1. Hukuk Dairesi 2009/8841 E. , 2009/11653 K. "" MAHKEMESİ : AKŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 1975 parsel sayılı taşınmazın Akşehir Gölü kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Bir kısım davalıların, yargılama devam ederken vefat ettikleri, bir kısım paydaşla…
**1. Hukuk Dairesi 2009/8841 E. , 2009/11653 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : AKŞEHİR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 30/12/2008 Taraflar arasında görülen davada; Davacı, dava konusu 1975 parsel sayılı taşınmazın Akşehir Gölü kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığını, kıyıların devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olup, özel mülke konu olamayacağını ileri sürerek, tapunun iptal ve terkinini istemiştir. Bir kısım davalıların, yargılama devam ederken vefat ettikleri, bir kısım paydaşlarında dava tarihinden önce vefat ettikleri, diğer davalılar ise, aleyhlerine açılan davayı kabul ettiklerini beyan etmişlerdir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalılar tarafından süresinde temyiz edilmiş olmakla; Tetkik Hakimi raporu okundu, düşüncesi alındı. Dosya incelendi, gereği görüşülüp, düşünüldü. Dava, tapu iptal ve terkin isteğine ilişkindir. Dosya içeriğinden, toplanan delillerden; çekişmeli 1975 parsel sayılı taşınmazın davalılar ve miras bırakanları adına kadastroca tespit edilerek kadastro tutanağının 11.04.1978 tarihinde kesinleştiği, davanın ise 10.02.2000 tarihinde açıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemece, çekişmeli taşınmazın tamamının kıyı-kenar çizgisi içerisinde kaldığı keşfen saptanmak suretiyle ve davalıların kabul beyanları gözetilerek davanın kabulüne karar verilmişse de, 25.02.2009 tarihinde kabul edilip, 14.03.2009 tarihinde yürürlüğe giren 5841 Sayılı Yasanın 2.maddesi ile 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinin 3.fıkrasına eklenen "bu hüküm iddia ve taşınmazın niteliğine yahut Devlet ve diğer kamu tüzel kişileri dahil tarafların sıfatına bakılmaksızın uygulanır" ve 3.maddesi ile eklenen geçici 10.maddesinin "bu kanunun 12.maddesinin 3.fıkrası hükmü devletin hüküm ve tasarrufu altında olduğu iddiası ile yürürlük tarihinden önce açılmış ve henüz kesin hükme bağlanmamış olan davalarda dahi uygulanır" şeklindeki hükmü gözetildiğinde kadastro tespitinin kesinleştiği tarih olan 11.04.1978 ile davanın açıldığı tarih arasında 3402 Sayılı Yasanın 12.maddesinde sözü edilen 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu sabittir. Öte yandan, eldeki davada, davalıların davayı kabul beyanları bulunduğu, hususuda çekişmesizdir. Bilindiği üzere; HUMK'nun 92.maddesinde "kabul iki taraftan birinin diğerinin netice-i talebine muvafakat etmesidir" biçiminde açıklanmış olup, davalılar davayı kabul tarihinde yürürlükte olan yasaya göre iyiniyetlerini ortaya koyarak iradelerini belirlediklerine göre davalıların kabulünün ve haklarının kapsamının o tarihte yürürlükte bulunan yasa ile sınırlı olduğunun kabulünde zorunluluk vardır. Aksi düşünce, kişiyi dürüst davranışından dolayı adeta cezalandırılması durumuna düşürür ki, bu durum Anayasanın 10.maddesinde yer alan eşitlik ilkesine aykırılık teşkil eder. Böyle bir sonucun yasa koyucunun amacı olamayacağı gibi kanun ve hukuka uygun hüküm verilmesi amacınada aykırı olacağı kuşkusuzdur.