Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/3613 E. , 2024/3599 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/3613 Karar No : 2024/3599 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıya ait ... plakalı aracın 2918 sayılı Karayolları
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2019/3613 E. , 2024/3599 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y SEKİZİNCİ DAİRE Esas No : 2019/3613 Karar No : 2024/3599 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... VEKİLİ : Av. ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Valiliği VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... gün ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacıya ait ... plakalı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-2/3. maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile, aynı nedenle davacıya 3.006,00-TL para cezası verilmesine ilişkin aynı tarih ve ... sayılı işlemin ve taşıma sınırı üzerinde yolcu taşıması nedeniyle aynı Kanunun 65. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca 85,00-TL para cezası verilmesine ilişkin aynı tarih ve ... sayılı işlemin iptali istenilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesine 31.05.2012 tarihli değişiklikle eklenen fıkranın düzenlenme amacının, korsan taşımacılığın engellenmesi olduğu; olayda ise, davalı İzmir Büyükşehir Belediyesi'nce verilmiş "S" ticari plakalı servis işletmekte olan davacının, 30.11.2018 tarihine kadar geçerli çalışma ruhsatının bulunduğu sabit olduğundan, anılan Kanun'un Ek 2. maddesinin 3. fıkrası kapsamında ilgili belediyeden izin ve ruhsat almaksızın faaliyette bulunduğundan bahsedilemeyeceği gerekçesiyle hukuka aykırı bulunan dava konusu işlemlerin iptaline karar verilmiştir. Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Bölge İdare Mahkemesi'nce; her ne kadar davacıya ait arasın S plakası bulunmakta ise de, davacının olay tarihinde bu amaçla, İzmir Büyükşehir Belediyesi Servis Araçları Yönergesi hükümlerine uygun olarak servis taşımacılığı yapmadığı, M plakalı tahditli araçlar olan, minibüslerle gerçekleştirilen ücret karşılığı taşımacılık yaptığının açık olduğu, ruhsatında tanımlanan ve anılan Yönerge kapsamı dışında taşımacılık yapan davacıya ait aracın, 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ve bu nedenle 3.006,00-TL para cezası verilmesine ilişkin dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı (kararda "hukuka aykırılık bulunduğu"na ilişkin yazımın sehven olduğu anlaşılmaktadır); öte yandan ruhsatında yazılı olan koltuk sayısı üzerinde fazla yolcu almış olan davacıya aynı Kanunun 65. maddesi uyarınca 85,00-TL para cezası verilmesine ilişkin işlemde de hukuka aykırılık görülmediği; davacının S plakası bulunduğundan bahisle, 2918 sayılı Kanunun Ek 2. maddesi yönünden tesis olunan dava konusu işlemleri iptal eden, 2918 sayılı Kanunun 65. maddesi uyarınca verilen para cezası yönünden herhangi bir irdeleme ve değerlendirme yapılmadan verilen istinafa konu Mahkeme kararında ise yasal isabet görülmediği gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, temyize konu kararın gerekçesi ile hükmünün birbiriyle ile tutarlı olmadığı, öte yandan 85,00-TL tutarındaki para cezası hakkında değerlendirme yapmayan İdare Mahkemesi kararının bu yönden kaldırılarak bu konuda bir karar verilmesi yoluna gidilmesi gerekirken davanın tümüyle reddine karar verilmesinin de hukuka aykırı olduğu, kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından kararın onanması gerektiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin kısmen kabulü, kısmen reddi gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde görülmeyerek ve dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü: İNCELEME VE GEREKÇE : MADDİ OLAY : 26.02.2018 günü davalı idareye bağlı ekiplerce yapılan denetimde davacı tarafından ... plakalı araç ile Büyükşehir Belediyesinden alınmış izni bulunmadığı halde ücret karşılığı yolcu taşımacılığı yapıldığı ve taşıma sınırı üstünde yolcu aldığının tespit edildiğinden bahisle dava konusu işlemler tesis edilmiştir. İLGİLİ MEVZUAT: 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun dava konusu işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla yürürlükte olan şekliyle Ek 2. maddesinde; "Araçlarını motorlu araç tescil ve trafik belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahipleri 14 400 000 lira para cezası ile cezalandırırlar. Ayrıca, araç onbeş gün süre ile trafikten men edilir. İlgili belediyeden izin veya ruhsat almaksızın, belediye sınırları dâhilinde ticari amaçlı yolcu taşıyan kişiye, (…) bağlı bulunduğu durak, işyeri ve işletmelerin sorumlularına birinci fıkrada gösterilen idari para cezası üç kat olarak, fiilin işlendiği tarihten itibaren bir yıl içinde tekerrürü halinde ise beş kat olarak uygulanır. Ayrıca, araç her defasında altmış gün süre ile trafikten men edilir." hükmüne yer verilmiştir. 26/10/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7148 sayılı Kanun'un 26. maddesi ile 2918 sayılı Kanun'un Ek 2. maddesi değiştirilmiş, anılan maddede; "Araçlarını motorlu araç tescil belgesinde gösterilen maksadın dışında kullananlar ile sürülmesine izin veren araç sahiplerine 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır. Ayrıca, araç on beş gün süre ile trafikten men edilir. 10/7/2004 tarihli ve 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu ve 3/7/2005 tarihli ve 5393 sayılı Belediye Kanunu kapsamında ilgili belediyeden; a) Çalışma izni/ruhsatı almadan, b) Alınan izin/ruhsatta belirtilen faaliyet konusu dışında, c) Alınan izin/ruhsatta belirtilen çalışma bölgesi/güzergâh dışında, belediye sınırları dâhilinde yolcu taşımak yasaktır. Bu fıkranın (a) bendine uymayanlara 5.010 Türk lirası, (b) bendine uymayanlara 2.018 Türk lirası, (c) bendine uymayanlara 1.002 Türk lirası idari para cezası verilir. Fiilin işlendiği tarihten itibaren geriye doğru bir yıl içinde tekerrürü hâlinde, bu fıkrada yer alan idari para cezaları iki kat olarak uygulanır. İşleteni veya sahibi, sürücüsünün kendisi olup olmadığına bakılmaksızın aracın bu maddenin üçüncü fıkrasına aykırı olarak kullanılmaması hususunda gerekli tedbirleri almak ve denetimini yapmakla yükümlüdür. Araç, bu maddenin üçüncü fıkrasının; a) (a) bendinin ihlali hâlinde altmış gün, b) (b) bendinin ihlali hâlinde otuz gün, c) (c) bendinin ihlali hâlinde ise on beş gün süreyle trafikten men edilir. İlgili belediye tarafından tahdit veya tahsis kapsamına alınmış ve bu kapsamda verilmiş çalışma izninin/ruhsatının süresi bittiği hâlde, belediye sınırları dâhilinde yolcu taşıyan kişiye 1.002 Türk lirası idari para cezası uygulanır ve eksikliği giderilinceye kadar araç trafikten men edilir. Ayırıcı işareti bulunmayan üçüncü fıkra kapsamındaki araçlardan taşımacılık hizmeti alanlara da 334 Türk lirası idari para cezası uygulanır." hükümleri yer almıştır. Aynı Kanunun "Araçların yüklenmesi" başlığını taşıyan 65. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde, araçların yüklenmesinde, yönetmeliklerle belirlenen ölçü ve esaslara aykırı olarak; taşıma sınırı üstünde yolcu alınmasının yasak olduğu belirtilmiş; aynı maddenin ikinci fıkrasında, birinci fıkranın (a) bendi hükümlerine uymayanlara, 50 Türk Lirası idari para cezası verileceği belirtilmiştir. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanunu'nun "Ulaşım hizmetleri" başlıklı 9. maddesinde; "Büyükşehir içindeki kara, deniz, su, göl ve demiryolu üzerindeki her türlü taşımacılık hizmetlerinin koordinasyon içinde yürütülmesi amacıyla büyükşehir belediye başkanı ya da görevlendirdiği kişinin başkanlığında, yönetmelikle belirlenecek kamu kurum ve kuruluşları ile, Türkiye Şoförler ve Otomobilciler Federasyonunun görevlendireceği ilgili odanın temsilcisinin katılacağı Ulaşım Koordinasyon Merkezi kurulur. İlçe belediye başkanları kendi belediyesini ilgilendiren konuların görüşülmesinde koordinasyon merkezlerine üye olarak katılırlar. Ulaşım Koordinasyon Merkezi toplantılarına ayrıca gündemdeki konularla ilgili üye olarak belirlenmeyen ulaşım sektörü ile ilgili kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarından ihtisas meslek odalarının temsilcileri de davet edilerek görüşleri alınır. Bu Kanun ile büyükşehir belediyesine verilen trafik hizmetlerini plânlama, koordinasyon ve güzergâh belirlemesi ile taksi, dolmuş ve servis araçlarının durak ve araç park yerleri ile sayısının tespitine ilişkin yetkiler ile büyükşehir sınırları dahilinde il trafik komisyonunun yetkileri ulaşım koordinasyon merkezi tarafından kullanılır. Ulaşım koordinasyon merkezi kararları, büyükşehir belediye başkanının onayı ile yürürlüğe girer. Ulaşım koordinasyon merkezi tarafından toplu taşıma ile ilgili alınan kararlar, belediyeler ve bütün kamu kurum ve kuruluşlarıyla ilgililer için bağlayıcıdır. Koordinasyon merkezinin çalışma esas ve usulleri ile bu kurullara katılacak kamu kurum ve kuruluş temsilcileri, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir. Büyükşehir belediyelerine bu Kanun ile verilen görev ve yetkilerin uygulanmasında, 13.10.1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun bu Kanuna aykırı hükümleri uygulanmaz." hükmü yer almaktadır. 15/06/2006 tarih ve 26199 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Büyükşehir Belediyeleri Koordinasyon Merkezleri Yönetmeliği'nin 28. maddesinin 2. fıkrasında, "Taksi, dolmuş, minibüs ve umum servis araçları ile toplu taşım araçlarının tahsis süreleri, ticarî plâka sayıları ile bu plâkaların verilmesine ilişkin usul, esas ve devir ücretleri UKOME’ce tespit edilir." kuralı yer almaktadır. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 2. maddesinde, "Kabahat" deyiminin, Kanun'un karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlamına geldiği; "Genel kanun niteliği" başlıklı değişik 3. maddesinde, bu Kanun'un, idarî yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması hâlinde, diğer genel hükümlerinin, idarî para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı; "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 5. maddesinin 1. fıkrasında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümlerinin kabahatler bakımından da uygulanacağı belirtilmiş; madde ile atıfta bulunulan 5237 sayılı Kanun'un "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinin 2. fıkrasında, "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." düzenlemesine yer verilmiştir. Kabahatler Kanunu'nun 17. maddesinde, 10/12/2003 tarihli ve 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanununa ekli (I), (II) ve (III) sayılı cetvellerde yer alan kamu idareleri tarafından verilen idarî para cezalarının ilgili kanunlarında 1/6/2005 tarihinden sonra belirlenen oranın dışındaki kısmı ile Cumhuriyet başsavcılıkları ve mahkemeler tarafından verilen idarî para cezalarının Genel Bütçeye gelir kaydedileceği, Genel Bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idarî para cezalarına ilişkin kesinleşen kararların, 21/7/1953 tarihli ve 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümlerine göre tahsil edilmek üzere Maliye Bakanlığınca belirlenecek tahsil dairelerine gönderileceği kural altına alınmıştır. 442 sayılı Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği'nin "İdari Para Cezalarının Kesinleşmesi" başlıklı kısmında; genel bütçeye gelir kaydedilmesi gereken idari para cezalarının 6183 sayılı Kanuna göre takip ve tahsil edilebilmesi için, bu cezalara ilişkin idari yaptırım kararlarının kesinleşmesi gerektiği, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna başvurulmaması veya kanun yoluna başvurulması halinde yargılama aşamalarının son bulması neticesinde idari para cezalarının takip edilebilir aşamaya gelmesinin, idari para cezasının kesinleşmesi olduğu, Kabahatler Kanununun 27 nci maddesine 5560 sayılı Kanunla eklenen (8) numaralı fıkrasında idarî yaptırım kararının verildiği işlem kapsamında aynı kişi ile ilgili olarak idarî yargının görev alanına giren kararların da verilmiş olması halinde; idarî yaptırım kararına ilişkin hukuka aykırılık iddialarının bu işlemin iptali talebiyle birlikte idarî yargı merciinde görüleceği düzenlenmiş olduğundan, bu kapsamdaki idari yaptırım kararlarının idari yargılama sürecine bağlı olarak kesinleşeceği belirtilmiştir. HUKUKİ DEĞERLENDİRME: Temyize konu kararın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek-2/3. maddesi uyarınca ... plakalı aracın 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ile, aynı nedenle davacıya 3.006,00-TL para cezası verilmesine ilişkin aynı tarih ve ... sayılı işlem yönünden incelenmesi: Olayda, yapılan denetim sonucu polis memurlarınca düzenlenen ve davacı tarafından imzadan imtina edilen tutanakta; davacının sürücüsü ve maliki olduğu ... plakalı araç ile Gültepe bölgesinden aldığı yolcuları 3-TL ücret karşılığı Işıkkent Ayakkabıcılar Sitesine götürdüğü, buna ilişkin ilgili belediyeden alınmış izin belgesinin bulunmadığının belirtildiği; öte yandan, davacının 30.11.2018 tarihine kadar geçerli İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı'ndan aldığı "S" plakalı servis çalışma ruhsatı bulunduğu görülmektedir. Bölge İdare Mahkemesi'nce; davacının S plakası bulunmakla birlikte, İzmir Büyükşehir Belediyesi Servis Araçları Yönergesi hükümlerine uygun olarak servis taşımacılığı yapmadığı, M plakalı tahditli araçlar olan, minibüslerle gerçekleştirilen ücret karşılığı taşımacılık yaptığı yönündeki değerlendirmede hukuka aykırı bir yön bulunmamakla birlikte yargılama sürerken 2918 sayılı Kanunun Ek-2/3. maddesinde yapılan değişiklik nedeniyle yargı mercilerince 5326 ve 5237 sayılı Kanun'ların yukarıda yer verilen "Zaman bakımından uygulama"ya ilişkin hükümlerinin olayda uygulanma kabiliyetinin bulunup bulunmadığının ayrıca değerlendirilmesi gerekmektedir. Ceza Hukuku kökenli bir ilke olan "lehe olan hükmün uygulanması ilkesi"; işlendiği zamanın hukuki normları uyarınca suç sayılan bir fiil sonradan yürürlüğe giren bir düzenleme ile suç olmaktan çıkarılmış bulunuyorsa veya sonradan yürürlüğe giren düzenleme, suçun işlendiği zaman mevcut olan düzenlemeye göre suçlunun lehine ise, sonraki normun daha önce işlenmiş olan fiillere uygulanmasını öngörmektedir. Kural olarak idari işlemlerin yargısal denetimi tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılmaktadır. Bu anlamda idari işlem niteliğindeki yaptırımın tesis edildiği tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre yargısal denetiminin yapılması gerekmekte ise de, ilke olarak suç ve cezadan lehe olan normun uygulanması kuralının bu yaptırımlar yönünden de geçerli olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla, fiilin işlendiği tarih itibariyle yürürlükte bulunan mevzuat ile daha sonra yürürlüğe giren mevzuat hükümleri farklı ise yaptırım uygulanacak olan kişilerin lehine olan mevzuat hükmü dikkate alınmalıdır. Ancak lehe hükmün uygulanması amacıyla verilecek bir iptal kararının başka yaptırımların uygulanmasına engel olmayacağı da tabidir. Anayasa Mahkemesi'nin 15.10.2014 tarih ve Başvuru No:2012/731 sayılı kararında; "47. 5326 sayılı Kanun’un 5. maddesinin (1) numaralı fıkrasına göre, Türk Ceza Kanunu’nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler açısından da uygulanacak, ancak, kabahatler karşılığında öngörülen idari yaptırımlara ilişkin kararların yerine getirilmesi bakımından derhal uygulama kuralı geçerli olacaktır. Anılan maddede öngörülen “derhal uygulama” kuralı, idari yaptırım kararının infazı yöntemiyle ilgilidir. Dolayısıyla, infaz aşamasında da olsa, kabahat fiilinin unsurlarına veya yaptırımına yönelik lehe kanun değişikliklerinde, Anayasa’nın 38/1. maddesinde düzenlenen “kanunilik ilkesi”nin sonuçlarından biri olarak 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 7/2. maddesinde yer alan “lehe kanunun geriye yürümesi” kuralının uygulanması gerekir. 48. Başvuruya konu olayda, kabahat nedeniyle başvurucuya bir yaptırım uygulanmış, ancak henüz bu yaptırım kararı yerine getirilmeden, sonradan yürürlüğe giren kanunla, isnat edilen suçun unsurlarında ve cezasında lehe olacak şekilde değişiklik yapılmıştır. Bu değişiklik, suçun içeriği, diğer bir ifadeyle maddi yapısıyla ilgili olup, kararların yerine getirilme şekli ile ilgili değildir. Buna göre, yukarıdaki hükümler (§§ 16-19) gözetildiğinde, lehe kanun değerlendirmesinde maddi ceza hukukuna ilişkin zaman bakımından uygulama kurallarının geçerli olması ve Mahkemece, cezası henüz infaz edilmemiş olan başvurucu hakkında lehe kanun uygulamasının yapılması gerektiği anlaşılmaktadır." gerekçelerine yer verilerek idari yaptırımlar yönünden lehe kanun hükümlerinin uygulanmasına ilişkin değerlendirmelerde bulunulmuştur. 26/10/2018 tarihinde yürürlüğe giren 7148 sayılı Kanun değişikliğinden önce sahip olunan izin kapsamı dışında ticari taşımacılık yapmak fiili, 2918 sayılı Kanunun Ek 2/3. maddesi uyarınca, yeniden değerlendirme oranıyla güncellenmiş para cezası ile altmış gün süreyle aracın trafikten men edilmesi yaptırımlarının uygulanması sonucunu doğururken, 7148 sayılı Kanun değişikliği sonrası söz konusu fiil Ek 2. maddesinin 3. fıkrasının (b) bendinde yeniden belirlenen para cezası ile 30 gün süreyle aracın trafikten men edilmesi yaptırımını gerektiren hal olarak kural altına alınmıştır. Yapılan bu değişiklik "Zaman bakımından uygulama" hükümleri kapsamında incelendiğinde, davacı açısından daha lehe hükümler içermekte olup, yaptırım infaz edilmemişse veya infaz edilmekle beraber başka hak mahrumiyetlerine yol açacak nitelikte ise mükerrer yaptırım verilmesi sonucunu doğurmayacak şekilde lehe kanun hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. Zira, yaptırımın infazı tamamlanmış ise, işlemin iptal edilmesi halinde lehe kanun hükümlerine göre yeniden tesis edilecek işlemin, aynı fiilin iki kez müeyyidelendirilmesine sebep olacağı açıktır. Bu nedenle, idari yaptırımın davalı idarece uygulanıp uygulanmadığı tespit edilerek ona göre karar verilmelidir. Dava konusu idari para cezası yönünden yapılan incelemede; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 17. ve 27. maddeleri ile 442 sayılı Maliye Bakanlığı Tahsilat Genel Tebliği'nin yukarıda yer verilen hükümleri göz önüne alındığında, henüz kesinleşmemiş ve bu nedenle tahsil edilebilir aşamaya gelmeyerek infaz edilmemiş para cezası yönünden lehe kanun hükümleri nedeniyle dava konusu para cezasının iptali gerekmekte olup, temyize konu kararın bu kısmında hukuki isabet bulunmamaktadır. Dava konusu trafikten men yaptırımı yönünden yapılan incelemede; Dairemizin 22/02/2024 tarihli ara kararıyla, trafikten men yaptırımının uygulanıp uygulanmadığı taraflardan sorulmuş olup, davalı idarece verilen cevapta, yaptırımın infazının tamamlandığının belirtildiği görülmektedir. Bu durumda, dava konusu aracın altmış gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin işlemin tesis edildiği tarih itibarıyla hukuka uygun olduğu, sonradan daha lehe kanuni düzenlemeler yürürlüğe girmiş olmakla birlikte, araç trafikten altmış gün süreyle men edilerek söz konusu işlemin uygulanmasının tamamlandığı, işlemin iptal edilmemesinin başka yönlerden hak mahrumiyetine de sebep olmadığı gözetildiğinde, davacı hakkında anılan işlem yönünden lehe kanun hükümlerinin uygulanmasının mümkün olmadığı sonucuna varılarak bu kısım yönünden temyiz isteminin belirtilen gerekçeyle reddi gerekmiştir. Temyize konu kararın 2918 sayılı Kanunun 65. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca 85,00-TL para cezası verilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem yönünden incelenmesi: 2918 sayılı Kanunun 65. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca davacı araç sürücüsü hakkında tesis edilen 85,00-TL tutarındaki idari para cezasının idari yaptırımlardan sadece idare mahkemelerinin görev alanına giren (trafikten men gibi) bir işlemle birlikte tesis edilmemiş olması, trafikten men yaptırımının aynı Kanunun Ek-2/3. maddesi uyarınca uygulanması nedeniyle, bu kısım yönünden davanın görüm ve çözümünde yukarıdaki anılan hükümler gereğince sulh ceza mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılmıştır. Bu durumda, davacı hakkında 2918 sayılı Kanunun 65. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi maddesi uyarınca tesis edilen 85,00-TL idari para cezası işlemi hakkında davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiğinden temyize konu kararın bu kısmında hukuka uyarlık bulunmamaktadır. KARAR SONUCU: Açıklanan nedenlerle; 1. Temyiz isteminin kısmen kabulüne, kısmen reddine, 2. ...Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin... gün ve E:..., K:... sayılı kararının; a) Davacıya ait ... plaka numaralı aracın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesi uyarınca 60 gün süreyle trafikten men edilmesine ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem yönünden yukarıda yer verilen GEREKÇE İLE ONANMASINA, b) Davacının 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun Ek 2/3. maddesi uyarınca ...TL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin ... tarih ve ... sayılı işlem ve taşıma sınırı üzerinde yolcu taşıması nedeniyle aynı Kanunun 65. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca ...-TL para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin aynı tarih ve ... sayılı işlem yönünden BOZULMASINA, 3. Kullanılmayan ...-TL yürütmeyi durdurma harcının istemi hâlinde davacıya iadesine, 4. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın yukarıda belirtilen Bölge İdare Mahkemesi İdari Dava Dairesine gönderilmesine, 5. Kesin olarak 07/06/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.