(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/17279 E. , 2012/16769 K. MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini stemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçer…
**(Kapatılan)22. Hukuk Dairesi 2011/17279 E. , 2012/16769 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini stemiştir. Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır. Hüküm süresi içinde davalılar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, boşta geçen süre ücret ve diğer haklar ile işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminatın belirlenmesini istemiştir. Davalı ... Belediye Başkanlığı vekili; davacının bir çok defa uyarılara rağmen iş yerine gelmediği, işi erken terk ettiği veya işe geç geldiğini, bunun üzerine davacının ücretinin kesilmesi yoluna gedildiğini, iş akdinin haklı nedenle feshedildiğini,davanın kurum yönünden husumet yokluğundan ve esastan reddini istemiştir. Davalı şirket vekili ; davacının iş akdinin şirketin tüm uyarı ve cezai yaptırımlarına rağmen davacının işe gelmemesi, işe geç gelmesi, işveren yada vekilinin izni olmadan iş yerini terk etmesi iş yerinde işi yapmaması v.b. davranışları nedeniyle 1475 sayılı İş Kanunu'na göre bildirimsiz olarak haklı sebeple feshedildiğini belirterek davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece, davalılar arasında asıl- alt işveren ilişkisinin bulunduğu, davacının iş akdinin davalı ... Belediye Başkanlığı çevre ve kontrol Dairesi başkanlığının 27/04/2010 tarihli 156 sayılı diğer davalıya yazdığı yazı üzerine 06/05/2010 tarihi itibariyle feshedildiği, fesih ihbarında bu yazının sebep olarak gösterildiği ilgili yazıda davacının çalışma düzenini bozduğu işlerini aksattığı tespit edilip sürekli izinsiz işyerini terk ettiğinden bahsedildiği, davacı hakkında en son tutulan tutanağın 19/04/2010 tarihli olduğu ancak davacının en son 06/04/2010 tarihli tutanağa ilişkin savunmasının istendiği, feshin ise son tutanaktan 16 gün sonra gerçekleştirildiği, tutulan tutanaklarda davacının imzasının bulunmadığı tüm tutanaklar ile ilgili davacının savunmasının alınmadığı, 27/12/2009 tarihli tutanağın davacının yıllık izinli olduğu tarihlere denk geldiği, bu nedenle tutanakların sonradan tutulduğu kanaati oluştuğu ve dolayısıyla yapılan fesih işleminin haksız olduğu, feshin son çare olması ilkesine de uyulmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmiştir. Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli nedene dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı Kanun’un 18 ve devamı maddeleridir. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorunadır. 4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz. 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Dosya içeriğinden, davacının 26/11/2005-10/05/2010 tarihleri arasında davalı Belediyeye ait işyerinde davalı şirketin işçisi olarak temizlik işlerinde çalıştığı, iş akdinin, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Çevre koruma ve Kontrol Daire Başkanlığının 27.04.2010 tarihli yazısı doğrultusunda 06.05.2010 tarihi itibariyle haklı nedenle feshedildiği, davalı Belediyece, davalı şirkete yazılan 27.04.2010 tarihli yazıda, davacının ekteki tutanaklarda belirtildiği üzere, çalışma düzenini bozduğu, işe gelmediği,işlerini aksattığı, sürekli izinsiz işyerini terk ettiği nedenleriyle 30.04.2010 tarihinden itibaren iş akdinin feshine karar verilmesinin istendiği, davacıdan, 19.06.2007 tarihinde, 15,16,17,18.06.2007 tarihlerinde mazeretsiz olarak işe gelmediği nedeniyle varsa mazeret belgelerinin istendiği,işe gelmediğine dair tutanak tutulduğu, davacının 27.12.2009 tarihinde mazeretsiz olarak yarım gün işe gelmediğine dair tutanak tutulduğu, davacının 24.12.2009 tarihinde sabah işe geç kaldığına dair tutanak tutulduğu, 07.04.2010 tarihinde davacının çalışmalarından Belediye temizlikten sorumlu amirlerin şikayetçi ve rahatsız oldukları, izinsiz işe gelmeme, izinsiz işi bırakıp gitme, mıntıkasında ağır çalışma, iş saatinde alan kirliyken sağda solda oyalanma vb sorunlar yaşandığı, uyarılara ben buyum, çalışma tarzım budur, gibi olumsuz tavırlar sergilediği belirtilerek davacıdan savunma istendiği, savunma vermediği, 02.02.2010 tarihinde, Davalı Belediyece, davalı şirkete yazılan yazıda, aralarında davacınında bulunduğu 20 işçinin işe gelmedikleri, işe geç geldikleri,mıntıkalarının kirli olduğu ve temizliğe gereken önemi vermedikleri kontrolörün yerinde tuttuğu tutanaklardan anlaşıldığı belirtilerek, işe gelmeyen işçilerin işe gelmedikleri günlere ait ücretlerinin kesilmesi ve disiplinsiz davranışlarını düzeltmeleri konusunda uyarılmalarının istenildiği, 04.03.2010 tarihinde, Davalı Belediyece, davalı şirkete yazılan yazıda,aralarında davacınında bulunduğu 18 işçinin işe gelmedikleri, işe geç geldikleri, mıntıkalarının kirli olduğu ve temizliğe gereken önemi vermedikleri kontrolörün yerinde tuttuğu tutanaklardan anlaşıldığı belirtilerek, işe gelmeyen işçilerin işe gelmedikleri günlere ait ücretlerinin kesilmesi ve disiplinsiz davranışlarını düzeltmeleri konusunda uyarılmalarının istenildiği, 05.04.2010 tarihinde, Davalı Belediyece, davalı şirkete yazılan yazıda,aralarında davacınında bulunduğu 13 işçinin işe gelmedikleri, işe geç geldikleri, mıntıkalarının kirli olduğu ve temizliğe gereken önemi vermedikleri kontrolörün yerinde tuttuğu tutanaklardan anlaşıldığı belirtilerek, işe gelmeyen işçilerin işe gelmedikleri günlere ait ücretlerinin kesilmesi ve disiplinsiz davranışlarını düzeltmeleri konusunda uyarılmaları nın istenildiği, 06.04.2010 tarihinde, davacı ile ilgili düzenlenen çavuş ve kontrolör tarafından düzenlenen raporda, davacının çalışma hususunda sürekli uyarılmasına rağmen sorunlar yaşadığı, kendisiyle görüşüldüğü halde sorunların devam ettiği, halen izinsiz işe gelmeme, izinsiz işini bırakıp gitme,mıntıkasında ağır çalışma,iş saatinde alanı kirli iken sağda solda oyalanma, sürekli gerekçelere başvurma vb sorunların devam ettiği, diğer personele olumsuz örnek olduğu, çalışma düzenini bozduğu, uyarılara ben buyum çalışma tarzım budur vb sözlerle dayattığı belirtilerek, bu duruma kesin ve köklü bir çözüm bulunmasının istendiği, 06.1.2010 tarihinde, Davalı Belediyece, davalı şirkete yazılan yazıda, aralarında davacınında bulunduğu 16 işçinin işe gelmedikleri, işe geç geldikleri, mıntıkalarının kirli olduğu ve temizliğe gereken önemi vermedikleri kontrolörün yerinde tuttuğu tutanaklardan anlaşıldığı belirtilerek, işe gelmeyen işçilerin işe gelmedikleri günlere ait ücretlerinin kesilmesi ve disiplinsiz davranışlarını düzeltmeleri konusunda uyarılmalarının istenildiği, 19.02.2010 tarihinde davacının yarım gün işe gelmediğine dair, 31.01.2010 tarihinde davacının işi erken bırakıp gittiğine dair, 11.11.2009 tarihinde işe geç başladığına dair,17.10.2010 tarihinde işe geç başladığına dair, 14.10.2009 tarihinde mesaisini erken terkettiğine dair, 13.09.2009 tarihinde işe geç başladığına dair, tutanaklar tutulduğu, İşveren şirket, 20.04.2010 tarihli ihtarname ile, davacının 27.03.2010, 02.04.2010, 03.04.2010, 17.04.2010 ve 19.04.2010 tarihlerinde yarımşar gün izin almadan mazeretsiz olarak işe gelmediği belirtilerek varsa belgelerini sunması aksi halde iş akdinin 4857 sayılı Kanun'un 25/II-g maddesince feshedileceğinin davacıya ihtar edildiği, ihtarnamede belirtilen tarihlerde davacının işe gelmediğine dair tutanaklar tutulduğu, davalılar arasında, kent merkezindeki cadde, minibüs terminali, sebze meyve hali, tıbbi atıkların kaldırılması ve katı atık aktarma istasyonunun 12 ay süreyle temizliğinin yapılması, süpürülmesi, çamurların kaldırılması, kaldırım ve orta refüjdeki çöplerin toplanması, taşınması ve ana caddelerin yıkanması işlerinin 306 kişi ile yapılmasına yönelik hizmet alım sözleşmesi imzalandığı anlaşılmıştır. Somut olayda, davacının yukarıda anılan ve tutanak mümziler ve işyeri kayıtları ile doğrulanan usulsüz eylemlerin 4857 sayılı Kanun'un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmasa da, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlar niteliğinde olduğu, davacının bu olumsuz davranışlarının işyeri düzenini bozduğu ve olumsuzluklara yol açtığı ortadadır. Bu durumda iş akdinin geçerli nedenle feshi şartlarının oluştuğu gözetilmeden davanın reddi yerine kabulüne yönelik yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirir. Belirtilen nedenlerle, 4857 sayılı Kanun'un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda belirtilen nedenlerle; 1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA, 2-Davanın REDDİNE, 3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına, 4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 110,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, 5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.200,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 13.07.2012 tarihinde oybirliği ile karar verildi.