4. Hukuk Dairesi 2023/7477 E. , 2024/6507 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/534 E., 2022/1532 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasında görülen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz ed
**4. Hukuk Dairesi 2023/7477 E. , 2024/6507 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/534 E., 2022/1532 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulüne Taraflar arasında görülen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan)17. Hukuk Dairesince kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili nezdinde kara nakil vasıtaları sigorta poliçesi ile sigortalı aracın neden olduğu zarar nedeniyle müvekkili aleyhine takip yapıldığını belirterek müvekkilinin borcu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar ayrı ayrı davanın reddini talep etmişlerdir. III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 21.12.2010 tarihli ve 2009/118 Esas, 2010/1492 Karar sayılı kararı ile; davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Birinci Bozma Kararı 1. Mahkemenin 21.12.2010 tarihli ve 2009/118 Esas, 2010/1492 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 01.03.2012 tarih ve 2011/2786 Esas, 2012/2467 Karar sayılı ilamıyla; " Davacı vekili tarafından 17.6.2010 tarihli celse için mazeret beyanında bulunulmuş, mahkemece, mazeret beyanının kabulü ile duruşma gününün tebliğine karar verilmiş, son celsede davacı vekili katılmadığı için davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiştir. Ne var ki, duruşma tutanağında davacı vekiline duruşma gününün tebliğ edildiği belirtilmediği gibi, tebligat da dosyada yer almamaktadır. Duruşma günü bildirilmediği halde, davanın işlemden kaldırılması HUMK'nun 409.maddesine aykırıdır. Ayrıca davacı vekili davanın işlemden kaldırıldığı 16.09.2010 tarihli son celseden sonra süresi içinde 5.10.2010 havale tarihli dilekçe ile süresi içinde yenileme talebinde de bulunduğu halde hatalı değerlendirme ile davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiştir. " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B.Mahkemece Birinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin, 2012/771 Esas, 2017/361 Karar sayılı ve 13.04.2017 tarihli kararıyla, davacı vekilinin mazeretinin bulunmaması nedeni ile davasının 6100 sayılı HMK.nın 320/4. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. C. İkinci Bozma Kararı 1.Mahkemenin, yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2.Yargıtay (Kapatılan) 17.Hukuk Dairesinin 27.02.2018 tarih ve 2017/5018 Esas, 2018/1356 Karar sayılı ilamıyla; " Bozma öncesindeki yargılama aşamasında, dava 10.12.2009 ve 16.9.2010 tarihlerinde iki kez takipsiz bırakılma sonucunda işlemden kaldırılmış olup, üç ay içinde yenilenmemiş olması nedeniyle mahkemece verilen açılmamış sayılma kararı Dairenin 01.03.2012 tarih 2011/2786 E. 2012/2467 K. sayılı ilamı ile; davacı vekili tarafından 17.6.2010 tarihli celse için mazeret beyanında bulunulmuş olduğu, mahkemece, mazeret beyanının kabulü ile duruşma gününün tebliğine karar verildiği, son celsede davacı vekili katılmadığı için davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmiş olduğu, duruşma tutanağında davacı vekiline duruşma gününün tebliğ edildiğinin belirtilmediği gibi tebligatın da dosyada yer almadığı, duruşma günü bildirilmediği halde davanın işlemden kaldırılmasının HUMK'nun 409.maddesine aykırı olduğu, ayrıca davacı vekilinin davanın işlemden kaldırıldığı 16.09.2010 tarihli son celseden sonra süresi içinde 5.10.2010 havale tarihli dilekçe ile süresi içinde yenileme talebinde de bulunduğu, gerekçeleri ile bozulmuştur. Bu durumda bozma öncesindeki yargılama aşamasında 16.09.2010 tarihli işlemden kaldırılma kararının usule uygun olmadığı ve davanın 10.12.2009 tarihinde bir kez takipsiz bırakılmış olduğunun kabulü gerektiği açıktır. Bozma sonrası yapılan yargılamada ise, mahkemece, davacı vekilinin 13.4.2017 tarihli celseye mazeret bildirmediği halde katılmamış olması nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 150/6. ve 320/4. maddeleri gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık, davada 6100 sayılı HMK hükümlerinin mi, yoksa 1086 sayılı HUMK hükümlerinin mi uygulanacağı noktasındadır. 6100 sayılı HMK'nun zaman bakımından uygulanma başlıklı 448. maddesi "Bu kanun hükümleri, tamamlanmış işlemleri etkilememek kaydıyla derhal uygulanır" hükmünü içermektedir. Buna göre somut olayda 1086 sayılı HUMK'un yürürlükte olduğu dönemde Yasanın 409/1 bendi bakımından tamamlanmış bir işlem sözkonusu olduğundan 6100 sayılı Yasanın uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Öte yandan dosyanın ilk defa işlemden kaldırılmasına karar verildiği tarih olan 10.12.2009 tarihinde yürürlükte olan 1086 sayılı HUMK'nun 409. maddesine göre, davacının, dosyayı bir defadan fazla takipsiz bırakması halinde açılmamış sayılmasına karar verileceği konusunda kazanılmış hakkı bulunduğu, her ne kadar usul hükümlerinin derhal uygulanırlığı söz konusu ise de; hukuka güven ilkesinin bir sonucu olarak davacının ilk yenilemeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamayacağı kuralının, HMK'nın yürürlük tarihi olan 01.10.2011 tarihinden önce bir kez işlemden kaldırılmasına karar verilen dosyalar için 6100 sayılı HMK'nun yürürlük döneminde de uygulanması gerektiğinin kabulü gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2012/17-1629 Esas ve 2012/21-1698 Karar; 2012/21-1698 Esas 2013/779 Karar sayılı kararları da bu yöndedir. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 409. maddesi; “Oturuma çağrılmış olan tarafların hiçbiri gelmediği veya gelip de davayı takip etmeyeceklerini bildirdikleri takdirde dava yenileninceye kadar dosyanın işlemden kaldırılmasına karar verilir. Oturum gününün belli edilmesi için tarafların başvurması gereken hallerde, gün tespit ettirilmemiş ise, son işlem tarihinden başlayarak bir ay geçmekle birinci fıkra hükmü uygulanır. Yukarıdaki fıkralar hükmü gereğince dosyası işlemden kaldırılmış olan dava, işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde taraflardan birinin dilekçe ile başvurması üzerine yenilenebilir. Yenileme dilekçesi, oturum, gün, saat ve yerini bildiren çağrı kâğıdı ile birlikte taraflara tebliğ olunur. Dava dosyanın işlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak bir ay geçtikten sonra yenilenirse yeniden harç alınır. Bu harç yenileyen tarafından ödenir ve karşı tarafa yüklenemez. Bu şekilde harç verilerek yenilenen dava, yeni bir dava sayılmaz. İşlemden kaldırıldığı tarihten başlayarak üç ay içinde yenilenmeyen davalar açılmamış sayılır ve mahkemece bu hususta kendiliğinden karar verilerek kayıt kapatılır. Birinci ve ikinci fıkralar gereğince işlemden kaldırılmasına karar verilmiş ve sonradan yenilenmiş olan dava, ilk yenilenmeden sonra bir defadan fazla takipsiz bırakılamaz. Aksi halde beşinci fıkra hükmü uygulanır” hükmünü içermektedir. Yukarıda açıklanan nedenlerle, 01.10.2011 tarihinden önce 10.12.2009 tarihinde işlemden kaldırılmasına karar verilen dava bakımından, henüz 6100 Sayılı Yasa yürürlükte olmadığından, yazılı şekilde karar verilmesinin mümkün olmadığı, 13.04.2017 tarihli celsede gelmeyen davacı hakkında dosyayı işlemden kaldırmak ve şayet davacı vekili tarafından gerekli usuli işlemler gerçekleştirilirse yargılamaya devam edilmek gerekirken, henüz koşulları oluşmadığı halde, 6100 sayılı HMK'nın 320/4. maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi doğru görülmemiş, bozma nedeni yapılmıştır. " gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. D. Mahkemece İkinci Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; icra takibine konu Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/102 Esas 1998/167 Karar sayılı dosyasında alınmış olan bilirkişi raporuna istinaden takibin başlatıldığı, yine Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/102 Esas 1998/167 Karar sayılı dosyasının Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 2009-3012 Esas 2009-7797 Karar sayılı ve 23/11/2009 tarihli ilamı ile hüküm fıkrasının 1. bendinin sonuna ''davalı Garanti Sigorta A.Ş.'nin, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası limitini aşan kısımdan ve kendi poliçesi limiti ile sorumlu tutulmasına'' cümlesinin eklenerek düzeltilerek onandığı, davalıların bahsi geçen bilirkişi raporuna istinaden takip başlattığı, davacı ... şirketinin ise onanan karardan anlaşılacağı üzere zorunlu mali sorumluluk sigortası limitini aşan kısımdan ve kendi poliçesi limiti ile sorumlu tutulması gerektiği, bu şekilde Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/102 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporunda yer alan fakat hükümde yer almayan bakiye zarar esas alınarak takip başlatılmasının mümkün olmadığı, takibe konu alacak miktarından da davacının sorumlu olmadığının Lapseki Asliye Hukuk Mahkemesi 1995/102 Esas sayılı dosyası ile de sabit olduğu ve bu husus bilinmesine rağmen bahsi geçen dosyada taraf olan davalılar tarafından icra takibi başlatıldığı gerekçesiyle; davacının davasının kabulü ile; davacının dava konusu Biga İcra Müdürlüğünün 2008/4544 (yenileme sonrası esas 2017/2936) esas sayılı dosyasında davalılara borçlu olmadığının tespitine, davalının, takibi haksız ve kötüniyetli olarak başlattığı anlaşıldığından asıl alacak miktarı olan 4.786,79 TL nin %20'si oranında kötüniyet tazminatının davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalılar vekili temyiz başvuru dilekçesinde; tavzih kararının hatalı olduğunu, kısa kararda yer almayan hususun gerekçeli kararda yer alamayacağını, limit aşımı nedeniyle kabul kararı verilmesinin hatalı olduğunu bu itirazın yetkili merciinde icra dairesinde yapılması gerektiğini, Yargıtay'ın ilgili dosyasındaki karar tarihi dikkate alındığında kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca Salih'in icra takibi başlatmadığını, bu nedenle davanın reddedilmesi gerektiğini ve bu nedenle kötü niyet tazminatına mahkum edilemeyeceğini, açılmamış sayılma kararı verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davacı ... şirketi aleyhine başlatılan icra takibi sonrasında açılmış menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesi delaletiyle mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olması, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamaması, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalılara yükletilmesine, Dosyanın mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.