22. Hukuk Dairesi 2014/25555 E. , 2014/27363 K. "" MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi TARİHİ : 15/07/2014 NUMARASI : 2006/496-2014/880 Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkilinin Ziraat Bankası Ankara-H.. şubesi servis görevlisi iken davalı yanın soyut ifadeler içeren ince…
**22. Hukuk Dairesi 2014/25555 E. , 2014/27363 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara 10. İş Mahkemesi TARİHİ : 15/07/2014 NUMARASI : 2006/496-2014/880 Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili; müvekkilinin Ziraat Bankası Ankara-H.. şubesi servis görevlisi iken davalı yanın soyut ifadeler içeren inceleme raporu ve dayandığı gerekçeler ve öne sürülen zimmet suçlaması ile iş sözleşmesinin feshedilmesi dayanağının afaki olduğunu beyanla müvekkilinin işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı, davacının bazı mudilerin hesaplarından zimmete para geçirdiğini, hakkında düzenlenen soruşturma raporuna konu olan ve sabit görülen fiileri sebebiyle bankanın zarara uğradığını bu sebeple görevden çıkarma cezası verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece davacının bilgisayar sisteminde işlem yapmak üzere şifre verildiği halde bu görev ve yetkilerini olumsuz yönde kullanarak mudilerin döviz tediyat hesaplarından onların haberleri olmaksızın para çektiği, usulsüz işlem yaptığı gerekçesiyle yapılan feshin Ankara 2. Ağır Ceza mahkemesi'nin 2009/153 sayılı kararı ile de sabit olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesi uyarınca iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri süren işçinin, fesih bildiriminin tebliği tarihinden itibaren bir ay içerisinde feshin geçersizliği ve işe iade istemi ile dava açması gerekir. Bu süre hak düşürücü süre olup, resen dikkate alınması gerekir. İşveren fesih bildiriminde bulunmuş, ancak bunu tebliğ etmemiş olmasına rağmen, örneğin, işçi, işvereni şikâyet ederek, fesih bildiriminin yapıldığı tarihi kesin olarak belirleyecek bir işlem yapmışsa, artık bu tarihin esas alınması uygun olacaktır. Bu anlamda işverenin fesih bildiriminin tebliğden imtina edildiği tutanakların tutulduğu tarih, tutanak düzenleyicilerinin doğrulaması halinde tebliğ tarihi sayılacaktır. Eylemli fesih halinde dava açma süresi, eylemli feshin yapıldığı tarihten itibaren işler. Fesih bildirimine karşı idari itiraz yolu öngören personel yönetmeliği ya da sözleşme hükümleri, dava açma süresini kesmeyeceği gibi, işçinin bu süre içinde hastalığı sebebi ile rapor alması da bu süreyi durdurmayacaktır. Dairemizin kararlılık kazanan uygulaması bu yöndedir. Hukukumuzda yargı yolu için de, görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.