Başvuru, değer artış payı alacak davasında mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru, değer artış payı alacak davasında mahkemenin delilleri eksik ve hatalı değerlendirerek kanuna ve usule aykırı karar vermesi ve yargılamanın uzun sürmesi nedenleriyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvuru 30/10/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde başvurunun Komisyona sunulmasına engel teşkil edecek bir eksikliğinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Birinci Bölüm Üçüncü Komisyonunca 27/2/2015 tarihinde, başvurunun makul sürede yargılanma hakkı yönünden kabul edilebilir olduğuna ve esas incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. OLAYLAR VE OLGULARA. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 1986 yılında dava konusu evi kooperatif üyeliği ile satın almış; 11/3/1988 tarihinde, davacı olaneski eşi ile evlenmiştir. Dava konusu taşınmaz 31/12/1997 tarihinde başvurucu adına tapuya kayıt ve tescil edilmiştir. Taraflar Ankara Aile Mahkemesinin 21/2/2008 tarihli ve E.2006/675, K.2008/208 sayılı kararı ile boşanmışlar, karar 19/11/2009 tarihinde kesinleşmiştir. Başvurucunun boşandığı eşi, 1986 yılında başvurucu tarafından satın alınan ve adına tescil edilen villa tipi taşınmazın yapımı ve iyileştirilmesine katkıda bulunduğunu belirterek Ankara Aile Mahkemesinin E.2008/564 sayılı dosyasında alacak davası açmıştır. Mahkeme 8/5/2012 tarihli ve E.2008/564, K.2012/582 sayılı kararı ile davayı kabul etmiştir. Karar gerekçesinin ilgili kısımları şöyledir:"...Tarafların iddiaları ve savunmaları doğrultusunda delilleri toplanmış, tanıkları dinlenmiştir.Tarafların evlilik tarihinden boşanma davasının açıldığı tarihe kadar gelirleri araştırılmış ve taşınmazın değeri tespit ettirilmiştir. Taşınmazın başında yapılan keşif sonucu taşınmazın değeri tespit edilmiş, yapılan itirazlar ve diğer keşiflerdeki değerler arasındaki farklılıklar dikkate alınarak yeniden bilirkişi heyetinde taşınmazı değeri konusunda rapor aldırılmış ve bu rapora mahkemece itibar edilmiştir. Tarafların evlilik tarihi itibariyle mal ayrılığı rejimine tabi oldukları, 01/01/2002 tarihinden sonra yeni bir mal rejimini seçmedikleri, bu nedenle yasal mal rejimi olan edinilmiş mallara katılma rejiminin geçerli olduğu anlaşılmıştır. Davacı tanıkları beyanlarında; Davacının Dış Ticaret Müsteşarlığında çalıştığını, bir müddet Viyana da görev yaptığını, davalının evlenmeden önce çalıştığını, evlendikten sonra işten ayrıldığını, davacının yurt dışında davaya konu evin giderleri ve yapımı için para gönderdiğini, zaman zaman bu masrafları karşılamakta zorlandığını, ekonomik sıkıntıya düştüğünü, Viyana da aldığı Mercedes marka aracı daha sonra sattığını, ondan elde edilen parayı da evin giderlerine harcadığını, ev teslim edildikten sonra da davacının çevre düzenlemesi ile uğraştığını, evlendikten sonra davacının babasına ait evde kira vermeden oturduklarını, babasının kendisine miras kalan daireleri çocuklarına paylaştırdığını, davacıya da bir daire düştüğünü, bu dairenin de satıldığını, evin giderlerine harcandığını bildiklerini belirtmişlerdir.Davalı tanıkları da davalının evlenmeden önce Gama sitesinde davaya konu kooperatife girdiğini, ailesinin kendisine parasal destekte bulunduğunu, davalının kooperatif ödemelerini bu paradan sağladığını, davalının ailesinin davalıya maddi destekte bulunduklarını, davalının çocuğu doğduktan sonra işten ayrıldığını, o tarihe kadar çalıştığını, işten ayrıldıktan sonra ikramiye ve çocuğun takıları ile bir araç aldıklarını, bu aracı ve beyaz eşyaları yurt dışına giderken sattıklarını, bunun parasının da evin giderlerine harcandığını, yurt dışından da zaman zaman bu ev için para gönderdiklerini bildiklerini belirtmişlerdir.Dellillerin toplanması nedeniyle dosya hesap uzmanı bilirkişilere gönderilmiş, davacının talebi ve davalının iddiaları da değerlendirilerek talep konusunda rapor düzenlenmesi istenmiştir. Dosyadan elde edilen bilgilere göre Gama Yapı Kooperatifi üyeliği ile taşınmazın edinildiği, davalının bu kooperatife 11/03/1988 tarihindeki evlenme tarihinden önce 1986 yılında üye olduğunu, kooperatifin inşa edilen binanın teslim tarihi 1994 yılı olup, bu yıl sonuna kadar 475 TL ödeme yapıldığı, evlenme tarihine kadar davalının yaptığı ödemelerin 10 TLolduğu, evlenme tarihinden davalının işten ayrıldığı 1991 yılının sonuna kadar kooperatifteki ödeme tutarının 774 TL olduğu anlaşılmıştır.Davacının davalının işten ayrıldığı 1991 yılı sonuna kadar evin kooperatif ödemelerine bir katkısının olmadığı anlaşılmıştır.1991 yılından sonra davalının çalışmadığı, kooperatif ödemelerinin bu dönemde de devam ettiği, 1993 yılının sonunda kooperatif ödemelerinin sona erdiği, ancak evin iç yapı giderlerinin olduğu, bundan sonraki giderlerinin davacı tarafından karşılandığı, davalıya kooperatifin teslim edildiği tarihte taşınmazın %70 seviyesinde tamamlandığı, geri kalanının daha sonra yapıldığı, toplanandosya içindeki bilgi ve delillere göre sabittir.Bu bilgiler doğrultusunda davacının davaya konu taşınmazın edinilmesinde ve iyileştirilmesinde, çalışması karşılığı elde ettiği gelirlerle katkıda bulunduğu da sabit olmuştur.Hesap uzmanı bilirkişilerin verdiği rapor ve orantılama taşınmazın teslim alındığı tarihteki değeri, daha sonra yapılan ödemeler, dava tarihi itibariyle değeri ve oranı dikkate alınarak davacının bu taşınmazın iyileştirilmesinde 460 TL'lik katkısının bulunduğu, kanaatine varılmıştır. ..." Temyiz üzerine karar, Yargıtay Hukuk Dairesinin 18/12/2012 tarihli ve E.2012/8696, K.2012/12550 sayılı ilamı ile onanmıştır. Onama ilamının ilgili kısımları şöyledir:"...Dava konusu taşınmaz kooperatif üyeliği yolu ile edinilmiş olup, mesken kooperatif tarafından 1994 yılında % 70 bitmiş halde teslim edilmiş, bu tarih itibariyle kooperatif aidat ödemeleri tamamlanmıştır. Daha sonra taşınmazın tapuya tescil edildiği tarihten önce 1997 yılı Ocak ayında da kalan % 30 kısım tamamlanarak dava konusu villa oturulabilir hale getirilmiştir. 1997 yılı Ocak ayı sonrası taşınmazla ilgili yapılmış bir ödeme veya harcama bulunmamaktadır. Toplanan delillerden davacının evlenme öncesinden başlayarak evliliğin devamı süresince aralıksız, davalının ise evlenme öncesinden başlayarak 31/10/1991 tarihine kadar çalışarak gelir elde ettiği ancak bu tarihten sonra davalının çalışmayı bıraktığı, davalı ailesinin bu dönemde katkıda bulunduğu, ayrıca ziynetlerin de bozdurulduğu iddia edilmiş ise de bu iddianın ispatlanamadığı, ancak 1991 yılı sonrası 1994 yılına kadar az da olsa davalının annesine ait evden gelen kira geliri olduğu anlaşılmaktadır. 1994 yılı sonrası davalının herhangi bir gelirinin olduğu, ailesinin katkıda bulunduğu veya taşınmaza yapılan harcama ise ispatlanamamıştır. Davalının 1986 yılında üye olduğu Gama Yapı Kooperatifine yaptığı ödemelerin bir kısmı evlenme öncesine isabet etmektedir. Evlenme sonrasında da devam eden bu ödemelerin 31/10/1991 tarihine kadar toplam miktarı ve davalının aynı tarihe kadar elde ettiği geliri birlikte değerlendirildiğinde bu tarihe kadar yapılan ödemelere davacının katkısının olmadığının, bu dönemde davalının elde ettiği gelirle düşük miktardaki kooperatif aidatlarını ödeyebileceğinin kabulü de yerindedir. Bu durumda üyeliğin başladığı 1986 yılı ile 31/10/1991 tarihi arası yapılan ödemelerin yapılacak hesaplamada davalının kişisel malı olarak dikkate alınması gerekir. Ancak 1991 ile 1994 yılları arasında davacının çalışarak elde ettiği gelir miktarı yüksektir. Davalının ise bu dönemde annesine ait evin kiraya verilmesinden gelen az bir kira geliri dışında başka bir geliri bulunmamaktadır. Mahkemece bu dönemle ilgili davacının bu dönemdeki toplam geliri, TKM’nin maddesi, bina ve arsa oranları ile bu dönemde kooperatife ödenen aidat toplamı dikkate alınarak yapılan birtakım hesaplamaları içeren bilirkişi raporuna itibar edilmiş ise de, katkı payı oranı ve alacağının belirlenmesinde bilirkişi raporunda yapılan bu tür hesaplamaların yeri yoktur. Bu dönemde davalının herhangi bir geliri de olmadığına göre kooperatife yapılan ödemelerin tümünün davacı tarafından yapıldığı kabul edilmelidir. 1994 sonrası 1997 yılına kadar taşınmazın % 30 kısmı için yapılan harcamalarla ilgili ise, davacı tarafından taşınmaza ilişkin işlerin yaptırıldığı firmadan alınan ödeme bilgilerini de içeren belgelerin sunulduğu, bu dönemde davalının geliri olmadığı gibi bu işlerin yapılmasında herhangi bir katkıda da bulunmadığı görülmektedir. Bu kısımla ilgili ödemelerin tamamı davacı tarafından yapılmıştır. Davalının bankada bulunduğu anlaşılan paranın ise, ödemelerin tamamlandığı Ocak 1997 yılı sonrasında da davalının hesabında değerlendirilerek bulunmaya devam ettiğinden ödemelerde katkı olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Tüm bu belirlemelerden sonra yapılanödemelerindönemleri de dikkatealındığında taşınmazın %70’i için yapılan ödemelerin % 47,04’ünün davalının katkısı ile %70'den kalan bu kısmın % 52,96’sı ve 1994 yılından sonra tamamlanan taşınmazın % 30’unun ise, davacının katkısı ile tamamlandığı sonucuna ulaşılmaktadır. Bu oranların ayrı ayrı taşınmazın dava tarihiitibariyle belirlenen rayiç (sürüm) değeri ile çarpılması durumunda davacı lehine bulunacak katkı payı alacağı toplamı mahkemece kabule karar verilen miktardan daha fazladır. Bu hesaplamada dava tarihindeki değerin 000 TL veya 000 TL olarak dikkate alınması da sonucu değiştirmeyecek, her halukarda bulunan miktar mahkemece hükmedilen miktardan yüksek olacaktır. Bu durumda kararın davacı lehine bozulması gerekir ise de, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edildiğine göre temyiz edenin sıfatına ve aleyhe bozma yasağı kuralı uyarınca davalı vekilinin raporlara ve hesaplamaya yönelen temyiz itirazları yerinde görülmemiş bu hususta bozma sevk edilmemiştir....Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazları yerinde görülmediğinden reddi ile usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA,..." Karar düzeltme talebi aynı Dairenin 8/7/2013 tarihli ve E.2013/7213, K.2013/10608 sayılı ilamı ile reddedilmiştir. Ret kararı 22/10/2013 tarihinde başvurucuya tebliğ edilmiş, başvurucu 30/10/2013 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. İlgili Hukuk 22/11/2001 tarihli ve 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun maddesinin birinci ve ikinci fıkrası şöyledir:"Eşlerden biri diğerine ait bir malın edinilmesine, iyileştirilmesine veya korunmasına hiç ya da uygun bir karşılık almaksızın katkıda bulunmuşsa, tasfiye sırasında bu malda ortaya çıkan değer artışı için katkısı oranında alacak hakkına sahip olur ve bu alacak o malın tasfiye sırasındaki değerine göre hesaplanır; bir değer kaybı söz konusu olduğunda katkının başlangıçtaki değeri esas alınır.Böyle bir malın daha önce elden çıkarılmış olması hâlinde hâkim, diğer eşe ödenecek alacağı hakkaniyete uygun olarak belirler."