Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir.
Başvuru, tutuklama tedbirinin hukuka aykırı olması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddiasına ilişkindir. Başvuru 13/4/2018 tarihinde yapılmıştır. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına (Bakanlık) gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir. Başvurucu Bakanlık görüşüne karşı beyanda bulunmamıştır. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ve Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) aracılığıyla erişilen bilgi ve belgeler çerçevesinde ilgili olaylar özetle şöyledir: Başvurucu 1993 doğumlu olup olay tarihinde İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümünde öğrencidir. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca (Başsavcılık) başvurucunun da aralarında yer aldığı şüpheliler hakkında Devrimci Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (DHKP-C) silahlı terör örgütüne üye olma suçundan soruşturma başlatılmıştır. Anılan soruşturma kapsamında Başsavcılık tarafından İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğinden başvurucunun konutunda yetmiş iki saat süreyle geçerli olmak üzere arama ve elkoyma kararı verilmesi talebinde bulunulmuştur. Hâkimliğin 18/12/2017 tarihli kararıyla söz konusu talep kabul edilmiştir. Başvurucunun evinde 20/12/2017 tarihinde kolluk görevlileri tarafından arama yapılmış ve arama sonunda bir kısım yayına ve bir adet CD'ye el konulmuştur. Başvurucunun adresinde bulunamaması ve yapılan tüm aramalara rağmen kendisine ulaşılamaması nedeniyle savunmasının alınması amacıyla İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğince 27/12/2017 tarihinde başvurucu hakkında yakalama emri çıkartılmıştır. Başvurucu, hakkında başlatılan soruşturmayı öğrendiğini belirterek ifade vermek üzere kendiliğinden 5/1/2018 tarihinde Başsavcılığa müracaat etmiş ve aynı tarihte başvurucunun ifadesi alınmıştır. Başvurucunun ifade alma işlemi sırasında müdafileri de hazır bulunmuştur. Başvurucunun ifadesi şu şekildedir:"12 Mart 2014 tarihinde, Gezi Parkı eylemleri sırasında yaralandıktan sonra bir süre hastanede geçirdikten sonra vefat eden Berkin Elvan isimli şahsın cenaze merasimine katıldım. Bu cenaze merasimine yaklaşık 2 Milyon kişi katılmıştı. Cenaze merasimi sırasında çeşitli sloganlar attım, ancak hatırlamıyorum, ancak yasa dışı slogan atmadım, çünkü ben yasa dışı bir kişi değilim, cenaze merasimi sırasında bana göstermiş olduğunuz fotoğraftaki sakallı şahıs ben değilim, bu sebeple kolluk kuvvetlerinin tuttuğu tutanağa göre 'Devrimci Yol ve Devrimci Gençlik' ve 'Berkinin hesabı sorulacak' şeklindeki pankartları taşımadım, bunların dışında herhangi bir pankart taşımadım, gösteri sırasında herhangi bir yere taş atmadım, kolluk kuvvetlerine saldırmadım, 20/12/2017 tarihinde evimde yapılan aramada '12 Eylül Adaleti, Geleceği Kazanacağız, Taksim Eksenli Direnişin Ekonomi Politiği, Dev Genç Savunması, Devrimci Yol, THKP-C ve Devrimci Yol'dan Bu güne Bu Tarih Bizim Devrim, Parasız Eşit Özgür, Demokratik Üniversite için Öğrenci Faaliyetleri, KHK'ya ihraçlara, Başkanlığa Hayır, Geceyi Kuşatarak Devleşiyor Rüyalarımız, Düşmanların Parçalarken Kanlı Bedenini, Senin Göz Bebeklerin Güneşteydi ve Giderken Bize Miras Bıraktığın O Küçük Çocuk Büyüdü Artık, Günü Geldi Şimdi Marşlar Göğüs Kafesimizi Yırtıp Çıkıyor Alanlara, Yolculuk' isimli dergi kitap ve dergi sayfaları benim evimde bulunmuş, ben bunları kabul ediyorum, ancak ben kendimi Demokrat bir insan olarak tanımlıyorum, insan haklarına ve demokrasiye ilişkin bazı hassasiyetler taşıdığımdan ötürü bu tür dergileri okudum ve evimde bulundurdum, ben kesinlikle DHKP-C terör örgütü üyesi değilim, buna dair suçlamayı kabul etmiyorum." Başsavcılık, silahlı terör örgütü (DHKP-C) üyesi olma suçundan tutuklanması istemiyle başvurucuyu aynı gün İstanbul Sulh Ceza Hâkimliğine sevk etmiştir. Tutuklama talep yazısı şöyledir:"...Dosya içerisinde bulunan araştırma tutanağı, savcı görüşme, yakalama, üst arama ve muhafaza altına alma tutanağı, evde ele geçirilen örgütsel dokümanlar, fotoğraf tutanağı, şüphelinin savunma tutanakları ve diğer muameleli evraklar birlikte değerlendirildiğinde;Şüphelinin üzerine atılı suçları işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunduğu, şüpheliye isnat edilen suçların 5271 sayılı CMK’nın [Ceza Muhakemesi Kanunu] 100/3 maddesinde sayılan katalog suçlardan olması sebebiyle somut olayda bir tutuklama nedeninin de bulunduğu, şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, işleniş şekli, suçun kanunda öngörülen cezasının alt ve üst sınırı dikkate alındığında tutuklama tedbirinin ölçülülük sınırları içerisinde kaldığı ve yukarıdaki gerekçelerle 5271 sayılı CMK'nın maddesinde yazılı adli kontrol tedbirlerinin somut olayda yetersiz kalacağı anlaşılmakla şüphelinin 5271 sayılı CMK’nın vd. maddeleri uyarınca tutuklanmasına ...[karar verilmesi talep olunur.]" Başsavcılığın talep yazısının içeriği ve başvurucuya yönelik suçlama, sorgu işlemi öncesinde İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği tarafından başvurucuya anlatılmıştır. Bu sırada başvurucunun müdafileri de hazır bulunmuştur. Hâkimlik, sorgu sonucunda başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma suçundan tutuklanmasına karar vermiştir. Kararın ilgili kısmı şöyledir:"...şüphelinin başkaca şüpheliler ile birlikte Berkin Elvan'ın cenaze töreninden sonra yapılan eylem ve gösterilere katılarak 'Berkin Elvan'ın hesabı mahşere kalmayacak, hesabını soracağız Halk Cephesi' yazılı pankartı açan grup ile birlikte hareket ederek slogan attıklarının tespit edildiği, şüphelinin evinde yapılan aramada bir kısmının toplatılmasına ve el konulmasına karar verilmiş çok sayıda örgütsel nitelikteki kitap, dergi ve dökümanın ele geçirildiği buna göre, atılı suçun niteliği, mevcut delil durumu, kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin varlığı, atılı suçun yasada öngörülen cezasının üst sınırı, atılı suçun katalog suçlardan olması nazara alınarak, şüphelinin atılı suçu işlediği hususunda kuvvetli suç şüphesinin oluştuğu, bu aşamada adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının yetersiz kalacağı anlaşıldığından CMK'nun 100 ve devamı maddeleri uyarınca şüphelinin tutuklanmasına ... [karar verildi.]" Başvurucu tutuklama kararına itiraz etmiş, İstanbul Sulh Ceza Hâkimliği 24/1/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar vermiştir. Kararın gerekçesinin ilgili kısmı şöyledir:"...şüphelinin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, şüphelinin ikametinde ele geçen örgütsel dökümanlar ve Berkin Elvan'ın cenaze töreninde slogan ve pankart açtığına ilişkin tespitlere göre kuvvetli suç şüphesi bulunduğu, atılı suçun CMK 100/ Maddesinde sayılan tutuklama nedenlerinin var sayıldığı katalog suçlardan olması, ön görülen ceza miktarı ve tutuklulukta geçen süre nazara alındığında tutukluluğun devamının ölçülü olduğu, tutukluluk halinin sonlandırılmasını gerektirecek nitelikte yeni bir delilin bulunmadığı, tutuklama nedenlerinin ortadan kalkmadığı anlaşıldığından İstanbul Sulh Ceza Hakimliğinin tutuklama kararına yapılan itirazın reddine, şüphelinin tutukluluk halinin devamına ... [karar verildi.]" Başsavcılık 5/2/2018 tarihli iddianamesiyle başvurucu ve on bir şüpheli hakkında silahlı terör örgütü üyesi olma suçundan cezalandırılmaları istemiyle aynı yer ağır ceza mahkemesinde dava açmıştır. DHKP-C silahlı terör örgütüne ilişkin genel açıklamaların da yer aldığı iddianamede ilk olarak DHKP-C'nin hangi amaç ve saikle kurulduğuna, hangi alanlarda faaliyet gösterdiğine, hiyerarşik yapısına, hukuka aykırı hangi tür eylemlerde bulunduğuna ve başvurucunun eylemlerine değinilmiştir. Ayrıca tutuklamaya esas alınmayan eylemler nedeniyle başvurucunun da aralarında bulunduğu bir kısım şüpheliye isnat edilen 6/10/1983 tarihli ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'na muhalefet etme suçu da iddianameye konu edilmiştir. Bu bağlamda iddianamede başvurucuya yöneltilen suçlamaya konu edilen ve örgüt bağlantısına delil olarak gösterilen olgular şöyle özetlenebilir: i. [İstanbul'daki Gezi Parkı olaylarında yaralanıp sonrasında hayatını kaybeden] Berkin Elvan'ın 12/3/2014 tarihinde gerçekleştirilen cenaze töreni esnasında ve sonrasında yaşanan olaylarla ilgili kayıt altına alınan görüntülere ilişkin yapılan tespitte protesto eylemi yapan grubun içinde yer alıp onlarla birlikte hareket ettiği, anılan grubun ellerinde "Devrimci Yol" ve "Devrimci Gençlik" yazan flamalar ve "Berkinin Hesabı Sorulacak" yazılı pankart taşıdıklarının belirlendiği iddia edilmiştir.ii. Başvurucunun ikametgâhında yapılan aramada 12 Eylül Adaleti ibareli bir adet CD, Erzurum 1 No.lu Hâkimliğinin 21/5/2013 tarihli kararı ile toplatılmasına, dağıtım ve satışının yasaklanmasına karar verilen bir adet "Devrimci Yol Bitmeyen Sevdamız" isimli kitap, Erzurum 1 No.lu Hâkimliğinin 2013/295 İş sayılı kararı ile toplatılmasına, dağıtım ve satışının yasaklanmasına karar verilen bir adet "THKP-C ve Devrimci Yoldan Bugüne, Bu Tarih Bizim Devrim" isimli kitap, bir adet "Geleceği Kazanacağız Gençlik Mücadelesi Üzerine Tartışma Notları" isimli kitap, bir adet "Taksim Eksenli Direnişin Ekonomi Politiği- Devrimci Hareket" isimli kitap, bir adet "1960’lardan 1980’lere Gençlik ve Mücadelesi, Dev-Genç Savunması" isimlikitap, 2017 tarihli bir adet "Parasız, Eşit Özgür, Demokratik Üniversite İçin Öğrenci Faaliyetleri KHK’ya İhraçlara Başkanlığa Hayır" isimli dergi, 26/9/2017 tarihli yirmi adet "Yolculuk, Gerçeğin Devrimci Sesi" isimli gazete, "Geceyi Kuşatarak Devleşiyor Rüyalarımız- Düşmanların Parçalarken Kanlı Bedenini Senin Gözbebeklerin Güneşteydi ve Giderken Bize Miras Bıraktığın O Küçük Çocuk Büyüdü Artık- Günü Geldi Şimdi Marşlar Göğüs Kafesimizi Yırtıp Çıkıyor Alanlara" yazılarının yer aldığı, elinde bulunan silahı havaya kaldırmış insan resmi ve arkalarında insan silüetlerinin olduğu "Devrimci Hareket" başlığını taşıyan arkalı önlü bir adet dergi sayfasının bulunduğu ve ele geçirilen bu yayınların suç unsuru içerdiği iddia edilmiştir. iii. Emniyet kayıtları tetkik edildiğinde 11/6/2013 tarihinde Taksim Gezi Parkı (İstanbul) ile ilgili düzenlenen gösterilere katılarak güvenlik güçlerine ve çevreye saldırıda bulunan yetmiş iki kişiyle birlikte yakalanıp sevk edildiği İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığında yürütülen soruşturma kapsamında serbest bırakıldığına, ayrıca 5/12/2018 tarihinde Bahçelievler'de (İstanbul) iki arkadaşı ile birlikte sprey boya, "Liseli Dev Genç" ve "Liseli Öğrenci Birliği" imzalı bildiriler ile yakalanıp Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturmada serbest bırakıldığına ilişkin bilgilerin bulunduğunun tespit edildiği belirtilmiştir. Başvurucuya isnat edilen suça dayanak olan olgulara ilişkin hukuki değerlendirmeler iddianamede şöyle ifade edilmiştir:"Tahkikat sonucunda; şüphelilerin alınan ifadeleri, evrak içinde bulunan fotoğraflar, düzenlenen tutanaklar ve soruşturma evrakının incelenmesinde şüphelilerden A., Berkay ve A.O.nun DHKP/C terör örgütünün yönlendirmesi ve direktifleri altında gruplar halinde ve farklı yerlerde halkı kışkırtmak ve toplumsal bir algı oluşturmak amacıyla eylem düzenledikleri, terör örgütünün yaşam ve düşünce tarzını tam bir bağlılıkla benimsedikleri, terör örgütünün direktifleri ve fikirleri doğrultusunda eylemlerde bulunarak örgüt hiyerarşisine tabi oldukları, atılı silahlı terör örgütüne üye olma suçunu yukarıda anlatıldığı şekilde işledikleri;Bunun yanında tüm şüphelilerin fikir ve eylem birliği içinde 2911 sayılı yasa anlamında terör örgütüne ait renk, flama ve pankartları açmak suretiyle kanuna aykırı gösteri düzenledikleri, olay mahalline gelen kolluk görevlileri eylemlerinin yasal olmadığını, dağılmaları gerektiğini belirtmelerine rağmen, şüphelilerin kolluk görevlilerinin uyarılarını dikkate almadıkları, eylemlerini sürdürdükleri, kolluk görevlilerinin yeniden şüphelileri eylemlerini sonlandırmaları konusunda uyardıkları, şüphelilerin eylemlerinisürdürmek için kolluk görevlilerine direndikleri, kolluk görevlilerinin bunun üzerine güç kullanarak şüphelilerin eylemlerini sonlandırmalarını sağladıkları yönünde kamu davası açmayı gerektirir yeterli delil elde edildiği..." İddianame İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince (Mahkeme) 21/2/2018 tarihinde kabul edilerek E.2018/35 sayılı dosya üzerinden kovuşturma aşaması başlamıştır. Mahkeme 20/3/2018 tarihinde yaptığı tutukluluk incelemesi neticesinde başvurucunun tutukluluk hâlinin devamına karar vermiştir. Başvurucu anılan karara itiraz etmiş, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesince 10/4/2018 tarihinde itirazın kesin olarak reddine karar verilmiştir.Başvurucu 13/4/2018 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. Mahkeme 18/4/2018 tarihinde yapılan duruşmada başvurucunun savunmasını almıştır. Başvurucunun savunmasının ilgili bölümü şöyledir:"...ben, Berkin Elvan'ın cenazesine katıldığımı kabul ediyorum, bu cenaze sırasında demokratik hakkım olarak, yasal sınırlar içerisinde slogan attığımı kabul ediyorum, yaklaşık iki milyon kişi cenazede vardı, ben de bu kişilerle beraberdim, ben, iddianamede belirtilen Berkin'in hesabı sorulacak, devrimci yol, devrimci gençlik şeklinde bir pankart taşımadım, bunu özellikle savcılık ifademde belirtmeme rağmen pankart taşıdığım şeklinde ifade yazılmıştır, Sulh Ceza Hakimliği'nde bana isnat edilmeyen Halk Cephesi isimli pankartı taşıdığım isnadı ile tutuklama kararı verildi, 3,5 aydan beri tutukluyum, ayrıca evimden çıktığı iddia edilen örgütsel döküman diye bahsedilen kitaplar ve notların tamamı tarihsel dökümanlar ve belgelerdir, evimden çıkan 12 Eylül CD'sinden dolayı iddianamede isnat yapılmıştır, benim evimde yüzlerce kitap vardır, sadece iki tane yasaklı kitaptan dolayı isnat yapılmıştır, ayrıca tutanakta belirtilen kitaplar, 2006 yılında basılmış olup, 2013 yılında toplatma kararı olduğunu öğrendim, toplatma kararı bulunan kitaplar, 12 Eylül ile ilgili yazılmış olan kitaplardır, yani tarihsel dökümanlardır, Türkiye'nin siyasi tarihini öğrenebilmemiz için bizim 1960'larda ve 1980 ihtilalinin ne olduğunu öğrenmemiz gerekir, bu yüzden evimdeki kitaplar, benim tarih merakımdan kaynaklı Türkiye'nin yakın tarihine ışık tutan kitaplardır, görüntülerdeki kişiyi kabul etmiyorum, ben, kesinlikle pankart tutmadım, ayrıca görüntülerdeki şahıs bana benzememektedir, bunu tespit imkanı çok zordur, evimde bulunan elinde silahı havaya kaldırmış vaziyetteki insan resmi bir dergi sayfasıdır, evimde çıkan dergiler ve tarihsel yazılar, propaganda ya da örgüt üyeliğine delalet teşkil etmez, benim evimde yüz tane tarih kitabı vardır, benim evimde her türden görüşe ve siyasi görüşe ait kitap vardır, ancak tutanağa sadece belirli görüşteki kitaplar geçirilmiştir..." Cumhuriyet savcısı 15/1/2019 tarihinde sunduğu esas hakkında mütalaasında başvurucunun silahlı terör örgütüne üye olma ve 2911 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçlarından ayrı ayrı cezalandırılmasını talep etmiştir. Mahkeme aynı tarihte yaptığı duruşma sonucunda mevcut delil durumunu, tutuklulukta geçirilen süreyi, delillerin toplanmış olmasını ve Cumhuriyet savcısının esas hakkındaki mütalaasını açıklamasını dikkate alarak başvurucunun tahliyesine karar vermiştir. Bununla birlikte Mahkeme başvurucu hakkında yurt dışına çıkışının yasaklanması şeklindeki adli kontrol tedbirinin uygulanmasına hükmetmiştir. Mahkeme, isnat edilen DHKP-C silahlı terör örgütüne üye olma suçunun başvurucu tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gerekçesiyle 15/4/2019 tarihinde başvurucunun beraatine karar vermiştir. Aynı kararda Mahkemece yargılama konusu 2911 sayılı Kanun'a muhalefet etme suçundan ise yüklenen suçun dosya kapsamındaki deliller çerçevesinde işlendiğinin sabit olduğu gerekçesiyle başvurucunun 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve bu cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Gerekçeli kararın başvurucuya ilişkin kısmı şöyledir:"a- Sanık Berkay Ustabaş'ın Üzerine Atılı Silahlı Terör Örgütü Üyeliği Suçu Bakımından Yapılan Değerlendirmede:Her ne kadar sanığın silahlı terör örgütü üyeliği suçunu işlediği bahisle TCK 314/2 ve 3713 sayılı Kanun'un 5/1 maddeleri uyrarınca cezalandırılması istemiyle mahkememize kamu davası açılmışsa da sanığın cezalandırılmasına yeter her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve yeterli delil elde edilemediğinden ve üzerine atılı silahlı terör örgütü üyeliği suçunun sanık tarafından işlendiği sabit olmadığından sanığın 5271 sayılı CMK'nun 223/2-e maddesi gereğince beraatine karar vermek gerekmiştir. b- Sanık Berkay Ustabaş'ın Üzerine Atılı Kanuna Aykırı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Düzenleme Yönetme Bunların Hareketlerine Katılma Suçu Bakımından Yapılan Değerlendirmede:Kolluk görevlileri tarafından Berkin Elvan isimli şahsın cenazesini esnasında ve sonrasında toplanan grubun dağılmaları gerektiği, yapılan eylemin kanuna aykırı olduğu dağılmadıkları takdirde zor kullanılarak dağıtılacakları ve dağılmaları için makul bir süre verileceğine yönelik anonslar yapılmasına rağmen grubun dağılmadığı ve kanuna aykırı eyleme devam ettikleri, sanık Berkay Ustabaş'ın Berkin Elvan isimli şahsın cenaze töreni esnasında ve sonrasında yaşanan olaylara katıldığına dair deliller kısmında da belirtildiği üzere mobese görüntülerinin bulunduğu, sanığın eylem yapan grubun içinde olduğu ve birlikte hareket ettiği, ellerinde 'DEVRİMCİ YOL.DEVRİMCİ GENÇLİK' diye adlandırılan flamalar ve 'BERKİNİN HESABI SORULACAK' yazılı pankart taşıdıklarının tespit edildiği, sanık Berkay Ustabaş'ın da sarı zemin üzerinde kırmızı yıldız bulunan pankartı taşıdığı, ayrıca sanığın ikametinde yapılan aramada çok sayıda yasaklı kitap ele geçirildiği, twitter isimli sosyal medya hesabından Savcılık talimatı üzerine ikametinde yapılan arama saatinden yaklaşık 30-40 dakika sonra saat 03:36 da 'gece saat 03:00 sıralarında evim polisler tarafından basıldı. Şunu dost düşman herkes aklına kazısın: baskılar bizi yıldıramaz!' şeklinde tweet attığı, sanığın kolluk görevlilerinin tüm uyarılarına rağmen kanuna aykırı gösteri yürüyüşüne katıldığı anlaşılmakla suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek eylemine uyan suç tarihi itibari ile (2911 sayılı kanunun22/7/2010 tarihli6008/2 md. İle değişik hali gereğince) 33/1 maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar vermek gerekmiştir. Sanığın geçmişi, daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkum edilmemiş olması, suçu işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkememizce bir kanaat oluştuğundan TCK'nun maddesi gereğince sanığa verilen hapis cezasının ertelenmesine karar vermek gerekmiştir " Anılan beraat kararına karşı Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bu başvuruda başvurucuya yönelik aşağıdaki hususlar ileri sürülmüştür:" ...Sanığın savunmasında özetle; Berkin Elvan'ın cenazesine katıldığını, slogan attığını ve pankart taşıdığını, aramada ele geçen eşyaların kendisine ait olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiş ise de; sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmalarına itibar edilemeyeceği, sanığın terör örgütünün faaliyetleri kapsamında düzenlenen eylemlere önceden planlanmış şekilde örgütün talimatı uyarınca katıldığı, terör örgütünün yönlendirmesi ve direktifleri doğrultusunda eylemlerde bulunarak örgüt hiyerarşisi altında DHKP-C oluşumunun hedef ve çıkarları doğrultusunda örgüt üyesi olarak faaliyet gösterdiği,... tüm bu hususlar dikkate alındığında sanıkların eylemlerine uyan silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan ayrı ayrı cezalandırılmaları gerekirken sanıklar hakkında yazılı gerekçeyle beraat kararı verilmesi usul ve yasaya aykırıdır." Cumhuriyet savcısınca yapılan istinaf başvurusu İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 29/9/2020 tarihli kararı ile esastan reddedilmiştir. Anılan hüküm, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığınca 8/10/2020 tarihinde temyiz edilmiştir. Dava, bireysel başvurunun incelendiği tarih itibarıyla temyiz aşamasında derdesttir. 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun "Tutuklama nedenleri" kenar başlıklı maddesinin ilgili kısmı şöyledir:"(1) Kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması halinde, şüpheli veya sanık hakkında tutuklama kararı verilebilir. İşin önemi, verilmesi beklenen ceza veya güvenlik tedbiri ile ölçülü olmaması halinde, tutuklama kararı verilemez. (2) Aşağıdaki hallerde bir tutuklama nedeni var sayılabilir:a) Şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa.b) Şüpheli veya sanığın davranışları; Delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme, Tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma,Hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa. (3) Aşağıdaki suçların işlendiği hususunda kuvvetli şüphe sebeplerinin varlığı halinde, tutuklama nedeni var sayılabilir:a) 2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanununda yer alan;... Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar (madde 309, 310, 311, 312, 313, 314, 315),..."5271 sayılı Kanun'un "Tutuklama kararı" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"Soruşturma evresinde şüphelinin tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi tarafından, kovuşturma evresinde sanığın tutuklanmasına Cumhuriyet savcısının istemi üzerine veya re'sen mahkemece karar verilir. Bu istemlerde mutlaka gerekçe gösterilir ve adlî kontrol uygulamasının yetersiz kalacağını belirten hukukî ve fiilî nedenlere yer verilir.Tutuklamaya, tutuklamanın devamına veya bu husustaki bir tahliye isteminin reddine ilişkin kararlarda;a) Kuvvetli suç şüphesini,b) Tutuklama nedenlerinin varlığını,c) Tutuklama tedbirinin ölçülü olduğunu,gösteren deliller somut olgularla gerekçelendirilerek açıkça gösterilir. Kararın içeriği şüpheli veya sanığa sözlü olarak bildirilir, ayrıca bir örneği yazılmak suretiyle kendilerine verilir ve bu husus kararda belirtilir." 26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Silâhlı örgüt" kenar başlıklı maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları şöyledir:"Bu kısmın dördüncü ve beşinci bölümlerinde yer alan suçları işlemek amacıyla, silahlı örgüt kuran veya yöneten kişi, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.Birinci fıkrada tanımlanan örgüte üye olanlara, beş yıldan on yıla kadar hapis cezası verilir."