12. Ceza Dairesi 2024/2242 E. , 2024/2604 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 04.03.2024 EK KARAR TARİHİ : 19.03.2024 - 25.03.2024 SAYISI : 2023/1671 - 2024/343 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 17.11.2020 tarihli ilk derece mahkemesince verilen 1 yıl 9 ay 20 gün hapis ve 10.000,00 TL adli para cezasına ilişkin kararının istinaf incelemesini y
**12. Ceza Dairesi 2024/2242 E. , 2024/2604 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi ASIL KARAR TARİHİ : 04.03.2024 EK KARAR TARİHİ : 19.03.2024 - 25.03.2024 SAYISI : 2023/1671 - 2024/343 SUÇ : 2863 sayılı Kanuna aykırılık HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi, temyiz isteminin reddine dair ek karar TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında 17.11.2020 tarihli ilk derece mahkemesince verilen 1 yıl 9 ay 20 gün hapis ve 10.000,00 TL adli para cezasına ilişkin kararının istinaf incelemesini yapan Bölge Adliye Mahkemesince eksik araştırma yapıldığından ve suçun sübutu halinde ceza tayin edilirken alt sınırdan hakkaniyete uygun şekilde uzaklaşılması gerektiğinden bahisle bozulmasından sonra anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince verilen 2 yıl 11 ay hapis ve 66.660,00 TL adli para cezasına ilişkin mahkumiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde kurulan yeni mahkumiyet hükmünün temyizi kabil olduğu kabul edilerek, sanık müdafinin ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz istemlerinin reddine dair Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 19.03.2024 ve 25.03.2024 tarihli ek kararları kaldırılarak yapılan incelemede; I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan, aynı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52/2-4. maddeleri uyarınca 1 yıl 9 ay 20 gün hapis ve 10.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı Kanun’un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi uyarınca hükmün bozulmasına karar verilmiş, İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında 2 yıl 11 ay hapis ve 66.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin mahkumiyet hükmüne yönelik Bölge Adliye Mahkemesince sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesinin kesin kararına yönelik sanık müdafinin ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz talebinde bulunmaları üzerine, Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin 19.03.2024 ve 25.03.2024 tarihli ek kararları ile temyiz başvurularının reddine verildiği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca temyiz isteminin reddine dair ek kararlar kaldırılarak hükmün onanması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabil olduğuna, kovuşturma şartı gerçekleşmeyen eylem yönünden düşme kararı verilmesi gerekirken mahkûmiyet hükmü tesis edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanığın atılı suçu işlemediğine, eksik incelemeye, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; Bölge Adliye Mahkemesi kararının temyizi kabil olduğuna, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeksizin teşdit uygulandığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 25.04.2018 tarihli yerel bir gazetede ...'de bulunan...tel yıllardır kumsalı ve denizi doldurdu, yetmezmiş gibi şimdi de bitişiğindeki sit alanına inşaat yapmaya başladı" başlıklı bir haberin yayınlanması üzerine görevlendirilen...Müze Müdürlüğü görevlilerince yerinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen 26.04.2018 tarihli raporda, Antalya Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 08.09.1994 tarih ve 2305 sayılı kararı ile tescilli 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanında kalan 104 ada 25 parselin 1. derece arkeolojik sit alanında kalan kıyı şeridinde yaklaşık 1,5 metre yükseklikte bir taş duvar inşa edildiğinin ve kıyı şeridine toprak döküldüğünün, var olan toprağa müdahale edilerek toprağın alt üst edildiğinin, beton duvar ve yollar yapıldığının, önceki kurul kararıyla kaldırılması istenilen duvarların kaldırılmadığı gibi yenilerinin eklendiğinin, metal konstrüksiyon yapıldığının, 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanı içerisine kum, çakıl ve topraktan yığınlar atıldığının, palmiye ağaçları dikildiğinin tespit edilmesi ve taşınmaz üzerinde iki adet yapı bulunduğunun belirlenmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında,...tel sahibi sanık ... ile otel müdürü temyiz dışı sanık ... hakkında 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan dava açıldığı, taşınmaza ait tapu kaydında 1. derece arkeolojik sit alanında kaldığına dair 21.03.1979 ve 24.10.1994 tarihli, korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğuna ilişkin 28.02.2011 tarihli şerhlerin bulunduğu, taşınmaz malikinin sanık ...'in yetkilisi olduğu... Turizm Otelcilik Taşımacılık İnşaat Ticaret Anonim Şirketi olduğu, sanık ...'in aşamalardaki savunmalarında, adı geçen otelin sahibi olduğunu, işlerinin yoğunluğu nedeniyle yılda 3-4 kez otele gidebildiğini, otelin tüm işleriyle diğer sanık ...'nın ilgilendiğini, yapılan tüm işlemlerde izin alınıp alınmadığını, mevzuata aykırılık olup olmadığını sanık ...'ya sorduğunu, aykırılık olmadığı söylenirse ancak o zaman izin verdiğini, dava konusu olayın bilgisi ve talimatı dahilinde olmadığını, olayı savcılık kanalıyla öğrenince çok sinirlendiğini ve üzüldüğünü, hemen müdürü aradığını, bir yanlışlık olduğu ve ilgili yerlere gerekli başvuruların yapılacağının söylendiğini, 2017 yılında otelin sahası genişletilirken sehven kamuya ait sit alanına müdahalede bulunulduğunu öğrendiğini, konu hakkında takipsizlik kararı verildiğini, olayın kapandığını zannettiğini ancak daha sonra dava açıldığını, ruhsat ve yapı kayıt belgelerinin alındığını, her şeyin yasal hale getirildiğini beyan ettiği, temyiz dışı sanık ...'nın savunmasında 7 yıldır...tel'de çalıştığını, 15.07.2019 tarihinde otelden ayrıldığını, olay tarihinde müdür olarak görev yaptığı hususunun doğru olduğunu, iddianamedeki yapılara ilişkin olarak belediyeden ruhsat alındığını, yapı kayıt belgelerinin alındığını, ancak Kültür ve Turizm Bakanlığına yapılmış herhangi bir başvuru olup olmadığını bilmediğini beyan ettiği, dosya kapsamında mevcut 27.02.2017 tarihli ve yönetim kurulu başkanı olarak yalnızca sanık ...'in imzasının bulunduğu kararda, otelin bağlı bulunduğu belediye, jandarma, karakol ve bütün resmi mülki idarelerde, dairelerde şirketi temsil etmeye, bildirim ve beyanlarda bulunmaya, gerekli evrakları tanzime, imzaya, belediyelerden otel ile ilgili ruhsatlar ve gerekli izinleri talep etmeye, gerekli harçları yatırmaya ve düzenlenen belgeleri almaya yetkili mesul müdür olarak temyiz dışı sanık ...'nın atandığı, 16.07.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile de sanık ...'nın görevinden azledildiği, ilk derece mahkemesince 27.07.2020 tarihinde yapılan keşif sonrası dosyaya sunulan bilirkişi raporlarında, suça konu müdahaleler nedeniyle kıyının doğal yapısı ve oluşumunun, deniz florası ve faunasının olumsuz etkilendiğinin belirtildiği, 27.03.2023 tarihli ek bilirkişi raporunda, 25.04.2018 tarihinde tespit edilen aykırılıkların 2017 yılında zeminde mevcut olmadığının, ilk gözlemlendiği tarihin 2018 yılı olduğunun uydu görüntüleri ile mülkiyetin çakıştırılması ile belirlendiğinin ifade edildiği anlaşılmıştır. A. İlk Derece Mahkemesinin Kabulü "Ticaret Sicil Müdürlüğünden ve ilgili otelden toplanan bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde; otelin sahibi olan şirketin... Turizm Otelcilik Taşımacılık İnşaat Ticaret A.Ş. olduğu, 28.12.2017 tarihinde tescili yapılan 30.11.2017 tarihli Genel Kurul Toplantı Tutanağına göre sanık ...'ın 3 yıl süre ile şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu, devam eden tescilli toplantı tutanaklarında da bu hususun aynı şekilde devam ettiği, diğer sanık ...'ın ise şirkette herhangi bir yetki ve sorumluluğunun bulunmadığı, yalnızca sanık ...'ın isminin 30.11.2017 tarihli şirket olağan genel kurul toplantı tutanağında yazman olarak isminin geçtiği, bununla birlikte 27.02.2017 tarihli şirket yönetim kurulu kararında sanık ...'ın "...otelin bağlı bulunduğu belediye, jandarma, karakol ve bütün diğer resmi mülki idarelerde, dairelerde bizi temsil etmeye, bildirim ve beyanlarda bulunmaya, gerekli evrakları tanzime, imzaya, belediyelerden otel ile ilgili ruhsatlar ve gerekli izinleri talep etmeye, gerekli harçları yatırmaya ve düzenlenen belgeleri almaya yetkili mesul müdür olan ...'ın atanmasına oy birliği ile karar verilmiştir" şeklinde kayıtla mesul müdür olarak atandığı, 16.07.2019 tarihli yönetim kurulu kararı ile de azledildiği anlaşılmıştır. Sanıkların şirketteki konumlarının tespiti ile hukuki durumlarının belirlenmesi noktasında mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar suça konu inşai faaliyetlerin ve fiziki müdahalelerin yapıldığı dönem ve sanık ...'ın şirkette yetkili müdür olarak yer aldığı düşünülse de, sanık ...'ın yukarıda belirtilen kayıtlar dahilinde bir kısım yetki ve sorumluluklar verildiği, bu yetki ve sorumlulukların genel olarak bildirim, beyan, evrakları tanzim ve düzenlenme, belediyelerden otelle ilgili ruhsat ve izin taleplerini kapsadığı, dava konusu eylemlerin sanık ...'a devredilen yetkiler ve görevler kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, zira suça konu fiillerin izin ve ruhsat alınabilir fiiller olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, ayrıca belediye tasarrufunda olan eylemler de olmadığı, bu nedenle söz konusu müdür atanması kararı ile, Ticaret Sicil kayıtlarına göre şirketin ve şirketin sahibi olduğu otelin sahibi ve şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olan sanık ...'ın sorumluluğunun kalkmayacağı, bu karar ile sanık ...'ın uhdesinde bulunan yetki ve sorumluluğun suça konu fiiller bakımından devrinden bahsedilmeyeceği, tüm bunlarla birlikte yukarıda sayılan ve bilirkişi raporunda uydu görüntüleri üzerinde anlatımı yapılan inşai ve fiziki faaliyetlerin niteliği, kapsamı ve boyutları nazara alındığında bu denli müdahalelerin otele kayıtlı bir şekilde müdür olarak atanan sanık ...'ın kararı ile de yapılmasının mümkün olmadığı, dolayısı ile suça konu fiiller bakımından tek sorumlu otel ve şirketin sahibi olan sanık ...'ın olduğu mahkememizce kabul edilmiştir. Sanık ...'ın ... Mahallesinde faaliyet gösteren...telin sahibi olduğu, ihbar eden kurum tarafından ... mahallesi ... mevkii tapunun 104 ada 25 nolu parsel ve tapu harici alanda yapılan işlemlerin sit alanında kaldığının ihbar edilmesi ile soruşturma işlemlerine başlanıldığı, sanık ...'ın eyleminin dosyada mübrez bilirkişi raporu ve...Kaymakamlığı İlçe Müze Müdürlüğünce alınan rapor ile de desteklendiği üzere Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun ilgili maddelerine aykırılık teşkil ettiğinin tespit edildiği, mahkememiz tarafından icra edilen keşif neticesinde aldırılan bilirkişi raporları ve ek bilirkişi raporlarına göre yapılan inşai ve fiziki müdahalelerin kıyının doğal yapısının bozulduğunun ve kıyının doğal oluşumunu bozacak bir etki meydana getirdiğinin, ayrıca kıyı kenar çizgisinin deniz kısmında kaldığı ve ayrıca 1. ve 3. derece arkeolojik sit alanlarında kaldığı anlaşılmıştır." B. Bölge Adliye Mahkemesinin Kabulü "Mahkemenin kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, cezanın kanuni bağlamda doğru olarak uygulandığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda ileri sürülen nedenler yerinde görülmemiş olmakla, CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." IV. GEREKÇE VE KARAR Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve Kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafii ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca...3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Ceza Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.05.2024 tarihinde karar verildi.