Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/540 E. , 2024/1968 K. T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/540 Karar No:2024/1968 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Grubu Holding A.Ş.'nin (...) sahibi olduğu ... Gazete…
Danıştay 13. Daire Başkanlığı 2024/540 E. , 2024/1968 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No:2024/540 Karar No:2024/1968 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: ... Grubu Holding A.Ş.'nin (...) sahibi olduğu ... Gazetecilik ve Matbaacılık A.Ş.'nin (...) sermayesinin %77,67'sini temsil eden payların devralınması nedeniyle II-26.1 sayılı Pay Alım Teklifi Tebliği (Tebliğ) çerçevesinde ... pay alım teklifi yükümlülüğüne yönelik ... Medya Yatırımları Ticaret A.Ş.'nin (...) muafiyet talebinin kabulüne ilişkin ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının yargı kararıyla iptali üzerine, ...’in zorunlu pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğüne dair ... tarih ve ... sayılı Kurul kararının “16/08/2018 tarihi itibarıyla mevcut pay sahibi olan ve anılan tarihte sahip olunan paylardan, pay alım tarihi itibarıyla portföyünde bulunduran kısmın pay alım teklifinden yararlandırılmasına” ilişkin kısmının iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesi’nce verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; dava konusu kararla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi’nce iptal edilen muafiyet talebinin kabulüne dair işlemin tesis edildiği 16/08/2018 tarihinin "pay alım teklifinin yapıldığı tarih" olarak esas alınması suretiyle 16/08/2018 tarihi itibarıyla pay sahibi olan kişilerin pay alım teklif yükümlülüğünün yerine getirilmesinde esas alınmasına karar verildiği, 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olup iptal edilen işlem sonrasında paylarını elinden çıkaran pay sahipleri bakımından durumun "hukukî imkânsızlık" çerçevesinde değerlendirildiği, 16/08/2018 tarihi itibarıyla pay sahibi olan yatırımcıların, pay alım teklifi tarihi itibarıyla portföylerinde tutmaya devam ettikleri kısmın pay alım teklifine konu edilebilmesine karar verildiği, bu hâliyle, portföyde tutulan payların pay alım teklifine konu edilebileceği, payların kısmen ve/veya tamamen portföyden çıkarılmış olunması hâlinde ise pay alım teklifinden yararlanılamayacağının anlaşıldığı; Dava konusu Kurul kararının ilgili kısmında iki hususun düzenleme altına alındığı, bunlardan ilkinin pay alım teklifinden yararlanabilecek olan pay sahipliğinde esas alınacak tarihin 16/08/2018 olarak belirlenmesi, ikincisinin ise, 16/08/2018 tarihi itibarıyla sahip olunan payların pay alım tarihi itibarıyla portföyünde bulunduran kısmının pay alım teklifine konu edilebileceğinin olduğu, uyuşmazlığın çözümü için söz konusu iki hususun ayrı ayrı irdelenmesi gerektiği; ... tarafından davalı idareye yapılan 11/11/2021 tarihli başvuru ile gerçekleştirilecek pay alım teklifi yükümlülüğüne ilişkin pay alım teklifinin yürürlükteki mevzuat uyarınca, pay alım teklifinin doğduğu tarih olan 16/05/2018 tarihinde pay sahibi olan ve sahip olduğu bu payları portföyünde bulundurmaya devam eden yatırımcılarla sınırlı tutulmasının talep edildiği, dava konusu Kurul kararıyla ...’in talebinin kabul edilmediği, 16/08/2018 tarihi itibarıyla pay sahibi olan kişilerin, pay alım teklifi yükümlülüğünün yerine getirilmesinde esas alınmasına karar verildiği, pay sahipliği tarihinin 16/05/2018 tarihi olarak değil 16/08/2018 tarihi olarak belirlenmesinin yatırımcıların aleyhine bir durum oluşturmadığı, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesinin değiştirilmeden önceki dönemde yönetim kontrolünü sağlayan ...'in payların veya oy haklarının iktisabını kamuya 16/05/2018 tarihinde açıkladığı, bu tarihten sonra pay alım teklifi beklentisi ile pay sahibi olan yatırımcılardan haklı beklentilerinin korunması gerekenlere pay alım teklifinin yapılmayacağının belli olduğu, pay alım teklifinden muafiyet talebinin kabul edildiği tarih olan 16/08/2018 tarihine kadar pay sahibi olan yatırımcılar olduğu, davalı idare tarafından da bu husus göz önüne alınarak 16/08/2018 tarihine kadar pay sahibi olan yatırımcıların haklı beklentilerinin korunduğu, ayrıca, dava konusu Kurul kararının, bir başka Kurul kararının yargı kararıyla iptaline karar verilmesi sonrasında yargı kararının uygulanması amacıyla tesis edildiği, idarî işlemin yargı kararıyla iptal edilmesi hâlinde, söz konusu yargı kararının, işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla işlemde bulunan sakatlıkları saptadığı ve idarî işlemi tesis edildiği andan başlayarak ortadan kaldırdığı, bu özelliği nedeniyle geriye yürüyen sonuçlar doğurduğu, iptal edilen işlem sonrasında pay alım teklifinden yararlanabilecek olanların da ancak iptal edilen kurul kararının tesis edildiği 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olan yatırımcılar olabileceği; Öte yandan, pay alım teklifi yükümlülüğünün amacının, şirketteki yönetim kontrolünün el değiştirmesi nedeniyle şirket ortaklarına portföylerinde bulunan paylarını satarak şirketten ayrılma hakkı tanımak olduğu, uyuşmazlıkta ...’in yönetim kontrolünü ele geçirdikten sonra ...'te kalmak istemeyen ortakların hisselerini borsada işlem gören fiyat üzerinden kendi özgür iradeleriyle ellerinden çıkarabilecekleri, yönetim kontrolünü ele geçiren ... ile pay alım teklifinden yararlanacak olan pay sahipleri arasındaki pay alım teklifi sürecinin ortaklar tarafından elde tutulan paylar yönünden işletilebileceği, şirket sermayesini temsil eden pay üzerinde mülkiyet hakkını ifade eden pay sahipliğinin pay alım teklifi tarihi itibarıyla mevcut olmaması hâlinde, olmayan paylar yönünden pay alım sürecinin işletilmesine olanak bulunmadığı, pay alım teklifinden yararlanılabilmesi için öncelikli ve temel olarak bir payın mevcudiyetinin zorunlu olduğu, 16/08/2018 tarihi itibarıyla pay sahibi olanların sonrasında portföylerindeki payların tamamının ve/veya bir kısmının elden çıkarılması hâlinde, elden çıkarılan kısmın pay alım teklifine konu edilmesinin fiilen ve hukuken mümkün olmadığı; Bu itibarla, yargı kararlarıyla iptaline karar verilmesi üzerine muafiyet tanınmasına dair Kurul kararının tesis edildiği tarihten itibaren ortadan kaldırıldığı, ilgililerin haklı beklentileri de korunarak iptal edilen karar sonrasında pay alım teklifinden yararlanabilecek olan payların, iptal kararının geriye yürüdüğü tarih olan 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olan yatırımcılar olarak belirlendiği, yine pay alım teklifinden yararlanılabilmesi için öncelikli ve temel olarak pay alım teklifi tarihi itibarıyla bir payın mevcudiyetinin gerekli olduğu, pay alım teklif tarihinden evvel herhangi bir sebep veya saikle portföyden çıkarılan payların pay alım teklifine konu edilmesine olanak bulunmadığı gibi fiilen de imkân dâhilinde olmadığı, dava konusu Kurul kararının davaya konu kısmında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nce; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, dava konusu işlemin hukukî dayanağının bulunmadığı, küçük yatırımcının zarara uğratıldığı, kanuna aykırı düzenleme yapıldığı, zorunlu pay alım teklifinin küçük yatırımcının korunması amacıyla getirildiği, borsadaki fiyatın payın gerçek değerini yansıtmadığı, ancak büyük yatırımcının gerçek değeri hesaplayabileceği, küçük yatırımcının büyük bir çoğunluğunun pay alımından yararlanamadığı, hukukî veya fiilî imkânsızlık durumunun söz konusu olmadığı, payları satmadığı, hâlâ elinde bulundurduğu, oğlunun namına tuttuğu, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka aykırı olduğu ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, dava konusu Kurul kararı ile temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : A. Maddi Olay ...'ın sahip olduğu ...'in sermayesinin %77,67'sini temsil eden 428.732.788,05-TL nominal değerli payların ... Medya'ya devri sonucunda anılan şirketin yönetim kontrolü ... Medya'ya geçmiş; bu kapsamda, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 26. maddesi uyarınca 16/05/2018 tarihi itibarıyla ... Medya'nın ...'in diğer ortaklarına ait payları satın almak üzere zorunlu pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğü doğmuştur. ... Medya tarafından davalı idareye yapılan 23/05/2018 tarihli başvuru ile, II-26.1 sayılı Tebliğ'in 18. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyet verilmesi talep edilmiştir. ... tarih ve ... sayılı Kurul kararıyla, ... Medya'nın ... tarihinde ... sayılı ile Kurul kaydına alınan 14/08/2018 tarihli yazısında taahhüt edildiği üzere ...'e 2018 yılı sonuna kadar gruplarınca 40.000.000,00-TL sermaye konulması şartıyla, söz konusu muafiyet talebinin olumlu karşılanmasına karar verilmiştir. Anılan Kurul kararına karşı birçok dava açılmış olup, ... İdare Mahkemesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla davanın reddine karar verilmiş, karara karşı yapılan istinaf başvurusu üzerine ... Bölge İdare Mahkemesi’nin ... İdari Dava Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılmasına, Kurul kararının muafiyete ilişkin kısmının iptaline karar verilmiştir. Anılan karara karşı yapılan temyiz başvurusu Dairemizin 06/10/2021 tarih ve E:2021/3822, K:2021/3196 sayılı kararıyla reddedilmiş ve iptal kararı kesinleşmiştir. Kurul tarafından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi’nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının uygulanması amacıyla, ... tarih ve ... sayılı kararıyla, ...’e zorunlu pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğü kapsamında Kurul’a başvurulması için süre verilmiştir. Anılan Kurul kararı kapsamında, ... tarafından Kurul’a başvurulmuş olup, bu başvuru kapsamında Kurul, uyuşmazlık konusu ... tarih ve ... kararıyla zorunlu pay alım teklifinde bulunma yükümlülüğüne ilişkin hususları karara bağlamıştır. Bunun üzerine, anılan Kurul kararının “16/08/2018 tarihi itibarıyla mevcut pay sahibi olan ve anılan tarihte sahip olunan paylardan, pay alım tarihi itibarıyla portföyünde bulunduran kısmın pay alım teklifinden yararlandırılmasına” ilişkin kısmının iptali istemiyle bakılan dava açılmıştır. B. İlgili Mevzuat Pay alım yükümlülüğünün doğduğu tarih itibarıyla 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 26. maddesinin 1. fıkrasında, “Halka açık ortaklıklarda yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisap edilmesi hâlinde diğer ortakların paylarını satın almak üzere teklif yapılması zorunludur. Pay alım teklifinde bulunulmasına ve pay alım teklifinde bulunma zorunluluğundan muafiyete ilişkin usul ve esaslar Kurulca belirlenir.” kuralı yer almıştır. Pay Alım Teklifi Tebliği’nin 5. maddesinin 1. fıkrasında, “(1) Herhangi bir kişi veya birlikte hareket ettiği kişiler tarafından, hedef ortaklığın sermayesini temsil eden paylarının kısmen veya tamamen iktisap edilmesi suretiyle yönetim kontrolünün elde edilmesi hâlinde, hedef ortaklığın sermayesini temsil eden diğer paylarını elinde bulunduran tüm pay sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde pay alım teklifi yapılması zorunludur. Pay alım teklifinde, hedef ortaklığın sermayesini temsil eden aynı gruba dahil tüm payları eşit işleme tabi tutulur.”; 11. maddesinin 1. fıkrasında, (1) Gönüllü olarak yapılan kısmi pay alım teklifi, blok veya münferit alımlar ya da diğer herhangi bir yöntemle, tek başına veya birlikte hareket ettikleri kişilerle beraber, doğrudan veya dolaylı olarak bir ortaklığın yönetim kontrolünü sağlayan paylarını veya oy haklarını iktisap edenler, diğer ortaklara ait payları satın almak üzere pay alım teklifinde bulunmak zorundadır.” kuralları yer almaktadır. C. Hukukî Değerlendirme Zorunlu pay alım teklifi, anonim şirket kontrolünün sermaye piyasası hukuku anlamında el değiştirmesi ve her hâlde sermaye piyasası mevzuatında kontrol değişikliği olarak öngörülen başkaca özellikli durumların gerçekleşmesi hâlinde, kontrolü ele geçiren yeni kişi veya kişilerin kontrolünün dışında kalan azınlık pay sahiplerine, onların paylarını satın almak üzere belli bir fiyattan teklifte bulunma zorunluluğunu ifade etmektedir. Zorunlu pay alım teklifi müessesesiyle, azınlıkta kalan pay sahiplerine ortaklığın değişen yönetim kontrolü sonrasındaki durumunu değerlendirerek ortaklıkta kalma veya çıkma imkânı verilmektedir. Böylece, ortaklıkta kalan pay sahipleri de paylarını kontrolü ele geçiren kişiye devreden pay sahipleri ile benzer koşul ve fiyatla paylarını devredebilme imkânına sahip olmaktadır. Pay alım teklifinde bulunma zorunluluğu temelde, azınlık pay sahiplerinin korunması ile kontrol priminin paylaşılması ve bu kapsamda pay sahipleri arasında eşitliğin sağlanmasını amaçlamaktadır. Ortaklıkta hâkimiyete sahip kişi ya da kişi grubunun değişmesi durumunda, azınlık pay sahiplerinin bu değişiklikten zarar görmemeleri için pay alım teklifinde bulunulması, azınlıktaki pay sahiplerine paylarının alınması ile ortaklıktan çıkma, yani kontrolü el değiştiren ortaklıkta kalıp kalmama tercihinde bulunma imkânı sunmaktadır. Pay alım teklifi zorunluluğunun bir başka gerekçesi olan kontrol priminin paylaşılması da esasen yine azınlık pay sahiplerini koruma amacına matuftur. Ortaklığın devrini sağlayan işleme konu hisseler için ortaklığın gerçek veya piyasa değerine nazaran ödenen yüksek fiyattan (kontrol priminden) sadece kontrol sahibinin değil, azınlık pay sahiplerinin yararlanması için, kontrolü devralan kişi veya kişilerin pay alım teklifinde bulunma zorunluluğuna tâbi olması ve teklif fiyatının kontrol primini kapsayacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Kontrol priminin bu şekilde paylaşılması gerekliliği, pay sahiplerinin eşitliği ilkesinin bir sonucudur. Zorunlu pay alım teklifinde bulunma zorunluluğunun amacı dikkate alındığında, bu yükümlülükten faydalanabilecek olan kişilerin, devralan yönetimden önce pay sahibi olmaları gerekmektedir. Bununla birlikte, 25/02/2020 tarih ve 31050 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7222 sayılı Kanun'un 27. maddesiyle, 6362 sayılı Kanun'un 26. maddesine eklenen “söz konusu payların veya oy haklarının iktisabının kamuya açıklandığı tarihte pay sahibi olan” ibaresi ile bu durum açıklığa kavuşturulmuştur. Ancak, Kanun ile yapılan bu düzenleme öncesinde Kurul, istikrarlı bir şekilde, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden yararlanacakların kapsamını belirlerken “pay alım teklifinin yapıldığı” anda pay sahibi olmayı esas almaktaydı. Bu durumda, devrin kamuya açıklanmasından sonra, yeni yönetimin farkında olan kişilerin de zorunlu pay alım yükümlülüğünden faydalanmasına yol açmaktaydı. Dosyanın incelenmesinden, ...’in sermayesini oluşturan payların %77,67’nin ... tarafından devralındığı, 16/05/2018 tarihinde kamuya duyurulduğu, ... tarafından, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden muaf tutulmak için Kurul’a başvuruda bulunulduğu, bu başvuru uyarınca Kurul’un ... tarih ve ... sayılı kararıyla yükümlülükten muafiyetine karar verildiği ancak bu Kurul kararına karşı birçok dava açıldığı ve açılan davalar sonucunda Kurul kararının iptal edildiği, iptal kararının uygulanması amacıyla Kurul tarafından dava konusu kararın verildiği anlaşılmaktadır. İdarî yargı merciilerinin iptal kararları, bir idarî işlemin hukuka uygun olup olmadığını denetleyen idarî yargı yerinin, işlemin geçerliğini etkileyen bir sakatlık tespit etmesi hâlinde, işlemin geriye yürür biçimde tesis edildiği tarih itibarıyla hukuk düzeninden kalkmasını sağlayan yargı kararlarıdır. Anayasa'nın 138. maddesinde belirtilen yargı kararlarının uygulanması zorunluluğunu, kararların hiç uygulanmaması hâline özgü olarak değerlendirmekten ziyade, kararların tam olarak yerine getirilmesini sağlamaya yönelik olarak değerlendirmek gerekir. Zira bir hukuk devletinde yargı kararlarının uygulanmamasından söz edilmesi mümkün olmadığı gibi, yargı kararlarının uygulanmasının zorunlu olduğunun belirtilmesine de gerek bulunmamaktadır. Bu nedenle, Anayasa hükmünde yer alan kararların "değiştirilemeyeceği" ifadesi, kararın şeklen değil içeriğine uygun olarak yerine getirilmesini, "geciktirilemeyeceği" yolundaki ifade ise, uygulamanın belirli bir süre içinde yapılması gerektiğini belirtme amacını taşımaktadır. Her türlü işlem ve eylemi yargı denetimine tâbi olan idarenin yargı kararlarına uyması ve bu kararların gereklerine göre işlem ya da eylemde bulunmak zorunda olması aynı zamanda Anayasa'nın 2. maddesinde kabul edilmiş olan "hukuk devleti" ilkesinin de bir gereği olup, idarenin yargı kararlarını aynen ve gecikmeksizin uygulamasının anayasal bir zorunluluk olduğu kuşkusuzdur. Aktarılan mevzuat uyarınca, idareler iptal kararının amaç ve kapsamına göre yeni bir işlem yapmak ve iptal edilen işlemden ... sonuçları ortadan kaldırmak ve önceki hukukî durumun geçerliliğini sağlamakla görevlidir. Bu nedenle, idarelerin, idarî yargı yerlerince verilen kararların uygulanıp uygulanmaması konusunda "takdir yetkisi"ne sahip olmadığı, bu kararların doğruluğunu tartışma ve buna göre uygulama yetkisinin bulunmadığı, idarelerin bu alandaki yetkilerinin "bağlı yetki" niteliğinde olduğu açıktır. Öğretide ve yargı içtihatlarında, idari yargı yerlerince verilen kararların infaz zorunluluğunun infazın imkân dâhilinde olması hâlinde söz konusu olacağı, kararın gereklerine göre işlem tesis edilmesi veya eylemde bulunulmasını imkânsız kılan bir engelin bulunması hâlinde idarenin işlem tesis etmemesinin veya eylemde bulunmamasının infaz etmeme olarak nitelendirilemeyeceği kabul edilmektedir. (Turgut Candan, Açıklamalı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 8. Baskı, Ankara, Yetkin Yayınları, 2020, s. 815) Elbette, kararının infazını engelleyecek nitelikte imkânsızlık hâlinin bulunup bulunmadığı idari yargı yerlerinin denetimindedir. Kurul tarafından ...’e tanınan muafiyetin iptaline karar verilmesi ardından yapılması gereken, muafiyetin kabul edildiği tarih olan 16/08/2018 tarihindeki hukukî durumun tesis edilmesidir. Bu tarihte, ...’in muafiyet talebi kabul edilmeseydi, anılan tarihten sonra fiili olarak zorunlu pay alım yükümlülüğü sürecinin işletileceği açıktır. Bu noktada, zorunlu pay alım yükümlülüğünden faydalanabileceklerin belirlenmesi önem arz etmektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, 6362 sayılı Kanun’un 26. maddesinde 25/02/2020 tarihinde yapılan değişiklik öncesinde, Kurul tarafından, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden yararlanacakların kapsamı belirlenirken “pay alım teklifinin yapıldığı” anda pay sahibi olunması esas alınmaktaydı. Bu nedenle, devrin kamuya duyurulmasından sonra zorunlu pay alım yükümlülüğünden faydalanılacağı beklentisinin korunması gerektiğinden zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden yararlanabilecekler belirlenirken, “pay alım teklifinin yapıldığı” an dikkate alınmalıdır. Bu aşamada, dava konusu Kurul kararı uyarınca, fiili olarak pay alım teklifinin yapıldığı tarih olan 10/02/2022 tarihinde, elinde payı olan herkesin zorunlu pay alım yükümlülüğünden faydalanabileceği düşünülebilir. Bu noktada haklı beklenti kavramının açıklanması gerekmektedir. Anayasa ve idare hukukunda haklı beklentinin korunması ilkesi, yürütme ve idarenin, kendilerinin neden oldukları beklentileri karşılamalarını gerektiren bir ilkedir. Haklı beklenti, idarenin ister bir taahhüt, isterse uzun süren bir uygulaması (long-stand practice) güvenerek olsun, bireylerin bir çıkarları ya da lehlerine olan bir sonuca ulaşabileceklerini ya da edinebileceklerini ümit etmelerini ifade etmektedir. Haklı beklenti, ancak yetkili İdare tarafından yaratılmışsa karşılanabilir. Mahkemeler, adalet ve hakkaniyetin aksine, ilgilinin layık olmadığı ve korunması yersiz olacak çıkarları haklı beklenti uğruna korumazlar (Yücel Oğurlu, İdare Hukukunda Kazanılmış Haklara Saygı ve Haklı Beklentiler Sorunu, 1. Baskı, Ankara, Seçkin Yayınları, 2003, s. 220, 254) 20/02/2020 tarihindeki mevzuat değişikliğine kadar Kurul’un zorunlu pay alım teklifinden faydalanabilecekler konusundaki istikrarlı uygulaması “fiili olarak pay alım teklifinin yapıldığı” tarihte pay sahibi olanların faydalanabilmesidir. Bu nedenle, 15/05/2018 tarihinden 16/08/2018 tarihine kadar pay satın alan kişilerinde, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden faydalanabilecekleri yönünde haklı beklentileri bulunmaktadır. Ancak, 18/08/2018 tarihindeki muafiyet kararı göz önüne alındığında, bu tarihten sonra pay alanların, zorunlu pay alım teklifinin uygulanacağından bahisle pay aldıkları kabul edilemez. Kurul kararının iptal edileceği ve iptal kararı sonrasında fiili olarak pay alım teklifinin yapılacağı tarihteki pay sahiplerinin çağrı yükümlülüğünden faydalanabileceği beklentisi, Kurul’un aldığı kararlar ve yapmış olduğu uygulamalarla yaratılmış bir beklenti değildir. Muafiyet tanınmasına yönelik idarî işlemin iptali hâlinde, iptal kararının nasıl uygulanacağı konusunda mevzuatta herhangi bir düzenleme bulunmadığı gibi, Kurul tarafından haklı beklenti oluşturabilecek bir uygulama ortaya koyulmuş değildir. Öte yandan, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden faydalanabileceklere ilişkin mevzuat değişikliğinin 25/02/2020 tarihinde yapıldığı, muafiyete yönelik işlemin ise 08/07/2021 tarihinde iptal edildiği dikkate alındığında, mevzuatta değişikliğin nasıl uygulanacağının da belli olmadığı dönemde ... payı alanların haklı bir beklentisinin bulunmadığı sonucuna varılmaktadır. 16/08/2018 tarihi itibarıyla pay sahibi olan kişilerin, fiili olarak zorunlu pay alım teklifinde bulunulduğu 10/02/2022 tarihinde, 16/08/2018 tarihindeki pay sayısınca yükümlülükten faydalanabileceği tartışmasızdır. 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olan kişilerden, 10/02/2022 tarihinde ... payına sahip olmayanlar yönünden iptal kararının etkisi tartışılmalıdır. 6362 sayılı Kanun'un 26. maddesinin birinci fıkrası uyarınca, halka açık ortaklıklarda, yönetim kontrolünü sağlayan payların veya oy haklarının iktisap edilmesi hâlinde, "diğer ortakların paylarını" satın almak üzere teklif yapılması zorunludur. Kanun'un söz konusu maddesinde, zorunlu pay alım teklifine konu menkul kıymetin "pay" olduğu açıkça belirtilmektedir. Bu itibarla; zorunlu pay alım teklifinin, "payları" konu aldığı, başka bir anlatımla, yönetim kontrolünün elde edilmesi hâlinde, alım teklifinin yöneleceği menkul kıymetin "pay", teklifin muhatabının ise "pay sahipleri" olarak düzenlendiği anlaşıldığından, zorunlu pay alım teklifinden yararlanabilmek için pay alım teklifi tarihi itibarıyla pay sahipliği sıfatının taşınması gerektiği tabiidir. 10/02/2022 tarihinde pay sahibi olmayan bir kişinin ...’e satabileceği bir “pay”a sahip olmadığı göz önüne alındığında, bu kişiler bakımından iptal kararının uygulanması imkânsızdır. Bununla birlikte, 16/08/2018 tarihinde sahip olduğu pay miktarıyla sınırlı olmak kaydıyla, daha sonraki süreçte payların bir kısmını veya tamamını satıp tekrar farklı miktarlarda pay satın alan kişiler yönünden iptal kararının uygulanmasında herhangi bir engel bulunmamaktadır. Bu açıklamalar çerçevesinde, uyuşmazlık konusu Kurul kararının dava konusu kısmı incelendiğinde, 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olanların haklı beklentisinin korunması amacıyla, zorunlu pay alım teklifi yükümlülüğünden yararlanabilecekler için 15/05/2018 tarihi değil, 16/08/2018 tarihinin belirlenmesi hukuka uygunsa da, pay alım tarihi itibarıyla malvarlığında bulundurmanın aranmasının, 16/08/2018 tarihinde pay sahibi olan bir kişinin zaman içinde payları satması, daha sonra pay satın alması ve 10/02/2022 tarihinde 18/08/2018 tarihindeki pay miktarını aşmayacak şekilde, zorunlu pay alımı teklif yükümlülüğü kapsamında ...’e satabileceği paylar olduğu ve davacının paylarını vekiline devrettiği ve vekilinden tekrar alabileceği de dikkate alındığında, iptal kararının uygulanmasının davacı bakımından imkânsız olmadığı anlaşıldığından, karar bu yönüyle hukuka aykırıdır. Belirtilen gerekçelerle, uyuşmazlık konusu Kurul kararının dava konusu kısmının iptaline karar verilmesi gerekirken, davanın reddine yönelik İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan Bölge İdare Mahkemesi kararının ONANMASINA, 3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına, 4. Posta giderleri avansından artan tutarın davacıya iadesine, 5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesi'ne gönderilmesine, 02/05/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.