Başvuru, mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle kararın icrası hakkının, davanın reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin ve memuriyet görevine yeniden başlatılmaması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
Başvuru; mahkeme kararının uygulanmaması nedeniyle kararın icrası hakkının, davanın reddedilmesi nedeniyle masumiyet karinesi ilkesinin ve memuriyet görevine yeniden başlatılmaması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir. Başvurular 23/5/2017 ve 4/12/2017 tarihlerinde yapılmıştır. Başvurular, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. 2017/38930 numaralı başvuru dosyasının kişi yönünden hukuki irtibat nedeniyle 2017/24454 numaralı bireysel başvuru dosyası ile birleştirilmesine, incelemenin 2017/24454 numaralı başvuru dosyası üzerinden yürütülmesine ve diğer başvuru dosyasının kapatılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, Gülhane Askerî Tıp Akademisi Komutanlığı (GATA) Kalp Damar Cerrahisi Ana Bilim Dalı Başkanlığında sivil memur -laborant teknikeri- olarak çalışmakta iken yasa dışı örgüt sempatizanı olduğu, ideolojik veya siyasi amaçlarla kurumun huzur, sükûn ve çalışma düzenini bozduğu gerekçeleriyle 14/7/1965 tarihli ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun maddesinin birinci fıkrasının (E) bendenin (a) alt bendi uyarınca 14/4/1999 tarihinde görevine son verilmiştir. Söz konusu devlet memurluğundan çıkarma cezasına karşı başvurucu tarafından açılan dava Askeri Yüksek İdare Mahkemesi (AYİM) Birinci Dairesinin 1/2/2000 tarihli kararı ile reddedilmiştir. Kesinleşen karar sonrasında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) yapılan başvuru üzerine AİHM; idare tarafından mahkemeye sunulan vedavanın sonucu hakkında temel önem taşıyan bazı belgelerin başvurucunun bilgisine sunulmayarak kendisine yorumda bulunma olanağı sağlanmadığı gerekçesiyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmış ve başvurucuya tazminat ödenmesine karar vermiştir (Aksoy (Eroğlu)/Türkiye, B. No: 59741/00, 31/10/2006). Başvurucu tarafından AİHM kararına dayalı olarak yargılanmanın iadesi talebinde bulunulmuş ise de bu talep AYİM İkinci Dairesinin 14/5/2008 tarihli kararı ile reddedilmiş ve karar kesinleşmiştir.A. 2017/24454 Numaralı Bireysel Başvuru Dosyasına Dayanak Teşkil Eden Uyuşmazlığa Yönelik Süreç Başvurucu 12/7/2013 tarihli ve 6495 sayılı Kanun'un maddesi ile 22/6/2006 tarihli ve 5525 sayılı Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Bazı Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun'a eklenen ek maddenin yürürlüğe girmesi üzerine yeniden göreve alınması talebiyle Millî Savunma Bakanlığına (MSB) başvuruda bulunmuştur. Anılan mevzuat kapsamında olmadığından bahisle talebin reddedilmesi üzerine başvurucu tarafından söz konusu işlemin iptali istemiyle 16/1/2014 tarihinde Ankara İdare Mahkemesinde dava açılmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 26/12/2014 tarihli kararı ile dava konusu işlemin iptaline hükmetmiştir. Kararda öncelikle başvurucunun disiplin cezasına dayanak teşkil eden fiilinin 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı mülga Memurlar ile Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun kapsamında bulunup bulunmadığı incelenmiş, bahsi geçen fiilin anılan Kanun kapsamında bulunduğu ve belirtilen Kanun kapsamında söz konusu disiplin cezasının affedildiği kanaatine ulaşılmıştır. Mahkemece ayrıca, af yasaları ile disiplin cezaları affedilen kişilerin tekrar göreve başlatılmaları hususunda idarelerin takdir hakkının bulunduğu, buna karşın 5525 sayılı Kanun'un ek maddesinin idarenin yeniden göreve başlatılma hususundaki takdir hakkını ortadan kaldırdığı, söz konusu maddede yer verilen şartların bulunması hâlinde idarenin ilgiliyi tekrar göreve başlatma hususunda bağlı yetki içinde olduğu değerlendirilmiştir. Sonuç olarak başvurucunun disiplin cezasının 4455 sayılı mülga Kanun kapsamında affedildiğinin kabul edilmesinin gerektiği belirtilerek anılan mevzuat hükmü kapsamında 2013 yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu'nun eki olan (İ) Cetveli'nde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmayacak başvurucunun memuriyete giriş şartlarını kaybettiğine, durumuna uygun boş kadro veya pozisyon bulunmadığına, bu kadro ve pozisyonlara ilişkin nitelikleri taşımadığına yönelik olarak davalı idare tarafından bir iddia da ileri sürülmemesi nedeniyle başvurucunun yeniden göreve alınması talebi ile yaptığı başvurunun reddine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığına karar verilmiştir. Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararı üzerine başvurucu 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun maddesi gereğince işlem tesis edilerek yeniden göreve alınması ve atanması istemiyle MSB'ye talepte bulunmuştur. Genelkurmay Başkanlığının 16/3/2015 tarihli yazısı ile anılan mahkeme kararı üzerine başvurucunun atamasının yapılabilmesi için mezuniyet belgesinin aslı ve sureti, dört adet nüfus cüzdanı sureti ve dört adet fotoğraf ile birlikte müracaat edilmesi gerektiği bildirilmiştir. Başvurucu tarafından istenen belge ve evrakların süresinde teslim edilmesi üzerine tesis edilen Genelkurmay Başkanlığının 4/9/2015 tarihli yazısı ile, 657 sayılı Kanun'un maddesinin birinci fıkrasının "Özel şartlar" başlıklı bölümünün (2) numaralı alt bendindeki şartları taşımaması nedeniyle atamasının yapılamadığı başvurucuya bildirilmiştir. Bunun üzerine başvurucu, Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararının uygulanması için yeniden yapılan değerlendirme sonucu atamasının yapılmamasına ilişkin söz konusu işlemin iptali ve bu işlem nedeniyle yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklar ile 000 TL manevi tazminatın tarafına ödenmesi istemiyle Ankara İdare Mahkemesinde dava açmıştır. Ankara İdare Mahkemesi 12/1/2017 tarihli kararında; yapılan güvenlik soruşturması kapsamında elde edilen ve başvurucunun 2012-2014 yılları itibarıyla bir terör örgütü ile bağlantılı yapılanmalarla ilintili olduğuna ilişkin istihbari nitelikteki bilginin somut bilgi veya belgelerle desteklenmediği ve hukuken geçerli bir belge olarak kabulüne olanak bulunmadığı, bu nedenle hakkında yapılmış bir işlem ya da açılmış bir kamu davası sonucunda verilmiş bir mahkûmiyet kararı da olmaması karşısında başvurucunun anılan göreve atanmasında şahsı açısından bir engel bulunmadığı ve dava konusu işlemin hukuka uygun olmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiştir. Diğer taraftan Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararı uyarınca başvurucunun atamasının yapılarak göreve başlatılmasının mahkeme kararının uygulanması açısından da bir zorunluluk olduğu ifade edilmiştir. Son olarak işlem sebebiyle başvurucunun yoksun kaldığı maaş ve diğer özlük haklarının tazminine ve 000 TL manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmiştir. Başvurucu 4/4/2017 tarihli dilekçesi ile Ankara İdare Mahkemesinin 12/1/2017 tarihli kararı üzerine atamasının yapılması istemiyle MSB'ye başvuruda bulunmuştur. Söz konusu başvuru üzerine Genelkurmay Başkanlığı 24/4/2017 tarihli yazısı ile atama işleminin başlatılabilmesi için dört adet fotoğraf yapıştırılmış şekilde bilgisayarda doldurulacak güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması formu, nüfus cüzdanı sureti ve dört adet fotoğraf ile birlikte 8/5/2017 tarihinde Genelkurmay Personel İşlem Daire Başkanlığı Sivil Memurlar ve İşçiler Şube Müdürlüğünde bulunmasını başvurucuya bildirmiştir. Yukarıda belirtilen yazı üzerine başvurucu tarafından lehine olan ve tekrar atamasının yapılmasını gerektiren yargı kararlarının idarece kasıtlı olarak uygulanmaması nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla 23/5/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunulmuştur.B. 2017/38930 Numaralı Bireysel Başvuru Dosyasına Dayanak Teşkil Eden Uyuşmazlığa Yönelik Dava Süreci Ankara İdare Mahkemesinin 12/1/2017 tarihli kararına karşı MSB'nin istinaf yoluna başvurması üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesinin (Bölge İdare Mahkemesi) 27/9/2017 tarihli hükmüyle istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın reddine kesin olarak karar verilmiştir. İstinaf mercii kararının gerekçesinde; idarece 4455 sayılı mülga Kanun ve 5525 sayılı Kanun hükümlerinde öngörülen şartlar dâhilinde memuriyete giriş şartları yönünden değerlendirme yapılarak ilgilinin atanıp atanamayacağı yönünde işlem tesis edilebileceği, gerek Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararının gerekse belirtilen mevzuat hükümlerinin başvurucunun doğrudan atanması sonucunu doğurmayacağı ve başvurucu hakkında anılan mevzuat uyarınca gerekli şartları taşıyıp taşımadığına ilişkin bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre işlem tesis edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bu doğrultuda başvurucu hakkında ilgili mevzuat kapsamında güvenlik soruşturması yapılmasına engel bir düzenleme bulunmadığı, aksine bu yönde değerlendirme yapma konusunun davalı idarenin yetkisine bırakıldığı vurgulanmıştır. Sonuç olarak daha önce de aynı mahiyetteki eylemleri nedeniyle ilişiği kesilen başvurucu hakkında olumsuz ve aynı yönde edinilen istihbari bilgi nedeniyle kamu hizmetine dönmeyi talep ettiği birimin önem ve özelliği ile hizmet gerekleri de dikkate alınmak suretiyle memuriyete atanma talebinin reddi yönünde tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca, dava konusu işlemin hukuka aykırılığı yolunda yargısal bir değerlendirme yapılmaması ve başvurucuya manevi tazminat ödenmesini gerektiren şartların oluşmaması nedeniyle başvurucunun özlük ve parasal haklar yönünden uğradığı zararların tazmini ile manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiği hususuna yer verilmiştir. Öte yandan Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararının temyiz incelemesi aşamasında derdest durumda olduğuna da değinilmiştir. Söz konusu nihai karar 13/11/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir. Başvurucu, hakkında yapılmış bir ceza soruşturması ya da açılmış kamu davası neticesinde verilmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmamasına karşın suçlu kabul edilmesi nedeniyle adil yargılanma ve mülkiyet haklarının ihlal edildiği iddiasıyla 4/12/2017 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Öte yandan Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden yapılan inceleme sonucunda Ankara İdare Mahkemesinin 26/12/2014 tarihli kararının temyiz edilmesi üzerine Danıştay Onikinci Dairesinin (Daire) 15/10/2018 tarihli kararı ile mahkeme kararının değişik gerekçe ile onanmasına hükmedildiği ve dosyanın karar düzeltme aşamasında derdest durumda bulunduğu belirlenmiştir. Dairenin 15/10/2018 tarihli kararında öncelikli olarak mevzuat hükümlerinin değerlendirilmesi yapılmış ve yapılan değerlendirme neticesinde başvurucunun memurluktan çıkarılmasına neden olan disiplin suçunun 4455 sayılı mülga Kanun kapsamında affedilmiş olduğunun kabulünün gerektiği belirlenmiştir. Bu duruma göre işlemiş olduğu disiplin suçuna konu eylemlerin af kanunları kapsamında bulunmadığından bahisle başvurucunun talebinin reddedilmesine ilişkin işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı belirtilmiştir. Öte yandan bu durumun başvurucunun doğrudan göreve başlatılmasının zorunlu olduğu anlamına gelmeyeceği, bu karar sonrasında idarenin başvurucunun müracaatının süresinde olup olmadığı, memuriyete giriş şartlarını kaybedip kaybetmediği, durumuna uygun boş kadro veya pozisyon bulunup bulunmadığı ve boş kadro ve pozisyon var ise başvurucunun bu kadro ve pozisyonlara ait nitelikleri taşıyıp taşımadığı hususlarını irdelemesi, sayılan tüm bu şartların varlığı hâlinde başvurucunun yeniden atanması hususunda kamu yararı ve hizmet gereklerinin bulunup bulunmadığını gözönünde bulundurarak bir işlem tesis etmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu durumda, almış olduğu disiplin cezası 4455 sayılı mülga Kanun kapsamında affedilen başvurucunun 5525 sayılı Kanun'un ek maddesi uyarınca yapmış olduğu yeniden atanma talebinin kabul edilmesi gerektiği yönündeki mahkeme kararının gerekçesi yerinde bulunmamakta ise de sözü edilen husus sonucu itibarıyla hukuka uygun bulunan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte bulunmadığı ifadesine yer verilmiştir. 2577 sayılı Kanun'un "Kararların sonuçları" kenar başlıklı maddesinin (1) numaralı fıkrasının ilk cümlesi şöyledir:"Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye veya eylemde bulunmaya mecburdur. Bu süre hiçbir şekilde kararın idareye tebliğinden başlayarak otuz günü geçemez." 4455 sayılı mülga Kanun'un maddesinin birinci fıkrası şöyledir: “23 Nisan 1999 tarihinden önce işlenmiş, Devletin şahsiyetine karşı işlenen suçlarla basit veya nitelikli zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, dolanlı iflas gibi yüz kızartıcı veya şeref ve haysiyet kırıcı suçlar veya istimal ve istihlâk kaçakçılığı dışında kalan kaçakçılık, resmî ihale ve alım satımlara fesat karıştırma, Devlet sırlarını açığa vurma suçları sebebiyle kurumla sürekli olarak ilişik kesilmesi sonucunu doğuran disiplin cezalan ile 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanununun 68 inci maddesinin (e) ve (f) bentlerine ve 69 uncu maddesinin bir ilâ dördüncü fıkralarına göre verilmiş yer değiştirme veya meslekten çıkarma, mülga 2556 sayılı Hâkimler Kanununun 92 nci maddesinin bir, iki, dört ve altıncı fıkralarına göre verilmiş meslekten çıkarma cezaları hariç olmak üzere; kanun, tüzük ve yönetmelikler gereğince memurlar ve diğer kamu görevlileri ile bu görevlerde bulunmuş olanlar hakkında verilmiş disiplin cezaları bütün sonuçları ile affedilmiştir. " 5525 sayılı Kanun'a 6495 sayılı Kanun'un maddesi ile eklenen ek maddenin ilgili kısmı şöyledir: “28/2/1997 tarihinden sonra verilen disiplin cezaları nedeniyle memuriyetten çıkarılanlardan 28/8/1999 tarihli ve 4455 sayılı Memurlar İle Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı Hakkında Kanun veya bu Kanun hükümlerinden yararlanmış olanların;a) Memuriyete giriş şartlarını kaybetmemiş olmaları,b) Durumlarına uygun boş kadro veya pozisyon bulunması,c) Bu kadro ve pozisyonlara ait nitelikleri taşımaları,ç) Üç ay içinde müracaat etmeleri,kaydıyla yeniden göreve alınmalarında 20/12/2012 tarihli ve 6363 sayılı 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanununun eki (İ) Cetvelinde yer alan atama sayısı sınırlaması uygulanmaz." 657 sayılı Kanun'un "Genel ve özel şartlar" kenar başlıklı maddesi şöyledir:"Devlet memurluğuna alınacaklarda aşağıdaki genel ve özel şartlar aranır.A) Genel şartlar: Türk Vatandaşı olmak, Bu Kanunun 40 ncı maddesindeki yaş şartlarını taşımak, Bu Kanunun 41 nci maddesindeki öğrenim şartlarını taşımak, Kamu haklarından mahrum bulunmamak, Türk Ceza Kanununun 53 üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak. Askerlik durumu itibariyle;a) Askerlikle ilgisi bulunmamak,b) Askerlik çağına gelmemiş bulunmak,c) Askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfa geçirilmiş olmak, 53 üncü madde hükümleri saklı kalmak kaydı ile görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı bulunmamak. (Ek: 3/10/2016 – KHK-676/74 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7070/60 md.) (İptal: Anayasa Mahkemesinin 24/7/2019 tarihli ve E.:2018/73; K.:2019/65 sayılı Kararı ile)B) Özel şartlar: Hizmet göreceği sınıf için 36 ve 41 nci maddelerde belirtilen öğretim ve eğitim kurumlarının birinden diploma almış olmak, Kurumların özel kanun veya diğer mevzuatında aranan şartları taşımak. "