Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3601 E. , 2024/5712 K. T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3601 Karar No : 2024/5712 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelene…
Danıştay 3. Daire Başkanlığı 2023/3601 E. , 2024/5712 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No : 2023/3601 Karar No : 2024/5712 TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ: Dava konusu istem: Davacının, banka hesabına, kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu ... Ambalaj Kağıt Karton Kağıtçılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2016 ila 2018 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bendi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Dava konusu ihtiyati haczin dayanağı kararın 18/12/2019 tarihli Olur ile İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı Başkan Vekili tarafından alındığı, ihtiyati haciz kararının alındığı tarih itibariyle 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesine göre ihtiyati haciz kararı alma yetkisinin alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunda olması karşısında, davacı hakkında yetkisiz kişi oluru ile tesis edilen ihtiyati haciz kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu ihtiyati haciz kaldırılmıştır. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : 6183 sayılı Kanun'un 13. maddesi uyarınca davacı hakkında uygulanan ihtiyati hacizde hukuka aykırılık bulunmadığı, işlemin yetkili kişi tarafından tesis edildiği ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Savunma verilmemiştir. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kabulü gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY : Davacının, kanuni temsilcisi ve ortağı olduğu ... Ambalaj Kağıt Karton Kağıtçılık Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 2016 ila 2018 yıllarına ait muhtelif kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının 1. ve 3. bendi uyarınca banka hesabına uygulanan ihtiyati haczin kaldırılması istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. İLGİLİ MEVZUAT: 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği, aynı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller ile (3) bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır. Aynı Kanun'un "Salahiyetliler ve Mesuliyetleri" başlıklı 4. maddesinde, amme idarelerinin bu kanunu tatbike salahiyetli memurlarının vazifelerini, teşkilat ve vazife kanunları veya bu konu ile ilgili diğer kanun veya mevzuatın tayin edeceği belirtilmiştir. (Maddedeki "nizamname ve talimatnameler" ibaresi "mevzuat" olarak 02/07/2018 tarih ve 700 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin 28. maddesiyle değiştirilmiştir.) 16/05/2005 tarih ve 25817 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5345 sayılı "Gelir İdaresi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun"un 33. maddesinde, diğer mevzuatta Gelirler Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıfların ilgisine göre Gelir İdaresi Başkanlığına; Gelirler Genel Müdürüne yapılmış atıfların Gelir İdaresi Başkanına; Başkanlığın görev alanına giren konularda mülki idare amirlerine, mahallin en büyük memuruna, ilin en büyük malmemuruna, defterdara ve defterdarlığa yapılmış atıfların ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü veya müdürlüğüne; gelir müdürlüğüne, takdir komisyonu başkanı veya başkanlığına, tahsil dairesine, mal müdürü ve müdürlüğüne yapılmış atıfların ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına veya ilgili müdür veya müdürlüğüne; vergi kontrol memuruna yapılmış atıfların ise vergi denetmenine yapılmış sayılacağı hükmü getirilmiştir. 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 70. maddesi ile 5345 sayılı Kanun'un bazı hükümleri ile 33. maddesi de yürürlükten kaldırılmış, 5345 sayılı Kanun'un başlığı "Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun" olarak değiştirilmiştir. 15/07/2018 tarih ve 30479 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4 sayılı Bakanlıklara Bağlı, İlgili, İlişkili Kurum ve Kuruluşlar ile Diğer Kurum ve Kuruluşların Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atıflar" başlıklı 798. maddesine (14 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin 26. maddesi ile 24/07/2018 tarihinde eklenen) (c) bendinde; diğer mevzuatta Gelirler Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıfların ilgisine göre Gelir İdaresi Başkanlığına; Gelirler Genel Müdürüne yapılmış atıfların Gelir İdaresi Başkanına; Başkanlığın görev alanına giren konularda Maliye Bakanlığına yapılmış olan atıfların Gelir İdaresi Başkanlığına, mülki idare amirlerine, mahallin en büyük memuruna, ilin en büyük malmemuruna, defterdara ve defterdarlığa yapılmış atıfların ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü veya müdürlüğüne yapılmış sayılacağı açıklanmış; 26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesi ile 05/05/2005 tarihli ve 5345 sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un mülga 33. maddesi "Atıflar ve yetkiler" başlığıyla "Mevzuatta Gelirler Genel Müdürlüğüne yapılmış olan atıflar Gelir İdaresi Başkanlığına; Başkanlığın görev alanına giren konularda mülki idare amirlerine, mahallin en büyük memuruna, ilin en büyük malmemuruna, defterdara ve defterdarlığa yapılmış atıflar ilgisine göre vergi dairesi başkanı ve başkanlığına, vergi dairesi başkanlığı bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü veya müdürlüğüne yapılmış sayılır." şeklinde yeniden düzenlenmiştir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 21/01/2017 tarih ve 6771 sayılı Kanun'un 8. maddesi ile değişik 104. maddesinde, Cumhurbaşkanının görev ve yetkileri sayılmış, anılan maddenin onyedinci fıkrasında; Cumhurbaşkanının yürütme yetkisine ilişkin konularda kararname çıkarabileceği, Anayasanın ikinci kısmının birinci ve ikinci bölümünde yer alan temel haklar, kişi hakları ve ödevleriyle, dördüncü bölümde yer alan siyasi haklar ve ödevlerin Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenemeyeceği, münhasıran Anayasa'da kanunla düzenlenmesi öngörülen konularda ve kanunda açıkça düzenlenen konularda kararname çıkarılamayacağı, Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümlerinin uygulanacağı, Türkiye Büyük Millet Meclisinin aynı konuda kanun çıkarması durumunda Cumhurbaşkanlığı kararnamesinin hükümsüz hale geleceği belirtilmiştir. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin yerine getirilmemesi yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: 09/07/2018 tarih ve 30473 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Anayasada Yapılan Değişikliklere Uyum Sağlanması Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin 70. maddesiyle, 5345 sayılı Kanun'un birçok maddesi gibi mahallin en büyük memuruna yapılan atıfların vergi daire başkanına ya da başkanlığına, başkanlık bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü ya da müdürlüğüne yapılmış sayılacağı yolundaki 33. maddesi de yürürlükten kaldırılmış olmakla birlikte ilga edilen bu Kanun maddesi hükümleri, yukarıda yer verilen 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atıflar" başlıklı 798. maddesine (c) fıkrası olarak eklenerek mülga düzenleme söz konusu Kararname ile aynen korunmuştur. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinde yer alan ''alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru'' ifadesinin soyut ve muğlaklığı karşısında ihtiyati haciz kararı alacak olan makamın; Anayasanın 104. maddesindeki ifadeyle, "kanunda açıkça düzenlenmiş" olduğundan söz edilemez. Bu nedenle, "alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru'' kavramına açıklık getiren, 5345 sayılı Kanun'un, "mahallin en büyük memuruna yapılan atıfların vergi dairesi başkanına ya da başkanlığına, başkanlık bulunmayan yerlerde vergi dairesi müdürü ya da müdürlüğüne yapılmış sayılacağı" yolundaki mülga 33. maddesinin aynen korunduğu 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atıflar" başlıklı 798. maddesinin (c) fıkrası ile kanunda açıkça düzenlenmiş bir konu hakkında farklı bir düzenleme getirildiği sonucuna ulaşılamaz. Öte yandan, 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin ilgili düzenlemesinin, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 4. maddesinin, bu Kanunu uygulamakla yükümlü bulunanların kanunla veya diğer mevzuatla belirlenebileceği hükmü kapsamında değerlendirilmesi gerektiği de açıktır. Bu durumda, ihtiyati haciz kararı alacak olan makamla ilgili açık biçimde düzenleme içermemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanunun 13. maddesi uyuşmazlıkta uygulanacak kural olarak kabul edilemeyeceğinden, ihtiyati haciz kararı alacak olan yetkili makamın 4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin "Atıflar" başlıklı 798. maddesinin (c) fıkrası düzenlemesi uyarınca belirlenmesi gerekmektedir. Buna göre, dava konusu ihtiyati haciz kararının 18/12/2019 tarihli olur ile vergi dairesi başkan vekili tarafından alındığının görüldüğü olayda yetki bakımından hukuka aykırılıktan söz edilemeyecektir. Öte yandan, 6183 sayılı Kanun'un "Amme Alacaklarının Korunması" başlıklı ikinci bölümünde yer alan teminat isteme, ihtiyati haciz ve ihtiyati tahakkuk işlemleri, icrai muamelelere başlamadan önce tahsile konu kamu alacağının tehlikeye girmesini engellemeye yönelik işlemlerdir. Kamu alacağının cebren tahsil ve takibiyle ilgili olmayıp korunmasına yönelik bu işlemlerin asıl muhatabı ise kamu alacağının gerçek borçlusu, diğer bir ifade ile verginin mükellefi veya sorumlularıdır. Bu nedenle, esas kamu borçlusu olmayan tüzel kişiliğin kanuni temsilcileri adına teminat isteme, ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına yönelik tedbirlerin uygulanması söz konusu olmayacaktır. Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ve ortaklarının ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacı hakkında, kanuni temsilcisi olduğu şirket tüzel kişiliğinin vergi borçları nedeniyle alınan ihtiyati haciz kararında hukuka uygunluk görülmediğinden yazılı gerekçeyle iptaline ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddinde sonucu itibariyle hukuka aykırılık görülmemiştir. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Vergi Dava Dairesi kararına yöneltilen TEMYİZ İSTEMİNİN REDDİNE, 2. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 07/11/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi. (X)-KARŞI OY : 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 9. maddesinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 344. maddesi uyarınca vergi ziyaı cezası kesilmesini gerektiren haller ile 359. maddesinde sayılan hallere temas eden bir amme alacağının salınması için gerekli muamelelere başlanmış olduğu takdirde vergi incelemesine yetkili memurlarca yapılan ilk hesaplara göre belirtilen miktar üzerinden tahsil dairelerince teminat isteneceği; aynı Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, 9. madde gereğince teminat istenmesini mucip haller ile (3) numaralı bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği; 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin, amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır. Dava konusu ihtiyati haciz kararında, çoğunluk görüşünde belirtildiği gibi, yetki yönünden hukuka aykırılık bulunmamaktadır. Bu bakımdan, temyize konu kararın işin esası incelenmek suretiyle yeniden karar verilmek üzere bozulması gerektiği görüşüyle Daire kararına katılmıyoruz.