Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/285 E. , 2024/5634 K. T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/285 Karar No : 2024/5634 DAVACILAR : 1-... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ...Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 3-... Başkanlığı-... İSTEMİN KONUSU : Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı parseli kapsayan alanın, Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi Projesi kapsamında …
Danıştay 6. Daire Başkanlığı 2024/285 E. , 2024/5634 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ALTINCI DAİRE Esas No : 2024/285 Karar No : 2024/5634 DAVACILAR : 1-... 2- ... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ... 2- ...Bakanlığı/ANKARA VEKİLİ : Hukuk Müşaviri ... 3-... Başkanlığı-... İSTEMİN KONUSU : Kayseri ili, Kocasinan ilçesi, ... Mahallesi, ... ada ... sayılı parseli kapsayan alanın, Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi Projesi kapsamında Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/12/2023 tarih 32397 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 11/12/2023 tarih ve 7925 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararının iptali istenilmektedir. DAVACININ İDDİALARI : 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunun 27. Maddesinde acele kamulaştırma yönteminin uygulanabileceği hallerin sayıldığı, dava konusu taşınmazın bu kapsamda değerlendirilemeyeceği, tarım arazilerinin acele kamulaştırılmasında kamu yararı bulunmadığı, bölgede yer alan jeotermal kaynakların tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi için yeterli olup olmadığının araştırılmadığı, sıcaklık değerleri bakımından Kayseri ilinin seracılık için uygun olmadığı, jeotermal kaynaktan çıkan sıcak suyun davacının parseline ulaştırılma imkanının bulunmadığı, mülkiyet hakkının ihlal edildiği ileri sürülerek dava konusu kamulaştırma kararının iptali istenilmektedir. DAVALILARIN SAVUNMALARI: Cumhurbaşkanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından, davanın süresinde açılmadığı, mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla kanunla sınırlanabileceği, kamu idarelerin tarafından yürütülen projeler arasında çok acele hayata geçirilmesi gerekenler için acele kamulaştırma yapılabileceği, Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgesinin başvurusu üzerine acele kamulaştırma kararının alındığı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu iddialarıyla davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından, kamu yararı gerekçesiyle mülkiyet hakkını müdahale edildiği, Kocasinan ilçesi, ... Mahallesi ... mevkiiinde 2 adet jeotermal kuyu bulunduğu, bu kuyuların hali hazırda kullanılmadığı, anılan kuyuların tarıma dayalı ihtisas organize sanayi bölgesi için kullanılacağı, böylece bölge ekonomisinin canlanacağı, dava konusu işlemin hukuka ve mevzuata uygun olduğu iddialarıyla davanın reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı görüldüğünden dava konusu işlemin iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. DANIŞTAY SAVCISI ...'IN DÜŞÜNCESİ : Dava, Kayseri İli, Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla ekli listede bulundukları yer ile ada ve parsel numaraları belirtilen taşınmazların Kayseri Yatırım İzleme ve Koordinasyon Başkanlığı tarafından 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesi uyarınca acele kamulaştırılmasına ilişkin 12/12/2023 günlü, 32397 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 11/12/2023 günlü, 7925 sayılı Cumhurbaşkanı kararının, Kocasinan İlçesi, ... Mahallesi, ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz yönünden iptali istemiyle açılmıştır. Davalı idarelerin süre itirazı yerinde görülmemiştir. Anayasa'nın 13. ve 35. madde hükümleri uyarınca mülkiyet hakkının kamu yararı amacıyla Anayasa'ya uygun olarak yasayla sınırlandırılması mümkün olup buna ilişkin düzenlemeler öncelikle kamu yararına dayanmalıdır. Ülkemizin taraf olduğu Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolüyle de mülkiyet hakkı bir insan hakkı olarak kabul edilmiş ve bu hakkın orantılılık ilkesi çerçevesinde kamu yararı gözetilerek sınırlandırılabileceği ifade edilmiştir. Buna göre, bir taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkının kamulaştırma yolu ile kaldırılması (mülkiyetin el değiştirmesi) kamu yararının karşılanması zorunluluğunun özel mülkiyet hakkının korunmasından üstün tutulması şartına bağlıdır. Bu çerçevede, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesi incelendiğinde, kamulaştırma işlemlerinde öngörülen yöntemlerin bir kısmının uygulanmayarak taşınmaza acele el konulabilmesi yolu istisnai olarak başvurulabilecek bir yöntem olarak düzenlendiğinden, madde hükmü ile üç durumda acele kamulaştırma yolu ile taşınmaza el konulmasına olanak tanınmıştır. Bu koşullardan ikisi Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya özel kanunlarda öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olması halleri şeklinde açıkça sayılmak suretiyle üstün kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasının gerçekleştirilmesi amacıyla acele kamulaştırma yoluna gidilebileceği belirtilmiştir. Bu kapsamda üçüncü koşul olan aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilebilmesi için de kamu yararı ve kamu düzenine ilişkin olma halinin maddede yer alan diğer iki koşula paralel nitelik taşıması gerekmektedir. Dosyanın incelenmesinden, uyuşmazlığa konu taşınmazın, 30/06/2022 tarihinde yer seçimi kesinleştirilen Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi (TDİOSB) sınırları içerisinde kaldığı, mutlak tarım arazisi niteliğindeki taşınmazın Büyük ova sınırlarında yer aldığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının web sitesinin incelenmesinden, alanın; Yozgat-Sivas-Kayseri Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planında (ÇDP) genel arazi kullanım kararları itibariyle “Tarım Arazisi”, “Çayır- Mera Alanı”, “Sulama Alanı” olarak tanımlanan alan içerisinde ve Yamula-Elmalı Büyükova sınırları içerisinde kaldığı, Kayseri Valiliği, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünce “proje alanında yer alan mera vasıflı taşınmazların mera vasfından çıkartılarak Maliye Hazinesi adına "ham toprak" olarak tescillendiği, Yamula-Elmalı ovası büyük ova koruma alanı sınırları içerisinde kalan ve (Kayseri Valiliği ) İl Tarım ve Orman Müdürlüğü tarafından mutlak tarım arazisi olarak sınıflandırılan alandaki Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi talebinin; alternatif alan olmadığı ve alanın tarımsal bütünlük içerisinde kalmadığı gerekçesiyle, Kayseri İl Toprak Koruma Kurulunca uygun görülerek, Tarım ve Orman Bakanlığının (Tarım Reformu Genel Müdürlüğü) 21/12/2022 günlü, 8000443 sayılı oluru ile kamu yararı kararının ve talep edilen amaç doğrultusundaki kullanım izninin verildiği, yaklaşık 121 hektarlık alana ilişkin "Organize Sanayi Bölgesi" amaçlı Çevre Düzeni Planı değişikliğinin 01/03/2013 tarihinde onaylandığı, OSB'nin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin devam ettirilebilmesi için TDİOSB yeri olarak kesinleştirilen alan içerisinde kalan 574.581,35 m2 yüzölçümüne sahip 33 adet özel mülkiyete ait taşınmaz hakkında 26/05/2023 tarihli ve 08/11/2023 tarihli makam olurları ile kamu yararı kararı alındığı, bölgenin genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar ve parselasyon planlarının onaylanarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi için kamulaştırma işlemlerinin bir an evvel tamamlanması amacıyla dava konusu acele kamulaştırma kararının alındığı anlaşılmaktadır. Olayda, jeotermal kaynaklı sera projesinin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi nedeninin tek başına alanda yer alan taşınmazların acele kamulaştırılması için yeterli olmadığı, 2942 sayılı Yasanın 27. maddesinin uygulanabilmesi için acele kamulaştırmanın koşullarının gerçekleşmiş olduğunun açıkça ortaya konulmasının gerekmesine karşın, acele kamulaştırma prosedürünün uygulanmasını gerektiren nedenlerin somut olarak ortaya konulmadığı, acelelik halinin, kamu yararının ve kamu düzeninin korunmasını gerektiren hallerin açıklanmadığı anlaşılmakla, dava konusu Cumhurbaşkanı kararında 2942 sayılı Yasa'nın 27. maddesinin amacına, uygulanma koşullarına ve hukuka uyarlık görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, dava konusu Cumhurbaşkanı kararının uyuşmazlığa konu taşınmaza ilişkin olarak iptaline karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Altıncı Dairesince, Tetkik Hakiminin açıklamaları dinlendikten ve 2577 sayılı Yasanın 20/A maddesi uyarınca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE: MADDİ OLAY: Dosyanın incelenmesinden, Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi yer seçimi komisyon raporunun kamu kurum ve kuruluşlarının uygun görüşüyle 30/06/2022 tarihinde onaylandığı, ... tarih ve ... sayılı Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesi Müteşbbis Heyeti kararıyla özel mülkiyette bulunan taşınmazlara yönelik kamu yararı alınması için Tarım ve Orman Bakanlığına başvuru yapılmasına karar verildiği, Tarım ve Orman Bakanlığı Tarım Reformu Genel Müdürlüğünün 26/05/2023 tarih ve 9974565 sayılı kararıyla kamu yararı kararı alındığı, akabinde genel yerleşim ve üst yapı modül projeleri ile imar planları ve parselasyon işleminin yapılarak alt yapı inşaatlarına başlanabilmesi ve bölgenin kuruluşu ile ilgili iş ve işlemlerin bir an önce tamamlanarak faaliyete geçirilebilmesi amacıyla alınan dava konusu taşınmazın da içinde yer aldığı taşınmazların 2942 sayılı Kanun'un 27. Maddesi gereğince acele kamulaştırılmasına dair 12/12/2023 tarih ve 32397 sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmıştır. İLGİLİ MEVZUAT: Anayasanın 35. maddesinde: "Herkes, mülkiyet ve miras haklarına sahiptir. Bu haklar, ancak kamu yararı amacıyla, kanunla sınırlanabilir. Mülkiyet hakkının kullanılması toplum yararına aykırı olamaz." hükmü yer almaktadır. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Ek 1 Nolu Protokolünün "Mülkiyetin korunması" başlıklı 1. maddesinde: "Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir. Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez." hükmüne yer verilmiştir. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 3. maddesinin 1. fıkrasında; idarelerin kanunlarla yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini ödemek suretiyle kamulaştırma yapabilecekleri düzenlenmiş; aynı Kanun'un 6. maddesinin son fıkrasında da, onaylı imar planına veya ilgili bakanlıklarca onaylı özel plan ve projesine göre yapılacak hizmetler için kamu yararı kararı alınmasına gerek olmaksızın yetkili icra organınca kamulaştırma işlemine başlanıldığını gösteren bir kararın alınması yeterli görülmüştür. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanununun 27. maddesinde; 3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacına veya aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde veya özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda gerekli olan taşınmaz malların kamulaştırılmasında kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere ilgili idarenin istemi ile mahkemece yedi gün içinde o taşınmaz malın 10. madde esasları dairesinde ve 15. madde uyarınca seçilecek bilirkişilerce tespit edilecek değeri, idare tarafından mal sahibi adına 10. maddeye göre yapılacak davetiye ve ilanda belirtilen bankaya yatırılarak o taşınmaz mala el konulabileceği, bu Kanunun 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde yapılacak kamulaştırmalarda yatırılacak miktar, ödenecek ilk taksit bedeli olduğu düzenlenmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Davanın süresinde açılmadığı iddiası bakımından; Uyuşmazlıkta, 12/12/2023 tarih 32397 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren dava konusu işlemin iptali istemiyle, 30 günlük yasal süre içerisinde, 11/01/2024 tarihinde bakılmakta olan davanın açıldığı; dolayısıyla süre aşımı bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Esas Yönünden: Mülkiyet hakkı, gerek Anayasa gerek uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan temel insan hakları arasında olup; bu düzenlemeler uyarınca ancak kanuna ve kamu yararına dayalı olarak kısıtlanabilmesi mümkündür. Mer'i mevzuatımızda, mülkiyet hakkına yönelik müdahalelere yer verilen temel nitelikteki düzenlemelerden biri de, 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'dur. 2942 sayılı Kanun'a göre idarelerin, kanunlarla ve Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapmak yükümlülüğünde bulundukları kamu hizmetlerinin veya teşebbüslerinin yürütülmesi için gerekli olan taşınmaz malları, kaynakları ve irtifak haklarını; bedellerini nakden ve peşin olarak veya Kanun'un 3. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen hallerde, eşit taksitlerle ödemek suretiyle kamulaştırabilmeleri mümkündür. Anılan Kanun'da, kamulaştırma işlemleri açısından olağan ve acele kamulaştırma olmak üzere iki ayrı usul düzenlenmiştir. Olağan kamulaştırma sürecinde; kamu yararının gerektirdiği hallerde gerçek ve özel hukuk tüzelkişilerinin mülkiyetinde bulunan taşınmaz mallar kamulaştırılırken, öncelikle yeterli ödenek ayrıldıktan sonra, Kanun'un 5. ve 6. maddelerinde belirlenen mercilerce kamu yararı kararı alınır. Kamulaştırmayı gerçekleştirecek idarece, sırasıyla, aynı Kanun'un 7. maddesinde ayrıntısı belirlendiği üzere taşınmaza ilişkin ölçekli plan yapılır, taşınmazın maliki belirlenir, vergi beyan ve değeri tespit edilir ve tapuya kamulaştırma şerhi verilmesinin ardından Kanun'un 8. maddesine göre idarenin satın alma usulünü, karşılıklı anlaşmaya dayalı olarak denemesi gerekir. Bu yolla anlaşmaya varılamaması halinde, Kanun'un 10. maddesine göre idarenin ilgili belgelerle birlikte taşınmazın bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde kamulaştırma bedelinin tespiti ve taşınmazın idare adına tescilini sağlamak amacıyla dava açması gerekir ve ancak mahkemece tescil kararı verildikten sonra idare, kamulaştırmaya konu taşınmaz üzerinde tasarruf edebilir hale gelir. Olağan kamulaştırma usulünde, asliye hukuk mahkemesi, idare adına tescil hükmü kurmadığı sürece, idarenin taşınmaza el atma ve taşınmaz üzerinde tasarrufta bulunma yetkisi bulunmamaktadır. Acele kamulaştırma usulü ise, 2942 sayılı Kanun'un 27. maddesinde belirlenen “3634 sayılı Milli Müdafaa Mükellefiyeti Kanununun uygulanmasında yurt savunması ihtiyacında” veya “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar alınacak hallerde” veya “özel kanunlarla öngörülen olağanüstü durumlarda” başvurulabilen, olağan kamulaştırma usulünden farklı olarak, idareye kamulaştırma işlemlerine ilişkin prosedürün sonuçlanmasını beklemeden, kıymet takdiri dışındaki işlemler sonradan tamamlanmak üzere, ilgili idarenin istemi ile mahkemece, yedi gün içinde o taşınmaz malın Kanun'da belirtilen usule göre bilirkişilerce tespit edilecek değerinin, idare tarafından mal sahibi adına bankaya yatırılması şartıyla, o taşınmaz mala el koyma imkanı tanıyan ayrı bir usul olarak öngörülmüştür. Anılan Kanun'un 27. maddesinde, acele kamulaştırma işleminin dayandırılacağı üç sebep unsurundan, “aceleliğine Cumhurbaşkanınca karar verilen haller” bakımından, Kanun'da açık bir acelelik haline yer verilmediğinden, maddede öngörülen diğer iki koşuldan bağımsız şekilde, işlem tesisine dayanak olan acelelik halinin ve olağan kamulaştırma usulünden ayrılmasını gerektiren nedenlerin, kamu yararı ile özel mülkiyet hakkı arasındaki denge gözetilerek gerçekleşip gerçekleşmediğinin her somut olayda, projenin ve hizmetin niteliği, mahalli veya ulusal ihtiyacın ivedilikle karşılanması gerekliliği gibi hususlar da göz önünde bulundurularak yargı yerince değerlendirilmesi gerekmektedir. Acele kamulaştırma istisnai bir yöntem olduğundan, olağan kamulaştırma gerekçeleri dışında aceleliğin varlığına dair şartlarının ortaya konulması gerekmektedir. Acelelik koşulunun kamu düzenine ilişkin olması gerektiği ve kamu yararının ise, olağan kamulaştırma usulü ile sağlanması amaçlanan kamu yararından farklı olarak, acele kamulaştırma yapılmasını gerektiren, aceleliği zorunlu kılan bir yarar olduğu açıktır. Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinden, Kocasinan ilçesi Elmalı Mahallesi Akçaağıl mevkii, sırasıyla 84 °C ve 80 °C sıcaklık, 45 lt/sn ve 60 lt/sn debisinde jeotermal kuyular bulunduğu; bu kuyuların, bölgede kurulması planlanan Kayseri-Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas (Jeotermal Kaynaklı Sera) Organize Sanayi Bölgesinde kullanılarak yılın 11 ayı boyunca ortalama 35.000 ton tarımsal üretim gerçekleştirilmesinin hedeflendiği, böylelikle tarımsal üretimde verimlilik ile istihdamın artırılması, jeotermal kaynakların etkin biçimde değerlendirilmesi ve bölgesel ekonomik kalkınmaya katkı sağlanmasının amaçlandığı görülmektedir. Bu bakımdan, jeotermal kaynakların etkin değerlendirilmesi neticesinde tarımsal üretimin sürdürülebilir biçimde artırılması, bölgesel ekonomik kalkınmanın hızlandırılması ve istihdamın genişletilmesi hususlarında somut kazanımlar elde edilebileceği bu durumun da kamu yararına uygun olacağı sonucuna varılmıştır. 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu’nun 27. maddesinde düzenlenen acele kamulaştırma yolu, kamu yararına ek olarak “acelelik” halinin varlığı hâlinde uygulanabilir. Olağan kamulaştırma yöntemi uygulanması halinde kamulaştırma süreci uzarayarak jeotermal kaynakların süratle ve verimli şekilde kullanılamamasına, tarımsal üretimde beklenen katma değerin düşmesine ve yatırımın gecikmesine yol açılacak; bu durum hem ilgili kurumlar hem de bölgede oluşturulacak istihdam ve üretim kapasitesinden yararlanacak yerel halk ile ülke ekonomisi bakımından kayıplara sebep olacaktır. Dolayısıyla kamu yararının gecikmeksizin temini; tarımsal verimliliğin artırılması, jeotermal kaynakların atıl kalmasının önlenmesi, bölgesel kalkınmanın hızlandırılması ve istihdam olanaklarının yaratılması amaçlarının 2942 sayılı Kanun’un 27. maddesi çerçevesinde acele kamulaştırmayı gerektiren “acelelik” unsurunu doğurduğu kanaatine varılmıştır. Bu yönüyle dava konusu taşınmazların ivedilikle ediniminin sağlanması, projenin hayata geçirilmesi açısından zorunlu nitelik taşıdığından 2942 sayılı Kanunun 27. maddesinin uygulanabilmesi için gerekli olan acelecilik durumunun ve bu yönteme başvurulması ile amaçlanan kamu yararının bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. DAVANIN REDDİNE, 2. Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ...-TL yargılama giderinin davacılar üzerinde bırakılmasına, 3.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca ...-TL vekâlet ücretinin davacılardan alınarak davalı idarelere verilmesine, 4. Posta gideri avansından artan tutarın kararın kesinleşmesinden sonra davacılara iadesine, 5.2577 Sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 20/A-2-(g) maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 21/10/2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.