Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3091 E. , 2024/2762 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3091 Karar No : 2024/2762 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava
Danıştay 10. Daire Başkanlığı 2020/3091 E. , 2024/2762 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2020/3091 Karar No : 2024/2762 TEMYİZ EDEN (DAVACILAR) : 1- ... 2- ... 3- ... VEKİLİ : Av. ... TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Bakanlığı / ANKARA VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN_KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacılar tarafından, ...'ın, eğitim gördüğü ilköğretim okulunda 17/11/2009 tarihinde davalı idare bünyesinde görev yapan sağlık personeli tarafından yapılan difteri-tetanos aşısı nedeniyle ADEM (Akut Demyeline Ensefalo Miyelit) hastalığına yakalanarak %90 oranında engelli hale geldiği, olayda davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu iddiasıyla ... için 40.000,00 TL maddi, 400.000,00 TL manevi, baba ... ve anne ... için ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayla ilgili olarak Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 28/12/2011 tarihli bilirkişi raporu ve dosya içeriğinde mevcut bilgi ve belgelerin değerlendirilmesi sonucunda, davacıda ortaya çıkan ADEM hastalığının, aşı uygulamasının bir komplikasyonu olarak veya enfeksiyon sonucunda ortaya çıkma ihtimalinin olduğu, aşı uygulamasının tıp kurallarına uygun olduğu, aşı uygulayanın oluşan tabloda katkısı ve kusuru bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemine yönelik olarak davanın reddine, davacılardan ...'da ortaya çıkan hastalıkta davalı idarenin hizmet kusurunun bulunduğu açıkça ortaya konulamadığından maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamakla birlikte, aşı uygulaması öncesinde aşının sağlık risk faktörlerine ve komplikasyonlara ilişkin davacı ...'ın ve diğer davacılar anne ve babasının aydınlatılıp rızalarının alınmayarak eksik yürütülen sağlık hizmeti nedeniyle, davacıların bilgilendirilmiş olmaları durumunda davacı ...'nun kısa süre önce hastalandığı bilgisinin verilerek aşı uygulamasının ertelenebileceği ve belkide söz konusu hastalığın ortaya çıkmayacağı düşüncesine kapılıp, elem ve ızdırap duyurak manevi zarara uğrayacağının açık olduğu gerekçesiyle maddi tazminat istemi yönünden davanın reddine, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile davacı ... için 100.000,00 TL, diğer davacılar İbrahim ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihi olan 16/10/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; istinaf başvurusuna konu Kastamonu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının reddine karar verilmiştir. TEMYİZ_EDENLERİN_İDDİALARI : Davacılar tarafından, olayda hizmet kusurunun bulunduğu bu nedenle maddi tazminat isteminin değerlendirilmesi gerektiği, aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmediği, hükmedilen manevi tazminat miktarının yetersiz olduğu; davalı idare tarafından, davanın yasal süresi içinde açılmadığı, olayda hizmet kusurunun bulunmadığı, tazminat isteminin reddi gerektiği ileri sürülmektedir. TARAFLARIN_SAVUNMASI : Taraflarca savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ: ... DÜŞÜNCESİ : Temyiz istemlerinin reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden; ... Toplum Sağlığı Merkezinin 2009-2010 öğretim yılı aşılama programı kapsamında, 17/11/2009 tarihinde davacı ...'ın eğitimine devam ettiği Cumhuriyet İlköğretim Okuluna gidildiği ve davacının da aralarında bulunduğu öğrencilere tetanos-difteri aşısının uygulandığı, 27/11/2009 tarihinde davacı ...'nun bacaklarında uyuşma şikayetiyle Karabük Doğum ve Çocuk Bakımevi Hastanesine müracaat ettiği, buradan Gullian Berre sendromu ön tanısıyla Dr. Sami Ulus Kadın Doğum Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edildiği, bu hastanede "Adem, Melas, Gullian Berre, Listeria Enf." ön tanılarıyla uygulanan tedavisinin ardından 15/03/2010 tarihinde taburcu edildiği, ...'da ortaya çıkan aşı sonrası istenmeyen etkinin Sağlık Bakanlığı Merkez ASİE (Aşı Sonrası İstenmeyen Etki) Danışma Kurulunun 18/05/2010 tarihli toplantısında değerlendirildiği ve istenmeyen etkinin ADEM hastalığı olduğuna karar verildiği, bu arada baba ... tarafından, yaşanan olayın davalı idarede görevli sağlık personelinin kusurundan kaynaklandığı iddiasıyla 17/02/2010 tarihinde ... Cumhuriyet Başsavcılığına şikayette bulunulması üzerine anılan Başsavcılığının 11/03/2010 tarihli yazısıyla ilgili sağlık personeli hakkında 4483 sayılı Kanun uyarınca soruşturma izni istendiği, 24/06/2010 tarihinde hazırlanan ön inceleme raporu doğrultusunda soruşturma izni verilmediği, bu karara karşı yapılan itirazın ... Bölge İdare Mahkemesinin ... tarih E:..., K:... sayılı kararıyla kabul edildiği ve sorumlu sağlık personeli hakkında soruşturma izni verildiği, yapılan soruşturma neticesinde, ... Cumhuriyet Başsavcılığının ... tarih, Soruşturma No:..., Karar No:... sayılı kararıyla İstanbul Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun raporu uyarınca kamu adına kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, bu karara karşı yapılan itirazın ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih, ... değişik iş nolu kararıyla reddedildiği, bilahare davacılar tarafından 18/09/2018 tarihinde, ...'ın 2009 yılında uygulanan aşı nedeniyle engelli hale geldiği, olayda idarenin hizmet kusuru olduğu ileri sürülerek maddi ve manevi tazminat talebiyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, başvurunun ... tarih ve ... sayılı işlemle reddedilmesi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT VE HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır. Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla yerine getirilmesini sağlamaktadır. İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir. Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetimi yapılacağından, mahkemece, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir. İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır. İdarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır. Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğünün doğması için; zararın, idarenin hizmet kusuru sonucu meydana gelmiş olması gerekmektedir. Öte yandan, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır. Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı ve aynı zamanda cezalandırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli ve idari faaliyetin niteliği gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir. Sağlık Bakanlığı tarafından yayımlanan 2009/117 sayılı Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesi'nin "Aşı Uygulamalarında Genel Kurallar" başlığı altında, ailelere, uygulanan aşı, aşının gerekliliği, bir sonraki aşı için gelmeleri gereken zaman ve olası yan etkileri hakkında bilgi verilmesi gerektiği; "Aşı Kontrendikasyonları" başlığı altında, ateşli veya ateşsiz ciddi hastalık durumunda, izleyen hekime danışılmadan aşının uygulanmayacağı; "Aşılamaya Engel Oluşturmayan Durumlar" başlığı altında, aşı öncesi genel durumu iyi, sağlıklı çocukların ateşinin ölçülmesine ve fizik muayene yapılmasına gerek olmadığı, kontrendikasyonların mutlaka sorgulanması gerektiği, aşı öncesi çocuğun hasta olup olmadığının sorulmasının yeterli olduğu ve önlem alınarak aşı yapılması gereken durumlarda aşı uygulama kararının, takip eden doktora bırakılması gerektiği ve doktor kontrolü sonrası aşı uygulanması gerektiği yönünde açıklamalara yer verilmiştir. Davacılar tarafından, boğaz enfeksiyonu geçiren ...'ın tedavisinin bitmesinden sonra yakın dönemde aşı olmasıyla birlikte geçirmiş olduğu enfeksiyon hastalığının aşı uygulaması ile üst üste gelmesi sonucu ADEM hastalığına yakalandığı iddia edilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacı ...'ın 09/11/2009 tarihinde Karabük Devlet Hastanesine müracaat ettiği, kendisine akut sinüzit tanısı konularak 3 gün rapor verildiği ve antibiyotik tedavisine başlandığı, ilacını eksik dozda kullandığı, istirahat raporu bittikten 5 gün sonra eğitimine devam ettiği, okulda 17/11/2009 tarihinde tetanos-difteri aşısının uygulandığı anlaşılmaktadır. Olayla ilgili düzenlenen bilirkişi raporunda "hastada gelişen Akut Damyeline Ensefelo Miyelit tablosunun enfeksiyon veya aşılama gibi herhangi bir immunolojik uyarı sonucunda ortaya çıkması muhtemel komplikasyonlar içinde olduğu, ancak tüm çocuklara Sağlık Bakanlığı aşılama tablosuna göre gerekli olan aşılarının uygun zamanda yapılması gerektiği, bu bağlamda hastaya aşı uygulamasının tıp kurallarına uygun olduğu, aşı uygulayanın oluşan tabloda katkısı ve kusuru bulunmadığı, gelişen tablonun aşının komplikasyonu olarak değerlendirilmesi gerektiği" yönünde yer verilen tespitler karşısında, ...'da ortaya çıkan hastalığın davalı idarenin hizmet kusurundan kaynaklanmadığı anlaşıldığından maddi tazminata hükmedilmesi koşulları oluşmamıştır. Bununla birlikte, ...'ın aşı uygulaması tarihinde 13 yaşında olduğu ve aşı yapılmadan kısa bir süre önce akut sinüzit tanısıyla antibiyotik tedavisine başlandığı ve 3 gün istirahat raporu düzenlendiği, yukarıda aktarılan Sağlık Bakanlığı Genişletilmiş Bağışıklama Programı Genelgesinde, ateşli veya ateşsiz ciddi hastalık durumunda, izleyen hekime danışılmadan aşının uygulanmayacağı, aşı uygulaması öncesi çocuğun hasta olup olmadığının sorulması gerektiği yönünde açıklamalara yer verildiği dikkate alındığında; aşı uygulaması öncesi çocuğun hasta olup olmadığı sorulmadan ve akut sinüzit tedavisini izleyen hekim ile görüşülmeden aşının uygulanmış olmasının, ...'da meydana gelen zararın geçirmiş olduğu enfeksiyon hastalığı ile uygulanan aşının üst üste denk gelmesi suretiyle oluştuğu ve sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda ömür boyu sürecek bir şüpheye dolayısıyla da endişe ve üzüntüye yol açacağı açıktır. Bu durumda, yukarı belirtildiği şekilde, yürütülen sağlık hizmetinin gereği gibi işletilmediği konusunda davacılarda ömür boyu sürebilecek endişe ve üzüntü oluşacağından davacıların manevi tazminat taleplerinin makul bir tazminatın ödenmesine hükmedilmesi suretiyle karşılanması gerekmektedir. Bu itibarla, maddi tazminat isteminin reddi, manevi tazminat isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararı sonucu itibarıyla usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE, 2. Davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine ilişkin ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yönelik olarak taraflarca yapılan istinaf başvurularının reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin .. tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçe ile ONANMASINA, 3. Temyiz yargılama giderlerinin istemde bulunanlar üzerinde bırakılmasına, artan posta ücretinin iadesine, 4. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 09/09/2024 tarihinde oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.