(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/5654 E. , 2008/4780 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin…
**(Kapatılan)21. Hukuk Dairesi 2008/5654 E. , 2008/4780 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi Davacı, murisinin meslek hastalığı sonucu ölümünden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir. Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi. K A R A R Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle davacının babasının meslek hastalığı sonucu ölümü nedeniyle hükmedilen manevi tazminata ölüm tarihi olan 20.07.2005 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken ,yazım hatası sonucu gerekçeli kararda ölüm tarihi ibaresi vurgulandıktan sonra ölüm yılında hata yapılarak 20.07.2007 tarihi yazılması maddi hata olup HUMUK 80. maddesi gereğince mahallinde her zaman düzeltilmesi mümkün olduğundan davalı vekilinin yerinde bulunmayan bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, 25.03.2008 gününde oyçokluğuyla karar verildi KARŞIOY YAZISI Anayasa’nın koyduğu duruşmaların aleniyeti kuralı ve HUMK’nun 382. maddesi icabı olarak, kararların alenen tefhim edilmesi gerekir. Kısa karar ile ilamda belirtilen kararın başka başka nitelikte bulunması bu aleniyet kuralına aykırı düşer. Bu hal mahkemelere güveni sarsar. Gerekçeli kararın tefhim edilen kısa karara uygun bulunması kamu düzeni ile ilgilidir. Yargıtay’ın kökleşen içtihadı da bu doğrultudadır. Somut olayda taraf vekillerinin yüzlerine karşı tefhim edilen kısa kararda mahkemece davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat alacağına 20.7.2005 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine karar verilmiş, gerekçeli kararda ise kararın gerek gerekçe kısmında gerekse hüküm kısmında hüküm altına alınan manevi tazminat alacağına 20.7.2007 tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmiştir. Sonradan yazılan gerekçeli kararın kısa karara aykırı olması bir bozma (temyiz) sebebidir. Yargıtay kısa karara aykırı olan gerekçeli kararı kendiliğinden (re’sen) inceleme konusu yaparak bozamaz. Bunun için, gerekçeli kararın aleyhine olan tarafça temyiz edilmiş olması gerekir. Çünkü, hakim sonradan yazdığı gerekçeli kararı ile, önceki kısa kararını değiştirdiğine göre, sonradan yazılan gerekçeli karar yeni bir karardır ve bu yeni karar ancak temyiz edilince Yargıtay tarafından bozulabilir. Kısa karar lehine ve fakat gerekçeli karar aleyhine olan taraf, gerekçeli kararın kendisine tebliğinden itibaren temyiz süresi içinde temyiz etmezse, gerekçeli karar kesinleşir. Bu halde kısa karar hükümsüz kalır, davayı sonuçlandıran asıl karar, gerekçeli karardır.