1. Ceza Dairesi 2013/2655 E. , 2013/4750 K. "İçtihat Metni" ( K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İ S T E M İ ) Kasten öldürme suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ... ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/08/2012 tarihli ve 2011/288 soruşturma, 2012/144 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11/09/2012 tarihli ve 2012/870 değişik iş sayılı red kararına karşı
**1. Ceza Dairesi 2013/2655 E. , 2013/4750 K.** **"İçtihat Metni"** ( K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A İ S T E M İ ) Kasten öldürme suçundan şüpheliler ..., ..., ..., ... ... ve ... haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 14/08/2012 tarihli ve 2011/288 soruşturma, 2012/144 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddine ilişkin, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11/09/2012 tarihli ve 2012/870 değişik iş sayılı red kararına karşı yerinde olmadığından sözedilerek, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 19/04/2013 tarihli ve 94660652-105-01-2649-2013/6534/26286 sayılı istemlerine dayanılarak anılan kararın, 5271 sayılı CMK'nun 309. Maddesi gereğince kanun yararına bozulmasına ilişkin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13/05/2013 tarihli ve 2013/145113 sayılı tebliğnamesine bağlı dosyası, Dairemize gönderilmekle; okundu, gereği konuşulu düşünüldü: T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A Soruşturma evrak kapsamı incelendiğinde; OLAY: - Maktül Burakcan Demirci'nin 08.09.2011 günü şüpheli ölümü ile ilgili olarak Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığınca 2011/144 karar nosu ile; “...şüpheli savunmaları ve yine Adli Tıp Kurumu l. İhtisas Kurulu'nun üst kurul olarak düzenlemiş olduğu rapor kapsamına göre her ne kadar ölenin kesin ölüm sebebinin tesbit edilemediği belirtilmiş ise de; aynı raporda kişinin travmatik herhangi bir dış müdahale sonucunda ölmediğinin belirtilmesi karşısında müştekiler, oğulları olan Burakcan'ın öldürüldüğünü iddia etmiş iseler de müştekilerin husumetli olduğu herhangi bir kişinin bulunmadığı ve şüpheli savunmalarında da birbiriyle tutarlı beyanlarda bulunarak üzerlerine atılı suçla bir ilgilerinin bulunmadığını belirttikleri, bu nedenle ölen Burakcan'ın kasten öldürüldüğüne dair şüpheliler hakkında kamu davası açmak için yeterli ve her türlü şüpheden uzak maddi bulgu ve belgeler ile destekli delil elde edilemediği...” gerekçe gösterilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, -Bu karara karşı müşteki Muharrem Demirci tarafından yasal süre içerisinde yapılan itiraz üzerine Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2012 tarihli ve 2012/ 870 değişik iş sayılı kararı ile itirazın reddine karar verilmek suretiyle kovuşturmama kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. 2-KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNİN ÖZÜ; Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığının 14.08.2012 tarihli ve 2011/288 soruşturma, 2012/144 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına ilişen kararına karşı yasal zeminde yapılan itiraz sonrasında Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2012 tarihli ve 2012/ 870 D.İş sayılı kararı ile red edilmesi karşısında kesinleşen red kararına karşı CMK'nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozulmasına ilişkindir. 3-HUKUKSAL DEĞERLENDİRME Öğretide “olağanüstü temyiz” olarak da isimlendirilen yasa yararına bozma yolunun koşulları ve sonuçları 5275 Sayılı CMK.nun 309 ve 310. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu yasal düzenleme bağlamında soruşturma evrakı ayrıntısı değerlendirildiğinde; Tufanbeyli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın koğuşturmama kararında maktulün kesin ölüm sebebinin otopsi raporuna göre tesbit edilemediği, kişinin travmatik herhangi bir dış müdahale sonucu ölmediğinin belirtilmesi karşısında şüpheliler hakkında kamu davası açmak için yeterli ve her türlü şüpheden uzak maddi bulgu ve belgeler ile destekli delil elde edilemediği gerekçe gösterilmektedir. Ancak; Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 19.04.2013 günlü taleplerinde de belirtildiği üzere dosya kapsamına göre, Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Dairesinin 15.02.2012 tarihli ve 545 sayılı kararında, mevcut bulgulara göre maktulün kesin ölüm sebebinin belirlenemediğinin bildirildiği cihetle, müşteki ...'nin ifadesinde olay gecesi oğlunun cep telefonunu aradığı halde önce meşgule alındığını ve cevap verilmediğini, daha sonra ise evlerinin önünde ölü bulunduğunu beyan etmesi arşısında, ölenin cep telefonu kayıtlarının olay öncesinden geriye doğru bir dönem itibarıyle incelenip, özellikle son günlerde ya da saatlerdeki konuşma trafiğinin araştırılmayarak eksik soruşturma ile karar verildiği anlaşılmaktadır. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün bu talebi kabul edilebilir isede, Eksik soruşturma ile ilgili olarak ayrıca; -- maktulün, olay gecesi birlikte olduğu arkadaşları olan şüphelilerden ölü olarak bulunduğu saatten kısa bir süre önce ayrıldığı beyanlarda geçmekle birlikte, ölü olarak bulunduğu evlerinin önünde vücudunun soğukluğunun annesi ... tarafından da hemen anlaşıldığı sabittir. Bu durumda maktulün kesin ölüm saatinin tesbiti dosya kapsamında tesbiti mümkün iken, bu hususun rapor ile araştırılmadığı, -- Müşteki ...'nin beyanı karşısında Maktulün olay gün saatinde üzerinde bulunan ve daha sonra Tufanbeyli Adli Emanet Memurluğunun 2011/38 sıra nosuna kaydı yapılan cep telefonunun üzerinde parmak izi araştırması yapılmayarak soruşturmanın ayrıca eksik bırakıldığı, -- Olay gecesi maktulün bakkaldan alışverişi sırasında üzerindeki elbiselerinde çimen lekeleri olmadığını beyan etmelerine rağmen, kısa bir süre sonra ölü olarak bulunduğu esnada elbiselerinde bu lekelerin olduğu da düşünüldüğünde maktulün, bulunduğu hal ve şartlarda üzerindeki yeşil çimen lekeleri de detaylı olarak değerlendirilmeli ve çimen kalıntılarının çevredeki zeminlerle mukayeseli karşılaştırmasının yapılması ve lekelerin nasıl oluşabileceğinin açıklığa kavuşturulmasının yapılmayarak soruşturmanın eksik bırakıldığı, --Adli Tıp Kurumu 1.İhtisas Kurulu'nun raporunda da tesbit edildiği üzere; Maktulün baş ve boyun bölgesinin incelenmesinde; ağız içinde bitki parçalarının bulunduğu, göğüs ve karın bölgesinin incelenmesinde; sağ 6-7. kaburgalar ile meme hattının kesiştiği noktalarda yaklaşık bir santim uzunluğunda iki adet birbirine paralel düzensiz laserasyon(sıyrık) bulunduğu, kol ve bacak bölgesinin incelenmesinde, sağ üst kolda dorsal bölgede yaklaşık 15 cm uzunluğunda muhtelif laserasyon ve ekimotik alanlar, sağ üstkol ön kısımda yaklaşık 8 mm çapında ekimotik alan, sağ ön kol proksimalinde iki adet yaklaşık 2 cm boyunda laserasyon mevcut, sağ el sırtında ikinci ve üçüncü pamakların arasındaki bölgede yaklaşık 1 cm ve sağ el beşinci parmak distal falanksta yaklaşık 2 mm laserasyon alanı mevcut, sol dirsek bölgesinde yaklaşık 4 cm çapında laserasyon alanı mevcut, sol dizde yaklaşık 2 cm çapında laserasyon alanı mevcut, genital bölgenin incelenmesinde; kasık bölgesinde bol miktarda bitki parçacıkları mevcut, suprapubik bölgede orta hatta yaklaşık 8 cm uzunluğunda düzensiz noktasal laserasyon mevcut, olarak tesbit edilmiş olmakla birlikte, Otopside tarif edilen bu lezyonların lokalizasyonları, özellikleri ve ağırlıkları dikkate alındığında, kişinin travmatik bir tesirle öldüğünün tıbbi delilleri bulunmadığı belirtilmiş isede, bu lezyonların nasıl oluştuğunun, ya da oluşabileceğinin, özellikle ağız içine ve genital organlara kadar ulaşabilen bitki parçalarının izahının araştırılamadığı, Gibi bir takım hususların dahi, eksik bırakıldığı dolayısı ile ölümün halen şüpheli durumda kaldığı anlaşılmaktadır. Bu itibarla; Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2012 tarih 2012/870 D.İş sayılı itirazın reddine dair kararı usule ve yasaya aykırı görüldüğünden, bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir. 4-SONUÇ VE KARAR ; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının istemi yerinde görüldüğünden, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesinin 11.09.2012 tarih 2012/870 D.İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, Diğer işlemlerinin yapılabilmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına (TEVDİİNE) 04.07.2013 gününde oy birliğiyle karar verildi.