12. Ceza Dairesi 2024/4156 E. , 2025/4550 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar ve şikâyetçiler vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Şikâyetçiler vekilinin temyiz istemi yönünden, şikâyetçiler ... ve ...'in İlk Derece Mahkemesince duruşmanın 09.02.2024 tarihli ilk oturumunda alınan beyanlarında ve şikâyetçi ...'in aynı oturumda vekili aracılığıyl…
**12. Ceza Dairesi 2024/4156 E. , 2025/4550 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Taksirle öldürme HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, katılanlar ve şikâyetçiler vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmî ret, kısmî temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması Şikâyetçiler vekilinin temyiz istemi yönünden, şikâyetçiler ... ve ...'in İlk Derece Mahkemesince duruşmanın 09.02.2024 tarihli ilk oturumunda alınan beyanlarında ve şikâyetçi ...'in aynı oturumda vekili aracılığıyla katılma isteminde bulunmalarına rağmen bu konuda herhangi bir karar verilmeyen şikâyetçilerin, 5271 sayılı CMK'nın 260. maddesi uyarınca katılma istemi hakkında karar verilmeyenler sıfatıyla hükmü temyiz haklarının bulunduğu kabul edilerek, dava konusu trafik kazasında şikâyetçi ...'ın eşi ve şikâyetçi ...'in annesi olan ... ile şikâyetçi ...'in annesi olan ...'in ölmeleri nedeniyle yargılama konusu taksirle öldürme suçu yönünden suçtan doğrudan zarar gördükleri anlaşılan ve vekilleri aracılığıyla hükmü temyiz etmek suretiyle katılma iradelerini devam ettiren şikâyetçiler ..., ... ve ...'in 5271 sayılı CMK'nın 237/2. maddesi uyarınca davaya katılmalarına karar verilmiştir. Sanık müdafiinin ve katılanlar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... vekilinin temyiz istemleri yönünden, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmiştir. Sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin duruşmalı inceleme taleplerinin, 7079 sayılı Kanun’un 94. maddesiyle değişik 5271 sayılı CMK'nın 299/1. maddesi gereği takdîren reddine karar verilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek 5271 sayılı CMK'nın 280/1-g maddesi uyarınca duruşmalı yapılan inceleme neticesinde aynı Kanun’un 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ile sanık hakkında taksirle öldürme suçundan, 5237 sayılı TCK'nın 85/2, 22/3, 53/6 ve 63. maddeleri uyarınca 9 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, sürücü belgesinin 2 yıl süre ile geri alınmasına ve mahsuba karar verilmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca katılanlar vekilinin temyiz dilekçesini 5271 sayılı CMK'nın 291/1. maddesinde belirlenen iki haftalık süre geçtikten sonra vermesi nedeniyle temyiz isteminin reddine ve sanık müdafiinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Katılanlar vekilinin temyiz sebepleri; sanık hakkında olası kastla öldürme suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması gerekirken, sanığın bilinçli taksirle öldürme suçundan cezalandırılmasına karar verilerek, suç vasfında yanılgıya düşüldüğüne, kabule göre de sanığa üst sınırdan ceza tayin edilmesi gerektiğinin gözetilmediğine, sanığın lehine olan kanun maddelerinin uygulanmaması gerektiğine, re'sen gözetilecek diğer nedenlerle de hükmün bozulması istemine ilişkindir. Sanık müdafiinin temyiz sebepleri; keşif yapılıp, kusur durumuna ilişkin yeniden rapor alınması gerektiği gözetilmeksizin, eksik araştırma ve inceleme neticesinde kusuru bulunmayan sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet kararı verildiğine, Karayolları Genel Müdürlüğü kanundan doğan sorumluluklarını yerine getirmeyerek kazanın oluşmasına sebebiyet verdiği hâlde, tüm kusur sanığa yüklenip, temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan fazlaca uzaklaşılmak ve koşulları bulunmadığı hâlde bilinçli taksir hükmü uygulanmak suretiyle sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna, yasal ve yeterli olmayan gerekçelere dayalı olarak 5237 sayılı TCK'nın 62. maddesinin uygulanmadığına ve vesaire ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; sanık sürücü ...'nın, sevk ve idaresindeki otomobil ile 06.08.2023 tarihinde gece vakti saat 00.01 sıralarında, açık havada, aydınlatması bulunmayan ve azami hız limitinin 50 kilometre/saat olarak belirlendiği yerleşim yeri dışında, bölünmüş, iki şeritli, asfalt kaplama, yüzeyi kuru, yatay güzergâhı düz, düşey güzergâhı eğimsiz devlet kara yolunda, Yunak istikametinden Akşehir istikametine doğru yolcu koltuklarında oturan tanıklar ..., ... ve ... ile birlikte seyir hâlindeyken, 500 metre gerideki 70 km/s hız tahdit ve bölünmüş yola 500 metre mesafe levhalarını, 350 metre gerideki iki yönlü yol levhasını, 300 metre gerideki sağa katılım yol levhasını, 150 metre gerideki 50 km/s hız tahdit levhasını, 72 metre gerideki fosforlu dubaları, 50 metre gerideki kavisli yol levhasını, bölünmüş yolun girişine göre 20 metre gerideki flaşörlü ikaz lambasını dikkate almayıp, yolun sağa yönlendirildiğini fark etmeyerek, bölünmüş yol çalışmasından dolayı dubalar vasıtasıyla iki yönlü olarak kullandırılan yol kesimine beyanına göre 70 - 90 kilometre/saat hızla gelip, sevk ve idare hatasıyla trafiğe kapalı alana girdiği ve orta refüje yöneldiği sırada, daha önce maddi hasarlı kaza yapan ve trafiğe kapalı bölümde park halinde bulunan araçtan inerek orta refüjde beklemekte olan yayalar ... ile ...'a, idaresindeki otomobilin ön kısımlarıyla çarpması neticesinde adı geçen yayaların öldüğü, meydana gelen kazadan sonra otomobile ait 44 metre fren izi tespit edildiği, sanığın ise otomobili bırakıp, olay yerinden kaçtığı ve yaklaşık bir buçuk gün sonra avukatı ile ifade vermek üzere teslim olduğu, başlangıç ve gelişim süreci ile sonuçları bu şekilde gerçekleşen kazanın oluşumunda sanığın asli ve tam kusurlu olduğu, ayrıca tanıkların soruşturma evresindeki beyanlarına göre sanığın kaza öncesi alkollü olduğu anlaşılmakta ise de olay yerinden kaçıp, yaklaşık bir buçuk gün sonra teslim olmasından dolayı promil miktarı ve dolayısıyla kaza anında güvenli sürüş yeteneğini ortadan kaldıracak ölçüde alkollü olup olmadığı belirlenemediğinden bu durumun bilinçli taksir oluşturan hâller arasında değerlendirilemeyeceği, ancak sanığın, birden fazla trafik işaret levhasını dikkate almadan ve hızını düşürmeden trafiğe kapalı bölümde kazaya sebebiyet vermesi nedeniyle eyleminde bilinçli taksirin koşullarının oluştuğu kabul edilerek, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan mahkûmiyet kararı verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi tarafından sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin istinaf başvurularının kabulüne karar verilerek duruşmalı yapılan inceleme neticesinde, İlk Derece Mahkemesince kabul edilen olay ve olgularda bir isabetsizlik görülmemiş, ancak asli ve tam kusurlu eylemi neticesinde meydana getirdiği kaza sonucu iki kişinin ölümüne neden olan sanık hakkında adalet ve hakkaniyet kuralları uyarınca alt sınırdan daha fazla uzaklaşılması gerekirken, temel cezanın 6 yıl hapis cezası olarak belirlenmesi suretiyle sanığa az ceza tayin edilmesinin, ayrıca bilinçli taksir oluşturan hâlin, niteliği, gerçekleştirilme şekli ve sayısına göre 5237 sayılı TCK'nın 22/3. maddesi uyarınca alt sınırdan (1/3) oranında artırım yapılması yerine üst sınırdan (1/2) oranında artırım yapılması suretiyle sanığa fazla ceza hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 85/2. maddesindeki taksirle öldürme suçundan temel ceza 7 yıl hapis cezası ve bilinçli taksir artırım oranı (1/3) olarak belirlenmek suretiyle yeniden mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE VE KARAR Katılanlar vekilinin yüzüne karşı 11.09.2024 tarihinde verilen hükmün gerekçesiyle birlikte katılanlar vekilinin elektronik posta adresine 09.10.2024 tarihinde tebliğ edildiği ve katılanlar vekilince 5271 sayılı CMK'nın 291/1. maddesi gereği hükmün gerekçesiyle birlikte tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde 14.10.2024 tarihli dilekçe ile yapılan temyiz isteminin kanunî süre içinde olduğu anlaşıldığından, temyiz süresinin hükmün tefhim edildiği tarihte başladığına dair yanılgılı kabule dayalı olarak katılanlar vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmesini öneren Tebliğname'deki görüşe iştirak olunmamıştır. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşılmakla, sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü bu kapsamdaki temyiz sebeplerinin reddine, ancak; Sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilirken, sanığa ait sürücü belgesinin sınıfının belirtilmesi, kazaya karışan aracı sürme yetkisi veren sınıf ile sınırlı olarak sürücü belgesinin geri alınması gerekirken, sanığın, 20.07.2005 tarihli eski tip (E), dolayısıyla yeni tip (B), (B1), (C), (C1), (D), (D1), (F), (M) sınıfı ehliyetinin bulunması ve yargılamaya konu trafik kazasını yönetimindeki otomobil ile yapması nedeniyle Karayolları Trafik Yönetmeliği'nin "Sürücü Belgelerinin Sınıfları" başlıklı 75. maddesi uyarınca otomobil kullanacaklara verilen (B) sınıfı ile sınırlı olarak sanığın sürücü belgesinin geri alınması yerine 5237 sayılı TCK'nın 53/6. maddesinin amacına aykırı şekilde sanığa ait sürücü belgesinin sınıfı belirtilmeden geri alınmasına karar verilmesi, Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenle sanık müdafiinin ve katılanlar vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1. maddesi gereği hüküm fıkrasının sürücü belgesinin geri alınmasına ilişkin bölümünde yer alan "SÜRÜCÜ BELGESİNİN" ibarelerinin "(B) SINIFI SÜRÜCÜ BELGESİNİN" ibareleri ile değiştirilmesi suretiyle, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Akşehir Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Konya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 14.05.2025 tarihinde karar verildi.