(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11559 E. , 2008/13931 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisinde…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2008/11559 E. , 2008/13931 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 24.02.2006 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali ve yayla olarak sınırlandırılması istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kabulüne dair verilen 28.06.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Dava; yayla olduğu iddia edilen çekişmeli taşınmaza ait tapu kaydının iptali ve özel siciline işlenmesi istemiyle açılmıştır. Mahkemece, dava kabul edilmiş, hükmü davalı taraf temyiz etmiştir. Dava dilekçesi ve duruşma davetiyesi davalının dilekçede belirtilen adresine yapılmış kabul edilerek mahkeme hükmünün de 7201 sayılı Tebligat Kanununun 35. maddesi gereğince aynı adrese yapıldığı anlaşılmaktadır. Mahkemeyi bu takdire ulaştıran unsur yargılamanın herhangi bir aşamasında duruşmaya katınılması ya da cevap verilmesi olmuştur. Bir yargılamada yöntemine uygun davetiye tebliğ edilmedende bir başka yoldan duyum ile tarafların yargılamaya katılmaları olanaklı olup bu katılma usulsüz davetiyeyi usule uygun yapılmış hale getirmez. Davalıya yapılan ilk çağrı Tebligat Kanununun 21. maddesine göre yapılmaya çalışılmış ise de adres komşusu olan kişinin imzasının alınmamış olması tebligatı yetersiz hale sokmuştur. Hükmün de aynı biçimde tebliğ edildiği görülmektedir. Bu nedenledir ki, haricen öğrenme üzerine hükmün süresinde temyiz edildiği kabul edilerek hükmün esas incelemesine geçildi. Gerçekten; 4342 sayılı Mera Kanununun 3. maddesinde yapılan tanıma göre, yaylak; çiftçilerin hayvanları ile birlikte yaz mevsimini geçirmeleri, hayvanlarını otlatmaları ve otundan yararlanmaları için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yerlerdir. Mera, yaylak ve kışlakların özel mülkiyete geçirilmesi, amacı dışında kullanılması, kazandırıcı zamanaşımı yoluyla mülk edinilmesi olanaksız olduğu gibi sınırlarının daraltılması da mümkün değildir. Çekişme konusu taşınmaz ... Beldesi, ... Mahallesi Yeniköy Mevkiinde bulunmaktadır. ..., ... ..., ..., ..., ..., ... ..., ... ve ... adlarıyla bilinen yaylalarla çevrilidir. Burası ülkemizin en büyük yaylalarının yer aldığı «... Yaylası» olarak anılmaktadır. Ancak; dosyada yer alan haritasından ve keşif yerinde dinlenen yerel bilirkişi beyanından, dava konusu taşınmazın ... Yaylası olarak bilinen yerin daha kuzeyinde, ... olduğu bildirilen ... Köyü yakınlarında bulunduğu görülmektedir. Davalı taraf da savunmasında, çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerin ... ... (eski adı ...) Köyü sınırı içersinde kaldığını, ... Köyünün ... bir köy olduğunu, taşınmazın yayla ile bir ilişkisi olmadığını ileri sürmüştür.