21. Hukuk Dairesi 2012/9060 E. , 2013/15040 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, murisi ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R
**21. Hukuk Dairesi 2012/9060 E. , 2013/15040 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, murisi ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün, taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurum vekilinin tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine, 2- Dava, davacının oğlunun 17.7.2000 tarihinde gemide çalışırken Yunanistan sahilinde kayıp olup 23.3.2004 tarihinde gaipliğine karar verilen olay nedeni ile ölüm geliri bağlanmasına hak kazadığının tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulü ile, davacının kuruma ölüm geliri başvurusu tarihini takip eden aybaşı olan 1.1.2006 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmiştir. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 69. maddesi, ölen sigortalının ana ve babasına gelir bağlanabilmesi için, ölüm tarihinde eş ve çocuklarına bağlanması gereken aylıklar toplamının, sigortalıya ait aylıktan aşağı bulunmasını temel koşul olarak öngörmekte, bunun yanında, anne ve babanın geçimlerinin sağlığında sigortalı tarafından sağlanmış olmasını ikinci koşul olarak aramakta İken; 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda, anılan ikinci koşul (sigortalının sağlığında anne ve babasının geçimini sağlamış olması koşulu) kaldırılmış ve onun yerine, anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiştir. Bu kapsamda uyuşmazlığın çözümü, hem sosyal güvenlik hukukunun niteliğinin irdelenmesini, hem de kanunların zaman bakımından uygulanmasına ilişkin kuralların incelenmesini zorunlu kılmaktadır. Kanunlann geriye yürümesi konusunda mevzuatımızda genel bir düzenleme yoktur. Konu ile ilgili Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 13.10.2004 gün ve 528/533 sayılı karannda da açıkça belirtildiği gibi, kural olarak; her kanun, yürürlüğe girdiği tarihten itibaren derhal hukuksal sonuçlarını doğurmaya başlar ve bu tarihten sonra meydana gelen olaylara ve ilişkilere uygulanır. Bu kuralın doğal sonucu da, kanunlann yürürlüğe girmelerinden önceki olayları etkilemeyeceği, başka bir anlatımla geriye yürümeyecekleridir. Ancak şu husus da belirtilmelidir ki; sosyal güvenlik hukukunun kamusal niteliği itibarıyla, devam eden uyuşmazlıklarda, tamamlanmamış hukuki durumlara yeni kanun veya düzenleyici kural "derhal yürürlüğe girme" niteliği nedeniyle uygulanacak ve hukuki sonuçlannı doğuracaktır. Tamamlanmış hukuki durumları yeni kanun veya düzenleyici kuralın etkilememesi ve onlar üzerinde hukuki sonuç doğurmaması ise kazanılmış hakları saklı tutma amacı gütmektedir. Kanunların zaman yönünden uygulanmalarında temel kural bu olmakla birlikte; uyuşmazlığın dayanağını oluşturan inceleme konusu 4958 sayılı Kanun'da yürürlüğe ilişkin özel bir düzenlemenin bulunmaması ve anılan Kanun'un 53. maddesiyle 506 sayılı Kanun'a eklenen ek 46. maddenin bir yürürlük maddesi olmayıp, sadece bağlanan ölüm gelirinin kesilmesi yönünden bir düzenleme içermesi karşısında, sosyal güvenlik kurallarının tanımlanan niteliği nedeniyle sonuç olarak 69. maddeyle İlgili eldeki uyuşmazlıklarda her iki düzenlemeden ana ve baba yararına olan düzenlemenin uygulanması gerekmektedir. Somut olayda, davacının oğlu olan ... 12.4.1983 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı iken 17.7.2000 tarihinde çalıştığı gemiden düşmek sureti ile kaybolduğu ve Tuzla Asliye Hukuk Mahkemesinin 2002/496 Esas sayılı dosyası ile 23.3.2004 tarihinde gaipliğine karar verildiği, davacının gaiplik kararından itibaren 5 yıl içerisinde davacının kurumdan ölüm geliri talebinde bulunduğu ancak Kurumun davacının eşinin Bağ-Kur emeklisi olması nedeni ile talebini reddettiği anlaşılmaktadır. 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu'nun 69. maddesi 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanunla yapılan değişiklik sonucunda; anne ve babanın sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi şekilde çalışmıyor veya 2022 sayılı Kanun'a göre bağlanan aylık hariç olmak üzere, buralardan her ne ad altında olursa olsun gelir veya aylık almıyor olmaları koşulu getirilmiş olup davacının hiçbir gelirinin olmadığı sabit olup, davacı anne ... Sayılı Yasa'nın yürürlük tarihi olan 6.8.2003 tarihini takip eden aybaşı olan 1.9.2003 tarihi itibariyle 506 sayılı Yasa'nın 24/1 maddesi kapsamında gelir bağlanması gerekirken yazılı şekilde 1.1.2006 tarihinden itibaren ölüm geliri bağlanması şeklinde hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Ne var ki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapmayı gerektirmediğinden hüküm bozulmamalı, HMK'nın geçici 3. maddesi delaletiyle HUMK'nun 438/7. maddesi gereğince düzeltilerek onanmalıdır. SONUÇ: Yukarıdaki açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının 2.bendi silinerek yerine davacıya 01.09.2003 tarihinden itibaren ölüm gelir bağlanması gerektiğinin tesbitine yazılmasına hük mün bu düzeltilmiş şekli ile ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcın temyiz edenlerden davacıya yükletilmesine, 04.09.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.