21. Hukuk Dairesi 2014/10712 E. , 2014/26353 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 321.maddesinin 2.fıkrasına göre; kararın tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte…
**21. Hukuk Dairesi 2014/10712 E. , 2014/26353 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi KARAR 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı HMK’nın 321.maddesinin 2.fıkrasına göre; kararın tefhimi için hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklanamadığı ve bu nedenle zorunlu olarak hüküm özetinin tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın en geç bir ay içinde yazılarak tebliğe çıkartılması gerekir. Bu hüküm doğrultusunda, hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte tefhim edilmediği hallerde gerekçeli kararın taraflara tebliği zorunludur (Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’nın (İkinci Bölüm) 20.03.2014 gün ve 2012/1034 Başvuru sayılı kararı da aynı yöndedir). Mahkemece, taraflara tefhim edilen kısa kararda (hüküm özeti) hükmün tüm unsurları yer almakla birlikte kararın gerekçesinin tefhim edilememesi halinde temyiz süresi gerekçeli kararın tebliğinden itibaren başlar. Ancak, hüküm tüm unsurları ve gerekçesi ile birlikte tefhim edilmiş ise artık hükmün HMK’nın 321/2 maddesine göre usulüne uygun ve eksiksiz bir biçimde tefhim edildiği kabul edilir ve temyiz süresi tefhim tarihinden itibaren başlar. 5521 sayılı Kanun‘un 8.maddesinde yer alan ve temyiz süresinin başlangıcına esas alınan tefhim kavramının “hükme ilişkin tüm hususların gerekçesi ile birlikte açıklandığı hal“ olarak anlaşılması zorunludur. Tarafların, gerekçeli karar tebliğ edilmeden önce, temyiz süre tutum dilekçesi veye gerekçeli temyiz dilekçesi sunmak suretiyle kararı temyiz ettikleri hallerde dahi, kararın gerekçesini dikkate alarak yeni temyiz gerekçelerine dayanmaları mümkün olduğundan, bu gibi hallerde bile gerekçeli kararın taraflara tebliği gerekir. Davanın tümden kabulü yada reddi söz konusu olsa bile tarafların kararın gerekçesini temyiz etmekte hukuki yararları bulunabileceğinden, bu gibi durumlarda bile gerekçeli kararın yöntemince taraflara tebliği zorunludur. Yukarıda yer alan açıklamalar doğrultusunda; 1- Gerekçeli kararin davacılar vekili ile davalı ... Sig. A.Ş. vekili olduğunu 22.12.2011 tarihli dilekçesi ile bildiren Av. ...'in vekaletname eksikliği giderildikten sonra yöntemince tebliğ edilerek temyiz süresi geçtikten sonra ve gerektiğinde Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 432 ve 433. maddelerindeki prosedür işletildikten, 2- Temyiz eden davalılar ... A.Ş. vekili, davalı ...Ltd. Şti. vekili ve davalı ...Ltd. Şti. vekilince sunulan temyiz dilekçelerinin, HUMK'nun 433. maddesi gereğince davacılar vekiline yöntemince tebliğ edilerek, tebligat parçası eklendikten sonra gönderilmek üzere ve 3- Nisbi harca tabi davalarda, hükmü temyiz eden tarafın temyiz başvuru harcı ile birlikte ilam harcının 1/4'nü ( nispi temyiz karar ve ilam harcı ) peşin olarak yatırması gerekir ( 10/05/1965 gün ve 1/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı ). Temyiz eden davalı ... Sig. A.Ş.nin nispi temyiz karar ve ilam harcını yatırmadığı görülmekle eksik harcı ikmal etmesi için HUMK'nun 434/3. maddesi uyarınca önel verilmesi, süresi içinde harç yatırdığı takdirde dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere geri gönderilmesi, süresi içinde harç yatırılmadığı takdirde bu davalı bakımından kararın temyiz edilmemiş sayılmasına karar verilmesi için dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE, 04.12.2014 gününde oybirliğiyle karar verildi..