T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/399 Esas KARAR NO : 2025/567 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 04/10/2017 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili davacıya olan borcundan dolayı davalı aleyhine ... 31. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun 01/02/2017 …
T.C. İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2025/399 Esas KARAR NO : 2025/567 DAVA : İtirazın İptali DAVA TARİHİ : 04/10/2017 KARAR TARİHİ : 26/06/2025 Mahkememizde açılan davanın yapılan yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde ve aşamalardaki beyanlarında özetle; müvekkili davacıya olan borcundan dolayı davalı aleyhine ... 31. İcra Müdürlüğünün...Esas sayılı icra dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun 01/02/2017 tarihinde asıl alacağa faize ve ferilerine itirazda bulunduğunu, davalıya icra dosyasındaki alacağın dayanağı olarak gösterilen ve ödeme emri ekinde de tebliğ edilen ... Sulh Hukuk Mahkemesi (iflas mahkemesi) ... Esas nolu dosyasında düzenlenen 282 seri numaralı ve 01/09/2008 başvuru tarihli iflas sıra cetvelinden de görüleceği üzere, borçlu davalının müvekkiline 8.216,096 Euro tutarında borcunun mevcut olduğunu, bu borcun kesinleştiğini ve bu mahkeme iflas dosyasında kayıt altına alındığını, davalının ...'daki malvarlığının borcu karşılamadığından ve Türkiye'de malvarlığı bulunduğundan müvekkili davacının alacağını Türkiye'de yasal yollarla takip etmek istediğini, dolayısıyla davalının borca itirazının yersiz ve kötü niyetli olduğunu, davalının ...'da ...'nin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olduğunu, davalının bu şirket üzerinden ... ihraç ettiğini ve davacı müvekkilinin de 5.000 Euro tutarında bir satın alma yaptığını, bu tahvilin davalının şirketince %8,25 faizi ile 15/11/2010 tarihinde geri ödenmek üzere alındığını, ... 'da çok büyük bir pazar olduğundan müvekkili davacının bu şirketten tahvil alarak yatırım yapmaya yönlendiğini, davacı müvekkilinin yanında bir çok kişinin de davalı Yönetim Kurulu başkanlığı yaptığı bu şirketten 50.000 Euro ya varan rakamlarda tahvil satın aldığını, bu suretle davalının buyük bir sermaya topladığını, ancak daha sonra davalının bu şirket üzerinden güneş yatırımı yapmayıp 25 milyon Euro tutarında sanat eseri satın aldığını ve bunları 37,9 milyon Euroya ... isimli şirkette sattığını, bunu öğrenen müvekkilinin sözleşmeyi feshettiğini ve ödediği parayı geri istediğini, davalı şirket ödeme yapmayınca davacı müvekkilinin ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nde ... Esas sayılı dosyadan davalının şirketine karşı açtığı davayı kazandığı ve mahkemenin davalının büyük bir riske girdiğini, şirketin sermayesini tehliye soktuğunu ve şirketi aşırı borçlandırdığı gerekçesiyle davayı kabul ettiğini, karar hükmünde davalının davacıya 5.000 Euro yu %5 lik faizi ile 06/08/2007 tarihinden itibaren ödemesine, ayrıca 489,45 Euro yargılama giderine hükmedildiğini, bu kararı Apostille şerhini onaylı tercümesi ile birlikte dilekçeleri ekinde sunduklarını, davalının ...'daki şirketi üzerinden topladığı paralar ile sanat eserleri satın aldığını ve bunları satmış gösterip, şirketi işlemez hale getirdiğini, davalının ayrıca bu eylemlerinden dolayı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında dolandırıcılık suçundan yargılandığını ve 5 sene hapis cezasına mahkum olduğunu, davalının şirketi üzerinden gerçekleştirdiği bu eylemleri sonucu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak, davalının kişisel malvarlığı ile de sorumlu addedildiğini, söz konusu toplam borcun 37,9 milyon Euro olduğunu, davalının bu meblağı kişisel olarak ödeyemeceğini belirterek ...'da kişisel iflas yoluna başvurduğunu, müvekkilinin de karar altına aldığı alacağının masrafları ile birlikte iflas masasına kaydettiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile, davalıların ... 31.İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazının iptali ile takibin aynı şartlarla devamına alacaklarının takip talebi çerçevesinde öngörülen oranlarda asıl alacağa işleyecek temerrüt faizi, vekalet ücreti ve masrafları ile birlikte tahsiline, haksız ve kötüniyetli itiraz nedeni ile İİK madde 67-2 uyarınca takip çıkışının %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, davalının ... ili, ... ilçesi, ... Mah. 256/35 ada parselde kayıtlı taşınmazı üzerine ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz konulmasını, davalı borçludan tahsiline, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin adresinin ... olduğunu, davada yetkili Mahkemenin de Berlin Mahkemeleri olduğunu, davacının dava dışı ... şirketinden alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, derdestlik itirazlarının da bulunduğunu, davacının müvekkilinden alacaklı olduğunu gösterir hiçbir belge sunmadığını beyanla davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Dava, şirket yöneticisinin sorumluluğuna dayalı olarak yapılan takibe itirazın iptali talebine ilişkindir. Mahkememizce ... 31. İcra Dairesinin ... (Eski esas: ...) esas sayılı dosyası getirtilmiş, incelenmesinde; davacı ... tarafından davalı aleyhine 8.216,96-€ asıl alacak ve 4.909,13-€ işlemiş faiz olmak üzere toplam 13.126,09-€ alacağın tahsili amacıyla 20.01.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği ile davalı vekilinin 01.02.2017 tarihli dilekçesi ile icra dairesinin yetkisine, borca ve ferilerine itiraz ettiği, takibin durduğu ve iş bu davanın açıldığı anlaşılmıştır. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda ...E.K. sayılı 26/12/2024 tarihli karar ile "...A)1-Asıl davanın KISMEN KABULÜ İle davalı yanın ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 11.880,35-Euro asıl alacak, 4.485,49-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.365,84 Euro alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %4 oranı geçmemek üzere 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet bankaları tarafından Euro cinsi açılmış bir yıllık vadeli mevduatlara verilen en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine..." karar verilmiş, kararın istinafı neticesinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nin ...E.K. sayılı 13/05/2025 tarihli ilamıyla "...Somut olayda; davacılar davalının ...'da ki iflas masasına kayıt yaptıran alacaklıları olup, bu kapsamda yatırımcılar tarafından ayrı ayrı davalar açılıp görüldüğü Dairemizce istinaf incelemesi yapılan dosyalardan bilinmektedir. Birden fazla davacı yatırımcı birlikte dava açması mümkün olmadığı; ayrı ayrı açılan davaların birlikte görülmesinde bir yarar bulunmadığı halde davaların birleştirilmesine karar verilerek, her yatırımcının dava dışı şirket ile ilişkisi farklı olup bu hali ile aynı hukuki sebebe ve vakıalara dayandığı ileri sürülemeyeceği gibi Davacılar arasında maddi yada şekli anlamda zorunlu dava arkadaşlığının varlığından söz edilemeyecektir. İhtiyari dava arkadaşlığının varlığı kabul edilse dahi iddia ve savunmanın araştırılması, delillerin toplanıp ayrıntılı olarak değerlendirilmesi ve hukuki gerçekliğin tam olarak ortaya konulması, ayrıca kararın denetime elverişli olabilmesi için davaların ayrılması gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nin... esas, ... karar, 01.03.2017 tarihli kararı aynı yöndedir.) Açıklanan nedenlerle; davacılar arasında mecburi ve ihtiyari dava arkadaşlığı olmadığı, davalının aynı kişi olmasının davaların birleştirilmesine sebep olamayacağı, istinaf incelemesi yapılmasında da güçlük teşkil ettiğinden taraf vekillerinin esasa yönelik istinaf nedenleri incelenmeksizin kararın kaldırılmasına; davalar tefrik edilerek karara bağlanmak üzere dava dosyasının kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulüne; ... 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 26/12/2024 Tarih, ... Esas - ... Karar sayılı kararın HMK'nın 353(1)a-4 gereği KALDIRILMASINA..." karar verilmiştir. Mahkememizin 2025/390 esas sayılı dosyasında düzenlenen bozma tensip tutanağı ile birleşen davanın davacısı ... yönünden açılan işbu davanın tefrikine karar verilerek yukarıda yazılı 2025/399 esas sırasına kayıt edilmesine ve yargılamaya bu esas üzerinden devamına karar verilmiştir. Mahkememizin 2020/242 esas sayılı dosyası kapsamında Uyuşmazlığın çözümü için tüm dosya kapsamı ile taraflarca ibraz edilen ve mahkememize getirtilen delil ve belgeler incelenmek kaydıyla davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. 01.05.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında "...MÖHUK m.34 uyarınca, davacının haksız fiil kaynaklı alacak talebi hakkında Alman hukukunun uygulanması gerektiği, Alman hukukunda; üçüncü kişilerin, anonim şirketin yönetim kurulu üyelerinin eylemlerinden ötürü zarar gördükleri iddiasıyla doğrudan doğruya yönetim kurulu üyeleri aleyhine açtıkları davaların haksız fiillere ilişkin genel hükümler çerçevesinde çözümlendiği, Davacının ibraz ettiği, ... Sulh Hukuk Mahkemesinin (İflas Mahkemesi) ... dosya numaralı ... seri numaralı iflas tablosunun apostille şerhi taşıması sebebiyle, Türk hukuku ve Türk mahkemeleri nezdinde “resmi belge” ve “kesin delil” olarak kabul edilmesi gerektiği ve İİK m.68 kapsamındaki belgelerden olduğu, MÖHUK m.8 uyarınca işbu alacakla ilgili zamanaşımı uyuşmazlıklarının da Alman hukukuna göre çözümlenmesi gerektiği, ... (86B) m.197(5) uyarınca iflas prosedürü kapsamında icra kabiliyeti kazanan alacaklar bakımından zamanaşımı süresinin 30 sene olduğu, olaydaki alacak Hamburg Sulh Hukuk Mahkemesinin (İflas Mahkemesi) ... dosya numaralı 150 seri numaralı iflas tablosunda yer aldığı için, BGB m.197(5) kapsamındaki alacaklardan olduğu, 30 senelik zamanaşımı süresine tâbi bulunduğu ve bu 30 yıllık bu süresinin dolmadığı, Davaya konu alacak Alman hukukuna tâbi olduğu için, faiz oranının ve faizin başlangıç tarihinin de Alman hukukuna göre belirlenmesi gerektiği, zarar görenin ... m.849 uyarınca zararın meydana geldiği tarihten itibaren faiz talep edebileceği ancak davacı, borcun davalının sıra cetveline kaydedildiği tarih olan 1.9.2008 tarihinden itibaren faiz talep ettiği için faizin başlangıç tarihi olarak 1.9.2008 tarihinin esas alınması gerektiği ve faiz oranı olarak da Alman MK (BGB) m.246 hükmündeki yıllık 444'lük yasal faiz oranının esas alınması gerektiği Bu çerçevede hesaplanan işlemiş faiz tutarı 4.485,49 Euro olup, davacı yanın takipte 4.558,87 Euro işlemiş faiz talep ettiği görülmekle, işlemiş faiz tutarının 4.485,49 Euro İle sınırlı olması gerektiği, Davacı yan takipte, kamu bankalarınca bir yıl vadeli Euro mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faiz oranı üzerinden faiz talep etmiş olup, takdiri mahkemeye ait olmak üzere, bu talebin benimsenmesi halinde işlemiş faiz tutarının İse 4.486,87 Euro olacağı..." şeklinde görüş belirtilmiştir. Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; yukarıda yer verildiği üzere, davacının alacağının ... Sulh Hukuk Mahkemesinin (İflas Mahkemesi)... dosya numaralı 150 seri numaralı iflas tablosunda yer aldığı için,... kapsamındaki alacaklardan olduğu görülmektedir. Uyuşmazlığın özü, söz konusu alacak iddiasının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı, Türkiye'de talep edilmesinin mümkün olup olmadığı, alacağa hak kazanıldı ise miktarı ve faiz oranının ne kadar olacağı ile ilgilidir. Bu konuda, davalıdan alacaklı olduğu iddiasıyla Türkiye'de çok sayıda alacaklı istemde bulunmuş; aynı uyuşmazlık derece mahkemelerinin denetiminden geçerek kesin hükme bağlanmıştır. Sayıları çoğaltılabilecek olmakla birlikte, mahkememizce emsal olarak kabul edilen ve hükme esas alınan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ... Esas-...karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, iflâs prosedürü çerçevesinde tespit edilmiş alacaklara ilişkin zamanaşımı süresi 30 yıldır. Yıllık faiz oranı is %4 olmalıdır. Anıln kararın ilgili kısmı şu şekildedir: Alman İflas Kanunu’nun (InsO) 178/3 maddesinin, “tabloya geçirilen kayıtlar, tespit edilmiş alacakların miktarı ve sırası bakımından iflâs idaresi ve bütün iflâs alacaklıları için kesin hüküm gücü taşıyan bir mahkeme kararı gibi etkiye sahiptir” şeklindedir. Alman İflas Kanunu 302.maddesine göre ,iflasın kaldırılması ve borçtan kurtulma kararı kasten işlenen haksız fiilden doğan borçları kapsamamaktadır. Buna göre iflas kapandıktan sonra açılacak davada iflas idaresinin kayıt kararı,alacaklı bakımından mahkeme kararı hükmünde kabul edilecektir. Alman Medeni Kanunu (BGB) 849 madde bir kimse mahrum kaldığı bir eşyanın kıymeti için tazminat ödenecekse, zarar gören, değerin belirlenmesinde esas alınan tarihten itibaren faiz talep edebilir. Bu hüküm, faizin başlangıç tarihi itibariyle zararın meydana geldiği tarih olarak kabul edilmektedir. Aynı kanunun 246. madde gereğince bir hukuki işlemden veya kanundan kaynaklanan borçlar bakımından yasal yıllık faiz oranı %4 orandadır. Eldeki dava,bireysel bir alacak davası olup, davacının iflâs tablosuna dayandığı, davalının iddiasının aksine aynı taraflar arasında aynı konu hakkındaki uyuşmazlığa ilişkin bir yabancı kararın varlığına rağmen, taraflardan her birinin yabancı mahkeme kararının tanınması tenfizi yoluna başvurmayıp, aynı konuda aynı taraflar arasındaki bir davayı Türkiye’de yeniden açmasının mümkündür.İflâs kararı Türkiye’de tenfiz edilmediğinden alacaklılardan her biri Türk mahkemelerine başvurarak müflis aleyhine bireysel alacak davası açabileceği, Alman iflâs kararının bir sonucu olan “müflis aleyhine bireysel dava ve takip açma yasağının” Türkiye’de bir etkisi yoktur.Davalı hakkında iflas kararı verilmiş olsa dahi, Türkiye'de tanınıp tenfiz edilmedikçe iflas kararı hiç verilmemiş gibi davanın genel hükümlere göre sürdürülmesi gerekir. (Yargıtay 11 HD nin 17.12.2007 tarihli ,... esas-... karar sayılı ilamı) "Yabancı mahkeme kararına konu alacağın iflas masasına kaydedilmesi, alacağı hükme bağlayan yabancı mahkeme kararının tenfiz edilmesi anlamına gelmez. Başka bir ifadeyle, salt, hüküm altına aldığı alacak iflas masasına kaydedilmekle, yabancı mahkeme ilamı Türkiye’de tenfiz edilmiş olmaz. Çünkü, bir alacağın iflas masasına kaydedilmesi ancak,iflas işlemlerin yürütülebilmesi için gereken adımlardan sadece birini oluşturur ve bu adım, alacağın tahsili sonucunun gerçekleşmesi için tek başına yeterli değildir. Dolayısıyla, tanıma kararıyla alacağın tahsili değil, yalnızca alacağın masaya kaydı sağlanır; tanınan yabancı mahkeme kararı bu kayıt işleminin dayanağını oluşturur. ..Bu açıklamalara göre, somut olayda davacının, yabancı mahkeme kararlarının tanınması suretiyle alacağın iflas masasına kaydedilmesi yönündeki isteği hukuka uygundur."(Yargıtay HGK nın ...karar 27.5.2009 tarihli ilamı) HGKna göre tenfiz edilmemiş yabancı mahkeme kararı dahi iflas idaresince belge olarak kabul edilerek masaya alacak kaydı yapılabilecektir. Yukarıda yazılan emsal kararlara göre, davacının talebi iflas prosedürüne ilişkin olmayıp bireysel alacak davasıdır. Davalının iflasının kapatılması kararı ile iflas alacağı ortadan kalkmadığından davada talep edilen alacağa 30 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerekir. 30 yıllık zamanaşımı süresinin ...’da gerçekleştirilen iflâs yoluyla takibe rağmen Türkiye’de açılmış bireysel alacak davasında da tatbik alanı bulacağı, iflas idaresi tarafından düzenlenen belgenin apostil şerhi içerdiği, bu belgenin HMK’nın 224. maddesi uyarınca “resmî belge” olarak kabulü gerekmektedir. Bu çerçevede yapılan değerlendirme ve teknik hesaplama neticesinde, davalının, söz konusu alacağın Türkiye'de talep edilemeyeceğine ve zaman aşımına uğradığına ilişkin savunmanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davacının 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi uyarınca alacağını önce icra takibine konu edip, sonrasında itiraz üzerine itirazın iptali davası açmış olduğu gözetildiğinde, itirazın iptali davasında, alacağın ... adli makamları tarafından hüküm altına alınmış olmasına rağmen Türkiye'de talep edilmesinin mümkün olup olmadığı, zaman aşımı ve faiz itirazının değerlendirilmesi gibi hususların yargılamayı gerektirmesi ve nihayetinde kısmen kabul kararı verildiği husus gözetildiğinde icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, asıl davanın KISMEN KABULÜ ile davalı yanın ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 11.880,35-Euro asıl alacak, 4.485,49-Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 16.365,84 Euro alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %4 oranı geçmemek üzere 3095 sayılı kanunun 4.a maddesi uyarınca Devlet bankaları tarafından Euro cinsi açılmış bir yıllık vadeli mevduatlara verilen en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM / Ayrıntısı ve gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davanın KISMEN KABULÜ İle davalı yanın ... 31. İcra Müdürlüğü'nün ...esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın kısmen iptali ile; takibin 8.216,96-€ asıl alacak 2.758,20-€ işlemiş faiz olmak üzere toplam 10.975,16-€ alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %4 oranı geçmemek üzere 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca devlet bankaları tarafından Euro cinsi açılmış bir yıllık vadeli mevduatlara verilen en yüksek oranda faiz işletilerek takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, -Koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı talebinin reddine, 2-Harçlar Kanunu uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden alınması gereken 3.159,66-₺ nispi harçtan peşin alınan 944,73-₺ harcın mahsubu ile bakiye 2.214,93-₺ nispi karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan 3.800,00-₺ bilirkişi ücreti ile 432,63-₺ tebligat posta gideri olmak üzere toplam 4.232,63-₺ üzerinden davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 3.539,04-₺ ile 980,73-₺ harç gideri olmak üzere toplam 4.519,77-₺ yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 5-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca kabul edilen dava değeri üzerinden davacı vekili lehine hesaplanan 80.794,90-₺ nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 6-Avukatlık asgari ücret tarifesi uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden davalı vekili lehine hesaplanan 30.000,00-₺ nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333 maddesi gereğince ilgili tarafa iadesine, Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 26/06/2025 Başkan ... e-imza Üye ... e-imza Üye ... e-imza Katip ... e-imza