DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2037 E. , 2024/304 K. T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2037 Karar No : 2024/304 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/57473 , K:2021/4196 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan…
DANIŞTAY İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU 2022/2037 E. , 2024/304 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y İDARİ DAVA DAİRELERİ KURULU Esas No : 2022/2037 Karar No : 2024/304 TEMYİZ EDEN (DAVACI) : ... KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Kurulu VEKİLİ : Av. ... İSTEMİN KONUSU : Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/57473 , K:2021/4196 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. YARGILAMA SÜRECİ : Dava konusu istem: Davacının, 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yaptığı yeniden inceleme talebinin reddine dair aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görev yapmakta olan emsali durumdaki hakim ve savcılarla eşitlenmek suretiyle başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine ve 667 sayılı KHK'nın iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmesi istenilmiştir. Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 30/11/2021 tarih ve E:2016/57473 , K:2021/4196 sayılı kararıyla; Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde, davacının 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) 3. maddesine yönelik Anayasa'ya aykırıIık iddiası ciddi görülmemiş, "Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak, Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede; Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:.. sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP kayıtlarının incelenmesi neticesinde anılan beraat kararının istinaf edilmemek suretiyle 30/06/2018 tarihinde kesinleştiğinin görüldüğü, Davacının ceza yargılamasında silahlı terör örgütüne üyelik suçundan beraat etmiş olmasının iltisak ve irtibat yönünden farklı bir değerlendirme yapılmasına engel oluşturmayacağı gibi idari yargılama yönünden bağlayıcılığının da bulunmadığı, Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadesi ile davacının üniversiteye hazırlık döneminde örgüte ait dershaneye gittiğine ve FETÖ'nün etkin olduğu dönemde yurt dışına ziyarete gittiğine yönelik kendi beyanının birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadelerine, örgüte ait dershaneye ve yurt dışına gittiğine yönelik tespite karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile iltisak ve irtibatı olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek, Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği, Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının görev yapmakta olan emsali durumdaki hakim ve savcılarla eşitlenmek suretiyle başvuru tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte ödenmesine, özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. TEMYİZ EDENİN İDDİALARI : Davacı tarafından, kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesinin ihlal edildiği, KHK ile getirilen cezanın geçmişe yürütüldüğü, yazılı ya da sözlü savunmasının alınmayarak savunma hakkının ihlal edildiği, davalı idarenin savunma hakkının verildiği yönündeki iddiasının dayanaksız olduğu, isnat edilen suçla ilgili hakkında delil bulunmadığı, hiçbir soruşturma yapılmadığı, isnat edilen suçla ilgili kişiselleştirme yapılmadığı, dava konusu kararın ilgili, yeterli ve somut bir gerekçe içermediği, dava konusu işlemin sebep unsuru yönünden hukuka aykırı olduğu, idari işlemin tesis edildiği tarihten sonra ortaya çıkan sebeplerin işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği gibi işleme karşı açılan iptal davasında yapılacak incelemede işlemin hukuka aykırılık nedeniyle iptaline engel olamayacağı, dava konusu işlemin amaç yönünde de hukuka aykırı olduğu, dava konusu kararın meslekten çıkarma cezası niteliğinde olduğu, dava konusu kararda isnat edilen suça ilişkin açılmış ceza davası dahi yokken HSYK tarafından peşinen suçlu ilan edilerek masumiyet karinesi ilkesinin ihlal edildiği, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği, çekişmeli yargılama ilkesi ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği, fişleme niteliğindeki istihbari nitelikteki bilgilere dayanılarak meslekten ihraç edilmesi nedeniyle özel hayata ve aile hayatına saygı hakkı ile ayrımcılık yasağının ihlal edildiği, hakkında soruşturma açılmaması ve 2802 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmaması hususlarının gerekçelendirilmediği, sadece kurum kanaatinin işleme gerekçe yapılmış olmasının Daire tarafından yeterli görüldüğü, temyize konu kararda, dava konusu işlemden sonraki tarihe ilişkin olan ve delil olarak ileri sürülen hususların karara gerekçe yapıldığı, dershaneye 1994 yılında yani darbenin olduğu tarihten 22 yıl önce ücretini ödeyerek gittiği, yurtdışına Daire üyeleriyle birlikte 3 günlüğüne gittiği, itirafçı kişinin yalan beyanının tanık beyanı olarak dikkate alınmaması gerektiği, anılan kişinin beyanına ceza mahkemesinin itibar etmediği, suç ve cezaların geçmişe yürütülerek Sözleşmenin 7. maddesinin ihlal edildiği, AİHS’nin 15. maddesinde düzenlenen temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmaması hakkının ve mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddiasıyla temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmektedir. KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: HUKUKİ DEĞERLENDİRME : Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının silahlı terör örgütüne üye olma suçundan beraatine karar verildiği ve anılan kararın 30/06/2018 tarihinde kesinleştiği görülmüştür. 667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir. Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir. Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır. Bu kapsamda kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir. Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir. Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. KARAR SONUCU : Açıklanan nedenlerle; 1. Davacının temyiz isteminin reddine, 2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin Danıştay Beşinci Dairesinin temyize konu 30/11/2021 tarih ve E:2016/57473 , K:2021/4196 sayılı kararının ONANMASINA, 3. Adli yardım kararından dolayı ertelenmiş olan temyiz aşamasına ilişkin yargılama giderinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 339. maddesinin 1. fıkrası uyarınca davacıdan tahsili için Dairesince müzekkere yazılmasına, 4. Kesin olarak, 19/02/2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.