3. Hukuk Dairesi 2025/2795 E. , 2025/6275 K. "" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1425 E., 2024/413 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/102 E., 2022/220 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, adli yardım talepli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacıların tüketici olup harçtan mu…
3. Hukuk Dairesi 2025/2795 E. , 2025/6275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Adana Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1425 E., 2024/413 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Dörtyol 2. Asliye Hukuk (Tüketici) Mahkemesi SAYISI : 2021/102 E., 2022/220 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, adli yardım talepli olarak davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, davacıların tüketici olup harçtan muaf oldukları anlaşılmakla adli yardım talebi hakkında karar verilmesine yer olmadığına ve temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'nın eşi, diğer müvekkillerin babası olan...'e 27.03.2015 tarihinde davalı tıp merkezinin kulak burun boğaz servisinde burnunda deviasyon ve et büyümesi olduğundan bahisle yapılan ameliyat esnasında davalı anestesi uzmanı ...'ın talimatı doğrultusunda dava dışı anestezi teknisyeni ...tarafından damar yoluyla ilaç verildiğini ve uyutulduktan sonra murislerin vefat ettiğini, ölümü nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında alınan Adli Tıp Kurulunun düzenlediği raporda entübe edilememe durumunun her türlü özene rağmen görülebileceği belirtildiğinden kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, verilen karara yapılan itirazın reddedildiğini, murislerin ameliyat hazırlığı esnasında vefat ettiğini, davalıların olayda kusurlarının bulunduğunu ileri sürerek; davacılardan ... ve .... için ayrı ayrı şimdilik 1.000.00'er TL maddi, .,.... için 100.000,00 TL, diğer davacılar için ayrı ayrı 50.000,00'er TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili; davacıların murisine gerekli tetkikler yapıldıktan sonra gerek Tıp Merkezinde gerekse de müvekkilce gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, murislerin 27.03.2015 tarihinde "Hasta Yatış Formu"nu imzaladığını, sözleşmede de görüldüğü üzere 2. maddedeki anestezi uygulamasına müsaade ettiğini, aynı sözleşmenin 5.maddesinde "klinik doktorum tarafından ameliyatın yararları ve riskleri tarafıma tamamen açıklandı. bu tedavi hakkında sorularımı yanıtladı" ve de 6. maddede de "anestezi uygulamasını kabul ediyorum, tüm risk ve sonuçların bilincindeyim ameliyatın seyri esnasında farklı gelişebilecek beklenmedik durumlar karşısında doktorumun belirlediği girişimin yapılmasına izin veriyorum" dediğini, "anestezi hizmetleri için bilgilendirme ve rıza formu"nu da imzalandığını, anestezi hizmetleri için bilgilendirme ve rıza formu'nda "anestezi doktorum tüm anestezi yöntemleri için bazı risklerin varolduğunu ve nadir de olsa beklenmeyen çok ciddi anestezi komplikasyonlarının gelişebileceğini ve bu beklenmedik gelişmelerin ölüm ile sonuçlanabileceğini söyledi ve bende anestezi hizmetinin olası riskleri ve sonuçlarını anladığımı bana soru sormak ve karar vermek için yeterli süre tanındığını beyan ediyorum" dediğini, müvekkilin yaptığı işlemlerin hiçbirisinde sözleşmeye aykırı bir işlem bulunmadığını, murisin baştan sona özenle bakımı, tetkikleri, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, olası yan etkileri ve ameliyat ile anestezinin riskleri konularında aydınlatıldığını, bilgilerin hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verildiğini, onamın baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yolu ile de alınmadığını, .... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/2079 soruşturma no'lu dosyasından alınan Adli Tıp 1. İhtisas Kurulunun raporunda müvekkilde hiçbir kusurun bulunmadığını, anestezi metodunun doğru seçildiğini ve kullanılan ilaç ve dozların doğru olduğunun belirtildiğini anestezist olarak görev yapan müvekkilinin hukuka aykırı bir eylemi ve Adli Tıp Kurumu raporuna göre kusuru bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili; müvekkilinin hukuka aykırı eyleminin bulunmadığını, davacıların murisine gerekli tetkikler yapıldıktan sonra ve davalı doktor tarafından gerekli bilgilendirmelerin yapıldığını, özenle bakımının, tetkiklerinin yapıldığını, hastanın sağlık durumu ve konulan tanı, önerilen tedavi yönteminin türü, hastanın sağlığı için taşıdığı riskler, olası yan etkiler ve ameliyat ile anestezinin riskleri konularında aydınlatıldığını, bilgilerin hasta tarafından anlaşılabilecek biçimde verildiğini, alınan onam baskı, tehdit, eksik aydınlatma ya da kandırma yolu ile de alınmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davacıların murisi ...'te zor entübasyonun var olduğunun tespit edilebilir bir husus olup olmadığının, davalılar tarafından bu hususta yeterli bir araştırma ya da muayene yapılıp yapılmadığının, anestezi metodunun doğru seçilip seçilmediğinin, kullanılan ilaçların dozlarının doğru olup olmadığının, müteveffanın yeterince aydınlatılıp aydınlatılmadığının değerlendirilmesi için alınan 03.03.2022 tarihli bilirkişi raporu ile zor entübasyon olayının yüzde yüz olarak öngörülmesinin mümkün olmadığı, davalı doktorun gelişen durumu doğru yönetmiş olduğu ve ölenin yeterince bilgilendirildiği belirtilerek davalıların kusurlu olmadığının mütalaa olunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili; bilirkişi heyetinde sağlık hukuku alanında uzman bilirkişinin bulunmasına karar verildiği halde heyette sağlık yönetimi-müfettiş bilirkişinin bulunduğunu, heyette hukukçunun bulunmadığını, raporda somut olayın gerekli ve yeterli şekilde irdelenmediğini, mevzuata göre değerlendirilmediğini, bilirkişilerin hastanın imzaladığı form olduğu gerekçesiyle davalılara kusur yüklemediklerini, bilirkişi raporunun Yargıtay Kararları, Avrupa Biyotıp Sözleşmesi ve Hasta Hakları Yönetmelikleri dikkate alınarak tanzim edilmesi gerektiğini, hastaya bir takım evraklar imzalatılması aydınlatılmış onam alındığı sonucunu doğurmayacağını, Dörtyol Cumhuriyet Başsavcılığı 2015/2079 Soruşturma numaralı dosyada 27.03.2015 tarihli "Anestezi Hizmetleri için Bilgilendirme ve Rıza Formu" ile bila tarihli "Aydınlatılmış Hasta Onam Formu" bulunduğunu, aydınlatılmış onam formunun imzalatıldığı an ile tıbbi müdahalenin yapıldığı an arasındaki zaman aralığının yarım saat olduğunu, davalı ...'ın kollukta verdiği ifadede hastayı tıbbi müdahaleyle ilgili olarak Hasta Hakları Yönetmeliği m.15'te sayılan hususlarda bilgilendirdiği ve bilgilendirmeyi m.18'deki usule göre yaptığına dair bir beyanı olmadığını, "Anestezi Hizmetleri için Bilgilendirmeye Rıza Formu"nda formun somut olaya özgü olarak düzenlenmediğini, her hasta için uygulanabilecek matbu bir form olduğunu, Hasta Hakları Yönetmeliği m.18'de aydınlatmanın tıbbi müdahaleyi gerçekleştirecek hekim tarafından sözlü olarak yapılacağının düzenlendiğini, somut olayda uygulanan tıbbi müdahale ertelenmesinde sakınca olmayan bir tıbbi müdahale olduğunu, hastaya tanınacak makul sürenin ölüm ihtimali taşıyan bir tıbbi müdahale için çok daha fazla olması gerektiğini, hastanın aydınlatıldığına ilişkin matbu bir form imzalatılmış olmakla birlikte hastanın Hasta Hakları Yönetmeliği'ne uygun bir şekilde aydınlatıldığı ve böyle bir aydınlatmanın neticesinde hastanın tıbbi müdahaleye rıza gösterdiğine ilişkin dosya içerisinde herhangi bir belgeye rastlanılamadığını, aydınlatılmış onam formlarının taşıması gereken özellikler Hasta Hakları Yönetmeliği m.26'da ve ayrıca TTB Hekimlik Meslek Etiği Kurallarında açıkça belirtildiğini, matbu formun kısa sürede okunabilir veya anlatılabilir olması formun "aydınlatıcı" olduğu anlamına gelmeyeceğini, hastanın rızasının geçerli olabilmesi için hastanın bilgilenmiş, aydınlanmış olması gerektiğini, "Aydınlatma” veya diğer adıyla ”bilgilendirme” hastaya özel ve hastaya özgü bir biçimde yapılması gerektiğini, Hasta Hakları Yönetmeliği m.18'de aydınlatmanın hastanın sosyal ve kültürel düzeyine uygun biçimde yapılması gerektiği düzenlendiğini, bu ölçütün kişiden kişiye değiştiğini, davalıların hastayı yasalar ve içtihatlara göre bilgilendirmedikleri ve aydınlatılmış bir onamın dosyada bulunmadığını, sadece matbu formların son sayfalarına imza alındığını, formdaki boşlukların dahi doldurulmadığını bu nedenle davalıların sorumlu bulunduklarını, hastayı entübe etme işlemi esnasında entübasyonun gerçekleştirilememesi nedeni ile hastanın vefatından davalıların beceri açısından doğrudan kusuru olduğunu ancak yapılan tedavi yönünden davalıların bir kusurunun bulunmadığı kabul edilse dahi, hastanın aydınlatılmadan ameliyata alındığını, ölümcül bir rahatsızlığı olmayan hastanın sonucunda ölüm olma ihtimalinin bulunduğu ciddi bir biçimde belirtilerek aydınlatılmış olması halinde hastanın ameliyat olmak istemeyeceğinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı özel sağlık kuruluşu ve doktorun vekalet sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırı davranışları nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyiz edilen kararın dayandığı bilgi ve belgelere, belirtilen gerekçeye, özellikle alınan bilirkişi raporlarının denetime elverişli, birbiriyle uyumlu ve yeterli olduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1 maddesi uyarınca ONANMASINA, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.