14. Hukuk Dairesi 2011/6995 E. , 2011/12418 K. MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yol olarak terkin, tapu iptali ve tescil, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız temyizi ihbar olunan Hazine vekili tarafından istenil…
**14. Hukuk Dairesi 2011/6995 E. , 2011/12418 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 30.01.2008 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yol olarak terkin, tapu iptali ve tescil, tapu iptali ve mera olarak sınırlandırma istenmesi üzerine yapılan muhakeme sonunda; davanın kabulüne dair verilen 14.12.2010 günlü hükmün Yargıtayca, duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili ve duruşmasız temyizi ihbar olunan Hazine vekili tarafından istenilmekle, tayin olunan 04.10.2011 günü için yapılan tebligat üzerine temyiz eden davalı asil ... ve Hazine vekili Av.... ile karşı taraftan davacı Köy vekili Av.... ile müdahil ... vekili ... geldiler. Açık duruşmaya başlandı. Süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra gelenlerin sözlü açıklamaları dinlendi, duruşmanın bittiği bildirildi. İş karara bırakıldı. Bilahare dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı köy tüzel kişiliği 101 ada 235 sayılı parseli davalının Hazineden ihale ile satın almak suretiyle mülk edindiğini, ancak taşınmazın çap kaydı içerisinde çeşme-dere yatağı, hayvanların sulandığı suvat yeri, dinlendikleri eyrek yeri, kadim yollar bulunduğunu, mera ve otlak olarak kullanılan bir yer olduğunu, taşınmaza ait tapu kaydının iptali ile yolların terkinini, suvat ve eyrek yerlerinin köy adına tapuya tesciline, mera olan bölümün de bu niteliği ile özel siciline yazılmasına karar verilmesini istemiştir. Davalı, taşınmazı Hazinenin yaptığı ihale sonucu kendisinin satın aldığını, yol olduğu iddia edilen bölümlerin çap kaydında gösterilmediğini, mera niteliği taşımayıp ham toprak olduğunu, Türk Medeni Kanununu 1023. maddesi gereğince iyiniyetli bulunduğunu, açılan davanın reddini savunmuştur. Davaya ... ve ... müdahil olarak katılmış, davacı köyün talebine uygun hüküm kurulması isteminde bulunmuşlardır. Davanın ihbar edildiği Hazine, taşınmazın ham toprak niteliği taşıdığını, davanın reddi gerekeceğini belirtmiştir. Mahkemece dava kabul edilmiş, 101 ada 235 sayılı parselin tapu kaydının iptaline, bilirkişinin 17.05.2010 tarihli rapor ve krokisinde 32 ve 31 numaralı noktalar ile 19 numaralı nokta arasındaki tali kısım hariç olmak üzere krokide yol olarak gösterilen ve kadim yol olarak kullanıldığı saptanan alanların tapudan terkinine, yol olarak terkin edilen bölümler dışındaki alanın ise mera olduğu belirlendiğinden meralara ilişkin sicile bu vasfı ile yazılmasına karar verilmiştir. Hükmü, davalı ve davanın ihbar edildiği Hazine temyiz etmiştir. Burada öncelikle “yol” ve “mera” kavramları üzerinde durulması gerekmektedir. Yollar, paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle yada bilirkişi veya tanık sözleriyle ispatlanan taşınmaz bölümüdür. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16/b maddesi uyarınca yol, meydan, köprü gibi orta malı taşınmazların tescili gerekmez. Bunların haritasında gösterilmesiyle yetinilir. 4342 sayılı Mera Kanununu 3. maddesinde yapılan tanıma göre de, mera hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Görülüyor ki, bir arazi parçasının yasanın aradığı anlamda yol veya mera olarak kabulü ya bir tahsisin varlığına ya da o taşınmazın kadimden beri yol veya mera olarak kullanılması koşuluna bağlıdır. Yol ve mera kavramlarına ilişkin bu genel açıklamalardan sonra somut olaya gelince; Dosyada yer alan bilgi ve belgelerden 126.603 m2 yüzölçümündeki 101 ada 235 sayılı parselin kadastro çalışmaları sırasında “ham toprak” niteliğinde davanın ihbar edildiği Hazine adına 24.12.1999 tarihinde tescil edildiği, 26.12.2007 tarihindeki ihale sonucu davalının taşınmaza malik olduğu anlaşılmaktadır. Taşınmazın kadastro tutanağının edinme sebebi hanesinde ise kadastro işleminin 3402 sayılı Kadastro Kanununu 18. maddesine dayanılarak yapıldığı görülmektedir. Yerinde yapılan keşiflerde dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıklar çekişme konusu taşınmazı genel olarak köy boşluğu şeklinde nitelemişler, açıkça taşınmazın kadimden beri mera olarak kullanılmakta olduğunu bildirmemişlerdir. Esasen davacı köy tahsise değil kadim yararlanma hakkına dayanmıştır. Ziraat mühendisi bilirkişi ise taşınmazda eğimin % 5-25 arası farklılık gösterdiğini, üzerinde farklı diken çeşitleri, sığır kuyruğu, geven, ayrık, buğdaygil, baklagil bitkileri bulunduğunu, bu bitkiler mera bitkisi olsa da taşınmazın kadimden beri ne şekilde kullanılıyor ise nitelendirilmesinin de buna göre yapılması gerektiğini belirtmiştir. Bilirkişinin ortaya koyduğu bu bilgilere göre dava konusu taşınmazın ham toprak niteliği ile Hazine adına kayıt edilmesi 3402 sayılı Kadastro Kanununun 18.maddesinin amacına uygundur. Özetleyerek belirtmek gerekirse, taşınmaz mahkemenin kabul ettiğinin aksine mera değil ham toprak özellikleri göstermektedir. Dolayısıyla taşınmazın mera olduğunu kabule olanak yoktur. Davacı köyün kadim yol iddiası ile açtığı davaya gelince; Yukarıda vurgulandığı üzere, yollar paralı veya parasız kamunun yararlanmasına tahsis edilen veya kamunun kadimden beri yararlandığı belgelerle ya da bilirkişi veya tanık sözleriyle ispatlanan taşınmazlardır. Davacı köy, yola ilişkin davasını kadimlik iddiasına dayandırmıştır. Kelime anlamı olarak kadim sözcüğü öncesi bilinmeyen bir zamanı ifade eder. Davacının yol iddiasının da bu sözcüğe uygun bir şekilde araştırılması gerekir. Yola ilişkin dava bakımından mahkemece yapılması gereken iş, taşınmazın bulunduğu yöreye ait en eski memleket haritası ve hava fotoğraflarını ait olan yerlerden getirmek, bu şekilde dosyayı keşfe hazırlamak, yerinde yeniden keşif yapılarak hava fotoğraflarını mahalline uygulamak, kadimlik iddiası hakkında böylelikle bir kanaata vardıktan sonra sonucuna göre bir hüküm kurmak olmalıdır. Yola ilişkin davacı isteminin eksik inceleme ve araştırmayla hüküm altına alınması da açıklanan nedenlerle doğru görülmemiştir. Karar tüm bu nedenlerle bozulmalıdır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz olunan kararın BOZULMASINA, peşin yatırılan harcın istek halinde iadesine, 20.10.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.