Başvurucu, aleyhine açılan ceza davasının makul sürede bitirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur.
Başvurucu, aleyhine açılan ceza davasının makul sürede bitirilmemesi nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş ve tazminat talebinde bulunmuştur. Başvuru, 25/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine doğrudan yapılmıştır. Dilekçe ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesi neticesinde Komisyona sunulmasına engel bir eksikliğin bulunmadığı tespit edilmiştir. İkinci Bölüm İkinci Komisyonunca, 1/10/2013 tarihinde, kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına, dosyanın Bölüme gönderilmesine karar verilmiştir. Bölüm tarafından 4/12/2013 tarihinde yapılan toplantıda kabul edilebilirlik ve esas incelemesinin birlikte yapılmasına karar verilmiştir. Başvuru konusu olay ve olgular ile başvurunun bir örneği görüş için Adalet Bakanlığına gönderilmiş, Adalet Bakanlığınca 3/1/2014 tarihli yazı ile görüş sunulmayacağı bildirilmiştir. A. Olaylar Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle olaylar özetle şöyledir: Başvurucu, 14/5/2004 tarihinde sarı-lacivert renk bayrak satmaya çalıştığı iddiasıyla gözaltına alınmıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 22/7/2004 tarihli iddianamesiyle, başvurucunun, Fenerbahçe Spor Kulübünün marka hakkına tecavüz suçunu işlediği iddiasıyla cezalandırılması için İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesinde kamu davası açılmıştır. İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi, 7/6/2006 tarihli kararıyla başvurucunun 29/6/1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunun haksız rekabete ilişkin hükümlerini ihlal ettiği gerekçesiyle 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezanın ertelenmesine karar verilmiştir. Temyiz üzerine karar Yargıtay Ceza Dairesinin 15/5/2008 tarihli ilamıyla bozularak dosya mahkemesine iade edilmiştir. Yargıtay ilamında “5271 sayılı CMK’nun 5560 sayılı yasa ile değişik maddesinin 5 ve fıkralarında değişiklik yapan 5728 sayılı Yasanın maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulaması olanaklı hale geldiğinden, 5237 sayılı TCK.nun maddesi gözetilerek, yasal koşullarının oluşup oluşmadığının saptanması ve sonucuna göre uygulama yapma görevinin de yerel mahkemeye ait bulunması” gerekçesine dayanmıştır. Bozma üzerine davaya yeniden bakan İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi 24/3/2009 tarihli kararıyla başvurucunun beraatine karar vermiştir. Mahkeme, isnat edilen eylemin kanunlarda suç olarak tanımlanmamış olması gerekçesine dayanmıştır. Temyiz üzerine ilk derece mahkemesinin kararı Yargıtay Ceza Dairesinin 26/12/2012 tarihli kararı ile onanmıştır. Yargıtay kararı başvurucuya tebliğ edilmeden önce başvurucu, 25/1/2013 tarihinde Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuştur.B. İlgili Hukuk 24/6/1995 tarih ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 61/A ve 6762 sayılı Kanun’un , ve maddeleri.