Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tıbbi ihmal sonucu zarara uğranıldığından bahisle açılan tam yargı davasında hükmedilen tazminat miktarının yetersiz olması nedeniyle kişinin maddi ve manevi varlığını koruma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvurucu 22/7/2015 tarihinde karın ağrısı şikâyetiyle Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesine (Hastane) başvurmuş, safra kesesinde taş olduğu teşhisiyle aynı gece Hastaneye yatırılmıştır. Ertesi gün başvurucuya stajyer hemşire tarafından enjeksiyon uygulanmış ve başvurucu, ince bağırsak nekrozundan ameliyat edilmiştir. Narkozun etkisinin geçmesinden sonra başvurucunun sağ bacağında uyuşma ve yanma şikâyeti üzerine yapılan muayenede sağ bacak sinirlerinin ağır derecede tahrip olduğu anlaşılmıştır. Akabinde Şanlıurfa Mehmet Akif İnan Eğitim ve Araştırma Hastanesi Sağlık Kurulu tarafından düzenlenen raporda başvurucunun siyatik sinir hasarı ile %40 oranında engelli kaldığı tespit edilmiştir. Başvurucunun zararının karşılanması talebiyle idareye yaptığı başvuru zımnen reddedilmiştir. Bunun üzerine başvurucu 000 TL manevi, fazlaya ilişkin kısmı saklı kalmak üzere 100 TL maddi tazminatın ödenmesine karar verilmesi istemiyle tam yargı davası açmıştır. Dava dilekçesinde başvurucu, tıbbi ihmal nedeniyle sağ ayağının malul kaldığını, sosyal ve iş hayatında maddi ve manevi zarara uğradığını vurgulamıştır. Diyarbakır İdare Mahkemesi (Mahkeme) tarafından yargılama safahatında bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulunca (ATK) düzenlenen 28/7/2017 tarihli raporda enjeksiyonun yanlış yere yapıldığını gösteren tıbbi belge bulunmadığı, enjeksiyon doğru yere yapılmış olsa dahi bu durumun sinire zarar verebileceği belirtilerek enjeksiyonu uygulayan kişiye kusur atfedilemeyeceği sonucuna varılmıştır. Mahkeme 8/11/2017 tarihinde davanın reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde ATK raporuna atıfta bulunarak somut olayda hizmet kusuru bulunmadığı ifade edilmiştir. Başvurucu tarafından bu karara karşı istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf dilekçesinde başvurucu dava dilekçesindeki beyanlarına ilaveten enjeksiyon öncesinde aydınlatılmış onamının alınmadığını ifade etmiştir. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesi 30/3/2018 tarihinde başvurucunun talebini kısmen kabul ederek Mahkeme kararının kaldırılmasına ve başvurucuya 000 TL manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir. Kararın gerekçesinde; sorumlu personel hakkında görevi ihmal nedeniyle soruşturma yapılmasına karar verildiğinden bahsedilmiş, somut olayda maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşılamayacağı gerekçesiyle sağlık hizmetinin sunumundaki bu eksikliğin sonuca etkisi olmasa da başvurucunun yaşadığı elem ve kederin tazmin edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Başvurucu bu kararı temyiz etmiştir. Danıştay Onuncu Dairesi 13/5/2019 tarihinde Bölge İdare Mahkemesi kararının gerekçeli şekilde onanmasına karar vermiştir. Danıştayın gerekçesinde başvurucuya yapılan enjeksiyondan önce risklerin anlatılıp başvurucudan yazılı onamın alınmamış olması ve başvurucunun aydınlatılma ve onay verme hakkının elinden alınması sebebiyle yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği hususunun başvurucuda endişe ve üzüntüye yol açacağı vurgulanmıştır. Başvurucu nihai hükmü 23/7/2019 tarihinde öğrendikten sonra 20/8/2019 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.