Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, vazife malulü olarak kabul edilmeme işlemine karşı açılan davada usule ilişkin imkânlar bakımından zayıf duruma düşürülme nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 31/7/2015 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Bölüm Başkanı tarafından başvurunun kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık, görüş bildirmemiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, beyanına göre 2005 yılında belindeki fazla kemik nedeniyle ameliyat edilmiş ve 2007 yılı içinde tekrar ameliyat edilerek daha önce beline yerleştirilen platin çıkarılmıştır. 6/7/2012 tarihinde yapılan son yoklamasında askerliğe elverişli olduğu kabul edilen başvurucu 21/11/2012 tarihi itibarıyla geçici askerlik görevine başlamıştır. İzin dönemindeyken kendi müracaatı üzerine Muş Devlet Hastanesi tarafından başvurucuya 21/5/2013 tarihinde otuz gün istirahat raporu verilmiştir. İstirahat raporunun onayı için sevk edildiği Elazığ Asker Hastanesi tarafından Gülhane Askerî Tıp Akademisine sevk edilen başvurucunun 6/6/21013 tarihli raporla askerliğe elverişli olmadığı tespit edilmiştir. Raporda başvurucuya lomber bölgede 3 vertebrayı içine alan posterior füzyon ameliyatlısı omurganın görünümünü bozan lomberskolyoz tanısı konulmuştur. Söz konusu rapor üzerine başvurucu 6/6/2013 tarihinde terhis edilmiştir. Terhis edilmesinin ardından sağlık durumu ile ilgili olarak Muş Devlet Hastanesine müracaat eden başvurucu hakkında düzenlenen 30/1/2014 tarihli raporda tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %40 olduğu tespit edilmiştir. Başvurucu 16/4/2014 tarihinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vazife malulü olarak kabul edilmesi istemiyle müracaatta bulunmuştur. İstem cevap verilmemek suretiyle zımnen reddedilmiştir. Başvurucu, vazife malulü olarak kabul edilmemesi işlemine karşı Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) nezdinde iptal davası açmıştır. AYİM Üçüncü Dairesi (Mahkeme) 13/2/2015 tarihli kararıyla davayı reddetmiştir. Ret gerekçesinde öncelikle vazife malulü olarak kabul edilmesi için kişinin askerî görevin etki ve tesiri ile malul hâle gelmesi gerektiği hatırlatılmıştır. Başvurucunun 2005 ve 2007 yıllarında askerliğe elverişsiz hâle gelmesine neden olan hastalık nedeniyle ameliyat edildiği ifade edilmiştir. Başvurucunun askerliğe elverişsiz olduğunu saptayan rapordan maluliyet anlamının çıkarılmayacağı, fakat başvurucu lehine düşünülerek maluliyetin varlığının kabul edildiği, bununla birlikte maluliyete askerî hizmetin etkisinin bulunmadığı kanısına varıldığı belirtilmiştir. Başvurucunun askerliğe kabul edildiği tarih ile beş ay sonra malul hâle geldiği tarih arasında sağlık durumu açısından bir fark bulunmadığı ve rahatsızlığın somut bir vazife sırasında oluştuğuna dair bilgi/belge sunulmadığı vurgulanmıştır. Rahatsızlığın askerliğe kabul esnasında ciddi bir muayene ile anlaşılabilecek durumda olduğu, ancak başvurucunun mevcut hâliyle askere alındığına dikkat çekilerek maluliyetin askerî hizmetin etkisiyle oluşmadığı ifade edilmiş ve ret gerekçesi oluşturulmuştur. Ret hükmüne yönelik karar düzeltme istemi Mahkemenin 10/6/2015 tarihli kararıyla reddedilmiştir. Başvurucu, nihai kararı 3/7/2015 tarihinde tebellüğ etmesinin ardından 31/7/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu 'nun "Bazı aylık tazminat ve yardımlara ilişkin geçiş hükümleri" kenar başlıklı geçici maddesinin ilgili kısmı şöyledir: "İlgili kanunlarında düzenleme yapılıncaya kadar;a) 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunun 56 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilenlerden bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre vazife veya harp malûlü sayılması gerekenlerin ve Türk Silâhlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığı tarafından görevlendirildiği tarihte uzun vadeli sigorta kollarına tabi olarak çalışmayanlardan bu Kanunla yürürlükten kaldırılan maddeleri dahil 5434 sayılı Kanuna göre harp malûlü sayılması gerekenlerin kendileri ile bunların dul ve yetimlerine bağlanacak aylıklar hakkında bu Kanunun yürürlük tarihinden önceki hükümlerin uygulanmasına devam olunur. " 5510 sayılı Kanun'un atıfta bulunduğu 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı mülga Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı Kanunu'nun maddesinin ilk fıkrası şöyledir: "Her ne sebep ve suretle olursa olsun vücutlarında hasıl olan arızalar veya düçar oldukları tedavisi imkansız hastalıklar yüzünden vazifelerini yapamıyacak duruma giren iştirakçilere (malul) denir ve haklarında bu kanunun malullüğe ait hükümleri uygulanır. " 5434 sayılı Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"44 üncü maddede yazılı malullük;,a) İştirakçilerin vazifelerini yaptıkları sırada vazifelerinden doğmuş olursa; ...Buna (Vazife malullüğü) ve bunlara uğrıyanlara da (Vazife malulü) denir." 4/7/1972 tarihli ve 1602 sayılı mülga Askeri Yüksek İdare Mahkemesi Kanunu'nun maddesi şöyledir:"Daireler veya Daireler Kurulu, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yapabilecekleri gibi, tayin edecekleri süre içinde, lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir. Haklı sebeplerin bulunması halinde bu süre, bir defaya mahsus olmak üzere uzatılabilir.'' 1602 sayılı mülga Kanun'un maddesinin ilgili kısmı şöyledir:''Bu Kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde; İdari Yargılama Usulü Kanunu ile Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun ...bilirkişi, keşif, delillerin tespitine... ilişkin hükümleri uygulanır.'' 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Danıştay ile idare ve vergi mahkemeleri, bakmakta oldukları davalara ait her çeşit incelemeleri kendiliklerinden yaparlar. Mahkemeler belirlenen süre içinde lüzum gördükleri evrakın gönderilmesini ve her türlü bilgilerin verilmesini taraflardan ve ilgili diğer yerlerden isteyebilirler. Bu husustaki kararların, ilgililerce, süresi içinde yerine getirilmesi mecburidir.''