6. Hukuk Dairesi 2024/1136 E. , 2025/1503 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1477 E., 2024/68 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/235 E., 2021/11 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde …
**6. Hukuk Dairesi 2024/1136 E. , 2025/1503 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1477 E., 2024/68 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 3. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/235 E., 2021/11 K. Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak verilen kararı davacı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 15.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı asil ... ve vekili Avukat ... geldiler. Tebligata rağmen başka gelen olmadığı anlaşılmakla onların yokluğunda duruşmaya başlanarak hazır bulunanların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili yüklenici ile davalı arsa sahibi arasında Büyükçekmece 2. Noterliği’nin 10.03.2010 tarihli 09587 yevmiye numaralı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme konusu inşaata avan proje için onay alındıktan sonra yapı ruhsatı alınmadan davalının nakdi yardımlar ile inşaatın bitirmesi için müvekkilini zorladığını, daha sonra davalının müvekkilini azletmesi nedeni ile ruhsat alınamadığını, akabinde müvekkili ile davalının vekilinin bir araya gelerek 12.12.2014 tarihli protokolü imzaladığını ve davalı arsa sahibinin inşaat bedeli için 2.000.000,00 TL ödeyeceğinin kabul edildiğini, davalı tarafından açılan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi davasında da imalat bedeli hesaplandığını belirterek, davanın kabulü ile taraflar arasında imzalanan ve davalı tarafından bir kısmı kabul edilen 2.104.360,18 TL alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan yapının ruhsatsız ve kaçak nitelikte olduğunu, kaçak nitelikteki yapıdan kaynaklı bir talebin mümkün olmayacağını, fesih davasında imalat bedelinin imara uygun kısımlar için 641.797,65 TL olarak belirlendiğini, 12.12.2014 tarihli protokolün müvekkilinin vekilinin yaptığı bir ön protokol olduğunu ve müvekkilince onaylamadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2021 tarihli kararı ile taraflar arasında 12.12.2014 tarihli protokol akdedildiği, bu protokol uyarınca davalının davacıya 2.000,000,00 TL ödemeyi kabul ve taahhüt ettiği, sözleşmede belirtilen bedellerin davacıya ödendiğinin davalı tarafından ispat edilemediği, davalının davacıdan olan alacağına ilişkin olarak mahkemenin 2015/231 Esas sayılı dosyası üzerinden karar verildiği, 12.12.2014 tarihli protokol davalı vekili tarafından imzalanmakla birlikte asilin bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmediği ve bu sözleşmede bedelin ödenmesi için herhangi bir şart koşulmadığı, davalının 2015/231 Esas sayılı dosyadaki alacağını icra takibi yapmak yoluyla tahsil imkanı bulunduğu ve infaz aşamasında da takas talebinde bulunabileceği gerekçesiyle, davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın kabulüne, 2.000.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 11.01.2021 tarihli kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli kararı ile taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine konu binanın tamamen kaçak ve normal imar mevzuatına göre yıkılmaya mahkum bir inşaat yapılmış olması dolayısıyla tarafların sözleşmeyi geçmişe etkili olarak feshetmiş olmalarından kaynaklanan hukuki durumu ve bu hukuki durum doğrultusunda olaya uygulanması gereken eser sözleşmesi hükümlerini değiştirmeyeceğini, davacı yüklenicinin bu aşamadan sonra arsa sahibinden ancak kaçak binanın yıkımını ve moloz bedelini talep edebileceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 01.06.2022 tarihli kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairece, Bölge Adliye Mahkemesi karar gerekçesinde, davacının talebinin doğrudan 12.12.2014 tarihli protokole dayanmadığı, kaçak nitelikte ruhsatsız yapının bir ekonomik değeri bulunmadığı gerekçesi ile reddedilmiş ise de dosya kapsamındaki 12.12.2014 tarihli protokolün taraflar arasında geçerli olup olmadığı, protokole ilişkin tarafların iddia ve savunmalarının değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken 12.12.2014 tarihli protokol bakımından bir inceleme yapılmadan, eksik inceleme ve araştırma ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı yüklenici tarafından ruhsatsız olarak başlanan inşaatın sözleşme süresi içerisinde tamamlanamaması üzerine davacı ile davalının o dönem ki vekili Avukat ... arasında 12.12.2014 tarihli tasfiye protokolü imzalanmış ise de, bu protokol resmi şekilde düzenlenmiş olan arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshini ve tasfiyesini düzenlediğinden, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi ve eki mahiyetindeki sözleşmeler Borçlar Kanunu'nun 213, TMK'nın 706, Tapu Kanunu'nun 26 ve Noterlik Kanunu'nun 60. maddeleri uyarınca resmi şekilde yapılmak zorunda olduklarından ve vekil aracılığıyla yapılmaları durumda buna dair özel olarak yetki verilmiş olması gerekmekte olup, söz konusu protokolü vekil sıfatıyla imzalayan Avukat ... ...'a böyle bir sözleşmeyi imzalamak için verilmiş özel bir vekalet dosya içinde mevcut olmadığı gibi, davacı tarafça buna dair özel bir vekaletnamenin bulunduğu yönünde bir iddiada da bulunulmadığı, Avukat ... ...'a ilişkin olarak dosya içinde mevcut olan tek vekaletname Büyükçekmece 5. Noterliği'nin 26.04.2013 tarihli ve 13558 yevmiye sayılı "genel vekaletname" olup, bu vekaletnamede söz konusu protokoldeki hususlara dair verilmiş bulunan özel bir yetki bulunmadığı, söz konusu protokolün geçerli olabilmesi için davalı arsa sahibinin buna sonradan onay vermesi gerektiği, oysa ki, davalı vekilince sunulan cevap dilekçesinde belirtildiği üzere, davalı tarafça bu protokole onay verilmediği ve davacının kusurundan dolayı hayata geçirilemediğinin savunulduğu, cevap dilekçesindeki bu açık itiraz karşısında, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda yer verilen "davalı asilin bu sözleşmenin geçersizliğini ileri sürmediği" değerlendirmesinin yerinde bulunmadığı, davalı tarafça, davacının davranış ve eylemleriyle örtülü olarak bu protokole onay verdiğinin de ortaya konulamadığı, buna göre 12.12.2014 tarihli tasfiye protokolünün davalı açısından bir bağlayıcılığı olmadığı, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin Yerleşik İçtihatlarında belirtildiği üzere, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi her iki tarafa da borç ve haklar yükleyen bir sözleşme olup, davacı yüklenicinin imar mevzuatına uygun olmayan, bu nedenle davalı arsa sahibinin ifaya kabule zorlanamayacağı halen inşaat halindeki bir bina için, o aşamaya kadar yapmış olduğu imalât bedelini davalı arsa sahibinden talep edemeyeceği, söz konusu binaya dava tarihinden sonra 3194 sayılı İmar Kanunun geçici 16. maddesi doğrultusunda 06.12.2019 tarihinde yapı kayıt belgesi düzenlenmiş olması nedeniyle belediye tarafından alınan yıkım kararının uygulanmayacak olması, davaya konu binanın tümden kaçak ve alınan raporlara göre de tamamının yıkılması gerekmesi karşısında, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin geçmişe etkili fesih durumunu ortadan kaldırmayacağı, bu yapı kayıt belgesinin ancak Belediye tarafından re'sen binanın yıkımını durdurabilecek olup, taraflar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine de uygulanan 818 sayılı BK'nın 355 ve devam maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi hükümleri kapsamında, sözleşmeye konu binanın tamamen kaçak ve normal imar mevzuatına göre yıkılmaya mahkum bir inşaat yapılmış olması dolayısıyla tarafların sözleşmeyi geçmişe etkili olarak feshetmiş olmalarından kaynaklanan hukuki durumu ve bu hukuki durum doğrultusunda olaya uygulanması gereken eser sözleşmesi hükümlerini değiştirmeyeceği, tarafların ortak iradesiyle arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi geçmişe etkili olarak feshedilmiş olduğundan, davacı yüklenici bu aşamadan sonra arsa sahibinden ancak kaçak binanın yıkımını ve moloz bedelini talep edebilecek olup, istinafa konu davada böyle bir talep mevcut bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Fesih protokolünde davalının açık rızası olduğunu, işbu dosya vekilinin protokolü imzalayan vekil olduğunu, onay olmadan imzalasaydı azledileceğini, fesih protokolünü davalı adına vekilinin sunduğunu, protokol geçersiz kabul edilirse vekilin verdiği beyan ve cevap dilekçelerinin de geçersiz kabul edileceğini, b.Protokolün sözleşmenin eki olmadığını, sulh sözleşmesi olduğunu, sulh sözleşmesini vekilin imzalayabileceğini, c. Sözleşmenin ifasında müvekkilinin bir kusuru olmadığını, inşaat sürecinde davalı bilgisi olduğundan karşılıklı fesih protokolü imzalandığını, imar durumuna ilişkin yükseklik düşürüldüğünden 6. kattan sonrasının kaçak hale geldiğini, davalı savunmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, d. Davalının hem protokol hem sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde ödeme yapması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, 12.12.2014 tarihli protokole dayalı alacak istemine ilişkindir. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, protokolü vekil sıfatıyla imzalayan avukata bu konuda verilmiş bir yetki olmadığı gibi asil tarafından onay verildiğinin de sabit olmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.