T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/47 - 2025/1691 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/47 KARAR NO : 2025/1691 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2023 NUMARASI : 2021/941 Esas 2023/596 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/47 - 2025/1691 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 26. HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/47 KARAR NO : 2025/1691 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13.06.2023 NUMARASI : 2021/941 Esas 2023/596 Karar DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) KARAR TARİHİ : 25.12.2025 GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 05.01.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI : Asıl davada, davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04.03.2016 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı ... adına kayıtlı, davalı ... Sigorta AŞ’ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davacılar ... ... ve ... ...’nın kızı, davacı ...’ın kardeşi olan ... ... idaresindeki ... plakalı aracın karıştıkları kaza sonucunda ... ...'nın vefat ettiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusurlu olduğunu, kaza nedeni ile çocukları vefat eden ... ... ve ... ...'nın destekten yoksun kaldıklarını, yine davacı anne-baba ile davacı abla ...'ın manevi olarak zarara uğradıklarını, kazaya karışan aracın da pert olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere, 10.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının ve 1.000,00 TL araç hasar bedelinin araç sürücüsü ve işleteni yönünden kaza tarihinden, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihinden itibaren işleyen faizi ile birlikte, davacı anne ... ... için 50.000,00 TL, davacı baba ... ... için 50.000,00 TL ve davacı abla ... için 30.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihininden itibaren işleyen faizi ile birlikte davalı işleten ve sürücüden tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile, talebini destekten yoksun kalma tazminatı yönünden davacılardan ... ... yönünden talep edilen 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatını 46.154,52 TL artırarak 51.154,52. TL'ye, ... ... için talep edilen 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatını 42.706,92. TL. artırarak 47.706,92 TL.'ye, hasar bedeli yönünden 1000 TL olan maddi tazminat talebini 662,70 TL arttırarak 1.662,70 TL.'ye yükseltmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili cevap dilekçesinde; kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının davalı sigorta şirketi tarafından yapıldığını, kaza nedeni ile doğan zarardan davalı şirketin poliçe limiti ile sınırlı olarak ve sigortalısının kusuru oranında sorumlu olduğunu, davalı sigorta şirketi tarafından davacı ... ...'ya 17.05.2016 tarihinde 22.853,00 TL, davacı ... ...'ya aynı tarihte 15.613,00 TL ödendiğini ve davalı sigorta şirketinin tüm sorumluluğunun ortadan kalktığını, kazanın oluşuna ilişkin kusur durumu ile tazminat hesap raporunun yürürlükte bulunan mevzuata uygun olarak ve müteveffanın gelir durumunun resmi belge ile saptanması gerektiğini, araç hasarına ilişkin olarak 13.06.2016 tarihinde 7.125,00 TL ödeme yapılarak sorumluluğun yerine getirildiğini, davalının faiz sorumluluğunun dava tarihinden başlaması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya bakmaya yetkili mahkemenin kazanın meydana geldiği yer olan Söğüt mahkemeleri olduğunu, dava konusu kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olanın müteveffa sürücü olduğunu, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu belirtirek davanın reddini istemiştir. Davalı ..., davaya cevap vermemiş duruşmalara da katılmamıştır. Birleştirilen davada, davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 04.03.2016 tarihinde davalı şirkete sigortalı, davalı ...'in maliki, davalı ...'in sürücüsü olduğu araç ile davacı ... ve müteveffa ...'ın kızı, davacı ...'ın kız kardeşi olan ... ...'nın kullandığı aracın çarpışması sonucu meydana gelen ölümlü trafik kazası nedeniyle Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/941 Esas sayılı dosyası (Eski Esas No:2018/580) ile dava açıldığını ve 01.06.2022 tarihinde bilirkişi marifetiyle yeniden destekten yoksun kalma tazminatı hesabı yapıldığını, mahkemece hesaplattırılan 207.237,96 TL'lik destekten yoksun kalma tazminatı doğrultusunda ıslah edilmeyen 108.376,52 TL için iş bu davayı ek dava olarak açtıklarını ve açılan bu davanın Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/941 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda; kazanın meydana gelmesinde davalı ...’nun %80, desteğin %20 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, destek tazminatı ve hasar tazminatı yönünden bilirkişi raporları alındığı, raporların hüküm kurmaya elverişli olduğu ve maddi tazminat talebinin kabulüne, manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin 2019/1008 Esas 2021/1508 Karar sayılı kararı ile, hükme esas alınan aktüerya raporunda, dava açılmadan önce davacılara yapılan ödemelerin güncelleştirilmesinde hata yapıldığı, kullanılan yaşam tablosu konusunda çelişki olduğu gerekçesi ile kararın HMK’nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verildiği; kaldırma kararı doğrultusunda yeni bir aktüer bilirkişiden rapor alındığı, davacı ... ... için 118.022,08 TL, davacı ... ... için 89.215,88 TL destekten yoksun kalma zararı hesaplandığı, ilk karara karşı sadece davalı ... Sigorta AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalılar lehine usuli kazanılmış hak oluştuğu, bu nedenle ilk kararda hükmedilen tazminattan daha fazlasına karar verilemeyeceği, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile asıl davada, maddi tazminat talebi yönünden davanın kabulüne, davacı ... ... için 51.154,52 TL, davacı ... ... için 47.706,92 TL destek tazminatı ile, 1.662,70 TL. hasar bedeli toplamı 100.524,14 TL'nin davalılar ... ve ...'ten 04.03.2016 kaza tarihinden itibaren, davalı sigortadan 15.06.2016 ilk ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, manevi tazminat talebi yönünden davanın kısmen kabulüne, davacı ... ... için 30.000 TL, davacı ... ... için 30.000 TL, davacı ... için 15.000 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'ten 04.03.2016 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine, birleştirilen davanın reddine, karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında güncel asgari ücrete göre hesaplama yapılması gerektiğini, bu hususta usuli kazanılmış haktan sözedilemeyeceğini, davalı taraf lehine daha fazla vekalet ücreti takdir edildiğini, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; desteğin emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, hasar bedeli yönünden hükme esas alınan raporu kabul etmediklerini, raporun yetersiz olduğunu, aktüerya hesabında %1.8 teknik faiz yöntemine göre hesaplama yapılması gerektiğini, desteklik iddiasının ispat edilmesi gerektiğini, temerrüt tarihinin dava tarihi olduğunu, usulüne uygun bir başvuru yapılmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. 1-Davacı ... ...'nın, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporundan sonra 06.01.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşılmış olmakla davacının vefatı ile birlikte destekten yoksun kalma zararı yönünden bilinmeyen dönem hesabı ortadan kalktığından davacının vefat tarihine kadar geçen süre bakımından destekten yoksun kalma zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden ek rapor alınması ve buna göre karar verilmesi gerekir. 2-Dosya içeriğinden, dava açılmadan önce, davalı sigorta şirketi tarafından davacılar ... ... ve ... ...’ya destekten yoksun kalma tazminatı ödemesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre, davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde ödeme tarihi itibariyle davalı tarafça gerçekleştirilen ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir. Ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmeli, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davalı tarafından yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir. Ancak ödeme tarihi verilerine göre yapılacak hesaplamada ise Yargıtay tarafından kabul edilen ilkelere uygun olarak gerçek zarar hesabının yapılması gerekir. Müteveffa ... ...'nın olay tarihinde bekar ve çocuksuz olarak vefat ettiği anlaşılmakla Yargıtay tarafından kabul edilen pay esasına göre gelirinden %50 müteveffaya, %50 anne ve babaya (%25’şer) pay ayrılması ve müteveffanın evleneceği ve çocuk sahibi olacağı dikkate alınarak pay oranlarının ilerleyen yıllarda %16’şar, %14’er, %12,5’a olarak belirlenmesinde ve babanın vefatından sonra payının anneye verilerek %25 pay verilerek gerçek zarar hesabının yapılması gerekir. Bu durumda mahkemece, davalı sigorta şirketi tarafından davacı anne ve babaya 17.05.2016 tarihinde davacı ... ...'ya 22.853,00 TL, davacı ... ...'ya 15.613,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmakla Yargıtay uygulamalarına uygun pay oranları esas alınarak ödeme tarihi verilerine göre yapılması, yapılan ödemenin davacıların zararının karşılamadığının anlaşılması halinde ise, ilk karara karşı sadece davalı ... Sigorta AŞ tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu gözetilerek ilk kararda hükme esas alınan aktüerya raporunun tanzim edildiği 12.02.2018 tarihindeki veriler esas alınarak Dairemizin ilk kaldırma kararı doğrultusunda hesaplama yapılması için aktüer bilirkişiden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken ödeme tarihi verilerine göre zarar hesabının yapılmadığı ve kaldırma kararı sonrası güncel veriler esas alınarak rapor tarihi verilerine göre hesaplamanın yapıldığı aktüer bilirkişi raporu hükme esas alınarak karar verilmesi doğru görülmemiştir. 3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun "tazminatın belirlenmesi" başlıklı 51. maddesinde; hakimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş; "tazminatın indirilmesi" başlıklı 52. maddesinde ise; zarar gören taraf, zararı doğuran fiile razı olduğu veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olduğu yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırdığı takdirde hakimin, tazminatı indirebileceği veya tamamen kaldırabileceği açıklanmıştır. Buna göre, zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması nedeniyle zararın doğmasına veya zararın artmasına sebep olduğu hallerde müterafik kusurlu olduğunun kabulü gerekir. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Zararın doğumu ya da artmasına yol açan fiil, zarar görenin davranışlarından ileri gelmişse müterafik (ortak) kusurdan söz edilir. (Kılıçoğlu, Ahmet, Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2012, s.418) Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacının müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Davalı vekili, davacılar desteği ... ...’nın emniyet kemerinin kaza esnasında takılı olmadığını, bu nedenle davacılar lehine hesaplanan zarardan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş olup mahkemece bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda mahkemece, davacılar desteğinin emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirlenmesi, emniyet kemeri takılı değil ise kazanın oluş biçimi ve desteğin ölüm şekli değerlendirilerek emniyet kemerinin takılı olmamasının desteğin ölümüne etkisi araştırılarak sonucuna göre müterafik kusur indirimi yapılıp yapılmayacağına karar verilmesi gerekir. 4-Kabule göre de, birleştirilen davanın tümden reddi nedeniyle karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/4 maddesindeki “ (4) Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.” düzenlemesi gereğince davalı sigorta şirketi lehine 9.200,00 TL vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken 17.256,48 TL vekalet ücreti takdir edilmesi isabetli olmamıştır. Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacılar vekilinin ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA, Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, 2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine, 4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine, 5-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine, 6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25.12.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n