22. Hukuk Dairesi 2015/2010 E. , 2015/4211 K. "" MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı işyerinde çalışırken iş sözleşmesini ha…
**22. Hukuk Dairesi 2015/2010 E. , 2015/4211 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :İş Mahkemesi DAVA : Davacı, kıdem tazminatı alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. Mahkeme, isteğin reddine karar vermiştir. Hüküm süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Y A R G I T A Y K A R A R I Davacı, davalı işyerinde çalışırken iş sözleşmesini haklı sebeple feshettiğini, hakettiği kıdem tazminatının tamamının ödenmediğini belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak üzere 500,00 TL kıdem tazminatı alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, davacı çalışma süresi ve ücretini, ödenmesi gereken kıdem tazminatı miktarını belirleyebilecek durumda olduğundan davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile usulden reddine karar verilmiştir. Karar, davacı vekili tarafından, davayı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak kısmi dava olarak açtıklarını, mahkemece davanın belirsiz alacak davası mı kısmi dava mı olduğu konusunda tereddüt oluşmuşsa, açıklama yapmaları konusunda taraflarına süre verilmesi gerektiği belirtilerek temyiz edilmiştir. Uyuşmazlık davanın niteliği ve kısmi dava açılmasında hukuki yarar bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 107. maddesine göre, "(1) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir. (2) Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabilir. (3) Ayrıca, kısmi eda davasının açılabildiği hâllerde, tespit davası da açılabilir ve bu durumda hukuki yararın var olduğu kabul edilir." Hükümet tasarısında yer almayan bu madde, Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonu tarafından, esasen baştan miktar veya değeri tam tespit edilemeyen bir alacakla ilgili hak arama durumunda olan kişinin, hukuk sisteminde karşılaştığı güçlüklerin bertaraf edilerek hak arama özgürlüğü çerçevesinde mümkün olduğunca en geniş şekilde korunmasının sağlanması gerekçesi üzerinde durularak ihdas edilmiş ve nihayetinde kanunlaşmıştır.