(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/5058 E. , 2012/9133 K. "" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2010 tarih ve 2010/ 2914 - 3263 sayılı …
**(Kapatılan)20. Hukuk Dairesi 2012/5058 E. , 2012/9133 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi Taraflar arasındaki kadastro tesbitine itiraz davasının yapılan duruşması sonunda kurulan hükmün Yargıtayca incelenmesi davalı ... Yönetimi ve Hazine tarafından istenilmekle, süresinde olduğu anlaşılan temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü: K A R A R Hükmüne uyulan Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 16.03.2010 tarih ve 2010/ 2914 - 3263 sayılı kararında özetle: “Mahkemece çekişmeli taşınmazın orman sayılmayan yerlerden olduğu ve davacı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek hüküm kurulmuşsa da, yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Dosya arasında bulunan orman yüksek mühendisi ... ve tarım uzmanı ... tarafından düzenlenen raporlardan taşınmazın eğiminin % 30 olduğu, teraslama yapılarak eğimin % 10- 15’lere düşürüldüğü, halen üzerinde çeşitli meyve ağaçları ile meşe çalılarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Teraslama ve hafriyatla eğiminin düşürülmesi taşınmazın gerçek niteliğini değiştirmez. 6831 sayılı Yasanın 1/J maddesinde “Funda veya makilerle örtülü orman ve toprak muhafaza karakteri taşımayan yerlerin orman sayılmayacağı hükme bağlanmış olmakla birlikte, maddenin karşı anlamından orman ve toprak muhafaza karakteri taşıyan çalılık, fundalıklarla örtülü yerlerin orman sayılacağı açıktır. Bilimsel yönden eğimi % 12’nin üzerinde olan taşınmazların toprak muhafaza karakteri taşıdığı kabul edildiği gibi 15.07.2004 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan Orman Kadastro Yönetmeliğinin 23/P maddesinde % 12'den fazla eğimli olan maki ve fundalık yerlerin toprak muhafaza karakteri taşıyacağı ve 26/j maddesinde bu tür yerlerin orman olarak sınırlandırılmasının zorunlu olduğu ve aynı maddenin ikinci fıkrasında bu yerler orman rejimine girdiğinden herhangi bir nedenle orman kadastrosu sınırlarının dışında bırakılmış olmasının orman olma niteliğini ortadan kaldırmayacağı açıklanmaktadır. Orman bilirkişi tarafından taşınmazın tarihsiz memleket haritasında yeşil alanda kaldığı, ancak bunun bahçe niteliğinde olan taşınmazın hava fotoğraflarında yeşil olarak görünmesi ve memleket haritasına da bu şekilde aktarılmasından kaynaklandığı açıklanmaktadır. Oysa, taşınmaz üzerinde bulunan meşe ağaçlarının bitişik ormanlardan tohumlama yolu ile geldiği kabul edilemez. Meşe ağacı tohumu, ağır tohumlu ağaçlar grubu içerisinde yer alır ve tohum kanatlarının olmaması nedeni ile uzak mesafelere rüzgar v.s. gibi etkenlerle taşınarak çalılık alanlar içerisinde çimlenip yetişmesi mümkün değildir. Dolayısı ile davalı taşınmaz üzerindeki meşe ağaçlarının daha önceki yıllarda tahrip edildiği ve meyve bahçesi haline getirildiği izlenimi doğmaktadır.