(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/726 E. , 2007/2065 K. "" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.3.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, birleşen dosya ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 4.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki b…
**(Kapatılan)14. Hukuk Dairesi 2007/726 E. , 2007/2065 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Davacı vekili tarafından, davalılar aleyhine 23.3.2001 gününde verilen dilekçe ile tapu iptali tescil, birleşen dosya ile alacak istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın reddine dair verilen 4.4.2006 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı, davalılardan ...’in kayden maliki olduğu taşınmazı eşi olan dahili davalı ...’e verdiği 45 bin mark ile aldığını, verilen paranın 8 bin markının ödendiğini, 37 bin mark borçlu kaldığını, borçlu kalınan tutar ödenmediğinden ... adına olan kaydın iptali ile adına tescilini istemiştir. Birleştirilen davada ise, karı koca olan davalıların halen oturdukları tapu kaydının iptal ve tescili dava edilen taşınmazdaki iyileştirme giderleri ile alınan eşyalar için 30 bin mark harcama yaptığını, yapılan harcamalara karşılık 30 bin markın davalılardan tahsilini istemiştir. Mahkemece asıl ve birleştirilen dava reddedilmiş, hükmü davacı temyiz etmiştir. Davacının gerek asıl gerekse birleştirilen davasında ileri sürdüğü vakıalara bakılırsa inanç ilişkisine dayanmadığı görülmektedir. Zira, inanç sözleşmesi, inananla inanılan arasında yapılan onların hak ve borçlarını belirleyen, inançlı işlemin sona erme sebeplerini ve devredilen hakkın inanılan tarafından kullanılma, yönetilme ve inanana iade şartlarını içeren borçlandırıcı bir işlemdir. Davacı gerek asıl ve gerek birleştirilen davasında davalılar ile olan ilişkisini karz akti olarak mahkeme önüne getirmiştir. Gerçekten Borçlar Kanununun 306.maddesi uyarınca karz bir miktar paranın yahut diğer bir misli şeyin mülkiyetini ödünç alan kimseye nakil ve bunun ileride geri verilmesi borcundan kaynaklanır. Ancak taraflar arasında yazılı bir karz sözleşmesi bulunmamaktadır. Gerek asıl ve gerekse birleştirilen davalardaki müddeabih ise HUMK.nun 288.maddesinde tanıkla ispatı mümkün olan sınırın çok üstündedir. Bu nedenle davacının hukuki işlemin varlığını senetle ispat etmesi gerekir. Ne var ki, davacı gerek dava dilekçesinde gerekse sonradan verdiği delil dilekçesinde (vs.delil) diyerek yemin deliline de dayanmış sayılacağından davacıya bu hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken davanın eksik inceleme ile reddi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, peşin harcın istek halinde yatırana iadesine, 1.3.2007 tarihinde oybirliği ile karar verildi