S.U. adına düzenlenmiş bir adet sürücü belgesi temin edilmiştir. Başvurucu silahlı terör örgütüne üye olma ve terör örgütü kurma ve yönetme suçlarından 13/4/2016 tarihinde tutuklanmış ve Elazığ E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna teslim edilmiştir. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 31/5/2016 tarihli uzmanlık raporunda, başvurucunun üzerinden ele geçirilen ve S.U. adına düzenlenmiş olan sürücü belgesinin tamamen sahte olduğu ve iğfal kabiliyetinin bulunduğu tespitlerine yer verilmiştir. Başvurucu hakkında Tunceli Cumhuriyet Başsavcılığı (Başsavcılık) tarafından DHKP/C silahlı terör örgütünün faaliyetleri kapsamında anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs, kişinin yerine getirmekte olduğu kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs, resmi belgede sahtecilik, sayı ve nitelik bakımından vahim olan silah veya mermileri satın alınması taşınması bulundurulması, tehlikeli maddelerin izinsiz olarak bulundurulması veya el değiştirmesi suçlarından 16/3/2017 tarihinde iddianame düzenlenmiştir. İddianamenin kabulü ile açılan dava Tunceli Ağır Ceza Mahkemesinin (Mahkeme) 2017/82 Esas sırasına kaydedilerek görülmeye başlanmıştır. Başvurucu Mahkemeye hitaben yazdığı 10/4/2017 tarihli dilekçe ile Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) uygulamasının yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerini ihlal ederek etkili savunma yapma imkanını ortadan kaldırdığını ve bu nedenle SEGBİS aracılığı ile sorgulanmak istemediğini beyan ederek savunmasını mahkeme salonunda ve avukatının hukuki desteği eşliğinde yapabilmek için duruşmada hazır edilmesini talep etmiştir. Başvurucu yargılamanın 7/6/2017 tarihli ilk celsesine ceza infaz kurumu ile gerçekleştirilen SEGBİS bağlantısına yanıt verilmemesi nedeniyle katılamamıştır. Mahkeme SEGBİS aracılığı ile savunma yapmak istemeyen başvurucunun duruşmada hazır bulundurulmasında sakınca bulunup bulunmadığının Tunceli Valiliği, Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü ve Tunceli İl Jandarma Komutanlığından sorulmasına ve başvurucunun Mahkemeye getirilmesi için Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 5/9/2017 tarihli yazısı ile Adana Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığının 5/9/2017 tarihli görüş yazısı Mahkemeye bildirilmiştir. Anılan görüş yazısı içeriğinde Doğu ve Güneydoğu illerinde yaşanan terör olayları nedeniyle karayolu ile tutuklu sevkinin personel ve tutuklunun can güvenliği açısından sakınca teşkil edeceği, Tunceli iline havayolu ile sevk imkânının da bulunmadığı ve duruşmanın SEGBİS aracılığı ile yapılmasının güvenlik zaafiyetini önleyeceği belirtilmiştir. Başvurucu müdafi 8/9/2017 tarihli dilekçe ile başvurucunun duruşmada hazır edilmesi için infaz kurumuna müzekkere yazılmasını talep etmiştir. Başvurucu 11/9/2017 tarihli ikinci celseye de katılmamıştır. Bu celsede Tunceli Valiliği, İl Emniyet Müdürlüğü ve İl Jandarma Komutanlığının başvurucunun Mahkemede hazır bulundurulmasının sakıncalı olup olmadığına ilişkin cevabi yazıları okunmuştur. Valilik ve Emniyet Müdürlüğünün aksine Jandarma Komutanlığı tarafından başvurucunun Mahkemede hazır edilmesi durumunda güvenlik önlemlerinin alınabileceği bildirilmiştir. Mahkeme, başvurucunun duruşmada bizzat hazır edilmesine yönelik talebin reddine karar vermiştir. Ara kararın ilgili kısmı şöyledir:"Sanık müdafinin sanığın bizzat mahkemede hazır edilmesi istemli talebinin Tunceli Valiliğinin 24/07/2017 tarihli yazı cevabında sanığın Adliyeye getirilip götürülme esnasında öldürülmesi, kaçırılması veya kargaşa çıkması gibi kamu güvenliğini bozacak durumunun bulunmasının bildirilmesi, yine İl Emniyet Müdürlüğünün 12/06/2017 tarihli cevabi yazısında sanığın getirilip götürülme sırasında öldürülmesi, kaçırılması veya kargaşa çıkması gibi kamu güvenliğini bozacak sansasyonel olaylarının çıkmasının ihtimaller dahilinde olduğunu belirtir yazıları ve 694 sayılı KHK nin 147 maddesi ile 5271 sayılı CMK 196/4 maddesinde yapılan değişiklikle hakim veya mahkemenin zorunlu gördüğü durumda aynı anda görüntülü vesesli iletişim tekniğinin kullanılması suretiyle yurtiçinde bulunan sanığın sorgusunun yapılabilir ve duruşmalara katılmasına karar verilebilir hükmü de gözönünde bulundurularak sanığın ve müdafinin bizzat duruşmada hazır edilmesi talebinin reddi ile bir sonraki celse sanığın SEGBİS ile savunmasının alınmasına, sanığın kimlik bilgisinin yapılmamış olması nedeni ile bizzat SEGBİS salonunda hazır edilmesinin sağlanması için kaldığı ceza infaz kurumuna müzekkere yazılmasına, [...] karar verildi." Başvurucu duruşmanın 1/12/2017 tarihli üçüncü celsesine de duruşmada bizzat hazır bulundurulmadığı gerekçesi ile SEGBİS aracılığıyla katılmamıştır. Başvurucu müdafinin hazır bulunduğu bu celsede kamu görevlisi olan bir kısım müştekiler dinlenilmiş ve başvurucunun bir sonraki celse kimlik tespitinin yapılabilmesi amacıyla SEGBİS aracılığı ile hazır edilmesine, SEGBİS odasına çıkmak istemediği takdirde zorla çıkartılmasına karar verilmiştir. Başvurucu 9/2/2018 tarihli dördüncü celsede duruşmaya Adana F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumundaki SEGBİS odasından katılmıştır. Kimlik tespiti yapılan başvurucu beyanında avukatının isteği üzerine SEGBİS aracılığı ile duruşmaya katıldığını, bu şekilde savunma yapmak istemediğini, sonraki celselere duruşmada bizzat hazır edilmesi halinde katılacağını ve SEGBİS ile katılmayacağını beyan etmiştir. Mahkeme, SEGBİS kullanımının yasal dayanağının bulunduğu, Tunceli ilinde terör faaliyetlerinin yoğun olarak yaşandığı ve başvurucunun bulunduğu infaz kurumu ile Tunceli ili arasında uzun bir yol mesafesi olduğu gerekçeleri ile başvurucunun duruşmada bizzat hazır bulunma talebinin reddine karar vererek yargılamaya devam etmiştir. Bu celsede tanıklar E.B., R.Ç., A., T.K., S.Ö., E.S., E.Ç., A.T., H.B. ve Ş.H. dinlenilmiştir. Mahkeme başvurucunun sonraki duruşma gün ve saatinde bizzat duruşma salonunda hazır edilmesi için infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar vermiştir. 8/3/2018 tarihinde Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna nakledilen başvurucu Mahkemeye hitaben yazdığı 13/4/2018, 24/4/2018, 23/5/2018, 28/5/2018 ve 8/6/2018 tarihli dilekçelerinde duruşmaya bizzat katılmak yönündeki talebini yinelemiştir. Başvurucu bu dilekçelerinde özetle savunmasını hiçbir etki ve baskı altında olmadan kendisini rahatlıkla ifade edebileceği bir ortamda yapmak istediğini, yüz yüzelik ve doğrudan doğruyalık ilkelerine aykırı olan ve savunma hakkını kısıtlayan SEGBİS'in bu koşulları karşılamadığını, çok sayıda müşteki ve tanık için alınan güvenlik tedbirlerinin kendisi için alınmadığını, ceza infaz kurumunda kendisine işkence ve kötü muamelede bulunan görevlilerin refakatinde özgür iradesi ile savunma yapmasının mümkün olmadığını, dayatılan SEGBİS uygulaması nedeni ile müşteki ve tanık beyanlarına karşı savunma yapamadığını ileri sürmüştür. Başvurucu 14/4/2018, 23/5/2018 ve 8/6/2018 tarihli -beşinci, altıncı ve yedinci- celselere katılmamıştır. 14/4/2018 tarihli beşinci celsede müştekiler A.S., A.K. ve E.A. ile tanık G.K. dinlenilmiştir. Başsavcılık 23/5/2018 tarihli altıncı celsede esas hakkında mütalaasını sunmuş, 8/6/2018 tarihli yedinci celsede de aynı mütalaayı yinelemiştir. Mahkeme, başvurucu müdafinin hazır bulunduğu bu celselerde başvurucunun bir sonraki duruşma gün ve saatinde duruşmada bizzat hazır edilmesi ve eğer bizzat hazır edilemeyecek ise SEGBİS aracılığı ile hazır edilmesi için infaz kurumuna müzekkere yazılmasına karar vermiştir. Bolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğünün 16/4/2018 ve 12/6/2018 tarihli cevabi yazılarında Bolu Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı tarafından başvurucunun mahkemede hazır bulundurulmasının güvenlik açısından riskli olduğunun bildirildiği ve bu nedenle başvurucunun istenilen gün ve saatlerde SEGBİS odasında hazır bulundurulacağı bildirilmiştir. Anılan cevabi yazıların ekinde bulunan ve Bolu Cezaevi Jandarma Bölük Komutanlığı tarafından hazırlanan 21/7/2017 tarihli tutanağın ilgili kısmı şöyledir:"Suç vasıfları olarak 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olmak, Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozma', 'PKK, FETO/PDY ve diğer terör örgütleri' suçlarından hükümlü ve tutuklu olanlarının (BTÖ) PKK, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgelerinde adam kaçırma ve propaganda amaçlı yol kesme eylemleri ve yol güzergâhları üzerinde patlayıcı madde (EYP) düzeneği yerleştirmek sureti ile icra ettiği bombalı eylemlerini son zamanlarda arttırdığı, Hakkari, Şırnak, Van, Tunceli, Bingöl, Bitlis, Siirt, Batman, Ağrı ve Muş bölgesinin terör olayları yönünden hassasiyet arz etmesi sebebiyle bu illere yapılacak söz konusu sevklerin, yapılmasının güvenlik açısından riskli olduğu, duruşmaların SEGBİS sistemi ile yapılmasının daha uygun olacağı değerlendirilmiş[tir]" Mahkeme infaz kurumuna yazdığı 13/6/2018 tarihli müzekkere ile başvurucunun SEGBİS vasıtasıyla ifade vermek istemese bile 27/6/2018 tarihinde SEGBİS odasında hazır edilmesini istemiştir. Mahkeme 27/6/2018 tarihli hüküm celsesinde başvurucunun duruşmada bizzat hazır edilme talebinin reddine karar vermiştir. Ara kararın ilgili kısmı şöyledir:"...667 sayılı KHK'ya karşılık gelen Madde uyarınca sanığın savunma ve beyanının SEGBİS sistemi ile alınmasında herhangi bir sakınca bulunmadığından ayrıca Bolu F Tipi Kapalı Yüksek Güvenlikli ceza infaz kurumu müdürlüğü ve daha önce Tunceli İl Emniyet Müdürlüğü'nün ile yapılan yazışmalar da göz önüne alındığında, Tunceli ilinde terör faaliyetlerinin yoğunluğu da göz önünde bulundurularak ve sanığın kaldığı ceza evi ile Tunceli ili arasındaki uzun yol mesafesi de göz önünde bulundurularak bu talebin reddine karar verilerek tefhimle açık yargılamaya devam olundu." 27/6/2018 tarihli duruşma tutanağından, başvurucunun ceza infaz kurumundaki SEGBİS odasına zorla getirildiği, odaya girmemek için görevlilere zorluk çıkardığı, kapının girişine kendisini bıraktığı, kendisine sorulan sorulara cevap vermediği ve "savunma hakkımız engellenemez" şeklinde sloganlar attığı anlaşılmaktadır. Başsavcılık önceki celselerde sunduğu esas hakkındaki mütalaasını tekrarlamıştır. Başvurucu müdafi, başvurucunun SEGBİS odasına zorla getirilmesi, elleri ve kollarının görevlilerce tutulması ve bu şekilde beyanda bulunmak zorunda bırakılmasının suç teşkil ettiğini ifade ettikten sonra esas hakkında mütalaaya karşı beyanda bulunmuştur. Başvurucu esas hakkında mütalaaya karşı beyanı ve son sözlerinin neler olduğu yönündeki sorulara "savunma hakkımız engellenemez" şeklinde slogan atarak cevap vermiştir. Mahkeme, başvurucu hakkında DHKP-C silahlı terör örgütü adına anayasal düzeni cebir ve şiddet yoluyla değiştirmeye teşebbüs suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına, kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle kasten öldürmeye teşebbüs suçundan 18 yıl hapis cezasına, 6136 sayılı Kanun'a muhalefet suçundan 9 yıl hapis ve 000 TL adli para cezasına, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde izinsiz olarak tehlikeli madde bulundurmak suçundan 8 yıl 4 ay hapis ve 000 TL adli para cezasına ve resmi belgede sahtecilik suçundan 3 yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Başvurucu müdafi 29/6/2018 tarihli dilekçe ile -mahkûmiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasının yanı sıra- başvurucunun zorla getirilmesine ilişkin kurulan ara karar ile zorla getirme işleminin hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek istinaf talebinde bulunmuştur. Anılan istinaf başvurusu Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 22/2/2019 tarihli kararı ile esastan reddedilmiştir. Mahkûmiyet hükmü resmi belgede sahtecilik suçu açısından istinaf kararı ile 22/2/2019 tarihinde kesinleşmiştir. Öte yandan yargılama diğer suçlar açısından temyiz kanun yolu aşamasında devam etmektedir. Başvurucu, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin nihai kararı 3/4/2019 tarihinde öğrendiğini beyan etmiştir. Başvurucu 15/4/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. İlgili hukuk kaynakları için bkz. Şehrivan Çoban [GK], B. No: 2017/22672, 6/2/2020, §§ 38-