(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13171 E. , 2008/2279 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı avukat olduğunu, davalı banka ile aralarında 27.4.1998 tarihli Avukatlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, vekalet ilişkisinin deva
**(Kapatılan) 13. Hukuk Dairesi 2007/13171 E. , 2008/2279 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü. KARAR Davacı avukat olduğunu, davalı banka ile aralarında 27.4.1998 tarihli Avukatlık Hizmet Sözleşmesi imzalandığını, vekalet ilişkisinin devamı sırasında 8.5.2000 tarihli fesih ve azilname ile sözleşmenin haksız olarak feshedildiğini ,bunun üzerine avukatlık ücret sözleşmesinden doğan dava ve icra takipleri nedeniyle ödenmesi gereken ücret ve maaş alacaklarının tahsili için fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak banka aleyhine icra takibi başlattığını, davalıların icra takibine itirazları üzerine, itirazın iptali davası açtığını, ... 8.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/296 esas, 2006/57 karar sayılı,24.3.2006 tarihli Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşen ilamı ile davalıların itirazlarının iptali ile takibin talep gibi 32.783.460.000 TL üzerinden devamına karar verildiğini,bu dosyada alınan bilirkişi raporu ile alacağının 38.901.711.369 TL olduğu tespit edildiğinden, takibe konu ettiği alacağın fazlaya ilişkin haklarını saklı tuttuğu bakiye 6118.251.369 TL alacağının fesih tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ,davanın reddini dilemişlerdir. Mahkemece ,davanın kabulüne 6.118.251,00 YTL nin fesih tarihi olan 24.06.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş; hüküm, davalılar tarafından temyiz edilmiştir. 1-HUMK.nun 381. maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389. maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Bu gibi hallerde de HUMK.nun 388. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren kısa karar ile daha sonra yazılan gerekçeli kararın birbirine uygun olması zorunludur. Esasen kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan elini çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak da yoktur. Kısa kararla gerekçeli kararın birbirinden farklı olması yargılamanın aleniyeti, kararların alenen tefhim olunmasına ilişkin Anayasanın 141. maddesi ile HUMK.nun yukarda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca bu husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir görevdir. Somut olayda, kısa kararda “davanın kabulüne, 6.118,25 YTL nin fesih tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ili birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine” şeklinde hüküm kurulmasına rağmen, gerekçeli kararda ise, “davanın kabulüne 6118.251,00 YTL nin fesih tarihi olan 24.06.2006 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine “şeklinde hüküm kurulmuş olduğu ,ayrıca kısa kararda 6.118,25 YTL önüne kalemle "1" rakamı ilave edilerek 6.118.251 YTL haline getirilmiş isede bu paraf ilave edilmediğinden geçerli olarak kabul edilmemiştir.Öyle olunca ,mahkemece kurulan hükmün ,az yukarıda açıklanan kısa kararla gerekçeli kararın birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olduğu anlaşıldığından kararın bozulması gerekir. Mahkemece, az yukarda açıklandığı üzere, ve 10.4.1992 tarih ve 1991/7 Esas 1992/4 sayılı İçtihatı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi kısa karar ile bağlı kalınmadan, ancak kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişki giderilecek şekilde, yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulması gerekmiştir. 2-Bozma nedenine göre davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, 2.bent gereğince davalıların diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, 20.2.2008 gününde oybirliğiyle karar verildi.