12. Ceza Dairesi 2013/26403 E. , 2014/22089 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : TCK'nın 85/2, 62, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile Katılan ... vekili, Katılan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Şikayetçi ...'ın duruşmaya katılmadığı gibi vekili tarafından da katılma talebinde bulunulmadığı bu nedenle katılan sıfatını
**12. Ceza Dairesi 2013/26403 E. , 2014/22089 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :Ağır Ceza Mahkemesi Suç : Taksirle öldürme Hüküm : TCK'nın 85/2, 62, 53/6, 63. maddeleri gereğince mahkumiyet Taksirle öldürme suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık müdafii ile Katılan ... vekili, Katılan ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Şikayetçi ...'ın duruşmaya katılmadığı gibi vekili tarafından da katılma talebinde bulunulmadığı bu nedenle katılan sıfatını almadığı anlaşılmakla, ... vekilinin hükmü temyize hakkı bulunmadığından, temyiz isteminin 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'nın 317. maddesi gereğince REDDİNE, Sanık müdafii'nin duruşmalı inceleme isteminin, hükmedilen cezanın 10 yıl hapis cezasından aşağı olması nedeniyle 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 318 ve 5271 sayılı CMK'nın 299. maddeleri gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede; Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin kusura, delillerin takdirinde hataya düşüldüğüne, Katılan ... vekilinin bir nedene dayanmayan, Katılan ... vekilinin ceza miktarına ilişkin temyiz itirazlarının reddine ancak; Olay tarihi olan 24.09.2011 günü saat: 00.20 sularında müteveffa ...’ın alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile araç içerisinde ayrıca arkadaşı müteveffa ...’nin de bulunduğu halde Büyükçekmece istikametinden Çatalca istikametine doğru seyir halinde olduğu, yine sanık ...’nun alkollü vaziyette sevk ve idaresindeki 34 YM 7612 plaka sayılı aracı ile araç içerisinde ayrıca arkadaşları olan tanıklar ... ve ... olduğu halde yine Büyükçekmece istikametinden Çatalca istikametine doğru seyir halinde oldukları sırada her iki araç sürücüsünün yolda giderken birbirlerinin araçlarını geçmek için hızlı gitmeye başladıkları bu şekilde yolda seyir halinde iken ve önlerine gelen araçların solundan ve sağından olacak şekilde yarış yaptıkları sırada kaza mahallin bulunduğu yere gelindiğinde müteveffa sürücü ...’ın sevk ve idaresindeki aracın sanık ...’in kullandığı aracın önüne geçmek için sola doğru manevra yaptığı esnada aracının sol yan ve arka kısmı ile sanık ...’nun sevk ve idaresindeki aracın sağ ön kısmına çarpması neticesinde her iki aracın kontrolden çıkarak seyretmekte oldukları bölünmüş yolun karşı tarafında bulunan diğer bölünmüş yola geçtikleri, bu sırada Çatalca istikametinden gelmekte olan müteveffa ...’in sevk ve idaresinde bulunan ... plaka sayılı aracın kaza yapan ve karşı şeride geçen araçlardan önce sanığın kullandığı ...plaka sayılı aracın arka kısmına daha sonra müteveffa ...’ın kullandığı ... plaka sayılı araca çarpması neticesinde kazanın meydana geldiğinin kabul edilmesi karşısında sanığın eyleminin bilinçli taksirle işlendiğinin kabulü ile cezasının TCK'nın 22/3. maddesi gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi, Kanuna aykırı olup, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükmün 5320 sayılı Kanunun 8. maddesi uyarınca halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi gereğince isteme uygun olarak BOZULMASINA, 06/11/2014 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. Karşı oy: Sanık sevk ve idaresindeki araçla seyir halinde iken aynı istikamette seyreden önündeki aracı sollamış, kendi şeridine geçmiş, bu sırada hızı en aleyhe anlatımla takriben 100 km. civarındadır. Bu araçtan yaklaşık 3-4 saniye sonra da, 100 km.nin üzerinde bir hızla seyreden ... plaka sayılı Bora marka araç sağdaki mıcır ile kaplı emniyet şeridinden geçerek, soldan geçişini tamamlayan sanığın aracına çarpmış, çarpışması sonucu, her iki araçta karşı yön trafiğine ait şeride geçmek suretiyle, karşı yönden gelen ticari taksi ile çarpışıp alınan doktor raporunda, sanık ...’nun 10 promil alkollü olduğu, bunun kaza saati itibariyle o,26 promil alkole tekabül edeceği, mahal şartlarının üzerinde bir hızla seyretmesi nedeniyle olayda alt düzeyde tali kusurlu olacağı,... plaka sayılı araç sürücüsü müteveffa ...’ın ise bölünmüş yolun sağ şeridinde süratli ve kontrolsüz bir şekilde seyrini sürdürüp olay mahalline geldiğinde sola doğru doğrultu değiştirip sol şeritte seyretmekte olan sanık idaresindeki otomobile önlemsiz çarpması nedeniyle asli kusurlu olduğu, yine fren mesafesi, sürtünme ve durma mesafesi nazara alındığında minimum hızının 160 km/h olacağı belirtilmiştir. Daire çoğunluğunca, sanık ... ile ölen ...’ın yarıştıkları dolayısıyla kazanın da bu şekilde meydana geldiği kabul edilerek, eylemin bilinçli taksirle işlendiği kabul edilmiş ise de, her iki sanığın yarıştıklarına ilişkin kabul varsayımdan öteye geçmemektedir. Sanığın aşırı hızlı olduğu ifade edilmiş ise de, km tespitinde bulunanlar bunun azami 100 km civarında olduğunu beyan etmekte, bunun dışında da hızla ilgili tam bir tespit bulunmamaktadır. Oysa ölenin aracının hızının 160 km/h olduğu teknik olarak da tespit edilmiştir. 100 km/h hızla giden bir araçla 160 km/h yapan bir aracın yarış yaptığını kabule imkân bulunmamaktadır. Diğer yönden, önündeki aracın sağından geçen ölen olup, sanık ise normal olarak önündeki aracı sollayıp yoluna devam etmektedir. Ölenin hızı ve kural ihlalinden sanık aleyhine sonuç çıkarmak dosya kapsamındaki delillerle örtüşmemektedir. Her iki aracın yarış yaptığına ilişkin kabul ihtimalden öte bir anlam taşımamakta, bu hususta kesin kanıt bulunmamaktadır. Kuşkulu durumlardan sanık aleyhine sonuç çıkarmak ceza hukukunun en temel ilkesi olan, kuşkunun sanık lehine yorumlanacağı ilkesine de aykırıdır. Açıkladığımız nedenlerle, hükmün onanması gerektiği görüşüyle, çoğunluğun eylemin bilinçli taksirle gerçekleştiği kabulüne dayanan bozma kararına katılmamaktayız.