T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2804 KARAR NO : 2025/1788 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 06/10/2022 NUMARASI : 2020/514 Esas - 2022/692 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2022/2804 KARAR NO : 2025/1788 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ: 06/10/2022 NUMARASI : 2020/514 Esas - 2022/692 Karar DAVA : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan ) KARAR TARİHİ: 30/10/2025 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 28.09.2017 tarihinde ... plakalı aracın ... plakalı motosiklete çarparak ...'in yaralanmasına sebep olduğunu, kaza tespit tutanağında da belirtildiği üzere davalı ...'nın kazada %100 kusurlu olduğunu, kaza sebebiyle oluşan engel oranının %14 olduğunu, müvekkilinin kaza olduğu dönemde ve sonrasında 105 gün çalışamadığı için iş göremezlik raporunun mevcut olduğunu beyan ederek, trafik kazasında beden gücü kaybına uğrayan müvekkilinin, davalı sigorta şirketinin yetersiz ödemesine ilişkin ibranamenin 2918 sayılı KTK'nun 111/2. Maddesi uyarınca iptalini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, 6100 sayılı Yasa'nın 107/2. maddesi uyarınca belirsiz alacak niteliğindeki şimdilik 500 TL geçici ve 500 TL daimi maluliyet tazminatını (bedensel hasar) ve kaza sebebiyle 105 günlük iş göremezlik raporlu olduğu günlerde hesaba katılarak çıkacak tazminatın, temerrüt tarihinden itibaren yasal faizi ile davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; arabuluculuğa başvurulmadığından, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini, başvuruyu kabul manasında olmamak üzere, kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp kurumu trafik ihtisas dairesine gönderilmesini, savcılık evraklarında da kaza tespit tutanağında da müvekkili şirkete sigortalı araç sürüsünün kusuru olmadığından davanın reddine karar verilmesini, kabul anlamına gelmemek üzere dosyaya sunulan raporun tarih itibariyle yönetmeliğe uygun olmadığını, kabul manasında olmamak üzere, davacının araçta hatır yolcusu olması sebebiyle ve kaza sırasında davacının zararın artmasında ya da ortaya çıkmasnda kusuru bulunup bulunmadığı re’sen tespit edilerek, tespite göre hatır ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılmasının gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini belirterek davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; "Davanın artırılan haliyle kabulüne, 73.546,86 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 11/04/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davanın 2 yıllık hak düşürücü süre tamamlandıktan sonra açılmış olduğundan reddi gerektiğini, hak düşürücü süre dolduktan sonra davanın ıslahının mümkün olmadığını, müvekkili şirkete başvuru yapıldığını, yapılan başvuru neticesinde 11/04/2018 tarihinde ibraname ile 34.367,00-TL tazminat ödemesi yapıldığını, davacının taleplerinin karşılanmış olduğunu, bakiye tazminat talebinin reddi gerektiğini, aleyhe hüküm kurulmasının hatalı olduğunu, hesaplamaya esas alınacak maluliyet oranının tespiti bakımından haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmeliğe göre maluliyetin tespit edilmesi gerektiğini, dava konusu kazaya sebebiyet veren ve müvekkili şirket tarafından sigortalanmış olan aracın poliçesinin 01.06.2015 tarihinden sonra düzenlendiğini, 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Genel Şartlar hükümlerinin uygulanacağının açık olduğunu, yerel mahkemece davacının kazayla illiyet bağı bulunan gerçek maluliyet oranının mevzuata uygun biçimde ve çelişkilerden uzak olarak tespiti hususunda inceleme yaptırılması gerektiğini, AYM'nin 17.7.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile KTK’de yer alan birtakım hükümlerin iptaline karar verildiğini, dosyada ilgili kararın uygulama alanı bulamayacağını, tazminat bakımından hesaplama yapılması halinde aktüeryal yöntem ve %1,8 teknik faiz uygulanması gerektiğini, raporla aktüeryal yöntemin uygulanmadığını, progresif rant yönteminin kullanılmasının hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı zararlarının teminat kapsamında olmadığını belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır.Trafik kazası nedeniyle açılan tazminat davalarında maluliyete ilişkin alınacak raporların nasıl düzenleneceğine ilişkin ne Karayolları Trafik Kanun’un da ne de Türk Borçlar Kanun’unda düzenleme yapılmamış, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin içtihatları ile kaza tarihine göre dönemsel olarak uygulanması gereken Yönetmelikler açıklanmıştır. Buna göre maluliyete ilişkin alınacak raporların, 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmelik'i, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında sonrada Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmelik'i, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonrada Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.Hukuk Dairesinin 2021/12907 E. ve 2022/6237 K., 2021/12288 E. ve 2022/6235 K., 2021/11515 E. ve 2022/5238 K. sayılı kararları).İlk Derece Mahkemesince, kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 08/11/2021 tarihli ATK raporunun hükme esas alınmış olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır. TBK'nın 54. maddesi ile KTK'nın 98. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici bakıcı gideri, geçici işgöremezlik ve belgesiz tedavi giderlerine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine aittir. Başka bir ifadeyle geçici iş göremezlik zararı bedeni zarar teminatı ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi kapsamında olup, 6111 sayılı yasa uyarınca tedavi gideri kapsamında değerlendirilemez. Bu nedenle geçici ve kalıcı bakıcı giderleri zararlarının, poliçedeki tedavi giderleri teminatından, geçici ve sürekli işgöremezlik zararının ise sakatlık ve ölüm teminatından karşılanması gerektiğinden davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğine ilişkin istinaf talebi yerinde değildir (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/13975 E. - 2022/7544 K. ve 2021/15255 E. - 2022/7709 K. sayılı kararları). Yargıtay 4. Hukuk Dairelerinin Anayasa Mahkemesinin 17/07/2020 tarih, 2019/40 Esas ve 2020/40 Karar sayılı iptal kararı sonrasında vermiş olduğu güncel içtihatları uyarınca tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosu uygulanacak, bilinmeyen (işleyecek) devre bakımından da "progresif rant" formülü kullanılarak tazminatın hesaplanması gerekecektir. Bu nedenle hükme esas alınan aktüerya raporunda hesaplamanın TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemine göre yapılmasının içtihatlara uygun olmasına göre aksi yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2024/3323 E. - 2024/5474 K., 2023/12136 E. - 2024/5730 K., 2022/11212 E. - 2024/8084 K., 2021/16078 E. - 2022/10550 K. sayılı kararları). 2918 sayılı KTK’nin “sorumluluğa ilişkin anlaşmalar” başlığını taşıyan 111. maddesi gereği, “Karayolları Trafik Kanunu ile öngörülen hukuki sorumluluğu kaldıran veya daraltan anlaşmalar geçersizdir. Tazminat miktarlarına ilişkin olup da, yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten başlayarak iki yıl içinde iptal edilebilir”. Bu madde hükmü gereğince, tazminat miktarlarına ilişkin olup da yetersiz veya fahiş olduğu açıkça belli olan anlaşmalar veya uzlaşmalar yapıldıkları tarihten itibaren 2 yıl içinde iptal edilebilirler. Yasadaki bu hükmünden yararlanmak için ibra belgesinin iptalinin açıkça ve ayrıca istenmesine gerek olmayıp, dava sırasında bu husus ileri sürülebileceği gibi yapıldığı tarihten itibaren 2 yıl içinde hükümlerinin kabul edilmediğine ilişkin bir irade açıklaması da yeterlidir. Yasada belirtilen 2 yıllık süre hak düşürücü süre olup, mahkemece res'en dikkate alınması gerekir.Somut uyuşmazlıkta davalı sigorta şirketinin sunduğu hasar dosyası evraklarının ekinde bulunan ibraname başlıklı belgede, davacı vekilinin fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuğunun anlaşılmasına göre, bu belge bir ibraname değil ancak makbuz hükmündedir. Bu nedenle somut olayda KTK'nın 111.maddesinin uygulama imkanı olmayıp, hak düşürücü süreye dair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan 2. aktüerya bilirkişi raporunda TRH-2010 Yaşam Tablosu ve bilinmeyen dönem için her yıl %10 arttırım ve %10 iskonto yapılmasını öngören “progressif rant” tekniğine göre belirlenen tazminattan davadan önce yapılan ödemenin yapıldığı tarih ile zarar hesabının yapıldığı tarih arasında işleyen yasal faizi hesaplanarak güncellenmesi ve güncellenmiş miktarın, tazminat miktarından mahsup edilmesi suretiyle yapılan hesaplamaya göre karar verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırılık yoktur.Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Davalı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 5.023,99 TL harçtan peşin alınan 1.255,99 TL harcın mahsubu ile bakiye 3.768,00 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.30/10/2025