T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1311 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/466 Esas, 2025/564 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 02/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı ya…
T.C. ERZURUM BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/1311 KARAR NO : 2026/338 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 07/10/2025 (Karar) NUMARASI : 2025/466 Esas, 2025/564 Karar DAVA : Tazminat (Rücuen Tazminat) KARAR TARİHİ : 02/03/2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/03/2026 Taraflar arasında görülen davaya ilişkin olarak yapılan açık yargılama sonucunda verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ...aracın müvekkili şirkette ... poliçe numaralı karayolları motorlu araçlar zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalandığını, sigortalı aracın 25.10.2019 tarihinde ... üzerine kayıtlı olan ... plakalı ile çarpışması sonucunda maddi hasarlı, yaralanmalı trafik kazası meydana geldiğini, ...plaka sayılı kamyonun sürücüsünün olay yerini terk ettiği için sürücüsünün tespit edilemediğini, ... isimli sürücünün sonradan olay yerini terk ettiğini kabul ettiğini ve meydana gelen kazada %75 oranında kusurlu olduğunu, işleten olan davalının da KTK, BK ve TTK'ya göre aynı ölçüde kusurlu olduğunu beyanla karşı araçta oluşan hasar ve cismani zarar karşılığı toplamı olan 32.822,50 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek ... Bankasının uyguladığı en yüksek Reeskont avans faizi ile sigortalı davalıdan rücuen tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; rücu davası açılabilmesi için gerekli yasal şartların oluşmadığını, davacı sigorta şirketinin ödemeye dayanak kıldığı hastane raporlarının tazminatın belirlenmesinde kıstas olamayacağını, dava dışı ... isimli kişinin gerçek maluliyet oranının tespiti ile buna göre ödeme tarihindeki gerçek zararın tespit edilmesi için dosyanın bilirkişiye verilmesi gerektiğini, talep edilen faiz türünün kabulünün mümkün olmadığını beyanla davanın reddine karar verilmesini arz ve talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece yapılan yargılama sonunda 07.10.2025 tarihli hükümle; "...Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; davacı tarafça davalıya ait olan ...plakalı aracın ZMSS kapsamında sigortalandığı, 25/10/2019 tarihinde dava dışı ... plakalı araç ile davalıya ait olan aracın karıştığı kazada ... plakalı araçta hasar meydana geldiği ve araç sürücüsü ...'ın yaralandığı, davacı tarafından hasar nedeniyle 9.332,50 TL hasar ödemesi ve 23.500,00 TL sürekli iş göremezlik nedeniyle tazminat ödemesi yapıldığı, ödenen bedelin rücuen tahsili için eldeki davanın açıldığı, sigorta şirketinin rücu hakkının doğması için yasada tahdidi olarak sayılan hallerden birinin gerçekleşmiş olması gerektiği, yukarıda açıkça yazılan yasa hükümleri gereğince davalıya ait araç sürücüsünün kaza sonrası olay yerini terk etmesi nedeniyle ve olay yerinin zorunlu bir sebeple terk edildiğinin de davalı tarafça ispatlanamaması nedeniyle davacının rücu hakkının bulunduğu, ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda davalıya ait araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin 2021/19605 Esas 2021/6472 Karar 11.10.2021 tarihli ilamı ile Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/10352 Esas 2021/2596 Karar 11.03.2021 tarihli ilamı doğrultusunda aldırılan .... Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı raporunda kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre davacının sürekli maluliyetinin %4 olduğunun ve kaza tarihinden itibaren 50 günlük iyileşme (iş göremezlik) süresi kapsamında olduğunun tespit edildiği, 25 günlük süre içerisinde bakıma muhtaç olduğu, dosya kapsamında yer alan ve ayrıntılı ve de gerekçeli olması nedeniyle hükme esas alınan kusur ve maluliyet raporları doğrultusunda hesaplama yapılması için dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlenen aktüerya raporunda davacı tarafça dava dışı ...'a ödenmesi gereken sürekli iş göremezlik tazminatı tutarının 33.801,00 TL olarak hesap edildiği, hasar ödemesine yönelik makine mühendisi tarafından düzenlenen raporda dava dışı araçta ağır hasar oluştuğunun ve perte ayrılması gerektiğinin, sovtaj değerinin düşürülmesi ve kusur durumuna göre dava dışı ...'a ödenmesi gereken hasar tutarının 9.332,50 TL olması gerektiğinin bildirildiği, davalı tarafından dava tarihinden önce 29/01/2020 tarihinde davacıya 9.332,50 TL hasar bedelinin ödendiği, bu talep yönünden davanın reddinin gerektiği, dava dilekçesi ile talep edilen 32.822,50 TL'lik meblağdan maddi hasara ilişkin ödenen 9.322,50 TL'lik meblağ çıkartıldığında sürekli maluliyete dayalı bilirkişi raporu ile tespit edilen 33.801,00 TL'nin altında kalan 23.500,00 TL'lik yapılan ödemenin rücu edilebileceği..." gerekçesiyle "...DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE; 1-23.500,00 TL'nin ödeme tarihi olan 11/11/2020 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine,..." şeklinde karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı sigorta şirketi rücu gerekçesi olarak dava dışı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesine dayansa da bu hususun doğru olmadığını, araç sürücüsünün kaza tutanağı tutulduğunda imzasının alınamadığından ötürü bu değerlendirme yapılmış ise de sürücünün çok kısa bir süre sonra ifade için hazır bulunduğunu, ortada bir kasıt ya da kötü niyet söz konusu olmadığını, dava dışı araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi ihtimalinde dahi bu hususun tek başına rücu sebebi yapılacak yahut rücuyu gerektirecek bir olgu olmadığını, dosya kapsamında aldırılan kusur ve maluliyete ilişkin raporların mahkeme kararına dayanak teşkil edecek nitelikte ve mahiyette olmadığını belirterek kararın kaldırılmasıyla davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, ZMMS poliçesini düzenleyen davacı sigorta şirketine sigortalı araç sürücüsünün sebebiyet verdiği çift trafik kazası nedeniyle sigorta şirketinin dava dışı üçüncü kişiye yapmış olduğu cismani zarar ve araç hasarı ödemesinin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi gereğince kendi sigortalısından rücuen tahsili istemine ilişkin alacak davasıdır. İlk derece mahkemesince yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulü/kısmen reddine karar verilmiş, davalı vekilince kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme sonucunda; 1-) 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın "Zarar Görenlerin Haklarının Saklı Tutulması ve Sigortacının Sigortalıya Rücu Hakkı" başlıklı B.4.f maddesine göre, ödemede bulunan sigortacı, bedeni hasara neden olan trafik kazalarında sigortalının veya eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin, tedavi ve yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme, can güvenliği nedeniyle uzaklaşma gibi zorunlu haller hariç olmak üzere, olay yerini terk etmesi veya kaza tutanağı, alkol raporu vb. kazanın oluş koşullarına ilişkin gereken belgelerin düzenlenmesi yükümlülüğüne aykırı davranması halinde sigortalıya rücu edebilir. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Öte yandan yaralamalı kaza olmasa dahi sürücünün olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin yukarıda belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Nitekim bu husus Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin Bölge Adliye Mahkemeleri Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair 13.02.2025 tarih 2024/11202 Esas 2025/2473 Karar sayılı ilamı ile de dile getirilmiş olup anılan ilamda; "...bedensel hasarlı kaza olmasa dahi olay yerinin terk edilmesi halinde sigorta şirketinin belirtilen istisnalar haricinde sigortalısına rücu edebileceği kabul edilmiştir. Olay yerini terk ile içe rücu sebebi gerçekleşmiş olup olay yerini Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan haller ile benzer zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini, dolayısıyla rücu sebebinin oluşmadığını ispat yükü ise sigortalıdadır. Sigortalı kaza yerini ancak Genel Şartların B.4-f maddesinde sayılan zorunlu nedenlerden biri nedeniyle terk ettiğini ispatlar ise rücu durumundan kurtulacaktır. Açıklanan nedenlerle Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesi halinin salt maddi hasarlı trafik kazalarında da içe rücu sebebi olduğu açıktır. Dolayısıyla uyuşmazlığın İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi ve Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin ilgili kararlarına göre giderilmesi gerekir.'' hükmü ile sürücünün olay yerini terk etmesi halinde hangi hallerde Genel Şartlara göre sigorta şirketinin rucu sebebi olacağı açıkça irdelenmiş, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Genel Şartlarının B.4/f bendine göre kaza yerinin terk edilmesi halinin salt maddi hasarlı trafik kazalarında da rücu sebebi olduğu belirlenmiştir, hal böyle olunca mahkemece maddi hasarlı trafik kazalarında da yukarıda anılan karar doğrultusunda olay yerini terkin sigorta şirketinin rucu sebeplerinden olduğu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." ifadelerine yer verilmiştir. 2-) Somut olayda; dosyada mübrez 25.10.2019 tarihli trafik kazası tespit tutanağında sigortalı aracın sürücüsünün olay yerini terk sebebinin ZMMS genel şartları B.4/f bendi kapsamında "tedavi" veya "yardım amaçlı sağlık kuruluşuna gitme", "can güvenliği nedeniyle uzaklaşma" gibi zorunlu hallerden olmadığı anlaşılmıştır. Hattı zatında olay yerinin bu amaçlarla terk edildiği de davalı tarafça ileri sürülmemiştir. Öte yandan dosyada mübrez haldeki kusur raporu, maluliyet raporu ve aktüeryal inceleme raporu kapsamında kaza nedeniyle dava dışı kazazedeye cismani zarar nedeniyle yapılan ödemenin gerçek zarar miktarı dahilinde kaldığı anlaşılmakla davalının yazılı miktardaki rücu bedelinden sorumlu tutulmasında hukuka aykırı bir yön bulunmamıştır. Dosyadaki belgeler, kararın dayandığı deliller, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk derece mahkemesi kararında, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunduğu anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/(1)-b-1.madde ve bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 1.605,29-TL karar harcından peşin alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 989,89-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına, 5-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 02/03/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.