14. Hukuk Dairesi 2013/13258 E. , 2014/2627 K. "" MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/02/2013 NUMARASI : 2011/648-2013/23 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.08.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kab…
**14. Hukuk Dairesi 2013/13258 E. , 2014/2627 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İskenderun 2. Asliye Hukuk Mahkemesi TARİHİ : 14/02/2013 NUMARASI : 2011/648-2013/23 Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine 09.08.2011 gününde verilen dilekçe ile suya elatmanın önlenmesi ve tazminat istenmesi üzerine yapılan duruşma sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 14.02.2013 günlü hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmekle süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya ve içerisindeki bütün kağıtlar incelenerek gereği düşünüldü: K A R A R Davacı maliki olduğu ... parsel sayılı taşınmazlarını, A. Köy Muhtarlığı tarafından işletilen sulama kanalının bittiği yerden kanalın ucuna sulama boruları döşeyerek suladığını, davalının sulama borularının ağzını beton dökmek suretiyle kapattığını belirterek suya elatmasının önlenmesini, ağaçlarının kurumasından ve ürün kaybından dolayı 25.907,90 TL tazminatın davalıdan tahsilini istemiştir. Davalı vekili, dava konusu suyun A. Köyüne ait olduğunu, sulama işinin ne şekilde yapılacağına ilişkin 12.07.2011 tarihli ihtiyar heyeti kararı bulunduğunu, davacının köy ihtiyar heyeti tarafından görevlendirilen bekçilerin yaptığı suyun kullanımına ilişkin sıralama sistemine uymaksızın sulama kanalını alttan kırmak suretiyle kaçak su kullandığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile davalının sulama suyu borularını kapatmak suretiyle gerçekleştirdiği elatmasının önlenmesine, 21.070 TL tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir. Hükmü, davalı vekili temyiz etmiştir. TMK'nın 756. maddesine göre; kaynaklar, arazinin bütünleyici parçası olup, bunların mülkiyeti ancak kaynadıkları arazinin mülkiyeti ile birlikte kazanılabileceği belirtilmiştir. Gerçek kaynağın suyu bir akiferden gelir. Su çıkışı bir noktadan veya bir alandan olabilir. Bu alana kaynak alanı denir. Kaynak, yeraltı suyunun doğal olarak yeryüzüne çıkması halidir. Kaynak suyu kendiliğinden kaynadığı arazinin hudutlarını aşacak debideyse yada malikinin ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra fazlası varsa genel su kabul edilir ve komşular yararlanabilir. Uygulamada kaynak; "yeraltı suyunun üst düzeyinin yeryüzeyini kestiği yer" olarak tanımlanmaktadır. Yeraltı suyu doğal yoldan yeryüzüne çıkmamış, direnaj vs. yollarla çıkarılmış ise, kaynak olarak değil, direnaj olarak veya kuyu vs. isimlerle anılır. Bu şekilde insan eliyle çıkarılan sular, yeraltı suyu olarak kabul edilir. Yeraltı suları, kamu yararına ait sulardandır. Arza malik olmak, onun altındaki yeraltı sularına da malik olmak sonucunu doğurmaz(TMK. md. 756/3). Arazisinde faydalı ihtiyaçları için yeterli miktarda su bulunmayan veya bu suyu elde etmesi fahiş masrafı icabettiren bir kimsenin, komşu arazideki yeraltı suyundan istifade şartları 20. maddede sözü geçen tüzükte belirtilir(167 Sayılı Yeraltı Suları Kanunu 1-6. madde).