(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/12910 E. , 2012/4879 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin h…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/12910 E. , 2012/4879 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin haklı ve geçerli neden olmaksızın feshedildiğini, işçinin yıllık, günlük ve saatlik izinlerini 2001 yılından itibaren fabrika direktörünün onayı ile kullanmakta olduğunu, izin onaylarını veren fabrika direktörünün davacının izin aldığı tarih öncesinde Kasım 2009 tarihinde Ordu fabrikasına genel müdür olarak atandığını, davacının izin aldığı tarihte fabrikaya başka bir direktör veya müdür verilmediğini, izin aldığı tarihte ... merkezde bulunan genel müdürün de görevinin başında olmaması nedeni ile davacının genel müdüre ulaşamadığını, işverenin yetkisiz yönetici olarak tanımladığı ve davacının izin aldığı ...'in Nisan 2009 tarihinde genel müdür tarafından tüm çalışanlara icra kurulu başkanı olarak tanıtıldığını ve fabrika ile ilgileneceğinin bildirildiğini, davacının izin alacağı gün üst amirlerine ulaşamaması nedeni ile izin onayını kendi üstünde bulunan icra kurulu başkanından telefon ile aldığını, izin kağıtlarını doldurarak personel müdürlüğüne iletilmek üzere fabrikadaki personel müdürlüğüne verdiğini, 02.12.2009 tarihinde görevi başına döndüğünde personel müdürü tarafından davacıya iş akdinin feshedildiğinin bildirildiğini belirterek, feshin geçersizliğine, müvekkilinin işe iadesine ve yasal haklarının belirlenmesine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının 23-24-25 Kasım 2099 tarihleri ile kurban bayramı sonrasında 01.12.2009 tarihlerinde işe gelmediğini, devamsızlığın şirket kayıtları ile sabit olduğunu, işe devamsızlığının tespiti üzerine 02.12.2009 tarihinde savunma alınmak istendiğini, davacının tebellüğden imtina etmesi üzerine iş sözleşmesinin İş Kanunu’nun 25/ll-g maddesi uyarınca feshedildiğini, davacı yıllık iznini icra kurulu başkanı ...'in onayı ile kullandığını beyan etmişse de, bu davranışın hukuki düzenlemelere ve şirketin yıllık izin kullanma onay prosedürüne aykırı olduğunu, yetkili kişinin onayı olmadan yıllık izin kullanılamayacağını, davacının bağlı olduğu genel müdürün 20.11.2009 tarihinde fabrikada olmasına rağmen davacının bu kişiden onay almadığını, bu nedenle personel müdürü tarafından iş sözleşmesinin feshinin bildirildiğini, sonra yapılan yazılı fesih bildiriminin ilk fesih bildirimini geçersiz kılmayacağını savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin 02.12.2009 tarihinde devamsızlık nedeni ile sözlü olarak feshedildiği, fesih bildiriminin 4857 sayılı Kanun’un 19. maddesi hükmüne aykırı şekilde yazılı olarak yapılmadığı gerekçesiyle işe iadeye karar verilmiştir. Hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir. İşçinin geçerli bir feshe neden olabilecek davranışları İş Kanununun 25. maddesinde öngörülen ve işverene derhal fesih yetkisi tanıyan haklı nedenlerden farklıdır. Yargılama sırasında bu nedenlerin ağırlıkları her olayın özelliğine göre değerlendirilmelidir. İşçinin iyiniyet ve ahlak kurallarına uymayan davranışı sonucunda iş ilişkisine devam etmek işveren açısından çekilmez hale gelmişse, diğer bir anlatımla güven temeli çökmüşse işverenin haklı nedenle derhal fesih hakkı doğar. Buna karşılık işçinin davranışı taraflar arasında bulunması gereken güven temelini çökertecek ağırlıkta bulunmamakla, iş ilişkisine devamı tam anlamıyla çekilmez hale getirmemekle birlikte, işin normal işleyişini bozuyorsa, işyerindeki uyumu olumsuz yönde etkiliyor ve işverenden bu nedenle iş ilişkisini yürütmesi normal olarak beklenemiyorsa İş Yasasının 18/1.maddesi gereği geçerli fesih hakkı doğar. Somut olayda, işverenin Silivri fabrikasında kalite güvence müdürü olarak çalışmakta olan davacının iş sözleşmesinin, işçinin mazeretsiz devamsızlığı nedeniyle talep edilen savunma isteğini içerir yazıyı tebellüğ etmemesi üzerine sözlü olarak feshedildiği her iki tarafın da kabulündedir. Aynı gün 02.12.2009 tarihli yazılı bildirim de düzenlenmiş ve davacıya tebliğ edilmiştir. İş sözleşmesinin işverence haklı nedenle derhal feshinde 4857 sayılı Kanun’un 25/son maddesine göre yazılı bildirim şartı aranmadığından ve daha sonra yapılan yazılı bildirim önceki sözlü fesih bildirimini hükümsüz kılmayacağından, mahkemenin yazılı bildirim bulunmaması nedenine dayalı gerekçesi dosya içeriğine uygun değildir. Yargılama sırasında toplanan delillere göre, davacının belirtilen tarihlerde işyerinde bulunmadığı usulüne uygun araç giriş çıkış kayıtları ile sabittir. Davacı devamsızlık olarak nitelenen durumun yıllık izin kullanımına dayandığını iddia etmektedir. İşyeri personel yönetmeliği ve diğer düzenlemeleri ile tanık anlatımlarına göre, yıllık izne ayrılacak personelin izin onayını yetkili kişiden alması gerekmektedir. Davacının bu izni verecek olan kişiden gerekli izin onayını almadan iznini kullandığı, dönüşünde kendisinden savunması talep edildiği halde tebellüğ etmekten kaçındığı anlaşılmaktadır. İşçinin yerine getirdiği işin niteliklerine ve hizmet süresine göre bu davranışı sergilemesi işyerindeki iş akışını bozucu niteliktedir. Artık işverenden iş ilişkisini devam ettirmesi normal ölçülerde beklenemez. Fesih geçerli nedene dayanmaktadır ve davanın reddi gerekirken yazılı şekilde kabul edilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı İş Kanunun 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Yerel Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 50,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine kesin olarak oybirliğiyle 19.03.2012 tarihinde karar verildi.