4. Hukuk Dairesi 2011/12786 E. , 2012/18467 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazetecelik Ltd. Şti. aleyhine 16/04/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin …
**4. Hukuk Dairesi 2011/12786 E. , 2012/18467 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı ... vekili Avukat ... tarafından, davalı ... Gazetecelik Ltd. Şti. aleyhine 16/04/2010 gününde verilen dilekçe ile basın yoluyla kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14/06/2011 günlü kararın Yargıtay’ca incelenmesi davalı tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü. 1-Dava, basın yolu ile kişilik haklarına saldırıdan kaynaklanan manevi tazminat istemine ilişkindir. Yerel mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Davacı, ... Gazetesi 08/05/2009 tarihli nüshasında yer alan "Mehmetçiğin Görevi Bu Mu", 03/01/2010 tarihli nüshasında yer alan "Hepsi Deniz Mahsulü", 25/02/2010 tarihli nüshasında yer alan "Tutuklanan Paşalar Tanıdık Çıktı" başlıklı yayınlarda, davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğundan beyanla, davalının manevi tazminat ile sorumlu tutulmasını talep etmiştir. Davalı, yayının hukuka uygun olduğu ve eleştiri sınırları içinde kaldığını beyanla, davanın reddini savunmuştur. Yerel Mahkemece, 08/05/2009 tarihli ve 25/02/2010 tarihli yayınlarda davacının kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu gerekçesiyle tazminata hükmedilmiş, 03/01/2010 tarihli yayın yönünden de haberde özle biçim arasında denge korunduğu gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir. Davalı savunmasında, davacı hakkında Ergenekon ve Balyoz soruşturmaları kapsamında işlem yapıldığını ileri sürmüştür. Davalının sorumluluğuna karar verilebilmesi için dava konusu yazıda yer alan açıklamaların ve anlatımların gerçeğe uygun olup olmadığının da belirlenmesi gereklidir. Dosya içerisinde bulunan bilgi, belge ve açıklamalardan iddiaların gerçek olup olmadığı tam olarak anlaşılamamaktadır. Dava konusu yazıda yer alan açıklamaların, yayın tarihindeki görünür gerçeğe uygun olup olmadığının belirlenmesi için Ergenekon ve Balyoz adı ile bilinen soruşturmalar sonucu düzenlenen iddianamelerin davacı ile ilgili bölümlerinin getirtilerek incelenmesi ve yapılacak değerlendirme sonucunda belirlenecek olgularla dava konusu haberde yer alan açıklamaların karşılaştırılması ve gerçeğe uygun olup olmadığı saptandıktan sonra varılacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, bu konuda bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Basın özgürlüğü, Anayasanın 28. maddesi ile 5187 sayılı Basın Yasasının 1. ve 3. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerde basının özgürce yayın yapmasının güvence altına alındığı görülmektedir. Basına sağlanan güvencenin amacı; toplumun sağlıklı, mutlu ve güvenlik içinde yaşayabilmesini gerçekleştirmektir.Bu durum da halkın dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olması ile olanaklıdır. Basın, olayları izleme, araştırma, değerlendirme, yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve yönlendirmede yetkili ve aynı zamanda sorumludur. Basının bu nedenle ayrı bir konumu bulunmaktadır. Bunun içindir ki, bu tür davaların çözüme kavuşturulmasında ayrı ölçütlerin koşul olarak aranması,genel durumlardaki hukuka aykırılık teşkil eden eylemlerin değerlendirilmesinden farklı bir yöntemin izlenmesi gerekmektedir.Basın dışı bir olaydaki davranış biçiminin hukuka aykırılık oluşturduğunun kabul edildiği durumlarda,basın yoluyla yapılan bir yayındaki olay hukuka aykırılık oluşturmayabilir. Ne var ki basın özgürlüğü sınırsız olmayıp, yayınlarında Anayasanın Temel Hak ve Özgürlükler bölümü ile Türk Medeni Kanununun 24 ve 25. maddesinde yer alan ve yine özel yasalarla güvence altına alınmış bulunan kişilik haklarına saldırıda bulunulmaması da yasal ve hukuki bir zorunluluktur. Basın özgürlüğü ile kişilik değerlerinin karşı karşıya geldiği durumlarda; hukuk düzeninin çatışan iki değeri aynı zamanda koruma altına alması düşünülemez. Bu iki değerden birinin diğerine üstün tutulması gerektiği, bunun sonucunda da, daha az üstün olan yararın daha çok üstün tutulması gereken yarar karşısında o olayda ve o an için korumasız kalmasının uygunluğu kabul edilecektir. Bunun için temel ölçüt kamu yararıdır. Gerek yazılı ve gerekse görsel basın bu işlevini yerine getirirken, özellikle yayının gerçek olmasını, kamu yararı bulunmasını, toplumsal ilginin varlığını, konunun güncelliğini gözetmeli, haberi verirken özle biçim arasındaki dengeyi de korumalıdır. Yine basın, objektif sınırlar içinde kalmak suretiyle yayın yapmalıdır. O anda ve görünürde var olup da sonradan gerçek olmadığı anlaşılan olayların yayınından da basın sorumlu tutulmamalıdır. Davaya konu olayda; vatani görevini yapan erlerin, davalı tarafından özel işlerinde kullanılmasına dair haber içeriğiyle ilgili, diğer basın yayın organlarında ve internet sitelerinde de fotoğraflarla desteklenmiş yayınlar mevcut olup, sözkonusu yayınlarda yer verilen, davalının "... isminde köpeğine bakmak için iki eri görevlendirdiği, askerlerin ...'ın emir eri gibi olduğu, iki günde bir köpeği yıkamak zorunda olduklarına" dair yayınlar görünür gerçekliğe uygundur. Bunlardan dolayı davalının tazminatla sorumlu tutulması doğru bulunmamış ve kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda (1) ve (2) nımaralı bentlerde gösterilen nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 04/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.