3. Hukuk Dairesi 2015/12698 E. , 2016/7027 K. MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, davalıların davalı ...'a ait muayenehane…
**3. Hukuk Dairesi 2015/12698 E. , 2016/7027 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ Taraflar arasındaki maddi tazminat davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı vekili dilekçesinde, davalıların davalı ...'a ait muayenehanede görev yaptıklarını, müvekkili olan davacının, diş tedavisi amacı ile davalılara gittiğini, ancak yanlış işlem ve tedavi sonucunda, çok büyük acı ve ızdırap çekip hayati tehlikeye maruz kaldığını, davalılar hakkında kamu davasının açıldığını belirterek davalı ...'dan 200.000 TL, ...'ten 50.000 TL olmak üzere toplam 250.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; manevi tazminat isteğinin kanal tedavisi ile kurtarılma ihtimali tartışılan ancak kaybedilen bir diş ile ilgili olduğunu, bu olayın davalıya ait muayenehanesinde yaşanan bir olayla ilgili olduğunu, bu olayın her diş tedavisinde yaşanabileceği, kurtarılma ihtimali olan bir dişin kaybedilebileceği ihtimali dahilinde olduğunu, bu olayın sonucu davacıda sürekli bir izin kalmayışı, davacının ömrü boyunca etkisi altında kalacağı veya bir üzüntü doğuracak bir durumun olmadığını beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş, verilen bu hüküm süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak; Kural olarak; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 74. maddesi ve 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 53. maddesi gereği; hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından bağımsız kılınmış ise de; hukuk hâkiminin bu bağımsızlığı sınırsız olmayıp öğretide ve yerleşik Yargıtay içtihatlarında, ceza hâkiminin tespit ettiği maddî olaylarla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmekte olup, maddî olayları ve yasak eylemleri saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliği taşıyacaktır. Dosyanın incelenmesinden, davalı ... hakkında, dava konusu eyleme ilişkin olarak, ...Sulh Ceza Mahkemesinin 22/01/2010 tarih ve 2007/497 Esas, 2010/92 sayılı kararı ile adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, bu kararın kesinleştiği, sonuç itibariyle de, davalı ...'un dava konusu eylemi gerçekleştirdiğinin sabit olduğu anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, davalı ...'un dava konusu eylemi gerçekleştirdiğinin anlaşılması karşısında, davacının tedaviler sırasında ve sonrasında çektiği acı, elem ve ızdırap dikkate alınmak suretiyle, tarafların ekonomik ve sosyal durumlarına ve hakkaniyete uygun manevi tazminat takdiri gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan esaslar gözönünde tutulmaksızın yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde olduğundan kabulü ile hükmün HUMK.nun 428.maddesi gereğince BOZULMASINA ve peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 03.05.2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.